Fütûhât-ı Mekkiyye ve Fusûsu’l-Hikem: İbnü’l-Arabî’nin Eserleri
Fütûhât-ı Mekkiyye ve Fusûsu'l-Hikem: İbnü'l-Arabî'nin iki büyük eseri, yapıları, ana konuları, şerhleri, eleştiriler ve Osmanlı'daki yeri tarafsız biçimde anlatılıyor.
- İbnü'l-Arabî'nin hayatı
- Fütûhât-ı Mekkiyye
- Fusûsu'l-Hikem
Fütûhât-ı Mekkiyye ve Fusûsu’l-Hikem, İbnü’l-Arabî’nin (1165-1240) iki büyük eseridir. Fütûhât, 560 bab’dan oluşan geniş bir tasavvuf ansiklopedisi; Fusûs ise 27 peygamberin hikmetini anlatan yoğun bir metindir. İslâm tasavvuf düşüncesinde derin etkisi olmuş, aynı zamanda ciddi tartışmalara da konu olmuştur.
İbnü’l-Arabî’nin hayatı
Muhyiddîn İbnü’l-Arabî, 1165’te Endülüs’te Mürsiye’de doğmuş, gençliğini Sevilla’da geçirmiş, eğitimini burada almıştır. Sonra Kuzey Afrika, Mekke, Kahire, Bağdat, Konya, Halep ve Şam’ı kapsayan uzun seyahatlere çıkmıştır. 1202 civarında Mekke’ye gelmiş ve Fütûhât’ı yazmaya burada başlamıştır. Anadolu’da Konya’da bulunmuş ve Sadreddîn-i Konevî’yi yetiştirmiştir. Hayatının son yıllarını Şam’da geçirmiş ve 1240’ta burada vefat etmiştir. Kabri Şam’ın Sâlihiyye semtinde, Cebel Kasyun eteklerinde yer alan kompleks içindedir. Osmanlı Sultanı I. Selim’in Şam’ı fethinden (1516) sonra türbesi ve külliyesi yaptırılmıştır; rivayete göre bu yapı Yavuz Sultan Selim döneminde yenilenmiştir. Hayatı hakkındaki ayrıntılar için TDV İslâm Ansiklopedisi’ndeki madde esas alınabilir.
Fütûhât-ı Mekkiyye
“Mekke Fetihleri” anlamına gelen bu eser, 560 bab’dan oluşur ve altı büyük bölüme ayrılır: marifetler, muamelât (ibadetler ve ahlâk), ahvâl (haller), menâzil (konaklar), münâzelât ve makamât. Eserde itikat, fıkıh, tasavvuf, melekler, kozmoloji, harfler ve isimler ilmi, evliya mertebeleri gibi çok sayıda konu işlenir. İbnü’l-Arabî eserin kendisine ilâhî ilhamla geldiğini söyler, bu nedenle üslubu bazen sembolik ve kapalıdır. Fütûhât’ın iki farklı nüshası vardır: ilk nüsha (Mekke’de yazılan) ve daha sonra gözden geçirilmiş ikinci nüsha (Konya’da, 1238 civarında tamamlanan). Eser bugün modern baskılar ve çevirilerle de ulaşmaktadır, ancak hacmi nedeniyle tam Türkçe çevirisi için geniş bir çalışma gerekmiştir.
Fusûsu’l-Hikem
İbnü’l-Arabî, Fusûsu’l-Hikem’i 1229’da Şam’da yazdığını, Hz. Peygamber’i rüyasında görüp eseri ondan aldığını söyler. Eser 27 fass’tan (nakış, mücevher yuvasındaki taş) oluşur; her fass bir peygamberin adıyla ilişkilendirilir ve o peygambere özgü bir hikmeti işler. Örneğin Âdem fassı ilâhî isimlerin tecellisini, Nûh fassı tenzih ve teşbih dengesini, İbrâhîm fassı dostluğu (hullet), Muhammed fassı ise tüm hikmetin kemali olarak anlatılır. Eser kısa ancak son derece yoğun bir metindir ve yüzyıllar boyunca çok sayıda şerh yazılmıştır. Sadreddîn-i Konevî, Dâvûd-ı Kayserî, Abdurrahman-ı Câmî ve Bâlî Efendi gibi isimler bu şerhlerin önde gelenleridir. Bu yüzden Fusûs, hem Anadolu’da hem Osmanlı medrese ve tekkelerinde incelenen temel bir metin olmuştur. Abdurrahman Câmî‘nin şerhleri de bu bağlamda anılır.
Temel kavramlar
- Vahdet-i vücûd: İbnü’l-Arabî’nin kendi eserlerinde bu terimi kullanmadığı, öğrencileri tarafından bu şekilde adlandırıldığı belirtilir. Fikir, varlığın hakikatte tek olduğu ve kâinatın ilâhî isimlerin tecellisi olduğu şeklinde yorumlanır.
- Tecellî ve isimler: Allah’ın isim ve sıfatlarının âlemde görünmesi.
- İnsan-ı kâmil: İlâhî isimlerin tümünü yansıtan insan; en kâmil örnek Hz. Muhammed’dir.
