Kulak ve Dil Haramı: Duyduklarımızdan Sorumluluk
Kulak ve dil haramı: Duyduklarımızdan sorumluluk. İsrâ 36 ayeti, gıybet ve dedikodu dinlemenin hükmü, boş söz, yalan, dil afetleri ve duyduğunu araştırmadan.
- Kulak ve dilin sorumluluğu
- Dilin korunması: Hadislerden
- Gıybet ve dedikodu
İslam, duyularımızın ve dilimizin sorumluluğunu vurgular. İsrâ 36: “Kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.” Gıybet ve dedikodu dinlemek de söylemek kadar sorumluluk doğurur. Bilmediğimiz şeyi yaymak yalana ortak olmaktır; susmak veya hayır söylemek ise hadislerde önerilir.
Kulak ve dilin sorumluluğu
İsrâ Suresi’nin 36. ayeti şöyledir: “Hakkında bilgi sahibi olmadığın şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.” Bu ayet, insanın duyduğunu, gördüğünü ve düşündüğünü hesaba çekileceği bir sorumluluk bilinciyle ele alır. Kâf Suresi’nin 18. ayetinde ise “İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında hazır bir gözcü bulunmasın” denir. Bu iki ayet, söz ve dinlemenin de eylem gibi hesaba tabi olduğunu gösterir. Dil, küçük bir organ olmasına rağmen insanın dünya ve ahiretini etkileyen büyük sonuçlara yol açar.
Dilin korunması: Hadislerden
Buhârî’de Sehl b. Sa’d’dan nakledilen hadiste Peygamber Efendimiz “Kim bana iki çenesi arasındakini ve iki bacağı arasındakini korumayı garanti ederse, ben ona cenneti garanti ederim” buyurur. Başka bir hadiste “Allah’a ve ahiret gününe iman eden ya hayır söylesin ya da sussun” denir (Buhârî, Edeb; Müslim, Îmân). Tirmizî’de ise bir sahabinin “Kurtuluş nedir?” sorusuna “Dilini tut, evin sana yetsin, hatan için ağla” cevabı verilir. Bu rivayetler, dilin korunmasının kurtuluş yolunda temel bir şart olduğunu gösterir.
Gıybet ve dedikodu
Hucurât Suresi’nin 12. ayeti gıybeti, “ölü kardeşinin etini yemek”e benzetir. Müslim’de gıybet, “Kardeşini hoşlanmadığı şekilde anmandır” diye tanımlanır. Söylenen söz doğru bile olsa gıybettir; yalan ise iftiradır. Nemime (söz taşıma) için ise “Söz taşıyan cennete girmez” hadisi geçer (Buhârî, Edeb; Müslim, Îmân). Gıybeti dinlemek de aynı sorumluluğu doğurur; Hz. Peygamber, kardeşinin gıyabında onun ırzını savunanın, Allah’ın kıyamette onu ateşten uzaklaştıracağını bildirir (Tirmizî, Birr). Bu nedenle gıybet olan ortamda kişi konuyu değiştirmeli, kibarca uyarmalı ya da ortamı terk etmelidir. Gıybet için meşru istisnalar da vardır: Zalimi şikâyet, ıslah için danışma, tanıtım ve uyarı ihtiyacı gibi durumlarda gerekli ölçüde konuşmak caiz görülmüştür. Bu istisnalar da niyet ve ihtiyaç ölçüsüyle sınırlıdır.
Duyduğunu doğrulamadan yaymamak
Hucurât 6: “Ey iman edenler! Eğer bir fasık size bir haber getirirse, doğruluğunu araştırın; yoksa bilmeden bir topluma zarar verir, sonra yaptığınıza pişman olursunuz.” Müslim’de de “Kişiye yalancı olarak yeter ki duyduğu her şeyi anlatsın” buyrulur. Sosyal medyada ve mesajlaşma uygulamalarında yayılan haberleri paylaşmadan önce kaynağını kontrol etmek, bu ilkenin günümüzdeki karşılığıdır. Mektup ve mesaj adabı ile bilgi doğrulama yazıları bu konuyu ayrıntılı işler.
