Yemek Ahlakı: Az Yemek ve Obur Olmamak
Yemek ahlakı: Az yemek ve obur olmamak. A'râf 31, midenin üçte biri hadisi, besmele, sağ elle yemek, sofra adabı, israf yasağı ve oruçla nefis terbiyesi.
- Kur'an'da yeme-içme ölçüsü
- Mide hadisi ve az yemek
- Sofra adabı
İslam yemeği meşru bir nimet olarak görür, ancak ölçü ve adap koyar. A’râf Suresi 31 “Yiyin için, israf etmeyin” der. Peygamber Efendimiz midenin üçte birini yiyeceğe, üçte birini suya, üçte birini nefese ayırmayı tavsiye etmiştir. Sofra adabı da bu ahlakın parçasıdır.
Kur’an’da yeme-içme ölçüsü
A’râf 31: “Ey Âdemoğulları! Her mescide gittiğinizde güzel giyiminizi giyin; yiyin için ama israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” Bakara 172: “Ey iman edenler! Size rızık olarak verdiğimiz temiz şeylerden yiyin ve Allah’a şükredin.” Mâide 87’de ise “Allah’ın size helal kıldığı temiz şeyleri haram kılmayın, haddi de aşmayın” uyarısı yer alır. Bu ayetler iki uç noktayı reddeder: Helal nimetleri kendine yasaklayan aşırı zühd ve nimetleri ölçüsüzce tüketen israf. İslam’da yemek, hem ihtiyacı karşılayan hem şükür vesilesi olan bir ibadet alanıdır.
Mide hadisi ve az yemek
Tirmizî ve İbn Mâce’de Mikdâm b. Ma’dîkerib’den nakledilen hadiste Peygamber Efendimiz şöyle buyurur: “Âdemoğlu midesinden daha kötü bir kap doldurmamıştır. Âdemoğluna belini doğrultacak birkaç lokma yeter. Mutlaka yemesi gerekirse, midenin üçte biri yemeğe, üçte biri içeceğe, üçte biri de nefese olsun.” Bu hadis hem sağlık hem ahlak açısından önemlidir. Az yemek, nefsi terbiye eder, ibadete canlılık verir ve sağlığı korur. Öte yandan açlık çekmeyi sürekli bir hedefe dönüştürmek de doğru değildir; İslam orta yolu önerir. Modern tıp da aşırı yemenin obezite, diyabet ve kalp hastalıkları gibi riskleri artırdığını belirtir. Bu nedenle ölçülü beslenme, dinî öğüt ile bilimsel verilerin ortak noktasıdır.
Sofra adabı
- Elleri yıkamak ve besmele çekmek: Yemeğe “Bismillah” ile başlamak, unutulursa hatırlandığında söylemek.
- Sağ elle yemek: Peygamber Efendimiz çocuk Ömer b. Ebû Seleme’ye “Bismillah de, sağınla ye, önünden ye” öğüdünü vermiştir (Buhârî, Et’ime).
- Önünden yemek: Ortak kaptan kendi önünden yemek, başkasının önüne uzanmamak.
- Yemeği yermemek: Beğenmezse yememek, ama kusur bulmamak.
- Sofrada başkalarını gözetmek: İkramı birbirine sunmak, büyükleri gözetmek.
- Lokmayı iyi çiğnemek ve acele etmemek.
- Yemek sonrası hamd etmek: “Elhamdülillahillezî et’amenâ ve sekanâ ve cealenâ müslimîn.”
- Tabağı temizlemek ve artığı israf etmemek.
İsraf ve gıda atıkları
Gıda israfı günümüzün en büyük sorunlarından biridir. Dünyada üretilen gıdanın önemli bir kısmının çöpe gittiği belirtilir. Bu durum, aç insanların olduğu bir dünyada ahlaki bir sorumluluk meselesidir. Peygamber Efendimiz parmakları ve tabağı sıyırmayı, düşen lokmayı alıp temizleyerek yemeyi öğütlemiştir (Müslim, Eşribe). Bu, nimete saygı göstergesidir. İsraf yasağı, ziyafetlerde, düğünlerde ve bayram sofralarında da geçerlidir. Artan yemeği komşuya, ihtiyaç sahibine veya hayvanlara vermek, sadaka ve paylaşım ahlakına uygundur. Bu konuda gözü korumak gibi duyuların terbiyesiyle birlikte ölçü bilinci geliştirilmelidir.
