🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Modern Dönem Kelam: Yeni İlm-i Kelam Hareketi ve Temsilcileri

Kader, Kelam ve İslam FelsefesiGüncelleme: 1 Ekim 20268 dk okuma

Yeni İlm-i Kelam hareketi nedir? Abduh, Şibli Numani, İzmirli İsmail Hakkı ve İkbal’in modern çağda kelamı yenileme çabaları ve temel tartışmalar.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Hareketin doğuş zemini
  • Öne çıkan isimler ve eserler
  • Yöntem farkı: Neler değişti?

Yeni İlm-i Kelam, 19. yüzyılın sonlarından itibaren Müslüman âlimlerin, klasik kelamın yöntem ve gündemini modern bilim, pozitivizm, materyalizm ve tarihsel eleştiri karşısında yeniden ele alma çabasına verilen addır. Amaç, imanın temel esaslarını çağın diliyle savunmak ve anlatmaktır. Bu çaba hem klasik mirasa bağlılığı hem çağın sorularına cevabı hedefler.

Hareketin doğuş zemini

Klasik kelam, Eş’arî ve Mâturîdî geleneklerinde Yunan felsefesine ve eski fırkalara karşı gelişmişti. 19. yüzyılda ise Müslüman dünya, Avrupa’nın bilim ve sömürge baskısıyla karşılaştı. Darwinci biyoloji, pozitivist felsefe, tarihsel eleştiri ve ateizm yeni itirazlar getirdi. Medrese müfredatındaki Şerhu’l-Akâid gibi metinler bu sorulara doğrudan cevap vermiyordu. Bu boşluk, kelamın yenilenmesi fikrini doğurdu.

Bu ihtiyaç hem Osmanlı’da hem Mısır’da hem Hindistan’da benzer biçimde hissedildi. Cemaleddin Afgani’nin uyanış çağrısı, Muhammed Abduh’un eğitim reformu ve Hindistan’da Seyyid Ahmed Han’ın tartışmalı modernist çizgisi, aynı sorunun farklı cevaplarıdır.

Öne çıkan isimler ve eserler

  • Muhammed Abduh (ö. 1905): Risâletü’t-Tevhîd adlı eserinde kelamı sade bir dille yeniden anlattı; aklın ve vahyin uyumunu vurguladı.
  • Şibli Numani (ö. 1914): Hint alt kıtasında “ilm-i kelam-ı cedîd” ihtiyacını dile getiren ve İslam tarihi çalışmalarıyla tanınan âlimdir.
  • İzmirli İsmail Hakkı (ö. 1946): Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan dönemde yazdığı Yeni İlm-i Kelâm ile bu adlandırmayı Türkçe literatüre yerleştirdi.
  • Muhammed İkbal (ö. 1938): The Reconstruction of Religious Thought in Islam adlı derslerinde dinî düşüncenin yeniden inşasını felsefi bir çerçevede tartıştı.
  • Said Nursi (ö. 1960): Risale-i Nur’da iman esaslarını bilimsel ve nedensel bir üslupla anlatmayı hedefledi.

Yöntem farkı: Neler değişti?

Klasik kelam çoğunlukla cevher-araz ontolojisine dayanıyordu. Yeni kelam ise tabiat bilimlerinin bulgularını, tarihsel bilinci ve toplumsal meseleleri hesaba kattı. Dikkat çeken başlıklar şunlardır:

  • Tabiat kanunları ve mucize ilişkisi,
  • Vahyin mahiyeti ve peygamberlik,
  • Evrim teorisi karşısında yaratılış anlayışı,
  • İnsan hürriyeti ve toplumsal sorumluluk,
  • Dinî deneyimin ve ahlakın bireysel hayattaki yeri.

Bu yaklaşımlar arasında kayda değer farklar vardır. Abduh ve İzmirli rasyonel savunmayı öne çıkarırken, İkbal Bergson ve Kant gibi isimlerle diyalog kurarak dinî deneyimi merkeze aldı. Said Nursi ise delil olarak nizam ve gayeyi öne çıkardı. Dolayısıyla “Yeni İlm-i Kelam” tek bir okul değil, ortak soruya verilen çok sesli bir cevap kümesidir.

Eleştiriler ve tartışmalar

Hareket hem gelenekçi hem seküler kesimlerden eleştiri aldı. Gelenekçi çevreler, bazı isimlerin akla fazla yer verdiğini ve bazı mucizeleri yorumlamaya kalktığını düşündü. Seküler çevreler ise dini bilimle uzlaştırma çabasını yetersiz buldu. Akademik literatürde de modern bilimin geçici teorilerine dayanarak dinî hakikati savunmanın riskli olduğu sıkça dile getirilir; çünkü bilimsel kuramlar değişebilir.