- Haberin kaynağını ve doğruluğunu sorgulamak.
- Başkasının mahremiyetine ait bilgileri yaymamak.
- Öfkeli veya duygusal anlarda mesaj yazmamak, paylaşmamak.
- Alay, lakap takma ve dışlama içeren şakalardan kaçınmak.
- Söz vermeden önce düşünmek; vaat edip yerine getirmemekten sakınmak.
Kulağı korumak: Ne dinlenir?
Kulağın korunması yalnızca gıybetle sınırlı değildir. Küfür, hakaret, haram müzik ve ses kayıtları, boş ve zararlı sohbetler de kulağın hesap vereceği alanlardır. Kur’an, müminleri “boş sözden yüz çeviren” kimseler olarak över (Mü’minûn 23/3). Bu, gereksiz ve zararlı sözlere kulak vermeyi bırakmanın bir erdem olduğunu gösterir. Hayır sohbetlerini, ilim meclislerini, Kur’an tilavetini ve güzel sözleri dinlemek ise kalbe huzur verir. Dinlediğimiz şeyler, düşüncelerimizi ve ahlakımızı şekillendirir; bu nedenle ses ortamımızı bilinçli seçmek önemlidir. Gözü korumak ile kulağı korumak birbirinin tamamlayıcısıdır.
Güzel söz ve sessizliğin değeri
Konuşma gerekli olduğunda güzel söz söylemek, sadaka olarak nitelenir (Buhârî, Edeb). Bu konuda konuşma adabı yazısı faydalıdır. Sessizlik ise gereksiz sözlerden korunmanın bir yoludur; ancak haksızlık karşısında susmak istenen bir sessizlik değildir. Dilin doğru kullanımı iffet ve hayâ ahlakıyla da yakından ilgilidir (iffet). Yemek ve uyku düzeni gibi bedensel alışkanlıkları ölçülü tutmak (yemek ahlakı, uyku ahlakı) ve sade giyinmek (giyim ahlakı) kulak ve dil terbiyesini destekleyen bütüncül bir yaşam disiplini kurar.
Dili korumak için yapılabilecek bir pratik, konuşmadan önce üç soru sormaktır: Bu söz doğru mu, gerekli mi, nazik mi? Selef âlimleri arasında bu yaklaşım “üç kapı” olarak anılır. Dilin hesabı ağır, kurtuluşu ise sessizlik ve hayır konuşmadadır. Hadiste “Kim susarsa kurtulur” buyrulur (Tirmizî, Sıfatü’l-Kıyâme).
Sıkça Sorulan Sorular
Gıybet dinlemek de günah mıdır?
Evet. Gıybeti dinleyen ve engellemeye çalışmayan kişi de sorumlu olur. Mümkünse konuyu değiştirmek, uyarmak ya da ortamdan ayrılmak gerekir.
Duyduğum her şeyi anlatmak günah mı?
Müslim’de “Kişiye yalancı olarak duyduğu her şeyi anlatması yeter” buyrulur. Doğruluğunu araştırmadan haber yaymak yalana ortak olmaktır.
Diline sahip olan kimdir?
Buhârî’de Peygamber Efendimiz, iki çenesi arasındakini (dil) ve iki bacağı arasındakini (iffeti) koruyana cenneti garanti etmiştir.
Hangi sözler dilin afetleridir?
Yalan, gıybet, dedikodu (nemime), iftira, alay, küfür, boş ve gereksiz konuşma, yalan yere yemin ve lanet etmek dil afetleri arasında sayılır.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Kur'an-ı Kerîm, İsrâ Suresi (17/36), Hucurât Suresi (49/6, 49/12), Kâf Suresi (50/18); Buhârî, Edeb ve Rikāk; Müslim, Birr ve Îmân; Tirmizî, Zühd
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Kur'an-ı Kerîm, İsrâ Suresi (17/36), Hucurât Suresi (49/6, 49/12), Kâf Suresi (50/18)
- Buhârî, Edeb ve Rikāk
- Müslim, Birr ve Îmân
- Tirmizî, Zühd
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.