Râbia el-Adeviyye Kimdir? Hayatı, İlmi ve Hikmetli Sözleri
Râbia el-Adeviyye kimdir? Basra'da yaşayan ilk dönem kadın sûfî, ilâhî sevgi anlayışının öncüsü Râbia'nın hayatı, sözleri, menkıbeleri ve tasavvuf tarihindeki yeri tarafsız biçimde anlatılıyor.
- Kaynaklar ve hayat çizgisi
- Basra'nın zühd çevresi
- İlâhî sevgi anlayışı
Râbia el-Adeviyye (yaklaşık 717-801), Basra’da doğan, yoksul bir ailede yetişen, köle iken azat edilen ve ilâhî sevgi (muhabbet) anlayışını öne çıkaran ilk dönem kadın sûfîdir. Zühd, ihlâs ve Allah’ı karşılıksız sevme anlayışıyla anılır. Hayatı hakkındaki bilgilerin çoğu sonraki dönem menkıbelerine dayanır.
Kaynaklar ve hayat çizgisi
Râbia hakkındaki ilk kaynaklar, ölümünden bir iki asır sonra yazılan Kuşeyrî, Ebû Nuaym ve Attâr’ın eserleridir. Bu kaynaklarda anlatılanların birçoğu menkıbe niteliğindedir. Doğum tarihi olarak 95-99 (714-718) arasında bir yıl gösterilir; Basra’da yoksul bir ailenin dördüncü kızı olduğu için “Râbia” (dördüncü) adını aldığı anlatılır. Çocukken yetim kaldığı, Basra’da kıtlık yıllarında bir köle olarak satıldığı rivayet edilir. Bu rivayetler tarihî olarak tam doğrulanamaz. Efendisi onun ibadetine ve ihlâsına şahit olunca onu azat ettiği anlatılır. Tasavvufun gelişimi için Tasavvuf nedir? yazısı faydalıdır.
Basra’nın zühd çevresi
Râbia’nın yaşadığı Basra, Hasan-ı Basrî, Mâlik b. Dînâr, Şakîk-i Belhî ve Süfyân es-Sevrî gibi zâhidlerin bulunduğu bir ilim ve zühd merkeziydi. Kaynaklar Râbia’nın bu zâhidlerle görüştüğünü aktarır. Bunların bazılarıyla diyalogları, Attâr’ın eserinde geniş yer tutar. Özellikle Hasan-ı Basrî ile ilişkisinin tarihî olarak mümkün olup olmadığı tartışmalıdır, çünkü Hasan 728’de vefat etmiş, Râbia ise yaklaşık bu tarihte çocuk veya genç yaştadır. Bu nedenle diyalog anlatıları ihtiyatla karşılanmalıdır.
İlâhî sevgi anlayışı
Râbia’nın tasavvuf tarihindeki en önemli katkısı, Allah sevgisini ibadetin merkezine yerleştirmesidir. Ona nispet edilen meşhur bir duada şöyle denir: “Allah’ım, eğer sana cehennem korkusuyla ibadet ediyorsam beni cehennemde yak; cennet ümidiyle ibadet ediyorsam beni cennetten mahrum et; ama sadece zatın için ibadet ediyorsam bana ebedî cemalini esirgeme.” Bu dua ve benzer sözlerin hepsi kaynaklarda küçük lafız farklılıklarıyla geçer ve sonradan eklenmiş olabilir. Ana akım Sünnî ilim anlayışı, korku (havf) ve ümit (recâ) ile ibadeti de meşru ve Kur’an’a uygun görür; ilâhî sevgi anlayışı bunun yerine değil, ibadetin kemali olarak değerlendirilir. Kur’an’da “Allah’ı seven kimseler, Allah’ı daha çok severler” ve “Allah onları sever, onlar da O’nu severler” (Mâide Suresi, 5/54) buyrulur.
