Kur’an’da Ma’rûf ve Münker: İyiliği Emretmenin Ölçü ve Adabı
Ma'rûf dinin ve sağduyunun iyi bulduğu, münker ise çirkin gördüğü şeydir. Kur'an'da iyiliği emretme görevinin kapsamını ve üslubunu anlatıyoruz.
- Kelimelerin kökü ne söylüyor?
- Kur'an'da iyiliği emretme görevi
- Üç basamak hadisi
Ma’rûf, dinin ve selim aklın iyi ve güzel kabul ettiği, toplumca da tanınan davranıştır. Münker ise dinin ve sağduyunun yadırgadığı, çirkin gördüğü şeydir. Kur’an müminlere iyiliği yaymayı ve kötülüğe karşı duyarsız kalmamayı bir görev olarak yükler: “Sizden hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten alıkoyan bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır” (Âl-i İmrân Suresi, 3/104).
Kelimelerin kökü ne söylüyor?
Ma’rûf, “irfan” ve “örf” ile aynı köktendir; tanınan, bilinen demektir. Münker ise “inkâr” kökünden gelir; tanınmayan, yadırganan anlamındadır. Bu kökler önemli bir mesaj taşır: İyilik insan fıtratına tanıdık, kötülük ise yabancıdır. Sağlıklı bir vicdan yalanı, hırsızlığı, zulmü yadırgar; doğruluğu, cömertliği, merhameti tanır. Din bu fıtrî bilgiyi teyit eder, netleştirir ve bozulmaktan korur. Bununla birlikte ölçü yalnız toplumun alışkanlıkları değildir; bir toplum kötülüğü normalleştirebilir. Bu yüzden ma’rûfun nihai belirleyicisi vahiydir; örf ise vahye aykırı olmadığı sürece dikkate alınır.
Kur’an ma’rûf kelimesini aile hukukunda da sık kullanır: eşlerle “ma’rûf üzere” geçinmek (Nisâ Suresi, 4/19), boşanmada “ma’rûf ile” tutmak veya bırakmak (Bakara Suresi, 2/229), nafakayı “ma’rûf ölçüsünde” vermek (2/233). Bu kullanımlarda kelime; hakkaniyet, insaf ve teamüle uygunluk anlamı taşır.
Kur’an’da iyiliği emretme görevi
- Ümmetin vasfı: “Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten alıkoyar ve Allah’a inanırsınız” (Âl-i İmrân Suresi, 3/110). Hayırlı olmak bir unvan değil, bu görevi yerine getirmeye bağlı bir niteliktir.
- Kadın erkek bütün müminlerin ortak sorumluluğu: “Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır; iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar” (Tevbe Suresi, 9/71). Münafıklar ise tam tersini yapar (9/67).
- İktidar sahiplerinin görevi: “Onlar ki kendilerine yeryüzünde imkân verdiğimizde namazı kılar, zekâtı verir, iyiliği emreder ve kötülükten alıkoyarlar” (Hac Suresi, 22/41).
- Aile içi terbiye: Hz. Lokmân oğluna şöyle öğüt verir: “Yavrum! Namazı dosdoğru kıl, iyiliği emret, kötülükten alıkoy ve başına gelene sabret” (Lokmân Suresi, 31/17). Bu görevin sabır gerektirdiği baştan bildirilmiştir.
Görevin terk edilmesinin sonucu da anlatılır: İsrailoğulları’ndan inkâr edenler, “işledikleri kötülükten birbirlerini alıkoymadıkları” için lanetlenmişlerdir (Mâide Suresi, 5/78-79). Cumartesi yasağını çiğneyenler kıssasında ise kurtulanların yalnızca kötülükten alıkoyanlar olduğu bildirilir (A’râf Suresi, 7/165).
Üç basamak hadisi
Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin; buna gücü yetmezse diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir” (Müslim, Îmân 78). Âlimler bu hadisi yetki ve imkân çerçevesinde açıklamışlardır: Elle düzeltme, kamu düzeninde yetkili mercilerin, evde anne babanın, iş yerinde sorumlu kişinin kendi yetki alanıyla sınırlıdır. Sıradan bir kimsenin başkasına fiilî müdahalede bulunması, daha büyük bir kötülüğe ve kargaşaya yol açacağı için caiz görülmemiştir. Dil ile uyarı bilgi ve üslup ister; kalben hoşlanmamak ise herkesin yapabileceği asgari tutumdur.
İyiliği emretmenin adabı
- Önce kendinden başlamak: “İnsanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz?” (Bakara Suresi, 2/44). Kusursuz olmak şart değildir, fakat samimi bir çaba şarttır.
- Bilgiyle konuşmak: Neyin gerçekten münker olduğunu bilmeden uyarmak zarar verir. Mezhepler arasında farklı içtihatların bulunduğu konular münker sayılıp kınanmaz.
- Hikmet ve güzel öğüt: “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır; onlarla en güzel biçimde mücadele et” (Nahl Suresi, 16/125).
- Yumuşak söz: Allah, Hz. Musa ve Hz. Hârûn’u Firavun’a gönderirken bile “Ona yumuşak söz söyleyin” buyurmuştur (Tâhâ Suresi, 20/44). Karşımızdaki Firavun’dan kötü, biz de Musa’dan iyi değiliz.
