Kur’aniyyun Hareketi: Sadece Kur’an Diyenler
Kur'aniyyun hareketi nedir? Sünneti dinî delil saymayıp yalnızca Kur'an'ı kaynak kabul eden akımın tarihi, savunduğu görüşler ve ana akım İslam âlimlerinin eleştirisi tarafsız biçimde anlatılıyor.
- Kavramın Anlamı ve Kapsamı
- Tarihsel Arka Plan
- Savunulan Temel Görüşler
Kur’aniyyun veya Ehl-i Kur’an, İslam’ın tek kaynağının Kur’an olduğunu savunan ve hadis ile sünneti bağlayıcı bir delil saymayan akım veya yaklaşımlara verilen genel addır. Ana akım İslam âlimleri bu görüşü, Kur’an’ın kendi emirleriyle ve ibadetlerin pratikteki uygulanışıyla bağdaşmadığı gerekçesiyle kabul etmez.
Kavramın Anlamı ve Kapsamı
“Kur’aniyyun” Arapça bir nisbet çoğuludur ve “Kur’an’a mensup olanlar” anlamına gelir. Kavram, dinî delil sistemi bakımından farklı derecelerde Kur’an merkezli görüşleri kapsar. Bunların bir kısmı hadisleri tümüyle reddederken, bir kısmı yalnızca bazı hadislere şüpheyle bakar, bir kısmı da sünneti Kur’an’ın yorumu olarak kabul edip ikinci kaynak yerine sadece tarihî belge olarak değerlendirir. Bu çeşitlilik sebebiyle “Kur’aniyyun” etiketi kesin sınırlar çizmez ve her bireyi aynı kategoriye koymak yanıltıcı olur.
Tarihsel Arka Plan
Hadis inkârı tartışmalarının erken örnekleri, hicri ikinci yüzyılda İmam Şâfiî’nin er-Risâle adlı eserinde ve Cimâu’l-İlm gibi çalışmalarında görülür. Şâfiî, sünnetin bağlayıcılığını savunmak için sahabenin ve tâbiînin uygulamalarını delil getirmiştir. Mu’tezile içinde bazı âlimlerin âhâd haberleri kabulde şart koştuğu da bilinir, ancak bu, sünneti bütünüyle reddetmek anlamına gelmez.
Modern anlamda hareket, 19. yüzyılın sonlarında Hindistan’da Seyyid Ahmed Han çevresinde ve Abdullah Çekralvî gibi isimlerle belirginleşti. Çekralvî’nin kurduğu Ehl-i Kur’an grubu, ibadetlerde sünnete dayalı uygulamaları sorguladı. Daha sonra Gulam Ahmed Perviz bu fikirleri sistemleştirdi ve hareketi yayma çabasına girdi. Mısır’da Muhammed Tevfîk Sıdkî ve başka yazarlar benzer görüşler dile getirdi. 20. yüzyılın sonunda Reşad Halife’nin 19 sayısı etrafındaki yorumları bazı çevrelerde etki yarattı; ana akım âlimler bu yorumu kabul etmedi.
Savunulan Temel Görüşler
- Kur’an “her şeyin açıklaması”dır (Nahl 16/89); bu sebeple başka bir kaynağa ihtiyaç yoktur.
- Hadisler Hz. Peygamber’den yüz yıllar sonra yazıya geçmiştir; bu yüzden güvenilirliği tartışmalıdır.
- Namaz, oruç ve zekât gibi ibadetler Kur’an’ın genel hükümlerine dayanır, ayrıntıları toplum uygulamasıyla belirlenebilir.
Ana Akım Cevap: Sünnetin Delil Oluşu
Ehl-i Sünnet âlimleri, Kur’an’ın kendisinin Hz. Peygamber’e uymayı emrettiğini belirtir. Nisâ Suresi’nin (4/59) “Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin” ayeti, Haşr Suresi’nin (59/7) “Peygamber size ne verdiyse onu alın” ayeti ve Nahl Suresi’nin (16/44) “Sana da zikri indirdik ki insanlara indirileni açıklayasın” ayeti sıkça delil gösterilir. Namazın rekât sayısı, zekâtın nisabı ve haccın menâsiki gibi pratik ayrıntılar Kur’an’da tek tek verilmediği için sünnetle bilinir. Ayrıca hadis ilmi, rivayetlerin senet ve metin tenkidini yapan sistemli bir disiplin olarak gelişmiş; zayıf ve uydurma rivayetleri ayıklamaya çalışmıştır.
