🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Ömer b. Abdülazîz’in Islahatları: İkinci Ömer Neden Denir?

Tâbiîn ve Etbâu't-TâbiînGüncelleme: 4 Eylül 20269 dk okuma

Ömer b. Abdülazîz kimdir? Emevî halifesinin kısa halifeliği, adalet uygulamaları, hadislerin tedvini ve neden "İkinci Ömer" dendiği.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Soyu ve yetişmesi
  • Halifeliğe geliş
  • Adalet ve mali ıslahatlar

Ömer b. Abdülazîz (ö. 101/720), Emevî hilafetini hicrî 99-101 yılları arasında yürüten halifedir. Kısa süren iktidarında adalet, vergi düzeni ve hadis tedvini alanlarında yaptığı ıslahatlar, ona “İkinci Ömer” ve “beşinci raşid halife” sıfatlarının verilmesine yol açmıştır.

Soyu ve yetişmesi

Ömer, hicrî 61 civarında (rivayetlerde 63 de geçer) Medine’de doğdu. Babası Abdülazîz b. Mervân Mısır valisiydi; annesi Ümmü Âsım, Hz. Ömer’in torunuydu. Bu sebeple soyundan dolayı “İkinci Ömer” benzetmesi sonradan yapılmıştır. Gençliğini Medine’de geçiren Ömer, Ubeydullah b. Abdullah gibi Medine fakihlerinden ders aldı.

Medine valiliği döneminde (86-93/705-712 civarı) fakihlerden oluşan bir danışma meclisi kurdu ve kararlarını onların istişaresiyle verdiği kaydedilir. Halk arasında sevildi; ancak Haccâc’ın şikâyetiyle görevden alındı. Bu yılları ilim ve adaletle geçmiştir.

Halifeliğe geliş

Süleyman b. Abdülmelik hastalığında, danışmanı Racâ b. Hayve’nin tavsiyesiyle Ömer’i veliaht gösterdi. Hicrî 99 yılında halifelik kendisine ulaştığında Ömer buna sevinmemiş, “İnnâ lillâh” diyerek tepki vermiştir. Bu rivayet birçok kaynakta geçer. Halife olunca saray ihtişamını azalttı, kendi mal varlığını devlet hazinesine devretti.

Adalet ve mali ıslahatlar

Ömer’in en bilinen uygulamaları şunlardır:

  • Emevî hanedanının haksız kazandığı toprak ve mallar iade edildi.
  • Gayri Müslimlerden alınan cizye konusunda haksızlıkların önüne geçilmeye çalışıldı; Müslüman olanlardan cizye alınmaması ilkesi vurgulandı.
  • Valilere yazılan mektuplarla zulüm ve ağır vergiler yasaklandı.
  • Yeni fetihlerde ganimetten ziyade davet ve adalet esas alındı.
  • Hazineden yoksullara düzenli yardım yapıldı.

Bazı kaynaklar o dönemde zekât alacak kimse bulunamadığını anlatır. Bu aktarım rivayet niteliğindedir ve abartılı olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Yine de uygulamaların adaletin yerleşmesi bakımından etkili olduğu kabul edilir.

Hadislerin tedvini

Ömer, Medine kadısı Ebû Bekir b. Hazm’a yazdığı mektupla hadislerin yazıya geçirilmesini istedi. İbn Şihâb ez-Zührî gibi âlimler bu emri uygulamak üzere çalıştı. Bu rivayet, hadisin resmî düzeyde tedvininin başlangıcı sayılır. Elbette hadislerin yazımı daha önce de bireysel olarak yapılmıştı; ancak devlet eliyle toplama süreci bu dönemde hız kazandı. Zührî ile ilgili bilgi için İbn Şihâb ez-Zührî yazısına bakılabilir.

Din ve ahlâk anlayışı

Ömer, tâbiîn dönemi zâhidleriyle sıkı temas halindeydi. Hasan-ı Basrî ile mektuplaşmasında yöneticilik üzerine sorular sorduğu rivayet edilir. Zühd anlayışı, onda sade yaşamak ve halkın hakkına ihtiyatla yaklaşmak biçiminde görülür. Kişisel mum, hazine malı için kullanılsın diye yakıp söndürdüğü anlatısı, mütevazı yaşamının sembolü olarak anılır.

Sözleri ve nasihatleri için Ömer b. Abdülazîz Sözleri yazısı derlenmiştir. Hasan-ı Basrî ile ilişkisi ayrıca incelenebilir.