Zühdü ve yaşam tarzı
Rivayetlere göre Râbia basit bir yaşam sürdü; evinde bir hasır, bir testi ve bir kerpiç parçası dışında eşya bulunmazdı. Geceleri uzun süre ibadet eder, gündüzleri oruç tutardı. Evlilik tekliflerini reddettiği, ibadetinden alıkoyacağı gerekçesiyle evlenmediği anlatılır. Bu anlatı, evliliği teşvik eden sünnetle ilgili tartışmaları gündeme getirebilir; ancak menkıbelerde dünyadan elini çekmenin sembolik bir ifadesi olarak anlatıldığı unutulmamalıdır. Hz. Peygamber’in “Nikâh benim sünnetimdir” mealindeki beyanı (İbn Mâce, Nikâh) ve evliliğin teşviki, ana akım ilmihalde esastır; zühd, bu dengeyi bozmamalıdır. Aynı çağın başka zâhidi İbrâhîm b. Edhem da dünyayı terk eden bir sûfî olarak anılır.
Menkıbeler ve eleştirel okuma
Râbia hakkındaki menkıbelerde Kâbe’nin kendisini ziyarete geldiği, bir elinde su bir elinde ateşle cenneti yakıp cehennemi söndürmek istediği gibi semboller bulunur. Bu tür anlatılar tarihî olay olarak değil, aşk ve ihlâs vurgusunu anlatan simgesel hikâyeler olarak okunmalıdır. Bazı araştırmacılar, Râbia’ya nispet edilen sözlerin çoğunun sonradan derlendiğini ve hatta Râbia adlı birden fazla kadının hikâyelerinin karışmış olabileceğini belirtir. Bu görüşlerin doğrulanması zordur. Okuyucunun menkıbe ile tarihî veriyi ayırması önerilir. Şiirleri ve duaları farklı çevirilerle yayımlanmıştır; çeviri farklarına dikkat edilmelidir.
Şiirleri ve duaları
Râbia’ya nispet edilen kısa şiirler ve dualar, Arapça kaynaklarda dağınık biçimde yer alır ve Fars, Türk ve Batı dillerine çeşitli çevirilerle ulaşmıştır. “İki sevgi ile seni seviyorum: biri hevâ sevgisi, diğeri senin buna lâyık olduğun sevgi” tarzındaki meşhur ifade, bu çevirilerin en çok alıntılananlarındandır. Bu şiirlerin Râbia’ya aidiyeti kesin değildir; kaynak eleştirisi yapılmadan kesin bir söz olarak sunulmamalıdır.
Vefatı ve mirası
Râbia’nın 185 (801) yılında Basra’da vefat ettiği kabul edilir; bazı kaynaklar Kudüs’te Zeytin Dağı’nda öldüğünü söyler. Bu iki anlatı birbirinden farklıdır ve kesin sonuca varmak zordur. Zeytin Dağı’nda ona atfedilen bir makam bulunur. Tasavvuf geleneğinde ilâhî aşk tasavvufunun ilk temsilcilerinden olarak anılır. Attâr onu “Tezkiretü’l-evliyâ”da özel bir saygıyla anlatır; bkz. Ferîdüddîn Attâr. Kadınların ilim ve tasavvuftaki yeri için de önemli bir örnek olarak değerlendirilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Râbia el-Adeviyye kimdir?
Yaklaşık 717-718’de Basra’da doğan, yoksul bir ailede yetişen, sonra azat edilen ve zühd ile ilâhî sevgi anlayışıyla tanınan kadın sûfîdir. 801 yılında vefat ettiği kabul edilir.
İlâhî aşk anlayışı nedir?
Allah’ı cennet umudu veya cehennem korkusu için değil, yalnızca Allah’ı sevdiği için sevme anlayışıdır. Bu anlayış, ona nispet edilen dualar ve sözlerle anılır; sözlerin lafzı kaynaklara göre değişir.
Evlenmedi mi?
Kaynaklarda evlilik tekliflerini reddettiği ve hayatını ibadete adadığı anlatılır. Bu anlatılar menkıbevî unsurlar içerir.
Türbesi nerededir?
Basra, Kudüs’te Zeytin Dağı ve başka yerlerde makamı olduğu söylenir. Kesin mezar yeri bilinmez.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Râbia el-Adeviyye" md.; Attâr, Tezkiretü'l-evliyâ; Kuşeyrî, er-Risâle; Diyanet İşleri Başkanlığı, diyanet.gov.tr
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Râbia el-Adeviyye" md.
- Attâr, Tezkiretü'l-evliyâ
- Kuşeyrî, er-Risâle
- Diyanet İşleri Başkanlığı, diyanet.gov.tr
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.