🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Ahmed er-Rifâî: Meşhur Sözleri, Öğretileri ve Etkisi

Sufiler ve Tasavvuf BüyükleriGüncelleme: 22 Mayıs 20268 dk okuma

Ahmed er-Rifâî'ye nispet edilen sözler ve öğretiler: tevazu, merhamet, şeriata bağlılık, sabır ve kerametin ölçü olmaması; Rifâîyye'nin ahlak anlayışı ve tartışmalı uygulamalar anlatıldı.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Kaynak Durumu
  • Tevazu ve Hizmet Anlayışı
  • Merhamet ve Yaratılmışlara Şefkat

Ahmed er-Rifâî’ye nispet edilen sözler; tevazu, hizmet, merhamet, sabır, kerametin ölçü olmaması ve şeriata sıkı bağlılık konularında toplanır. Sözlerin bir kısmı öğrencilerin derlemelerinden gelir, bu nedenle aitlikleri dikkatle değerlendirilmelidir.

Kaynak Durumu

Rifâî’nin sözleri İbn Hallikân, Zehebî ve Safedî gibi biyografi yazarlarının eserlerinde ve tarikat kaynaklarında aktarılır. El-Bürhânü’l-müeyyed ve el-Hikem gibi kitaplar ona nispet edilir ve bazı bölümleri öğrencilerinin kaleminden çıkmış olabilir. Bu belirsizlik nedeniyle sözleri “ona nispet edilen” biçimde sunmak uygundur. Hayatı için Ahmed er-Rifâî Kimdir? yazısına bakılabilir.

Tevazu ve Hizmet Anlayışı

Rifâî’ye nispet edilen en yaygın öğüt, tevazu ve kendini küçük görmeyi tavsiye eder. Ona göre insan ne kadar yücelirse o kadar alçalmalı, Allah’ın kuluna hizmet kendisine şeref sayılmalıdır. Bu anlayış, Peygamberimizin “Kim Allah için tevazu gösterirse Allah onu yükseltir” hadisiyle (Müslim, Birr 69) uyumludur. Rifâî’nin yaşantısında bu ilke, hasta ve yoksullara hizmet etmek şeklinde görülür. Tarikat ahlakında “hizmet” bir ibadet sayılır; dervişin görevi gösterişten uzak biçimde başkalarına faydalı olmaktır.

Merhamet ve Yaratılmışlara Şefkat

Rifâî’nin öğretisinin önemli bir yönü, bütün yaratılmışlara merhamettir. Hayvanlara iyi davranmak, çocuklara şefkat göstermek ve düşmanlara bile kin tutmamak ahlakın parçası sayılır. Ona nispet edilen “Yaratılmışlara merhamet edene Allah merhamet eder” anlamındaki söz, Peygamberimizin “Merhamet edenlere Rahman merhamet eder” hadisini (Ebû Dâvûd, Edeb 58; Tirmizî, Birr 16) hatırlatır. Aynı anlayış Yunus Emre’nin “Yaratılanı hoş gör” yaklaşımıyla benzerlik gösterir.

Şeriat, Sabır ve Kanaat

Rifâî’nin sözlerinde şeriat dışında bir yolun olmadığı sık tekrar edilir. Mürid, önce farzları ve haramları öğrenmeli, nefsin arzularına karşı sabır göstermelidir. Kanaat ve fakirlik zenginlik olarak sunulur, ancak başkalarına yük olmak da hoş görülmez. Sabır, musibet karşısında şikâyetten kaçınmak olarak tanımlanır. Bu anlayış Sünnî tasavvufun genel çizgisidir (Cüneyd’in öğretileri).

Keramet ve Gösteriş Eleştirisi

Rifâî’ye nispet edilen sözlerde, kerametin kişiyi kibre götürebileceği ve asıl kemalin şeriata uymak olduğu söylenir. Bu nedenle sonraki Rifâîyye kollarında ortaya çıkan olağanüstü gösteriler, tarikatın kurucusunun çizgisiyle çelişkili görülür. Birçok âlim bu gösterilerin kerametle ilişkilendirilmesini doğru bulmaz; bazıları bunları sihir veya hile ile açıklar, bazıları ise ancak şeriata aykırı olmadığı ölçüde hoş görür. Bu konuda tarafsız bir yaklaşımla, tarihî Rifâî’nin öğretisini sonradan oluşan uygulamalardan ayırmak gerekir.