- Mahremiyeti korumak: Hatayı toplum içinde değil, baş başa söylemek; kusur araştırmamak (Hucurât Suresi, 49/12).
- Sonucu hesaba katmak: Uyarı daha büyük bir kötülüğe yol açacaksa zamanı ve yöntemi yeniden düşünmek gerekir.
- Hidayetin Allah’tan olduğunu bilmek: “Sen ancak bir öğütçüsün; onların üzerinde bir zorba değilsin” (Gâşiye Suresi, 88/21-22).
İki aşırı uç
Bu konuda iki yanlış tutum görülür. Birincisi “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışıyla tamamen ilgisiz kalmaktır; Kur’an bunu onaylamaz. İkincisi ise kendini toplumun ahlak bekçisi sayıp insanları incitmek, ayıplarını yaymak ve zor kullanmaktır; bu da Kur’an’ın üslubuyla bağdaşmaz. “Siz kendinize bakın; siz doğru yolda olursanız sapan kimse size zarar veremez” (Mâide Suresi, 5/105) ayeti, görevini yaptıktan sonra sonuç alamayan müminin sorumlu tutulmayacağını bildirir; ilgisizliğe ruhsat vermez.
Sık Sorulan Sorular
Kendim günahkârken başkasına nasihat edebilir miyim?
Edebilirsiniz. Âlimler, hatasız olmanın şart koşulması hâlinde bu görevi yapacak kimsenin kalmayacağını belirtmişlerdir. Ancak kişi aynı öğüdü önce kendine vermeli ve söylediğini yaşamaya çalışmalıdır.
Sosyal medyada yanlış gördüğüm paylaşımı nasıl uyarmalıyım?
Mümkünse özel mesajla, nazik bir dille ve bilgi vererek. Herkesin önünde teşhir etmek, alay etmek veya linç kampanyasına katılmak iyiliği emretmek değildir; çoğu zaman kişiyi hatasında inada sürükler.
Aile içinde söz dinletemiyorsam sorumlu olur muyum?
Sorumluluk güç ve imkânla sınırlıdır. Güzel örnek olmak, uygun dille hatırlatmak ve dua etmek görevi yerine getirmek için yeterlidir. Hz. Nuh ve Hz. Lût’un aileleri örneğinde olduğu gibi netice kulun elinde değildir.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Bakara Suresi (2/44, 229, 233); Âl-i İmrân Suresi (3/104, 110); Nisâ Suresi (4/19); Mâide Suresi (5/78-79, 105); A'râf Suresi (7/165); Tevbe Suresi (9/67, 71); Nahl Suresi (16/125); Tâhâ Suresi (20/44); Hac Suresi (22/41); Lokmân Suresi (31/17); Hucurât Suresi (49/12); Gâşiye Suresi (88/21-22); Müslim, Îmân 78
Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Bakara Suresi (2/44, 229, 233)
- Âl-i İmrân Suresi (3/104, 110)
- Nisâ Suresi (4/19)
- Mâide Suresi (5/78-79, 105)
- A'râf Suresi (7/165)
- Tevbe Suresi (9/67, 71)
- Nahl Suresi (16/125)
- Tâhâ Suresi (20/44)
- Hac Suresi (22/41)
- Lokmân Suresi (31/17)
- Hucurât Suresi (49/12)
- Gâşiye Suresi (88/21-22)
- Müslim, Îmân 78
İlgili Yazılar
Kur'an ve TefsirKur’an’da İhsan Kavramı: Muhsinler Kimlerdir, Vasıfları Neler?
İhsan, iyiliği en güzel şekilde ve Allah'ı görüyormuşçasına yapmaktır. Kur'an'da ihsanın anlamını ve Allah'ın sevdiği muhsinlerin vasıflarını okuyun.
Kur'an ve TefsirKur’an’da Huşû Nedir? Kalbin Allah’a Saygıyla Boyun Eğmesi
Huşû, kalbin Allah karşısında saygı ve tevazu ile yumuşamasıdır. Kur'an'da huşûnun anlamını, huşû sahiplerinin vasıflarını ve artırma yollarını…
Kur'an ve TefsirKur’an’da Hikmet Nedir? “Hikmet Verilene Çok Hayır Verilmiştir”
Hikmet, isabetli bilgi ve onu yerli yerinde uygulamaktır. Kur'an'da hikmetin anlamlarını, Lokmân'ın öğütlerini ve hikmete ulaşma yollarını okuyun.
Kur'an ve TefsirKur’an’da Adalet ve Kıst: Aleyhimize de Olsa Adil Olmak
Kur'an adaleti yakınların aleyhine, düşmanın lehine bile olsa emreder. Adl, kıst ve mîzan kavramlarını ve adaletin hayattaki alanlarını…
Kur'an ve Tefsirİnfak Nedir? Kur’an’da İnfak Kavramı, Zekât ve Sadakadan Farkı
İnfak ne demektir, zekât ve sadakadan farkı nedir? Kur'an'da infakın kime, neyden, ne kadar yapılacağını bildiren ayetleri ve…
Kur'an ve TefsirKur’an’da İhlas Kavramı: Amelde Samimiyet Nasıl Kazanılır?
İhlas, ibadeti ve iyiliği yalnızca Allah rızası için yapmaktır. Kur'an'da ihlasın anlamını, muhlis-muhlas farkını ve samimiyeti korumayı anlatıyoruz.