Ayasofya: Tarihi, Mimari Özellikleri ve Hikâyesi
Ayasofya ne zaman yapıldı, kimler inşa etti? Justinianus dönemi bazilika, 1453'te camiye dönüşüm, kubbe yapısı, Sinan'ın payandaları ve yapının bugünkü durumu.
- Tarihçe: Üçüncü Ayasofya
- 1453 ve Osmanlı Dönemi
- Mimari Özellikler
Ayasofya, İstanbul’da 6. yüzyılda Bizans İmparatoru I. Iustinianus tarafından yaptırılan ve devasa kubbesiyle mimarlık tarihinin en önemli yapılarından biri sayılan anıtsal bir yapıdır. 1453’ten itibaren camiye çevrilen yapı, 1935-2020 arasında müze olarak hizmet vermiş, 2020’de yeniden ibadete açılmıştır.
Tarihçe: Üçüncü Ayasofya
Konstantinopolis’te “Büyük Kilise” olarak anılan ilk bazilika 4. yüzyılda yapılmıştır. Bu yapı ve ikincisi çıkan isyanlarda yanmış, bugünkü yapı 532 Nika ayaklanmasından sonra I. Iustinianus’un emriyle yeniden inşa edilmiştir. Yapımına 532’de başlanan Ayasofya, çağdaş kaynaklara göre yaklaşık beş yılda tamamlanıp 537’de açılmıştır. Mimarları Trallesli Anthemius ve Miletoslu Isidoros’tur; ikisi de matematik ve mekanik bilgisiyle tanınan kişilerdir. Prokopios, yapıyı anlatırken kubbenin gökten altın zincirle asılmış gibi göründüğünü yazar.
Yapının ilk kubbesi 558’deki depremde çöktü ve 562’de daha yüksek ve değiştirilmiş bir tasarımla yeniden yapıldı. Sonraki yüzyıllarda deprem, onarım ve ek yapılarla Ayasofya sürekli bakım gördü. Bizans döneminde taçlandırma törenlerinin yapıldığı bu yapı, Doğu Hristiyanlığının merkezi kiliselerinden biri oldu. 1204’te IV. Haçlı Seferi sırasında yapı yağmalanmış, 1261’de Bizans’ın şehri geri almasıyla yeniden Ortodoks kilisesi olarak kullanılmıştır.
1453 ve Osmanlı Dönemi
Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’u fethettikten sonra Ayasofya’yı camiye çevirmiş ve vakfetmiştir. Yapının ilk müezzini ve minberi için uyarlamalar yapılmış, zaman içinde minareler eklenmiştir. II. Bayezid ve II. Selim dönemlerinde yeni minareler yapılmış; II. Selim döneminde Mimar Sinan yapıya dışarıdan payandalar ekleyerek taşıyıcı sistemi güçlendirmiştir. Sinan, ayrıca Selim, III. Murad ve III. Mehmed türbelerini Ayasofya’nın yanına inşa etmiştir. Bu çevrenin düzeni, yapının Osmanlı döneminde bir kült merkezi olduğunu gösterir.
1847-1849 yıllarında Sultan Abdülmecid döneminde İsviçreli mimar Gaspare Fossati ve kardeşi Giuseppe’nin yürüttüğü büyük bir onarım yapıldı. Bu onarımda yapıdaki süslemeler korunmuş, dev yuvarlak levhalara Kelime-i Tevhid, Allah, Hz. Muhammed ve ilk halifelerin isimleri hat sanatıyla yazılmıştır. Levhaların yazıcısı Kazasker Mustafa İzzet Efendi’dir. Bu levhalar bugün Ayasofya’nın en çarpıcı görsel unsurları arasındadır.
Mimari Özellikler
Ayasofya, bazilika planı ile merkezi plan unsurlarını birleştiren yenilikçi bir yapıdır. Merkezde yaklaşık 31 metre çapında devasa bir kubbe yer alır; kubbe yerden yaklaşık 55 metre yüksekliktedir. Kubbe, dört büyük kemer ve bunları taşıyan pandantifler (dört üçgen taşıyıcı) üzerine oturur. Pandantif sistemi, kare bir plan üzerine yuvarlak kubbeyi oturtmanın zarif çözümü olarak bilinir. Doğu ve batıda yarım kubbeler kubbenin yükünü dağıtır.
Kubbenin eteğindeki kırk pencere, iç mekâna ışık sağlar ve kubbenin havada asılı gibi görünmesine yol açar. Binanın duvarları tuğla ve harçla örülmüştür; iç mekânda mermer kaplamalar, yeşil ve kırmızı sütunlar ve bronz kapılar bulunur. Yapının içindeki “ağlayan sütun”, “söğüt ağacı mermer” gibi halk anlatıları yapının çevresinde zengin bir folklor oluşturmuştur.