- Velâyet ve nübüvvet: Peygamberlik ve velîlik mertebeleri, “hâtemü’l-evliyâ” gibi kavramlar.
- Hayal âlemi: Mekân ve zaman ötesi bir varlık mertebesi.
Bu kavramların ayrıntılı tartışması için Vahdet-i vücûd nedir? yazısı hazırlanmıştır.
Eleştiriler ve savunmalar
İbnü’l-Arabî’nin eserleri İslâm dünyasında hem hayranlık hem de sert eleştirilere konu olmuştur. İbn Teymiyye, Burhâneddîn el-Bikâî, Teftâzânî gibi âlimler, Fusûs’taki bazı ifadeleri Kur’an ve sünnete aykırı bulmuşlardır. Buna karşılık Fîrûzâbâdî, Süyûtî, Şa’rânî ve Osmanlı’da Şeyhülislâm Ebüssuûd gibi âlimler eserleri savunmuş ya da yorumlamıştır. Bazı Osmanlı âlimleri Fusûs’un zâhirinin anlaşılmasının tehlikeli olduğunu, bu eserlerin ilim ehli dışında okunmaması gerektiğini söylemiştir. Ebüssuûd’un İbnü’l-Arabî hakkında verdiği fetvanın lehte olduğu bilinir; fakat farklı kaynaklarda farklı aktarımlar yer alır. Bu durum, tartışmanın geniş ve çeşitli olduğunu gösterir. Okuyucu için en sağlıklı yol, eseri doğrudan okumaktan önce sağlam şerhler ve akademik çalışmalar eşliğinde incelemek, ayrıca dinî hükümler konusunda güvenilir âlimlere danışmaktır.
Anadolu ve Osmanlı’daki etkisi
İbnü’l-Arabî’nin Anadolu’daki en önemli temsilcisi Sadreddîn-i Konevî’dir. Konya merkezli bu çevre, Mevlânâ ile de yakın ilişki içindeydi. Osmanlı döneminde Fusûs şerhleri medreselerde okutulmuş, tasavvufî düşünce üzerinde derin etkisi olmuştur. Niyâzî-i Mısrî, İsmail Hakkı Bursevî ve Abdülkerim el-Cîlî gibi isimler bu geleneğin devamıdır; bkz. Niyâzî-i Mısrî ve İsmail Hakkı Bursevî. Aynı zamanda Gazzâlî’nin İhyâ’sı ile karşılaştırıldığında, İbnü’l-Arabî’nin daha metafizik, Gazzâlî’nin ise daha ahlâkî ve şer’î bir çizgide olduğu söylenebilir. Tasavvufun genel tarihçesi için Tarikat nedir? yazısına da göz atılabilir.
Okuma önerileri
İbnü’l-Arabî’nin eserlerini okumaya başlayanlar için önce tasavvuf kavramlarını öğrenmek, güvenilir bir şerh ya da özet eşliğinde ilerlemek önerilir. Metinlerin sembolik dili nedeniyle ayrıca, ayet ve hadis yorumlarında yalnızca eserlerdeki yoruma dayanmak yerine, genel tefsir ve hadis kaynaklarına da başvurmak gerekir. Bu konuda farklı görüşleri kaynaklarıyla birlikte aktarmak, tarafsız bir bakış için önemlidir.
Sıkça Sorulan Sorular
İbnü’l-Arabî kimdir?
1165’te Endülüs’ün Mürsiye şehrinde doğan, 1240’ta Şam’da vefat eden ve “Şeyh-i Ekber” unvanıyla anılan büyük mutasavvıftır. Kabri Şam’daki Sâlihiyye semtindedir.
Fütûhât-ı Mekkiyye nedir?
İbnü’l-Arabî’nin Mekke’de yazmaya başladığı, 560 bab’dan oluşan, tasavvuf, akaid, fıkıh ve kozmoloji konularını işleyen geniş ansiklopedik eseridir.
Fusûsu’l-Hikem nedir?
Hz. Âdem’den Hz. Muhammed’e kadar 27 peygamberin her biriyle ilişkilendirilen hikmetleri (fass) anlatan, daha kısa fakat çok yoğun ve etkili bir eserdir.
İbnü’l-Arabî tartışmalı bir isim midir?
Evet. Bazı âlimler eserlerini yüceltirken, bazıları (örneğin İbn Teymiyye) akidevî sakıncalar bulur. Ana akım Sünnî âlimler arasında farklı değerlendirmeler vardır; bu tartışmalar tarafsız ele alınmalıdır.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "İbnü'l-Arabî" md.; TDV İslâm Ansiklopedisi, "el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye" ve "Fusûsü'l-hikem" md.; Sadreddin Konevî, Şerhu'l-Fusûs (ilgili çalışmalar); Diyanet İşleri Başkanlığı, diyanet.gov.tr
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "İbnü'l-Arabî" md.
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye" ve "Fusûsü'l-hikem" md.
- Sadreddin Konevî, Şerhu'l-Fusûs (ilgili çalışmalar)
- Diyanet İşleri Başkanlığı, diyanet.gov.tr
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.