Kur’an’ı Mealinden Okumak Sevap mı? Arapça mı, Meal mi Okunmalı?
Anlamadan Arapça okumak mı, yoksa meal okumak mı daha doğru? İkisinin farklı ibadetler olduğunu ve birlikte nasıl yürütüleceğini örneklerle açıklıyoruz.
- Kur'an'ı anlamak Kur'an'ın emridir
- Arapça aslından okumak da başlı başına ibadettir
- "Anlamadan okumanın faydası yok" sözü doğru mu?
Kur’an’ı mealinden okumak sevaptır; çünkü Allah’ın kitabını anlamaya çalışmak Kur’an’ın bizzat emrettiği bir iştir. Ancak meal okumak, Kur’an’ı Arapça aslından okumanın, yani tilavetin yerine geçmez. Tilavet ayrı bir ibadet, anlamak için meal ve tefsir okumak ayrı bir ibadettir. Doğru yaklaşım birini diğerine tercih etmek değil, ikisini birlikte yürütmektir.
Kur’an’ı anlamak Kur’an’ın emridir
Yüce Allah, kitabını niçin indirdiğini şöyle açıklar: “Bu, ayetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır” (Sâd Suresi, 38/29). Bir başka ayette “Onlar Kur’an’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpleri kilitli mi?” buyrulur (Muhammed Suresi, 47/24). Bu ayetler, Kur’an’ın yalnızca seslendirilen değil, anlaşılan ve yaşanan bir kitap olmasını ister. Arapça bilmeyen bir Müslüman için bu emri yerine getirmenin yolu meal ve tefsir okumaktan geçer.
Arapça aslından okumak da başlı başına ibadettir
Öte yandan Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Kur’an’dan bir harf okuyana bir iyilik yazılacağını ve bunun on katıyla karşılık göreceğini bildirmiş; “Elif-lâm-mîm bir harftir demiyorum; elif bir harf, lâm bir harf, mîm bir harftir” buyurmuştur (Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân 16). Bu hadisteki örnek dikkat çekicidir: “elif-lâm-mîm” anlamı bize bildirilmemiş harflerdir. Demek ki tilavet sevabı anlamaya bağlı kılınmamıştır.
Bunun sebebi açıktır: Kur’an, lafzı ve manasıyla Allah kelâmıdır. Çeviri ise bir insanın o kelâmdan anladığını başka bir dile aktarma çabasıdır. Hiçbir çeviri aslının yerini tutamaz; bu yüzden namazda meal okunmaz ve meal için “Kur’an” değil “Kur’an meali” denir. Arapça okuyuş, dünyanın her yerindeki Müslümanları aynı lafızda birleştiren, Kur’an’ın indiği hâliyle korunmasını sağlayan bir bağdır.
“Anlamadan okumanın faydası yok” sözü doğru mu?
Bu söz, iyi niyetle söylense de eksiktir. Anlamadan okuyan kimse tilavet sevabını alır, Kur’an’la ünsiyet kurar, dili zikre alışır. Ancak ömür boyu yalnızca lafzı okuyup anlamına hiç yönelmemek de Kur’an’ın indiriliş amacını ıskalamaktır. Hasan-ı Basrî’ye nispet edilen bir söz bu dengeyi güzel anlatır: Kur’an kendisiyle amel edilsin diye indirilmiştir; insanlar ise onun yalnızca okunuşunu amel edinmiştir. Eleştirilen şey okumak değil, okumakla yetinmektir.
İkisini birlikte yürütmenin yolları
- Sayfa sayfa eşleştirme: Her gün bir sayfa Arapça okuyup ardından aynı sayfanın mealini okumak. Karşılıklı sayfa düzenindeki mealli Mushaflar bu iş için uygundur.
- İki ayrı hatim: Bir yandan tilavet hatmini, diğer yandan daha yavaş ilerleyen bir meal hatmini sürdürmek.
- Namaz surelerinden başlamak: Fâtiha’nın ve namazda okuduğunuz kısa surelerin anlamını öğrenmek, namazdaki huşûyu doğrudan etkiler.
- Tefsirle desteklemek: Anlaşılmayan ayetlerde muhtasar bir tefsire bakmak. Diyanet’in “Kur’an Yolu” tefsiri bu amaçla kullanılabilir.
- Dinleyerek takip: Arapça tilaveti dinlerken gözle meali takip etmek, kulağı kelimelerle tanıştırır.
Meal okurken dikkat edilecek noktalar
- Meal, bir çevirmenin anlayışını yansıtır. Birden fazla meali karşılaştırmak, anlam zenginliğini görmeyi sağlar.
- Tek bir ayetin mealinden hareketle hüküm çıkarmaya kalkışmamak gerekir. Ayetler; iniş sebebi, bağlamı, diğer ayetler ve sünnet ışığında anlaşılır. Fıkhî sonuçlar için ehline başvurulmalıdır.
- İlk bakışta anlaşılmayan veya çelişkili görünen bir ifadeyle karşılaşıldığında acele etmemek, tefsire veya bir bilene danışmak gerekir.