Müridlere Nasihatler

Rifâî’ye nispet edilen nasihatlerde müridin dilini gıybetten, gözünü haramdan, kalbini kin ve kıskançlıktan koruması istenir. Sohbetlerde “Allah’ın kullarını hor görme, çünkü sen onların akıbetini bilmezsin” türünde ifadeler geçer. Müridlerin birbirine karşı mütevazı olması, haksızlığa uğrayana yardım etmesi ve ihtiyaç sahiplerini gözetmesi öğütlenir. Bu tavsiyeler, tarikatın toplumsal dayanışma yönünü yansıtır.

Rifâî’nin öğretisinde dua ve zikir de önemlidir. Sabah ve akşam vird olarak okunacak dualar öğretilir; bunların bir kısmı Kur’an ve hadislerdeki dualardan oluşur. Zikir sırasında huşu ve edep esastır. Tarikat zikirlerinin sonradan geliştirdiği şekiller (ritmik hareketler, yüksek sesli zikir) Rifâî’nin kendi döneminde aynı biçimde bulunmuyor olabilir. Bunun yanında, tarihî Rifâî ile sonraki kollar arasında kimi uygulamalarda belirgin fark bulunduğu akademik çalışmalarda dile getirilir.

Bütün bunlar ışığında Rifâî’yi tanımanın en güvenilir yolu, erken dönem biyografi kaynaklarına dayanmak ve sonradan oluşan menkıbeleri eleştirel biçimde okumaktır. Okuyucuya düşen, dinî hükümler için Kur’an ve sahih sünneti esas almak, tasavvufî sözleri ise ahlaki öğüt olarak değerlendirmektir.

Dua ve Zikir Anlayışı

Rifâî’ye nispet edilen öğütlerde dua, kulun acziyetini itiraf etmesi ve Rabbine yönelmesi olarak tanımlanır. Duanın kabulünde acele etmemek, dua ederken haramdan sakınmak ve duayı kul hakkından arınmış biçimde yapmak tavsiye edilir. Peygamberimizin “Sizden biriniz acele etmediği sürece duası kabul edilir” hadisi (Buhârî, Daavât 22) bu tavsiyenin dayanağıdır. Zikirde ise sayıdan çok kalp huzuru önemlidir. Bu çizgi, Kur’an’daki “Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur” ayetinin (Ra’d 13/28) ifade ettiği ilkeye uygun düşer.

Rifâî tarikatına mensup dervişlerin okuduğu virdler arasında Kur’an’dan seçilmiş bölümler, istiğfar ve salavat bulunur. Salavat getirmek, Rifâî çevrelerinde önemli bir uygulamadır; “Allah ve melekleri peygambere salât eder; ey müminler siz de ona salât ve selam getirin” (Ahzâb 33/56) ayeti buna dayanak gösterilir. Bu yönüyle Rifâî ahlakı, Peygamber sevgisi ve sünnet takibini sufi terbiyenin merkezine koyar.

Rifâî öğretisinin sade yönü, Anadolu’daki Türk tasavvuf geleneğindeki merhamet ve hizmet vurgusuyla benzer bir ahlak çizgisi oluşturur.

Okuma Önerileri

Sözlerin dinî hüküm kaynağı olmadığını, ahlaki ve manevi öğüt olarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlamak önemlidir. Türbe ve ziyaret bilgisi için Ahmed er-Rifâî Türbesi yazısına bakılabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Rifâî’nin en bilinen öğütü nedir?

Tevazu, hizmet ve merhamet vurgusu öne çıkar; ‘Kendini küçük görmeyen büyüklenmeye düşer’ anlamında ifadeler ona nispet edilir.

El-Hikem ona mı aittir?

Ona nispet edilir ancak aitliği tartışmalıdır. Eserlerin bir kısmı öğrencilerinin derlemesi olabilir.

Keramet konusunda tavrı nedir?

Kerametin ölçü olmadığını, istikametin keramet olduğunu söylediği aktarılır.

Sözleri okurken nelere dikkat edilmeli?

Aitlik ve kaynak sorunu bulunduğundan ‘ona nispet edilen’ ifadesi kullanılmalı; şeriat ölçüsüne vurulmalıdır.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Ahmed er-Rifâî'ye nispet edilen el-Hikem ve el-Bürhânü'l-müeyyed; İbn Hallikân, Vefeyâtü'l-a'yân; Zehebî, Siyer-i a'lâmi'n-nübelâ; Safedî, el-Vâfî bi'l-vefeyât

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR1 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. Ahmed er-Rifâî'ye nispet edilen el-Hikem ve el-Bürhânü'l-müeyyed
  2. İbn Hallikân, Vefeyâtü'l-a'yân
  3. Zehebî, Siyer-i a'lâmi'n-nübelâ
  4. Safedî, el-Vâfî bi'l-vefeyât

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.