Duhan Alameti: Kıyamet Öncesi Duman Rivayetleri
Duhan alameti nedir? Duhan Suresi'ndeki ayetler, İbn Mes'ûd ve diğer yorumlar, kıyamet alameti olarak duhanın mahiyeti ve rivayetlerdeki farklı görüşler.
- Duhan Suresi'ndeki ayetler
- İbn Mes'ûd'un görüşü
- Kıyamet alameti olarak duhan
Duhan, “duman” demektir ve kıyamet öncesinde gökyüzünü kaplayacağı rivayet edilen duman alametini ifade eder. Duhan Suresi’ndeki ayetlerin yorumuna dayanır. Bazı müfessirlere göre ise ayetteki duman, geçmişte Mekkelilerin yaşadığı kıtlık olayıdır.
Duhan Suresi’ndeki ayetler
Duhan Suresi’nin 10-16. ayetleri şöyle der: “Göğün, insanları saracak apaçık bir duman getireceği günü gözle. Bu, acıklı bir azaptır. ‘Rabbimiz, bu azabı bizden kaldır; biz inanıyoruz’ diyecekler. Nasıl öğüt alacaklar ki onlara apaçık bir elçi geldi de ondan yüz çevirdiler… Biz azabı biraz kaldırırız, ama siz yine eski hâlinize dönersiniz. O büyük yakalayışla yakalayacağımız gün, işte biz intikam alacağız.” Bu ayetler, hem dünyadaki bir azabı hem de ahiret azabını işaret edebilir.
Tefsirde bu ayetler iki ana yorumla anlaşılır: Ya Mekke döneminde Kureyş’in yaşadığı kıtlık ve açlıkla ilgilidir ya da kıyamet öncesi çıkacak alamet olarak anlaşılır. Taberî Câmiu’l-beyân’da iki görüşü de nakleder. Duhan’ın ne olduğuna dair bu ayrılık, âlimler arasında geniş bir tartışma konusu olmuştur.
İbn Mes’ûd’un görüşü
İbn Mes’ûd’dan Buhârî’de aktarılan rivayete göre Kureyş Peygamberimize isyan edince o, Yusuf’un yıllarına benzer yıllar şeklinde kıtlık duası etmiştir. Bu kıtlıkta insanlar açlıktan gökyüzünü duman gibi görmüşler ve ölü hayvan etlerini yemişlerdir (Buhârî, Tefsîr; Müslim, Münâfikîn). İbn Mes’ûd’a göre ayetteki duhan bu olaydır ve ayet geçmişte gerçekleşmiştir. Ona göre Kureyş daha sonra Bedir’de de “büyük yakalayış”a uğramıştır.
Bu yorum, duhanı kıyamet alameti olarak görmeyen önemli bir görüştür. İbn Mes’ûd’un ilmî konumu sebebiyle, bu görüş saygı görmüş ve tefsirlerde yer almıştır.
Kıyamet alameti olarak duhan
Diğer taraftan Huzeyfe b. Üseyd hadisi, duhanı kıyametin on büyük alametinden biri olarak sayar (Müslim, Fiten). Ayrıca İbn Abbas, Hasan-ı Basrî ve diğer sahabe ve tabiin âlimlerinin yorumlarında duhanın gelecekteki bir duman olduğu belirtilir. Çoğunlukla Ehl-i Sünnet, bu görüşü esas alır.
Bu görüşe göre duhan, kıyametten önce ortaya çıkacak ve yeryüzünü saracak bir duman olacaktır. Bir rivayette “Duhan kırk gün sürer; mümin nezle gibi etkilenir, kâfir ise sarhoş gibi olur; burun ve kulaklarından duman çıkar” denir. Bu rivayetin senedi hakkında muhaddisler zayıflık belirtmiş; bu nedenle ayrıntıları çekinceyle aktarılmalıdır. Bu iki yorum çelişkili değil; ayetin hem geçmişteki hem gelecekteki bir olayı kapsayabileceği şeklinde uzlaştırma da yapılmıştır.
Alamet olarak değerlendirme
Duhan alameti, sahih hadislerde sayıldığı için inanç açısından kabul edilir. Ancak ayrıntıları zayıf rivayetlere dayandığı için konuşurken temkin gerekir. Dumanın doğal bir olay mı, olağanüstü bir olay mı olacağı da kesin değildir. Bu konuda güncel afetleri, volkanik olayları veya hava kirliliğini duhanla ilişkilendirmek ilmî bir tutum değildir.
Alametlerin genel çerçevesi için on alamet hadisi yazısına, birlikte anılan alametler için Dâbbetü’l-arz ve güneşin batıdan doğması yazılarına bakılabilir. Büyük alametlerden sonra gelen aşamalar için sur’a üfürülmesi ve haşir ve mahşer yazıları okunabilir.
Ayetten alınacak ders
Duhan Suresi’ndeki mesaj, sıkıntı gelince Allah’a yönelip rahatlayınca eski hâline dönen insan tipini eleştirir. “Biz azabı biraz kaldırırız ama siz yine eski hâlinize dönersiniz” (Duhan, 44/15) ayeti, geçici imanın değil, kalıcı tövbenin önemini anlatır. Bu bakımdan duhanın tarihî mi yoksa eskatolojik mi olduğundan bağımsız olarak ayetlerin ahlakî dersi geçerlidir: Sıkıntıda dua edip huzurda gaflete düşmemek.
