🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Tarikat Nedir? Tasavvuf Yollarının Doğuşu ve Yapısı

Sufiler ve Tasavvuf BüyükleriGüncelleme: 18 Mayıs 20269 dk okuma

Tarikat nedir? Tasavvuf yollarının doğuşu, kurumsallaşması, tarikat yapısı (şeyh, mürid, zikir, tekke), büyük tarikatlar ve Osmanlı'daki yeri tarafsız bir dille anlatılıyor.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Tarikat kavramı ve tasavvuf ilişkisi
  • İlk dönem: Zühd ve tasavvuf
  • Kurumsallaşma: XII-XIII. yüzyıllar

Tarikat, sözlükte “yol” anlamına gelen ve tasavvufta bir şeyhin rehberliğinde belirli usullerle manevî terbiye ve Allah’a yöneliş sürecini ifade eden kavramdır. Tarihî olarak tasavvufî yaşayış erken dönemden beri vardır; ancak tarikatlar, belirli silsile, ritüel ve kurumlarla XII-XIII. yüzyıldan itibaren ortaya çıkmıştır. Bu yazı tarikatın tanımını, tarihçesini ve yapısını bilgilendirici ve tarafsız biçimde ele alır.

Tarikat kavramı ve tasavvuf ilişkisi

Tasavvuf, İslâm’da kalbin ve nefsin terbiyesine, ihlâs ve ihsan makamına yönelen bir ahlâk ve irfan geleneğidir. Tarikat ise bu geleneğin kurumsal ve usûl bakımından düzenlenmiş biçimidir. Klasik tasavvuf literatüründe şeriat, tarikat, marifet ve hakikat arasında bir ilişki kurulur: şeriat dinin zâhirî hükümlerini, tarikat bu hükümlerin kalbi ve ahlâkî derinliğini yaşama yolunu, hakikat ise bu yolun gayesini ifade eder. Bu yaklaşımda tarikat, şeriatın dışında değil, içinde ve ona hizmet eden bir yol olarak anlaşılır. Tasavvufun doğuşu ve gelişimi için Tasavvuf nedir? yazısına bakılabilir.

İlk dönem: Zühd ve tasavvuf

İlk iki yüzyılda zâhidler (Hasan-ı Basrî, İbrâhîm b. Edhem, Râbia el-Adeviyye gibi) dünyaya fazla bağlanmama ve ibadete yönelme ile tanınmıştır. IX-X. yüzyıllarda Cüneyd-i Bağdâdî, Hâris el-Muhâsibî, Sehl et-Tüsterî gibi âlimler tasavvufu sistemli bir ilim hâline getirmiştir. Cüneyd’in “ayık tasavvuf” anlayışı, şeriata bağlılığı vurgular. Bu dönemin tasavvuf yazınında Serrâc, Kelâbâzî, Kuşeyrî ve Hücvîrî’nin eserleri öne çıkar. Bu dönemlerde şeyh-mürid ilişkisi gayriresmî bir hocalık ilişkisi şeklindeydi; henüz kurumsallaşmış tarikatlardan söz edilemezdi. Bu dönemin şahsiyetlerinden Hasan-ı Basrî, Râbia el-Adeviyye ve İbrâhîm b. Edhem hakkında ayrı yazılar bulunmaktadır.

Kurumsallaşma: XII-XIII. yüzyıllar

XII. yüzyıldan itibaren Abdülkâdir Geylânî’ye nispet edilen Kâdirîlik, Ahmed er-Rifâî’ye nispet edilen Rifâîlik, Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî’ye nispet edilen Sühreverdîlik gibi yollar ortaya çıktı. Ardından Necmeddîn-i Kübrâ’nın Kübreviyye’si, Ahmed Yesevî çizgisi, Mevlânâ’ya nispet edilen Mevlevîlik, Şâzelîlik ve Nakşibendîlik teşkilatlandı. Bu yollar belirli bir silsile (şeyhten şeyhe zincir), zikir usulü, intisap töreni, tekke ve zâviye kurumları ve hilâfet sistemi gibi unsurlarla yapılandı. Her tarikatın ayrıca zikir, giyim ve ritüel farklılıkları vardır. Büyük tarikatların kısa tanıtımı için büyük tarikatlar yazısı ve ayrıntılı tarihler için Kâdirîlik tarihi ile Nakşibendîlik tarihi yazıları hazırlanmıştır.

Tarikatın yapısı

  • Şeyh (mürşid): Manevî rehber; irşad izni (icazet) almış, silsileye bağlı kişi.
  • Mürid (sâlik): Yola giren ve terbiye gören kişi.
  • Silsile: Şeyhin kendi şeyhinden Hz. Peygamber’e (veya Hz. Ali veya Hz. Ebû Bekir’e) uzanan manevî zinciri.
  • Zikir: Allah’ı anma usulü; cehrî (açık) veya hafî (gizli) olabilir.
  • Tekke/zâviye/dergâh: Zikir, sohbet ve hizmetin yapıldığı mekânlar.
  • Edep ve erkân: Tarikata özgü ahlâk ve usul kuralları.

