🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Kur’an’a Nokta ve Hareke Ne Zaman Kondu? Mushafın Yazı Tarihi

Siyer ve İslam TarihiGüncelleme: 21 Eylül 20268 dk okuma

Muhâcir-Ensar Kardeşliği (Muâhât) Nedir, Nasıl Kuruldu?

Kur'an'a nokta ve hareke kim tarafından, ne zaman kondu? Ebü'l-Esved ed-Düelî'den Halîl b. Ahmed'e mushaf yazısının gelişimi ve metnin korunması.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • İlk Mushaflar Neden Noktasız ve Harekesizdi?
  • İhtiyaç Nasıl Doğdu?
  • Üç Aşamada Gelişim

Kur’an’a hareke ve nokta, Emevîler döneminde, yani hicrî birinci yüzyılın ikinci yarısında konulmaya başlanmıştır. İlk harekeleme çalışmasını Ebü’l-Esved ed-Düelî (ö. 69/688) yapmış, benzer harfleri ayıran noktalar onun talebeleri Nasr b. Âsım ve Yahyâ b. Ya’mer tarafından yaygınlaştırılmış, bugün kullandığımız hareke şekillerini ise Abbâsîlerin ilk döneminde Halîl b. Ahmed (ö. 175/791) geliştirmiştir. Bu işaretler Kur’an’ın metnine bir ekleme değil, mevcut okuyuşu yazıda görünür kılan yardımcı araçlardır.

İlk Mushaflar Neden Noktasız ve Harekesizdi?

Hz. Ebû Bekir döneminde bir araya getirilen ve Hz. Osman döneminde çoğaltılarak büyük şehirlere gönderilen mushaflar, o günün Arap yazısının özelliklerini taşıyordu. Bu yazıda kısa ünlüleri gösteren işaretler yoktu; “bâ, tâ, sâ” gibi şekli aynı olan harfleri ayıran noktalar da düzenli olarak kullanılmıyordu.

Bu durum ilk nesil için sorun değildi. Çünkü Kur’an öncelikle ezberle ve hocadan dinlenerek öğreniliyordu; yazı, ezberi destekleyen bir unsurdu. Hz. Osman mushafları şehirlere gönderirken her biriyle birlikte bir de okuyucu (kâri) göndermiştir. Yani metnin korunmasında asıl güvence, kesintisiz sözlü aktarımdı.

İhtiyaç Nasıl Doğdu?

Fetihlerle birlikte ana dili Arapça olmayan çok sayıda insan Müslüman oldu. Arapların kendi aralarında bile dil hataları (lahn) görülmeye başlandı. Kaynaklarda, bir kimsenin Tevbe Suresi’nin 3. ayetini bir harekeyi yanlış okuyarak anlamı bütünüyle bozacak şekilde okuduğunun işitilmesi üzerine harekeleme işine girişildiği anlatılır. Olayın ayrıntıları rivayetlerde farklılık gösterse de ortak nokta şudur: Yanlış okumaların önüne geçmek için yazıya yardımcı işaretler eklemek gerekli hale gelmiştir.

Üç Aşamada Gelişim

  1. Hareke yerine renkli noktalar: Basra’da yaşayan ve Arap gramerinin kurucusu sayılan Ebü’l-Esved ed-Düelî, bir kâtibe Kur’an’ı okurken ağız hareketlerine göre işaret koydurdu: Üstün için harfin üstüne, esre için altına, ötre için önüne bir nokta; tenvin için iki nokta. Bu noktalar metin mürekkebinden farklı bir renkle, genellikle kırmızıyla yazılıyordu.
  2. Harfleri ayıran noktalar: Irak valisi Haccâc b. Yûsuf döneminde, Abdülmelik b. Mervân’ın halifeliği sırasında Nasr b. Âsım ve Yahyâ b. Ya’mer benzer harfleri birbirinden ayıran noktaları (i’câm) mushafa düzenli biçimde uyguladılar. Bu noktalar metinle aynı renkte yazıldı.
  3. Bugünkü hareke şekilleri: İki ayrı nokta sisteminin karışıklığa yol açması üzerine dil âlimi Halîl b. Ahmed, harekeler için küçük harf biçimlerinden türetilmiş işaretler geliştirdi: Üstün küçük bir eliften, ötre küçük bir vavdan, esre yâ harfinden esinlenmiştir. Şedde, cezim ve hemze işaretleri de ona nispet edilir.

Âlimler Bu Yeniliğe Nasıl Baktı?