Oruç ve nefis terbiyesi
Orucun hikmetlerinden biri, yeme-içme arzusuna hâkim olmayı öğretmesidir. Ramazan ayında nefis terbiyesi, yeme alışkanlıklarının gözden geçirilmesine de fırsat verir. İftar ve sahurda ölçülü olmak, ramazanı yemek şölenine çevirmemek önemlidir. Hadiste “Evlenmeye gücü yetmeyen oruç tutsun; çünkü oruç onun için bir kalkandır” buyrulur (Buhârî, Savm). Bu, orucun nefsin arzularını kontrol etmedeki rolünü gösterir. Ayrıca haram gıdalardan sakınmak (kulak ve dil haramı gibi duyuların haramlarıyla birlikte), nefsi bütünüyle terbiye eder.
Gıda ve helal-haram bilinci
Yenilen gıdanın helal ve temiz olması, dua ve ibadetin kabulüyle ilişkilendirilir. Müslim’de, haram yiyip içen ve haramla beslenen kişinin duasının nasıl kabul edileceği sorulur. Bu nedenle gıdanın kaynağına, içeriğine ve kazancın helalliğine dikkat etmek önemlidir (uyku düzeni ve giyim gibi diğer günlük davranışlarla birlikte). Sağlık, hijyen ve gıda güvenliği kuralları da dinî sorumluluğun parçasıdır. Alerjisi veya hastalığı olan misafirlere hassasiyet göstermek, ikramı onun ihtiyaçlarına göre ayarlamak, güzel söz ile birlikte sofra ahlakını tamamlar.
Sofra, aynı zamanda sosyal bir ortamdır; aile bireylerinin birlikte yemek yemesi, bağların güçlenmesine yardımcı olur. Peygamber Efendimiz “Birlikte yiyin, ayrı ayrı yemeyin; çünkü bereket cemaattedir” buyurmuştur (İbn Mâce, Et’ime; senedi hakkında değerlendirmeler yapılmıştır). Telefon ve televizyonu kapatıp sofrada sohbet etmek, hem yemeğin farkındalıkla yenmesini hem aile iletişimini artırır. Misafir ve komşuya yemek ikram etmek de sofra ahlakının bir uzantısıdır; fakir ve yetim sofrası unutulmamalıdır (hasta ziyareti gibi toplumsal ibadetler de sofra paylaşımıyla birleşir).
Sıkça Sorulan Sorular
Mide hadisi nedir?
Tirmizî ve İbn Mâce’de Peygamber Efendimiz, insanın doldurduğu en kötü kabın mide olduğunu, ayakta durmaya yetecek kadar lokmanın yeterli olduğunu, fazlası için midenin üçte birinin yemeğe, üçte birinin suya, üçte birinin nefese ayrılmasını tavsiye eder.
Yemeğe başlarken ne denir?
“Bismillah” denir. Unutulursa hatırlandığında “Bismillahi evvelehu ve âhirehu” denir (Ebû Dâvûd, Tirmizî).
Sağ elle yemek farz mıdır?
Müslim’de sağ elle yemek emredilir. Fıkıhta çoğunlukla müstehap sayılır; özrü olan kişiler için istisna vardır.
Yemeği yermek caiz mi?
Buhârî ve Müslim’de Peygamber Efendimiz’in hiçbir yemeği yermediği, hoşuna giderse yediği, gitmezse bıraktığı bildirilir.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Kur'an-ı Kerîm, A'râf Suresi (7/31), Bakara Suresi (2/172); Tirmizî, Zühd (mide hadisi); Buhârî, Et'ime; Müslim, Eşribe
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Kur'an-ı Kerîm, A'râf Suresi (7/31), Bakara Suresi (2/172)
- Tirmizî, Zühd (mide hadisi)
- Buhârî, Et'ime
- Müslim, Eşribe
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.