Hadis Tenkidi ile Hadis İnkârı Arasındaki Fark
Ana akım literatür, hadisleri ilmî ölçülerle incelemeyi (hadis tenkidi) meşru bir faaliyet olarak görür. Uydurma hadislerin ayıklanması, ravilerin değerlendirilmesi ve metin tenkidi bu çabanın parçalarıdır. Hadis inkârı ise sünnetin dinî delil olma vasfını bütünüyle reddetmektir. Bu iki tavır arasındaki farkı gözetmek gerekir; birincisi ilmî eleştiri, ikincisi delil sistemini değiştiren bir yaklaşımdır. Bu çerçevede Ehl-i Hadis geleneği ve Ehl-i Sünnet çizgisi hadis bilgisini muhafaza etmeyi temel bir görev kabul eder.
Günümüzdeki Durum ve Türkiye
Günümüzde dünyanın çeşitli bölgelerinde Kur’an merkezli yaklaşımlar farklı yoğunlukta var olmaya devam eder. Türkiye’de de bazı yazar ve akademisyenler “Kur’an’a dönüş” vurgusu yapar; ancak bu yaklaşımların bir kısmı hadisi bütünüyle reddetmez, yalnızca eleştirel okuma yöntemini savunur. Bu nedenle bireyleri toptan etiketlemek yerine görüşleri tek tek incelemek doğrudur. Diyanet İşleri Başkanlığı ve ilahiyat fakülteleri sünnetin dinin ikinci kaynağı olduğu görüşünü benimser. Konuyla ilgili ayrıntılı kelamî değerlendirme için akıl ve nakil ilişkisi yazısına bakılabilir.
Sünnetin Tarihî Aktarımı Üzerine Tartışma
Kur’an merkezli yaklaşımların en güçlü itirazı, hadislerin geç dönemde kitaplaştırılmasıdır. Hadis âlimleri ise rivayetin sahabe döneminden itibaren yazılı ve sözlü yollarla aktarıldığını, Hammâm b. Münebbih’in sahifesi gibi erken dönem yazılı derlemelerin bulunduğunu belirtir. Ayrıca sünnetin yalnızca söz değil, namaz, hac ve oruç gibi toplum tarafından kuşaktan kuşağa aktarılan pratiği de kapsadığı ifade edilir. Bu pratik aktarım, yazıya geçirilmeden önce de süreklilik gösteriyordu.
Modern hadis araştırmaları, Goldziher ve Schacht gibi oryantalistlerin şüpheci yaklaşımına karşı Fuat Sezgin, Azami gibi araştırmacıların erken dönem yazılı kaynaklara dikkat çektiğini gösterir. Bu akademik tartışma, konunun yalnızca dinî değil tarihsel yönünün de olduğunu ortaya koyar.
Hareketin İç Çeşitliliği
Kur’an merkezli çevrelerin hepsi aynı görüşte değildir. Bir kısmı hadisleri tümüyle reddeder ve ibadetleri yalnızca Kur’an’daki genel ifadelere göre düzenler. Başka bir kısmı hadisleri tarihî belge sayar ancak bağlayıcı kabul etmez. Bir diğer kesim ise sahih sünneti kabul eder, fakat sünnetin tespitinde Kur’an’a uygunluk ölçütünü çok daha sıkı uygular. Bu çeşitlilik, hareketi tek bir etiketle tanımlamanın doğru olmadığını gösterir. Bir görüşü değerlendirirken sahibinin tam olarak ne söylediğine bakmak, genelleme yapmaktan daha adil bir yöntemdir.
Konuyu daha geniş bir çerçevede görmek isteyen okurlar için şu yazılar da yararlı olabilir: Türklerin İslamlaşmasında Matüridiliğin Rolü.
Sıkça Sorulan Sorular
Kur’aniyyun kimdir?
Dinin tek kaynağının Kur’an olduğunu savunan, sünnet ve hadisin bağlayıcı delil olmadığını ileri süren topluluk ve düşünürlere verilen genel addır.
Hareket ne zaman ortaya çıktı?
Modern anlamda 19. yüzyılın sonlarında Hindistan’da, sonra Mısır ve diğer bölgelerde belirgin hâle geldi.
Ana akım âlimler ne diyor?
Kur’an’ın sünnete uymayı emrettiğini ve ibadetlerin ayrıntılarının sünnetle bilinebildiğini belirterek bu yaklaşımı kabul etmez.
Kur’aniyyun ile Ehl-i Sünnet arasındaki temel fark nedir?
Sünnetin dinî delil olarak bağlayıcılığı konusundadır.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Ehl-i Kur'ân" ve "Sünnet" md.; İmam Şâfiî, er-Risâle; Mustafa es-Sibâî, es-Sünne ve Mekânetühâ fi't-Teşrîi'l-İslâmî; Nahl Suresi (16/44)
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Ehl-i Kur'ân" ve "Sünnet" md.
- İmam Şâfiî, er-Risâle
- Mustafa es-Sibâî, es-Sünne ve Mekânetühâ fi't-Teşrîi'l-İslâmî
- Nahl Suresi (16/44)
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.