İç Mekân ve Süslemeler
Bizans döneminden kalan mozaikler, Osmanlı döneminde zaman zaman sıvanmış ve kapatılmıştır. 20. yüzyılda yapılan çalışmalarla bazıları ortaya çıkarılmıştır: Meryem ve Çocuk İsa, Deesis, imparator portreleri gibi. İslami dönemde eklenen unsurlar arasında mihrap, minber, hünkâr mahfili, müezzin mahfili ve devasa hat levhaları sayılabilir. Mihrabın bulunduğu apsiste Osmanlı mimarisinin ve Bizans sanatının izlerini birlikte görmek mümkündür.
Yapının zeminindeki Omphalion (taht mermeri) Bizans imparatorlarının taç giyme töreninde kullanıldığı bölgedir. Güney galerideki Viking yazıtı gibi detaylar yapının tarihi derinliğini gösterir. Yapı içinde Sultan Mahmud I tarafından eklenen kütüphane ve şadırvan da dikkate değerdir. Cami mimarisinin bölümleri hakkında genel bilgi için cami mimarisinin bölümleri yazısına bakılabilir.
Müzeden Camiye
Türkiye Cumhuriyeti döneminde Ayasofya, 1934’te Bakanlar Kurulu kararıyla müzeye dönüştürülmüş ve 1935’te ziyarete açılmıştır. Müze olarak görev yaptığı sürede mozaikler üzerinde bilimsel çalışmalar yapılmıştır. Temmuz 2020’de Danıştay’ın müze kararını iptal etmesiyle yapı yeniden cami statüsü kazanmış ve cuma namazı kılınarak ibadete açılmıştır. Yapının statüsü konusunda hem Türkiye’de hem uluslararası alanda farklı görüşler dile getirilmiştir; bu yazı tarihî ve mimari bilgilerle sınırlıdır.
Ayasofya, 1985’te “İstanbul’un Tarihi Alanları” kapsamında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmıştır. Yapının korunması, depreme dayanıklılığı ve nem sorunları için düzenli restorasyon çalışmaları yürütülmektedir.
Diğer İstanbul Camileriyle İlişkisi
Ayasofya, Osmanlı cami mimarisi için bir ilham ve meydan okuma olmuştur. Mimar Sinan’ın Süleymaniye’si ve Selimiye’si, Ayasofya’nın kubbe sistemini aşmaya çalışan klasik dönem örnekleridir. Sultanahmet, Fatih ve Beyazıt camileri de bu mirasın etkisini taşır. İstanbul’daki büyük selatin camilerini karşılaştırmak için Süleymaniye Camii, Sultanahmet Camii ve Fatih Camii yazıları okunabilir.
Ziyaret Hakkında
Ayasofya Camii’ne ziyaret koşulları zaman zaman değişebilmektedir; ibadet saatleri ve ziyaretçi düzeni için güncel resmî duyurulara bakmak gerekir. Camiye girerken diğer camilerdeki gibi uygun kıyafet, ayakkabı çıkarma ve sessiz kalma gibi edepler geçerlidir. Çevresinde Sultanahmet Meydanı, Topkapı Sarayı, Yerebatan Sarnıcı ve Sultanahmet Camii gibi önemli yapılar bulunur.
Sonuç
Ayasofya, Bizans’ın ve Osmanlı’nın mimari mirasını tek çatı altında yaşatan istisnai bir yapıdır. Kubbe tekniği, ışık kullanımı ve tarihsel katmanları ile dünya mimarlık tarihinin başyapıtlarındandır. Yeşil Cami gibi erken Osmanlı yapılarını inceleyerek farklı bir üslubu görmek için Yeşil Cami (Bursa) yazısına da göz atabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Ayasofya’yı kim yaptırdı?
Bizans İmparatoru I. Iustinianus, 532 yılındaki Nika ayaklanmasında yanan önceki bazilikanın yerine bugünkü yapıyı yaptırmıştır. Mimarlar Trallesli Anthemius ve Miletoslu Isidoros’tur; yapı yaklaşık beş yılda, 537’de açılmıştır.
Ayasofya ne zaman camiye çevrildi?
İstanbul’un fethinden sonra, 1453’te Fatih Sultan Mehmed tarafından camiye çevrilmiştir. Daha sonra yapıya minareler, mihrap, minber ve payandalar eklenmiştir.
Ayasofya’nın statüsü zaman içinde nasıl değişti?
Kilise (6. yüzyıl-1453), cami (1453-1934), müze (1935-2020) ve 2020’den itibaren yeniden cami olarak kullanılmıştır. Yapı aynı zamanda UNESCO Dünya Mirası listesindeki İstanbul’un Tarihi Alanları içinde yer alır.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Ayasofya" maddesi; Prokopios, Yapılar Üzerine (Peri Ktismaton); Robert Mark ve Ahmet Çakmak, Hagia Sophia from the Age of Justinian to the Present; Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ayasofya Camii bilgi sayfaları (ktb.gov.tr)
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Ayasofya" maddesi
- Prokopios, Yapılar Üzerine (Peri Ktismaton); Robert Mark ve Ahmet Çakmak, Hagia Sophia from the Age of Justinian to the Present
- Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ayasofya Camii bilgi sayfaları (ktb.gov.tr)
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.