Günümüze etkisi

Günümüzde dinî düşünce ile bilim arasındaki ilişkiyi ele alan çalışmalar bilim-din ilişkisi başlığı altında sürmektedir. Ahlak düşüncesindeki devamlılık için İbn Miskeveyh’in ahlak felsefesi ve Nasîrüddin Tûsî’nin Ahlâk-ı Nâsırî’si gibi klasik metinler yeniden okunmaktadır. Tasavvuf yönüyle ilgilenenler için vahdet-i vücûd ve vahdet-i şuhûd tartışması, modern dönemde de ilgi çekmeye devam eden bir başlıktır.

Sonuç olarak yeni kelam, klasik mirastan kopuş değil, o mirasın çağın sorularıyla yeniden buluşturulması girişimi olarak değerlendirilir. Başarısı ise her dönemde kullandığı dilin, sorulara ne kadar samimi ve tutarlı cevap verdiğiyle ölçülür.

Türkiye’de yeni kelam çalışmaları

Osmanlı’nın son döneminde ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında kelamın yenilenmesi tartışması yoğun biçimde yaşandı. İzmirli İsmail Hakkı’nın Yeni İlm-i Kelâm adlı eseri, modern felsefe ve tabiat bilimleriyle konuşan bir kelam arayışını temsil eder. Elmalılı Hamdi Yazır’ın tefsiri ve Filibeli Ahmed Hilmi’nin eserleri de bu ortamda dinî düşüncenin çağdaş sorularla buluşmasına katkı sağladı. Mustafa Sabri Efendi ise akıl, ilim ve âlemin Allah katındaki konumu üzerine yazdığı geniş eseriyle, bilimci ve pozitivist yaklaşımlara eleştirel bir yerden cevap verdi. Bu isimler arasında görüş ayrılıkları vardı; bazıları yenilenmeyi savunurken bazıları klasik mirasın korunmasını öncelikli gördü.

Cumhuriyet döneminde ilahiyat fakültelerinin kurulması, kelam çalışmalarını akademik bir zemine taşıdı. Günümüzde kelam, felsefe, bilim tarihi ve dinler tarihi ile birlikte yürütülen disiplinlerarası bir alan olarak sürmektedir.

Yeni kelamın temel yöntem tartışmaları

Hareketin içinde belirgin yöntem farkları vardır. Bir kesim, kelamın klasik delillerini (hudûs, imkân, nizam) modern dille yeniden kurmayı yeterli bulur. Diğer bir kesim, bilgi teorisi ve dil felsefesindeki gelişmeleri hesaba katan yeni bir temel inşa edilmesini ister. Üçüncü bir çizgi ise, dinî tecrübenin ve ahlaki sezginin merkeze alınmasını savunur. İkbal’in “tecrübe” vurgusu bu çizgiyle ilişkilendirilir.

Bu çeşitlilik nedeniyle akademik literatürde yeni kelamın bir bütün olarak değerlendirilmesinden çok, her düşünürün ayrı ayrı okunması önerilir. Böylece Abduh’un rasyonalizmi ile Nursi’nin nedensellik anlayışı veya İkbal’in felsefi dili birbirine karıştırılmamış olur.

Sıkça Sorulan Sorular

Yeni İlm-i Kelam nedir?

Klasik kelamın modern bilim, felsefe ve materyalizm karşısında yeniden kurulmasını amaçlayan 19-20. yüzyıl düşünce hareketidir.

Hareketin öne çıkan isimleri kimlerdir?

Muhammed Abduh, Şibli Numani, Cemaleddin Afgani, Muhammed İkbal, İzmirli İsmail Hakkı ve Said Nursi sıkça anılan isimlerdir.

Yeni kelam klasik kelamı reddeder mi?

Hayır. Temsilcilerin çoğu klasik mirası sürdürmeyi, yöntem ve gündemi ise çağın sorularına göre yenilemeyi savunmuştur.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Kelâm" ve "Yeni İlm-i Kelâm" maddeleri; Muhammed Abduh, Risâletü’t-Tevhîd; Muhammed İkbal, The Reconstruction of Religious Thought in Islam; İzmirli İsmail Hakkı, Yeni İlm-i Kelâm

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Kelâm" ve "Yeni İlm-i Kelâm" maddeleri
  2. Muhammed Abduh, Risâletü’t-Tevhîd
  3. Muhammed İkbal, The Reconstruction of Religious Thought in Islam
  4. İzmirli İsmail Hakkı, Yeni İlm-i Kelâm

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.