Ru’yetullah: Allah Ahirette Görülecek mi? Deliller ve Açıklama
Ru'yetullah, yani mü'minlerin ahirette Allah'ı görmesi inancı nedir? Kıyâme 22-23, Yûnus 26 ayetleri, hadisler, Mu'tezile'nin itirazı ve Ehl-i Sünnet'in cevabı.
- Ayet Delilleri
- Hadis Delilleri
- Mu'tezile'nin İtirazları
Ru’yetullah, mü’minlerin ahirette cennette Allah’ı görmesi inancıdır. Ehl-i Sünnet, bu inancı Kıyâme Suresi 22-23. ayetlere ve mütevatire yakın hadislere dayandırır; görmenin keyfiyeti bilinmez. Mu’tezile ise Allah’ın görülemeyeceğini savunarak bu ayetleri farklı yorumlamıştır.
Ayet Delilleri
Kıyâme Suresi 22-23. ayetler şöyledir: “O gün bazı yüzler parlaktır, Rablerine bakıcıdır.” Ehl-i Sünnet âlimleri “nâzıra” kelimesini “bakmak, görmek” anlamında yorumlar. Yûnus 10/26’daki “Güzel davranışta bulunanlara en güzel karşılık ve ziyade vardır” ifadesindeki “ziyade”nin, hadislere göre Allah’ın cemalini görmek olduğu rivayet edilir (Müslim, Îmân). Kāf Suresi 35’teki “Onlar için orada diledikleri her şey vardır; katımızda daha fazlası da vardır” ayeti de bu yönde yorumlanmıştır. Mutaffifîn Suresi 15’te kâfirler için “Onlar o gün Rablerinden perde arkasındadırlar” buyrulması, mü’minlerin ise perdesiz olacağı şeklinde yorumlanır.
Hadis Delilleri
Buhârî ve Müslim’de Cerîr b. Abdullah’tan rivayet edilen bir hadiste Hz. Peygamber, dolunay gecesinde aya bakıp şöyle buyurur: “Siz Rabbinizi, şu ayı görürcesine göreceksiniz; O’nu görmekte sıkışıklık çekmeyeceksiniz.” Başka bir rivayette ise bulutsuz bir günde güneşi görmeye benzetilir. Ebû Hüreyre ve Ebû Saîd el-Hudrî’den benzer hadisler vardır. Bu hadisler, benzetme (teşbih) değil görmenin netliğini ifade eden benzetme (tahkik) yönündedir; yani Allah’ın aya benzetilmesi değil, görmenin açıklığının vurgulanmasıdır.
Mu’tezile’nin İtirazları
Mu’tezile, Allah’ın cisim olmaması ve belirli bir yönde bulunmaması nedeniyle görülemeyeceğini savunmuştur. Delil olarak En’âm 103 (“Gözler O’nu idrak edemez”) ve A’râf 143’te Hz. Musa’ya verilen “Beni asla göremezsin” cevabı gösterilir. Kıyâme 23’teki “nâzıra” kelimesini ise “beklemek, ummak” anlamında yorumlamışlardır. Bu itiraz, tenzih (Allah’ı yaratılmışlara benzetmeme) kaygısına dayanır.
Ehl-i Sünnet’in Cevapları
Ehl-i Sünnet kelamcıları şu cevapları verir. Birincisi, En’âm 103’teki “idrak” kuşatmayı ifade eder; Allah görülebilir ama tamamen kuşatılamaz. İkincisi, A’râf 143’te Hz. Musa’ya “göremezsin” denmesi, dünya şartlarında ve o an için söylenmiştir; üstelik Allah dağa tecelli etmiş ve dağ paramparça olmuştur, bu da ru’yetin mümkün olduğunu ancak dünyada insan gücünün buna yetmeyeceğini gösterir. Üçüncüsü, “nâzıra” fiili “ilâ” edatıyla geldiğinde göz ile bakmayı ifade eder; “beklemek” anlamı ise bu bağlamda uygun değildir.
Keyfiyetsiz Görme: “Bilâ Keyf”
Ru’yetullah, Allah’ın bir yönde veya mekânda bulunması anlamına gelmez. Ehl-i Sünnet “bilâ keyf ve bilâ cihe” ilkesini benimser: Görme gerçekleşir ama nasıl olduğu bilinmez ve Allah’a mekân, cihet ya da cisim nispet edilmez. Mâtürîdî ve Eş’arî kelamcılar, Allah’ın yaratılmışlara benzemediği (Şûrâ 42/11) ilkesini koruyarak, ahiretteki görmenin dünyadaki görmeye benzemeyeceğini belirtir. Bu görüş, tenzih ile ru’yetin birleştirilmesini hedefler.
Ru’yetin Manevi Anlamı
Hadislerde cennetliklerin en büyük nimetinin Allah’ın cemalini görmek olduğu belirtilir. Bu nedenle ru’yetullah inancı, Müslümanın ibadet ve ahlak hayatına umut ve şevk katan bir unsurdur. Allah’a duyulan sevgi ve O’nun rızasını kazanma arzusu, ahirete dair bu en yüksek nimetle bağlantılı görülür. Mutasavvıflar da bu konuyu “Allah’a kavuşma (liqâ)” olarak ele alır. Ayrıntı için Esma-i Hüsna ile iman bağı ve Allah’a hüsn-i zan yazıları okunabilir.