Bu nedenle okuyucu, duhan ile ilgili tartışmada fazla ayrıntıya girmek yerine, ayetlerin mesajını hayata geçirmeye odaklanmalıdır.
Tefsir ve hadis kaynaklarında karşılaştırma
Duhan konusunda tefsir kaynakları, üç ana görüşü sıralar. Birincisi, duhanın Mekke’deki kıtlık olduğu (İbn Mes’ûd). İkincisi, kıyamet öncesi çıkacak gerçek bir duman olduğu (Huzeyfe, İbn Abbas). Üçüncüsü ise, Mekke’nin fethi günü Kureyş’in gözlerini bürüyen karanlık hâli olduğu yönündeki yorumdur. Taberî, kendi tercihinde belirgin bir hüküm vermese de, İbn Kesîr ve Kurtubî kıyamet alameti olan duhanın gelecekte gerçekleşeceği görüşünü kuvvetli bulur. İbn Hacer ise Fethu’l-bârî’de iki yorumu uzlaştırarak ayette hem geçmişteki kıtlığın hem de gelecekteki duhanın kastedilmiş olabileceğini söyler.
Alametin hatırlattığı gerçek
Duman, Kur’an’da bir azap işareti olarak kullanılır. Ancak bu azap, insanlara tövbeye çağrıdır; Duhan Suresi’ndeki “Rabbimiz, bu azabı bizden kaldır; biz inanıyoruz” ifadesi de bunu gösterir. Bu bakımdan alamet, korku vermekten çok insanın Allah’a dönmesini hatırlatır. Ayrıca bu olayın nasıl gerçekleşeceğini bilmek zorunlu değildir; önemli olan Allah’ın dilediği anda gerçekleşecek bir azap karşısında insanın acizliğini idrak etmesidir.
Rivayetlerin güvenilirliği
Duhanla ilgili rivayetler, sıhhat bakımından iki gruba ayrılır. Huzeyfe b. Üseyd hadisi gibi Müslim’de yer alanlar sağlam kabul edilir. Dumanın kırk gün süreceği, mümine nezle gibi etki edeceği gibi ayrıntıları veren rivayetler ise Taberî ve diğer tefsirlerde geçer; ancak bunların senetleri zayıf bulunmuştur. Okuyucunun bu ayrımı bilmesi, halk arasındaki abartılı anlatılara karşı korunmasını sağlar. Ayrıca konuyu ele alırken diğer kıyamet alametleriyle karıştırılmaması gerekir.
Duhan konusunda dengeli tutum
Duhan hakkındaki bilgilerin bir kısmı kesin, bir kısmı ihtilaflıdır. Kesin olan şudur: Duhan Suresi’nde bir duman azabından söz edilmiştir ve Huzeyfe hadisi duhanı büyük alametler arasında sayar. İhtilaflı olan ise bu dumanın geçmişte mi gelecekte mi gerçekleştiğidir. Müslüman okuyucu, bu iki yorumu da saygıyla karşılayabilir ve ihtilafı sapkınlık meselesi yapmaz. Çünkü Sahabe devrinden beri bu konuda farklı yorum yapılmıştır.
Kısacası duhan, hem tarihsel hem eskatolojik yorumları olan bir konudur ve her iki yorumun da sahabe kaynaklı dayanakları bulunur.
Bu alamet, diğer büyük alametlerle birlikte değerlendirildiğinde kıyametin yaklaştığını hatırlatan bir uyarıdır; ayrıntıya girmekten çok, Allah’a yönelmek ve tövbeyi geciktirmemek esas alınmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Duhan alameti nedir?
Duhan, “duman” demektir. Hadislerde büyük kıyamet alametlerinden biri olarak insanları saracak bir duman anılır. Duhan Suresi’nin 10-11. ayetleri bu yorumun dayanak noktasıdır.
İbn Mes’ûd duhan hakkında ne demiştir?
İbn Mes’ûd, ayetteki duhanın Mekkelilerin kıtlık yıllarında yaşadığı açlıktan dolayı gökyüzünü duman gibi görmesi olduğunu söylemiştir. Bu yoruma göre duhan geçmişte gerçekleşmiştir.
Duhan hâlâ gelecekte midir?
Çoğu âlim, duhanın kıyamet öncesi alamet olduğunu kabul eder. İbn Abbas ve Huzeyfe b. Üseyd’in yorumları bu yöndedir; İbn Mes’ûd’un yorumu ise farklı bir görüş sayılır.
Duhan sırasında müminler ne yaşar?
Bir rivayete göre müminler nezle gibi hafif bir etkilenme geçirir, kâfirlerin ise vücutları şişer ve her yerlerinden duman çıkar. Rivayet senedi bakımından tartışmalıdır.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Kur'an-ı Kerîm, Duhan Suresi (44/10-16); Buhârî, Tefsîr; Müslim, Fiten ve Münâfikîn; Tirmizî, Tefsîr; Taberî, Câmiu'l-beyân; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Duhan" maddesi
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Kur'an-ı Kerîm, Duhan Suresi (44/10-16)
- Buhârî, Tefsîr
- Müslim, Fiten ve Münâfikîn
- Tirmizî, Tefsîr
- Taberî, Câmiu'l-beyân
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Duhan" maddesi
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.