İlk dönemde bazı sahâbe ve tâbiîn âlimleri, mushafa Kur’an’dan olmayan herhangi bir şeyin karışması endişesiyle bu işaretlere mesafeli durmuştur. Abdullah b. Mes’ûd’dan nakledilen “Kur’an’ı her şeyden soyutlayın” sözü bu hassasiyeti yansıtır. İmam Mâlik’in, ana mushaflarda noktalamayı hoş görmeyip çocukların öğrendiği mushaflarda caiz gördüğü aktarılır.

Zamanla bu işaretlerin metne bir şey eklemediği, aksine doğru okumayı koruduğu görülünce âlimler arasında genel bir kabul oluştu. İmam Nevevî gibi sonraki dönem âlimleri, mushafın noktalanıp harekelenmesini yanlış okumaya karşı koruma sağladığı için müstehap saymışlardır.

Diğer Yardımcı İşaretler

  • Ayet sonlarını gösteren işaretler ve sure başlıkları,
  • Beş ve on ayette bir konulan işaretler (hams ve aşr),
  • Cüz, hizb ve secde işaretleri,
  • Durak (vakf) işaretleri; bunların yaygın sistemi Secâvendî’ye (ö. 560/1165) dayanır.

Bunların hepsi okuyucuya kolaylık sağlayan sonraki dönem düzenlemeleridir; vahyin parçası değildir.

Yazının Güzelleşmesi: Kûfîden Nesihe

İlk mushaflar, köşeli ve ağırbaşlı bir üslup olan ve sonradan “kûfî” diye adlandırılan yazıyla, çoğunlukla deri (parşömen) üzerine yazılıyordu. Abbâsîler döneminde kâğıdın yaygınlaşmasıyla mushaf çoğaltmak kolaylaştı. Vezir ve hattat İbn Mukle (ö. 328/940) harflerin ölçülerini belirli oranlara bağladı; İbnü’l-Bevvâb ve Yâkūt el-Müsta’sımî bu yolu geliştirerek daha kolay okunan nesih yazısını mushaf yazımının temel üslubu haline getirdiler. Osmanlı hattatları Şeyh Hamdullah ve Hâfız Osman ise bu yazıyı zirveye taşıdı. Bugün Türkiye’de basılan mushafların çoğunda Hâfız Osman ekolünün hattı esas alınır.

Matbaanın gelişiyle birlikte basılı mushaflar ortaya çıktı. 1924’te Kahire’de yayımlanan mushaf, Âsım kıraatinin Hafs rivayetine göre hazırlanmış olup günümüzde dünyanın büyük bölümünde kullanılan baskıların temelini oluşturmuştur. Bütün bu süreç boyunca değişen yalnızca yazının biçimi ve yardımcı işaretler olmuş, metnin kendisi aynı kalmıştır.

Bu Tarih Bize Ne Söyler?

Kur’an’ın korunması hem ezber hem yazı yoluyla, nesiller boyu binlerce insanın ortak gayretiyle gerçekleşmiştir. Müslümanlar bunda ilahî vaadin tecellisini görürler:

“Şüphesiz o Zikr’i (Kur’an’ı) biz indirdik biz! Onu koruyacak olan da elbette biziz.” (Hicr Suresi, 15/9)

Bugün elimizdeki mushafı rahatça okuyabiliyorsak bunda Ebü’l-Esved’in, Nasr b. Âsım’ın, Halîl b. Ahmed’in ve adını bilmediğimiz nice hattat ve kâtibin emeği vardır.

Sık Sorulan Sorular

Hareke konulması Kur’an’da değişiklik sayılır mı?

Hayır. Harekeler, zaten bilinen ve ezberlerde korunan okuyuşun yazıya yansıtılmasıdır. Kelimeler ve harfler aynen kalmış, yalnızca nasıl okunacağını gösteren işaretler eklenmiştir.

Hz. Osman’ın mushaflarında hiç nokta yok muydu?

Araştırmalar, harfleri ayıran noktaların İslam’ın ilk yıllarında bilindiğini fakat seyrek kullanıldığını göstermektedir. Düzenli ve sistemli noktalama Emevîler döneminde gerçekleşmiştir.

Harekesiz Kur’an okumak gerekir mi?

Böyle bir gereklilik yoktur. Asıl olan Kur’an’ı doğru okumaktır. Harekeli mushaftan okumak, özellikle Arapça bilmeyenler için hatasız okumanın en güvenli yoludur.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Hicr Suresi (15/9); TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hareke” maddesi; TDV İslâm Ansiklopedisi, “Mushaf” maddesi; Ebû Amr ed-Dânî, el-Muhkem fî nakti'l-mesâhif

YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Kaynakça

  1. Hicr Suresi (15/9)
  2. TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hareke” maddesi
  3. TDV İslâm Ansiklopedisi, “Mushaf” maddesi
  4. Ebû Amr ed-Dânî, el-Muhkem fî nakti'l-mesâhif

İlgili Yazılar