- Güvenilir kurum ve âlimlerin hazırladığı mealler tercih edilmelidir. Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı mealleri yaygın ve güvenilir kaynaklardandır.
- Okunan ayetten “bana ne söylüyor?” sorusuyla bir pay çıkarmaya çalışmak, okumayı bilgi edinmekten öteye taşır.
Arapça okumayı bilmeyenler ne yapmalı?
Henüz Kur’an okumayı öğrenmemiş bir kimse meal okuyarak Kur’an’la bağını kurabilir; bu güzel bir başlangıçtır. Ancak bunu, Arapça aslından okumayı öğrenme gayretiyle birleştirmelidir. Latin harfleriyle yazılmış “Türkçe okunuşlar” Arapça sesleri tam karşılamadığı için kalıcı bir çözüm değildir; yalnızca geçici bir yardımcı olarak düşünülmelidir.
Sahabe Kur’an’ı nasıl okurdu?
Sahabenin Kur’an’la ilişkisi, okumak ile anlamayı birbirinden ayırmayan bir örnek sunar. Abdullah b. Mes’ûd’dan (r.a.) nakledildiğine göre onlar on ayet öğrendiklerinde, bu ayetlerin anlamını ve gereğini kavrayıp hayatlarına geçirmeden sonraki ayetlere geçmezlerdi. Abdullah b. Ömer’in (r.a.) Bakara Suresi’ni yıllar süren bir çalışmayla öğrendiği rivayet edilir. Onlar için Arapça ana dil olduğundan tilavet ile anlama aynı anda gerçekleşiyordu. Arapça bilmeyen bizler için bu bütünlüğü kurmanın yolu, tilaveti meal ve tefsirle buluşturmaktır.
Sık Sorulan Sorular
Meal hatmi yapmak hatim sayılır mı?
Meali baştan sona okumak çok değerli bir ameldir ve kişi anlama gayretinin karşılığını alır. Fakat ıstılahta “hatim”, Kur’an’ı Arapça aslından baştan sona okumaktır. Meal okumayı “Kur’an’ın anlamını baştan sona okumak” olarak adlandırmak daha doğrudur.
Namazda anlamını bildiğim için Türkçe okuyabilir miyim?
Hayır. Namazda kıraat Kur’an’ın Arapça aslıyla yapılır; bu konuda mezheplerin yerleşik uygulaması birdir. Okuduğunuz surelerin anlamını namaz dışında öğrenmeniz, namazda anlamı hissederek okumanızı sağlar.
Hangisine daha çok vakit ayırmalıyım?
Bunun tek bir ölçüsü yoktur. Günlük bir tilavet payı (örneğin birkaç sayfa) ile düzenli bir meal-tefsir okuması (örneğin bir sayfa) belirlemek dengeli bir yoldur. Önemli olan ikisinin de hayatınızda sürekli yer almasıdır.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Sâd Suresi (38/29); Muhammed Suresi (47/24); Tirmizî, Fezâilü'l-Kur'ân 16; Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Tilâvet" ve "Meâl" maddeleri
Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Sâd Suresi (38/29)
- Muhammed Suresi (47/24)
- Tirmizî, Fezâilü'l-Kur'ân 16
- Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Tilâvet" ve "Meâl" maddeleri
İlgili Yazılar
Kur'an ve TefsirKur’an Dinlemek Sevap mı? Okumak mı Daha Faziletli, Dinlemek mi?
Kur'an dinlemenin sevabı var mı, kayıttan dinlemek aynı mı? Dinleme adabı, A'râf 204. ayetin anlamı ve okumakla dinlemek…
Kur'an ve TefsirGüzel Sesle Kur’an Okumak: Makamla Tilavetin Hükmü ve Ölçüsü
Kur'an'ı güzel sesle ve makamla okumak caiz mi? Hadislerde teğanni, sesi süsleme ve ölçüler; tecvidi bozan aşırılıklar ve…
Kur'an ve TefsirTedebbür Nedir? Kur’an’ı Derinlemesine Düşünerek Okuma Rehberi
Tedebbür, ayetlerin anlamı ve sonuçları üzerinde derin düşünmektir. Kur'an'ın tedebbür çağrısını ve herkesin uygulayabileceği adımları anlatıyoruz.
Kur'an ve TefsirKur’an Okurken Huşu ve Tedebbür Nasıl Sağlanır? 8 Pratik Adım
Kur'an okurken aklınız dağılıyor mu? Tedebbür ne demek, Peygamberimiz nasıl okurdu? Huşu ile ve anlayarak okumak için ayet…
Kur'an ve TefsirKur’an’da Hikmet Nedir? “Hikmet Verilene Çok Hayır Verilmiştir”
Hikmet, isabetli bilgi ve onu yerli yerinde uygulamaktır. Kur'an'da hikmetin anlamlarını, Lokmân'ın öğütlerini ve hikmete ulaşma yollarını okuyun.
Kur'an ve TefsirYıldızlarla Yön Bulmak: Kur’an’da Gökyüzü ve Yıldızlar
Kur'an yıldızları yol gösterici, göğün süsü ve Allah'ın kudretinin işareti olarak anar. Yıldız ayetleri, müneccimlik ve burçlara bakış…