Dünyada Görme Meselesi
Hz. Peygamber’in Miraç’ta Allah’ı görüp görmediği, sahabe arasında tartışılmıştır. Hz. Âişe görmediğini söylemiş, İbn Abbas ise kalbiyle gördüğünü veya gözüyle gördüğünü nakletmiştir. Bu ihtilaf, dünya hayatında ru’yetin mümkün olup olmadığı sorusuyla da bağlantılıdır. Çoğunluğa göre dünyada kimse Allah’ı gözüyle görmemiştir; ancak Hz. Peygamber’in durumu hakkında farklı rivayetler vardır. Bu nedenle kesin hüküm vermek yerine, nasların sınırında kalmak tavsiye edilir.
Sahabe ve Tabiîn Dönemi Yaklaşımı
Ru’yetullah inancı, sahabe ve tabiîn döneminde genel kabul görmüştür. İbn Abbas, Ebû Hüreyre, Ebû Saîd el-Hudrî ve daha pek çok sahabi bu konuda hadis rivayet etmiştir. Tabiîn ve etbâu’t-tâbiîn dönemlerinde Hasan-ı Basrî, Süfyân es-Sevrî, Mâlik b. Enes ve Ahmed b. Hanbel gibi imamlar da aynı inancı benimsemiştir. İmam Ebû Hanîfe’ye nispet edilen Fıkh-ı Ekber‘de de bu görüş yer alır. Dolayısıyla Ehl-i Sünnet’in dört mezhebi bu konuda aynı çizgidedir.
Bu konuda farklı görüşler özellikle Cehmiyye ve Mu’tezile gibi kelam ekollerinden gelmiştir. Onların itirazı, daha çok akli ve felsefi bir kaygıya dayanır: görülen her şeyin bir mekânda bulunması gerektiği, Allah’ın ise mekândan münezzeh olduğu düşüncesi. Ehl-i Sünnet bu kaygıya, ahiret görmesinin dünyadaki görme kurallarına tabi olmadığı cevabını verir.
Cennet Nimetlerinin Zirvesi
Hadislere göre cennet ehli cennete girdikten sonra Allah onlara “Daha fazla bir şey ister misiniz?” diye sorar. Onlar “Yüzlerimizi ağartmadın mı, bizi cennete sokmadın mı, bizi ateşten kurtarmadın mı?” derler. Bu esnada perde kaldırılır ve Rablerine bakmaktan daha sevimli bir şey verilmemiştir (Müslim, Îmân). Bu hadis Yûnus 10/26’daki “ziyade” kelimesinin tefsirinde sıkça anılır. Bu anlatım, bütün cennet nimetlerinin üstünde bir nimet bulunduğunu göstermesi bakımından önemlidir.
Bu İnancın Ahlaki Yansımaları
Ru’yetullah inancı, bir yandan Müslümana ahirette en büyük nimete kavuşma ümidi verirken, diğer yandan dünya hayatında Allah’ın huzurunda olduğu bilincini güçlendirir. “İhsan” kavramı, Cibrîl hadisinde “Allah’ı görüyormuş gibi ibadet etmen” şeklinde tanımlanır. Bu tanım, ahirette Allah’ı görme umudunun, dünyada bilinçli ve samimi kulluk hayatına dönüşmesini hedefler.
Konunun İman Esaslarındaki Yeri
Ru’yetullah, itikadi bir meseledir ve Ehl-i Sünnet akaidinin bir parçası olarak Nesefî, Tahâvî ve diğer akaid metinlerinde yer alır. Bu inancı kabul etmeyen Mu’tezile, İslam dairesinden çıkarılmaz; ancak Ehl-i Sünnet görüşünden ayrı sayılır. Allah’ın sıfatlarıyla ilgili diğer konular için Allah’ın kelam sıfatı, müteşabih sıfatlar ve Allah nerededir sorusu yazıları incelenebilir.
Özet olarak ru’yetullah, Kur’an ve sünnetin müjdelediği bir ahiret nimeti olarak kabul edilir. Nasıl gerçekleşeceği bilinmese de, mümin bu inancı şüphe ve tevil olmadan benimser ve Allah’ın rızasını kazanmaya çalışır.
Sıkça Sorulan Sorular
Ru’yetullah ne demektir?
Mü’minlerin ahirette, cennette Allah’ı gözleriyle, keyfiyeti bilinmeyen bir şekilde görmesi anlamına gelir. Ehl-i Sünnet bu inancı kabul eder.
Bu inancın en önemli ayeti hangisidir?
Kıyâme Suresi 22-23: “O gün bazı yüzler parlaktır, Rablerine bakıcıdır.” Ayrıca Yûnus 10/26’daki “ziyade” kelimesi de hadislerle bu anlamda yorumlanmıştır.
En’âm 103 “Gözler O’nu idrak edemez” ayeti bu inancı reddeder mi?
Ehl-i Sünnet’e göre hayır. “İdrak” kuşatma, tamamen kavrama demektir; görme ise idrakten farklıdır. Ayet dünya hayatını da kapsayabilir.
Dünyada Allah görülebilir mi?
Ehl-i Sünnet’e göre dünyada Allah’ı görmek hususunda kesin bir delil yoktur; Hz. Musa’ya verilen “Beni göremezsin” cevabı (A’râf 7/143) bu bağlamda anılır.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Kur'an-ı Kerîm, Kıyâme Suresi (75/22-23), Yûnus Suresi (10/26), Kāf Suresi (50/35), En'âm Suresi (6/103); Buhârî, Tevhîd; Müslim, Îmân; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Rü'yetullah" maddesi; Nesefî, Akāid
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Kur'an-ı Kerîm, Kıyâme Suresi (75/22-23), Yûnus Suresi (10/26), Kāf Suresi (50/35), En'âm Suresi (6/103)
- Buhârî, Tevhîd; Müslim, Îmân
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Rü'yetullah" maddesi
- Nesefî, Akāid
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.