Mahşerde Herkesin Kendi Derdine Düşmesi
Mahşerde herkesin kendi derdine düşmesi: Abese 34-37 ayetleri, kardeşten, anadan, babadan, eş ve evlattan kaçış, "nefsî nefsî" hâli ve bu sahnenin ibretleri.
- Abese Suresi'ndeki sahne
- Hac ve Lokmân surelerindeki uyarılar
- Peygamberlerin "nefsî nefsî" demesi
Mahşerde herkes kendi derdine düşer. Abese Suresi’ne göre kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve oğullarından kaçar; çünkü o gün herkesi kendine yetecek bir iş meşgul eder. Bu sahne, kıyamet dehşetini ve bireysel sorumluluğu gösterir.
Abese Suresi’ndeki sahne
Abese Suresi’nin 33-37. ayetleri şöyledir: “Kulakları sağır eden o korkunç ses (sâhha) geldiği zaman, o gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve oğullarından kaçar. O gün her birinin, kendisini meşgul edecek bir işi vardır.” Bu ayet, kıyametin dehşetinin insanı en yakınlarından bile uzaklaştırdığını bildirir. Sâhha, kıyamet gününün isimlerinden biri olarak da anılır: kıyamet gününün isimleri.
Meâric Suresi’nin 10-14. ayetleri benzer bir manzara çizer: “Yakın bir dost, yakın bir dostu sormaz; onlar birbirlerine gösterilirler. Suçlu, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, eşini, kardeşini, kendisini barındıran soyunu ve yeryüzündekilerin hepsini fidye olarak vermek ister, sonra kendisini kurtarmasını umar.” Bu ayet, günahkârın dehşetinden dolayı en sevdiklerini feda etmek isteyecek kadar çaresiz kalacağını ifade eder.
Hac ve Lokmân surelerindeki uyarılar
Hac Suresi’nin 1-2. ayetleri, kıyamet sarsıntısının büyük bir şey olduğunu bildirir: “Onu göreceğiniz gün, her emziren kadın emzirdiğini unutur, her hamile kadın yükünü bırakır, insanları sarhoş gibi görürsün, hâlbuki onlar sarhoş değildir; fakat Allah’ın azabı çok şiddetlidir.” Bu tasvir, dehşetin her insanı kuşattığını ve annelik şefkatini bile unutturacak kadar büyük olduğunu gösterir.
Lokmân Suresi’nin 33. ayeti de şöyle der: “Ey insanlar! Rabbinizden korkun ve öyle bir günden sakının ki, o gün baba çocuğuna bir fayda sağlayamaz, çocuk da babasına hiçbir fayda sağlayacak değildir. Şüphesiz Allah’ın va’di haktır; sakın dünya hayatı sizi aldatmasın.” Bu ayet, soy ve akrabalığın ahirette kurtuluş sebebi olmadığını bildirir.
Peygamberlerin “nefsî nefsî” demesi
Şefaat hadisinde mahşerdeki insanlar şefaat için sırasıyla Âdem, Nûh, İbrâhîm, Mûsâ ve Îsâ aleyhimüsselama gider. Her biri geçmişte işlediği ve Allah katında sorumluluk gerektirdiğini düşündüğü bir hatayı hatırlayarak “Bugün Rabbim öyle bir öfkelidir ki, ne daha önce ne de bundan sonra böyle öfkelenmemiştir. Nefsî nefsî (ben kendi derdimdeyim)” der (Buhârî, Tefsîr ve Tevhîd; Müslim, Îmân). Bu tavır, peygamberlerin dahi o günün heybeti karşısında kendilerini sorumlu hissettiklerini gösterir. Şefaat ve Peygamberimizin büyük şefaati için Şefaat-i Uzma yazısı okunabilir.
Bu hadis, “nefsî nefsî” ifadesinin sadece korku değil, edep ve mahcubiyet ifadesi olduğunu da gösterir. Peygamberimiz ise ümmeti için “Ümmetî ümmetî” (ümmetim, ümmetim) diyeceği şeklinde anılır (Buhârî, Tevhîd; Müslim, Îmân). Bu da onun ümmetine olan şefkatinin ahirette de devam edeceğini bildirir.
Bu sahnenin hikmeti
Mahşerdeki kendi derdine düşme hâli, dünyadaki bağların ahiretteki hesabı değiştirmeyeceğini hatırlatır. Her insan kendi amelinden sorumludur. Bu bilinç, kişiyi sadece akrabaya, mevkiye veya servete güvenmekten alıkoyar. Kişinin ahiret için asıl dayanağı imanı ve salih amelidir. Hadiste Peygamberimiz yakınlarına şöyle seslenmiştir: “Ey Kureyş topluluğu! Kendinizi ateşten kurtarın, ben sizi Allah’tan bir şeyden kurtaramam” (Müslim, Îmân). Bu söz, soy ve akrabalığın tek başına kurtuluş sağlamayacağını gösterir. Ahiretteki bireysel sorumluluğu anlatan hesap günü ilk sorulacak sorular yazısı okunabilir.
Rahmet ve ümit
Bu dehşetli sahne, Allah’ın rahmetinden ümidi kesmek için bildirilmemiştir. Mümin için kıyamet günü, Allah’ın gölgesi, Peygamberin şefaati, Havz-ı Kevser ve kolay hesap gibi rahmet tecellileriyle doludur: Arş’ın gölgesinde gölgelenecek yedi sınıf. Kur’an, müminlere “O gün korku yoktur, üzülmeyeceksiniz” müjdesini verir (Zuhruf, 43/68). Dehşet içinde bile Allah’ın dostlarının güvende olacağı bildirilir. Mahşer hazırlığı için en emin yol, iman, salih amel, tövbe ve kul haklarına riayettir.