Bu unsurlar tarikatlar arasında farklılaşır. Tekke ve zâviyelerin işleyişi için tekke ve zâviyeler yazısına bakabilirsiniz.

Anadolu ve Osmanlı’da tarikatlar

Anadolu’nun Türkleşme ve İslâmlaşma sürecinde Horasan erenleri, Yesevî dervişleri, Kalenderiler, Haydariler ve Vefâîler gibi hareketlerle halk tabanlı dervişlik yaygındı. Mevlevîlik şehirli entelektüel çevrede, Bektaşîlik köylerde ve Yeniçeri ocağında, Halvetîlik ve Nakşibendîlik Osmanlı idarecileri ve ilim çevrelerinde etkili oldu. Osmanlı Devleti, tekke ve zâviyelere vakıflar tahsis ederek destek verdi; ancak aşırı görülen hareketleri kontrol altına almaya da çalıştı. Zaman zaman ilmiye sınıfı ve tarikatlar arasında gerilimler de yaşandı. Bu tarihî süreci hakkında Bektaşîlik tarihi ve Halvetîlik tarihi gibi yazılar farklı örnekler sunar.

Cumhuriyet dönemi

1925 tarihli 677 sayılı kanunla tekke, zâviye ve türbeler kapatılmış, şeyhlik, dervişlik ve benzeri unvanlar kaldırılmıştır. Böylece tarikatlar hukuken yasaklanmış, bazı faaliyetler gayriresmî biçimde devam etmiş, bazıları ise kültürel faaliyet adıyla sürdürülmüştür. Mevlevî semâ törenlerinin turistik ve kültürel olarak 1950’lerde yeniden başlaması bu dönemin bir örneğidir. Bugünkü hukuk durumu ve toplumsal tartışmalar için güncel mevzuata ve uzman kaynaklara başvurmak gerekir. Bu yazı, hukukî veya siyasi değerlendirme yapmayı amaçlamaz.

Dinî bakış ve eleştiriler

İslâm âlimleri arasında tasavvuf ve tarikatlara yönelik farklı yaklaşımlar vardır. Birçok klasik âlim, şeriata uyan tasavvufu ahlâkî ve manevî bir yol olarak kabul etmiş ve övmüştür; Gazzâlî ve Abdülkâdir Geylânî bunlar arasındadır. Bazı âlimler ise tarikat uygulamalarında bid’at sayılan unsurların bulunduğunu, bazı sözlerin itikadî açıdan sakıncalı olduğunu belirtmiştir. Modern dönemde de bu tartışma sürer. Dengeli bir yaklaşım, tasavvufun ahlâkî ve manevî değerlerini takdir ederken, Kur’an ve sahih sünnetle uyuşmayan uygulamalardan kaçınmayı gerektirir. Okuyucu, bu konuda güvenilir ilmî kaynaklara ve ilmihallere başvurabilir. Vahdet-i vücûd gibi tartışmalı kavramlar için Vahdet-i vücûd nedir? yazısına bakılabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Tarikat ne demektir?

Sözlükte “yol” anlamına gelir. Tasavvufta, bir şeyhin rehberliğinde ve belirli ilke ve usullerle Allah’a yönelmeyi amaçlayan manevî eğitim yolu ve bu yolu izleyen topluluğu ifade eder.

Tarikatlar ne zaman ortaya çıktı?

Tasavvufî yaşayış ilk asırlardan beri vardır; ancak tarikatların kurumsal yapıları XII-XIII. yüzyıllardan itibaren Kâdirîlik, Rifâîlik, Sühreverdîlik ve Mevlevîlik gibi yollarla belirginleşmiştir.

Türkiye’de tarikatlar yasal mıdır?

1925 tarihli kanunla tekke ve zâviyeler kapatılmış, tarikat adıyla faaliyet yasaklanmıştır. Güncel hukukî durum için ilgili mevzuata bakılmalıdır. Bu yazı tarihî ve bilgilendirici niteliktedir.

Tarikat mensubu olmak dinen zorunlu mudur?

Hayır. Dinen farz olan hususlar Kur’an ve sünnetle belirlenmiştir; tarikat bir ahlâk ve manevî terbiye yoludur, farz ya da şart değildir. Müslümanlar arasında bu konuda farklı görüşler vardır.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Tarikat" md.; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Tasavvuf" md.; Ahmet Yaşar Ocak, Osmanlı İmparatorluğu'nda Marjinal Sûfîlik; Diyanet İşleri Başkanlığı, diyanet.gov.tr

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Tarikat" md.
  2. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Tasavvuf" md.
  3. Ahmet Yaşar Ocak, Osmanlı İmparatorluğu'nda Marjinal Sûfîlik
  4. Diyanet İşleri Başkanlığı, diyanet.gov.tr

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.