🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Ebü’l-Hasan eş-Şâzelî Kimdir? Hayatı, Tasavvuf Anlayışı ve Eserleri

Sufiler ve Tasavvuf BüyükleriGüncelleme: 27 Ağustos 20269 dk okuma

Ebü'l-Hasan eş-Şâzelî kimdir? Fas'ta doğumu, Abdüsselâm b. Meşîş'ten feyzi, Şâzelî tarikatının oluşumu, İskenderiye yılları, Hizbü'l-bahr duası ve Humeysirâ'daki vefatı anlatıldı.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Hayatı
  • Abdüsselâm b. Meşîş ile Buluşma
  • İskenderiye ve Tarikatın Yayılışı

Ebü’l-Hasan eş-Şâzelî (yaklaşık 1196-1258), Fas’ta doğmuş, Tunus ve İskenderiye’de yaşamış, Şâzelîyye tarikatının kurucusu olarak anılan Mağribli sufidir. Hizbü’l-bahr duasıyla tanınır; sade yaşam, şükür ve çalışma anlayışıyla Kuzey Afrika ve Mısır’da geniş bir etki bırakmıştır.

Hayatı

Alî b. Abdillâh b. Abdilcebbâr, Fas’ın kuzeyindeki Gumâre bölgesinde doğdu. Soyunun Hz. Hasan’a dayandığı ileri sürülür. Gençliğinde Fas’ta ve Tunus’ta ilim öğrendi; fıkıh ve hadis tahsil etti. Kuzey Afrika’da Almohad yönetiminin son dönemlerinde yaşadığı için ilim yolculukları siyasi çalkantılar içinde gerçekleşti. Tunus yakınlarındaki Şâzile köyünde bir süre kaldı; Şâzelî nisbesinin buradan geldiği söylenir. İlim tahsili sırasında manevi bir arayışa girdi ve dönemin velilerini aradı.

Abdüsselâm b. Meşîş ile Buluşma

Menkıbeye göre Şâzelî, Mağrib’in meşhur sufisi Abdüsselâm b. Meşîş’i bulmak için Fas’a gitti. Dağın zirvesinde yaşayan İbn Meşîş’in yanına çıkmadan önce yıkandı ve tüm bilgisinden sıyrılmış hâlde ona ulaştığı anlatılır. İbn Meşîş ona şu anlama gelen sözleri söylemiştir: “Hoş geldin, ilmi ve ameliyle zengin kişi.” Bu buluşma menkıbelerde manevi bir dönüm noktası olarak sunulur. İbn Meşîş’in yanında bir süre kaldıktan sonra Şâzelî ona intisap etti ve ondan icazet aldı. Bu anlatımın ayrıntıları İbn Sabbâğ’ın Dürretü’l-esrâr’ında geçer; tarihî doğruluk payı tartışmalıdır. Bu çizgi, Abdülkâdir Geylânî ve diğer büyük mürşidlerin silsilesine ulaşan manevi bir nisbete dayanır.

İskenderiye ve Tarikatın Yayılışı

Şâzelî önce Tunus’a, sonra Mısır’a yerleşti. Yaklaşık 1244’ten itibaren İskenderiye’de ders vermeye ve irşad faaliyetinde bulunmaya başladı. Burada çevresinde âlimler, tüccarlar ve devlet adamlarından oluşan bir halka oluştu. En önemli halifesi Ebü’l-Abbas el-Mursî’dir; onun halifesi İbn Atâullah es-Sekenderî ise Hikem adlı eseriyle tanınır. Şâzelîyye, Kuzey Afrika’da, Mısır’da ve Suriye’de hızla yayıldı. Tarikatın özelliği, dervişlerin özel kılık ve çile yerine halk içinde mesleklerine devam etmeleridir. Tüccar, esnaf ve memur çevrelerinde yaygınlaşması bu sebeple açıklanır.

Tasavvuf Anlayışı

Şâzelî’nin öğretisinde şükür, tevekkül, rıza ve sade yaşam öne çıkar. Dünyaya sırt çevirmeyi değil, dünyayı kalpten çıkarıp elde tutmayı öğütler. Çile ve aşırı riyazeti teşvik etmez; ibadet ve ahlakı ön plana alır. Şeriata sıkı bağlılık esastır. Tarikatın “dört temel” olarak bilinen ilkeleri: takva, sünnet, Allah’tan başkasından yüz çevirme ve rızaya bağlılık şeklinde aktarılır. Şâzelî ayrıca halvet ve tarikat kıyafeti konusunda esnek davranmış, müridlerinin mesleklerini sürdürmesine izin vermiştir. Bu yaklaşım Nakşibendîlerin “halk içinde yaşama” ilkesine benzerlik gösterir.