Dehşet içinde sığınak: iman ve amel
Kıyamet gününün dehşetinde insanı koruyacak şey nesep veya çevre değil, iman ve ameldir. Kur’an’da Mü’minûn Suresi’nin 101. ayeti: “Sur’a üfürüldüğü zaman artık aralarında soy bağı kalmaz ve birbirlerine soru da sormazlar.” Bu ayet, soy bağının mahşerde kurtuluş sağlamayacağını bildirir. Ancak sonraki ayetlerde tartıları ağır gelenlerin kurtulacağı belirtilir. Böylece bireysel sorumluluk bilinci güçlenir.
Bu sahnenin yanlış anlaşılması
Bazı kimseler bu ayetleri, ahirette sevginin ve merhametin yok olacağı şeklinde yorumlar. Oysa Kur’an cennette müminlerin bir araya geleceğini, kalplerindeki kinin gideceğini bildirir. Mahşerdeki kaçış, hesabın heybetinden kaynaklanır; bu geçici bir hâldir. Sonrasında salih aile fertlerinin cennette buluşması müjdelenmiştir (Tûr, 52/21; Ra’d, 13/23). Dolayısıyla bu sahne, bireysel sorumluluğu vurgular, ancak insan ilişkilerinin değerini yok saymaz. Cennetteki aile bağları için cennette eşler birlikte olacak mı? yazısı okunabilir.
Mümin, bu dehşet karşısında kendi hazırlığını yapar ve başkalarına da hayırla yardım eder.
Ders çıkarma
Bu sahne dünya hayatında kendi hâlimizi gözden geçirmeye çağırır. Nefsin hesabı görülmeden önce muhasebesini yapmak, haksızlıklardan dönmek ve ailemize, çevremize iyilik yapmak, ahiret azığıdır. Ayrıca “ümmetî ümmetî” diyen Peygamberin ümmeti olmanın onuru, ona layık yaşamayı gerektirir.
Ayetin ilk muhatapları ve nüzul bağlamı
Abese Suresi, Mekke döneminde inmiştir ve kıyamet sahnelerini canlı bir üslupla anlatan surelerdendir. Surenin başında Peygamberimizin görmeyen sahabi İbn Ümmi Mektûm’a yönelik tavrı hatırlatılır; sonraki bölümlerde insanın yaratılışı, nimetler ve kıyamet anlatılır. Bu yapı, insanı kendi yaratılışına ve ahirete yöneltir. Kıyamet sahnesindeki “herkesin kendi işiyle meşgul olması”, surenin başındaki ihtimam ve ilgi konusuyla da bir tezat oluşturur: Dünyada insanlar birbirleriyle meşgulken, ahirette herkes kendi hesabına bakar. Bu da dünyada ilgilenmemiz gereken kişilerin hakkını gözetmenin önemini hatırlatır.
Aile bağlarının hatırlanması ve vefa
Mahşerde aile fertlerinin birbirinden kaçması, dünyada aile bağlarına önem vermeyi azaltmaz; tersine, ahiret kurtuluşu için aile bireylerinin birbirini iyiliğe teşvik etmesi gereklidir. Kur’an’da “Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun” buyrulur (Tahrîm, 66/6). Bu emir, ailenin birbirine karşı dinî sorumluluğunu belirtir. Ebeveynin çocuğuna, çocuğun ebeveynine iyilik ve dua borcu vardır. Bu görevleri yerine getiren aile, ahirette birbirine fayda sağlayan bir topluluk hâline gelir. Hadislerde salih evladın dua ve hayrının ebeveyne ulaşacağı bildirilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Mahşerde herkes neden kendi derdine düşer?
Kıyamet gününün dehşeti ve hesabın ağırlığı insanı çevresindeki herkesten uzaklaştırır. Abese Suresi 34-37’ye göre kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar.
Peygamberler de “nefsî nefsî” mi der?
Şefaat hadisine göre insanlar şefaat için peygamberlere gittiğinde Âdem, Nûh, İbrâhîm, Mûsâ ve Îsâ “nefsî nefsî” derler. Bu, Allah’ın huzurunda duyulan saygı ve heybetin ifadesidir.
Bu hâl aile bağlarının ahirette bittiği anlamına mı gelir?
Mahşerin dehşeti sırasındaki durumdur. Sonrasında cennet ehli aile fertlerinin bir araya geleceği Kur’an’da bildirilir. Bu nedenle ayetler iman edenlerin ilişkisini değil, hesabın ağırlığını anlatır.
Hiç kimse kimsenin yükünü taşımaz mı?
Evet. Kur’an’a göre hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez (En’âm, 6/164). Ancak başkasını saptıranlar kendi günahlarına ek olarak o sapıttıklarının günahını da taşırlar (Nahl, 16/25).
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Kur'an-ı Kerîm, Abese Suresi (80/33-37), Meâric Suresi (70/10-14), Lokmân Suresi (31/33), Hac Suresi (22/1-2); Buhârî, Rikāk ve Tefsîr; Müslim, Îmân; Tirmizî, Sıfatü'l-kıyâme; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Haşir" maddesi
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Kur'an-ı Kerîm, Abese Suresi (80/33-37), Meâric Suresi (70/10-14), Lokmân Suresi (31/33), Hac Suresi (22/1-2)
- Buhârî, Rikāk ve Tefsîr
- Müslim, Îmân
- Tirmizî, Sıfatü'l-kıyâme
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Haşir" maddesi
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.