Vefatı

Ömer, hicrî 101 (720) yılında Haleb yakınlarındaki Deyr Sem’ân’da hayatını kaybetti. Rivayetlerin bir kısmı, yakınlarından birinin zehirlediğini ileri sürer; ancak bu iddia kesinlik taşımaz ve tarihçiler arasında tartışmalıdır. Yaklaşık iki buçuk yıl süren halifeliği, kısa olmasına karşın etkisi uzun sürdü.

Ardından Yezîd b. Abdülmelik’in tahta geçmesi, ıslahatların bir kısmının geri alınmasına yol açtı. Bu da Ömer’in politikalarının kurumsallaşamadığını gösterir. Buna rağmen onun örneği, sonraki dönemlerde “adil yönetici” ölçüsü olarak anıldı.

Gayrimüslimlere ve mevâlîye yaklaşımı

Ömer’in dikkat çeken uygulamalarından biri, Müslüman olan mevâlî (azatlı) kesimine karşı ayrımcılığı azaltmasıdır. Emevî yönetiminde Arap olmayan Müslümanlardan hâlâ harâc ve cizye benzeri yükümlülükler alınabiliyordu. Ömer bunun önüne geçmeye çalıştı ve Müslüman olanın vergi yükünün hafifletilmesini emretti. Bu tutum, bazı vali ve mali yetkililerin gelir kaybı şikâyetlerine yol açtı.

Gayrimüslim topluluklara karşı da adil davranılmasını istedi; kilise ve havra gibi ibadethanelerin korunması yönünde emirler verdiği rivayet edilir. Dönemin sınır boylarındaki harp faaliyetlerini de ölçülü tuttu ve savaşın gerekçesi olmayan seferleri azalttı. Bu yaklaşım, adalet ve davet esasına dayalı İslam siyaseti anlayışının tarihte nasıl uygulandığını gösterir.

Eleştiriler ve sınırlar

Tarihçiler Ömer’in ıslahatlarının uygulanmasında karşılaşılan zorlukları da kaydeder. Emevî ailesi, kendi malvarlığının iadesinden memnun olmadı. Valilerin bir kısmı vergi kaybı nedeniyle direndi. Kısa halifelik süresi, politikaların kurumsallaşmasına yetmedi. Yine de zamanın rivayetleri onun şahsî dürüstlüğü konusunda birleşir ve bu noktada yerleşik bir kabul vardır.

Ömer’in ilme ve âlimlere bakışı

Ömer, âlimleri hem danışman hem de eleştirmen olarak görürdü. Valilerine yazdığı mektuplarda halkın sorunlarını dinlemelerini, âlimlerle istişare etmelerini isterdi. Medine’den Şam’a taşıdığı ilmî çevre, hadis, tefsir ve fıkıh derslerinin yaygınlaşmasına katkı sağladı. Kendisi de ilim meclislerine katılır, sorulara cevap verirdi.

Bu tutumu, devlet yönetiminde ilmin yeri üzerine düşünenler için tarihî bir örnek sunar. İmamlık ve hilâfet tartışmalarında onun modeli, “adaletin ve ilmin bir arada bulunduğu yönetim” olarak anılır. Ancak bu yorum, tarihî olaylara sonradan yüklenen idealizasyonlardan arınarak değerlendirilmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Ömer b. Abdülazîz neden “İkinci Ömer” olarak anılır?

Hz. Ömer’in soyundan geldiği ve onun adalet anlayışını örnek aldığı için bu lakapla anılır. Hz. Ömer’e benzetme, adaleti ve sade yaşamı nedeniyle sonradan yapılmıştır.

Ne kadar süre halifelik yaptı?

Yaklaşık iki buçuk yıl; hicrî 99’dan 101’e kadar.

Hadis tedvinindeki rolü nedir?

Medine’deki valisine yazdığı mektupla hadislerin yazıya geçirilmesini istedi; Zührî gibi âlimler bunu uyguladı.

Ona beşinci raşid halife denir mi?

Bazı kaynaklar bu ifadeyi kullanır, ancak dört halife dışındaki hiç kimse resmen raşid halife sayılmaz; bu benzetme manevî bir övgüdür.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Ömer b. Abdülazîz" md.; İbn Sa'd, et-Tabakât; Taberî, Târîh; İbnü'l-Cevzî, Sîretü Ömer b. Abdilazîz; İbn Abdülhakem, Sîretü Ömer b. Abdilazîz

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Ömer b. Abdülazîz" md.
  2. İbn Sa'd, et-Tabakât
  3. Taberî, Târîh
  4. İbnü'l-Cevzî, Sîretü Ömer b. Abdilazîz
  5. İbn Abdülhakem, Sîretü Ömer b. Abdilazîz

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.