Hizbü’l-Bahr ve Dualar

Şâzelî’ye nispet edilen en meşhur eser Hizbü’l-bahr’dır. Menkıbeye göre Şâzelî hac yolculuğu sırasında Kızıldeniz’de bu duayı okumuştur. Dua, Allah’tan koruma ve emniyet dilemeyi içerir. İslam dünyasında yaygın olarak okunur. Ayrıca Hizbü’l-kebîr, Hizbü’n-nûr gibi hizb adı verilen dua metinleri de ona nispet edilir. Bu hizblerin Şâzelî’ye aitliği genel olarak kabul edilmekle birlikte bazı kelimelerin sonradan değiştiği düşünülür. Bu dualarda Kur’an ayetleri ve hadis kökenli ifadeler yer aldığı gibi, tasavvufî kavramlar da bulunur. Okuyucuların, dua metinlerinin dinî delil değil, ibadet ve zikir geleneği olduğunu bilmesi gerekir.

Şâzelî’nin Halifeleri ve Hikem

Şâzelî’nin tarikatı, halifesi Ebü’l-Abbas el-Mursî (öl. 1287) aracılığıyla İskenderiye’de sürdü. Mursî’nin öğrencisi İbn Atâullah es-Sekenderî (öl. 1309) hem fakih hem sufi bir âlimdi; Hikem adlı kısa vecizeler derlemesi İslam dünyasında yüzyıllardır şerh edilir. İbn Atâullah ayrıca Letâifü’l-minen’de Şâzelî ve Mursî’nin hayatlarını anlatarak tarikatın temel kaynaklarından birini oluşturdu. Aynı zamanda İbn Teymiyye ile tasavvuf konusunda tartışmalar yaptığı da bilinir. Şâzelî ekolünün Memlük döneminde Kahire’de Ezher çevresinde de etkili olduğu belirtilir. Bu halifeler sayesinde Şâzelî öğretisi, ilim ve tasavvuf arasında köprü kuran bir çizgi olarak varlığını sürdürmüştür.

Şâzelî’nin gözlerinin görmediği, ancak kalp basiretiyle tanındığı rivayet edilir; bu menkıbe, tarikat edebiyatında manevi görüşün zahirî görmeden üstünlüğünü vurgulamak için sık kullanılır.

Şâzelî ekolü bugün Mısır, Tunus, Cezayir, Fas, Libya, Suriye, Ürdün ve Türkiye’de çeşitli kollar halinde varlığını sürdürür. Mısır’da Şâzelî ailesi ve Ebü’l-Abbas Camii İskenderiye’nin en bilinen dinî yapıları arasındadır.

Vefatı ve Etkisi

Şâzelî, 1258’de hac yolculuğu sırasında Mısır’ın Kızıldeniz sahilindeki Humeysirâ’da (Aydhab yolu üzerinde) vefat etti ve orada defnedildi. Tarikatı Ebü’l-Abbas el-Mursî ve İbn Atâullah gibi halifeleriyle devam etti. Şâzelîyye’den sonradan Derkâviyye, Medenîyye, Yeşrutiyye gibi kollar ayrıldı. Osmanlı döneminde Şâzelî tekkeleri İstanbul ve Anadolu’da da faaliyet gösterdi. Sözleri için Ebü’l-Hasan eş-Şâzelî: Meşhur Sözleri, Öğretileri ve Etkisi, türbesi için Ebü’l-Hasan eş-Şâzelî Türbesi yazılarına bakılabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Ebü’l-Hasan eş-Şâzelî ne zaman yaşadı?

Yaklaşık 1196’da Fas’ın Gumâre bölgesinde doğdu, 1258’de Mısır’da hac yolculuğu sırasında Humeysirâ’da vefat etti.

Şâzelî nisbesi nereden gelir?

Tunus yakınlarındaki Şâzile (Shadhila) köyünden dolayı olduğu söylenir. Bu nisbenin kökeni hakkında farklı görüşler vardır.

Hizbü’l-bahr nedir?

Şâzelî’ye nispet edilen, deniz yolculuğu sırasında okunan ve koruma duası olarak bilinen meşhur dua metnidir; aitliği kabul görmekle birlikte okunuş şekilleri tartışmalı olabilir.

Şâzelîyye’nin ayırıcı özelliği nedir?

Dünyadan çekilmeyi değil, çalışmayı ve şükrü; sade bir hayat tarzını ve şeriatı tasavvufla bütünleştirmeyi vurgular.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: İbn Sabbâğ, Dürretü'l-esrâr ve Tuhfetü'l-ebrâr; İbn Atâullah, Letâifü'l-minen; Ebü'l-Abbas el-Mursî ve takipçilerinin menâkıbı; Hizbü'l-bahr ve Hizbü'l-kebîr metinleri

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. İbn Sabbâğ, Dürretü'l-esrâr ve Tuhfetü'l-ebrâr
  2. İbn Atâullah, Letâifü'l-minen
  3. Ebü'l-Abbas el-Mursî ve takipçilerinin menâkıbı
  4. Hizbü'l-bahr ve Hizbü'l-kebîr metinleri

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.