🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

İmaret ve Aşevleri: Vakıfların Sosyal Hizmeti

Kütüphaneler, El Yazmaları ve Vakıf KurumlarıGüncelleme: 12 Ekim 20269 dk okuma

Osmanlı imaretleri, yani vakıf aşevleri; ilk imaret, yemek dağıtımı, kimlere hizmet ettiği, işleyişi, mutfak düzeni ve İslam'daki yemek yedirme anlayışının tarihî yansıması.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • İmaret Nedir?
  • Dinî Dayanak ve Anlayış
  • Kimlere Hizmet Edilirdi?

İmaret, Osmanlı’da vakıf gelirleriyle işletilen ve yoksullara, yolculara, öğrencilere ve külliyenin çalışanlarına ücretsiz sıcak yemek veren aşevi kurumudur. İlk örnekleri XIV. yüzyılda görülür ve Osmanlı toplumunda vakıf geleneğinin en görünür sosyal hizmetlerinden biri olmuştur; günümüzdeki aşevi ve iftar çadırı uygulamalarının tarihî öncülü sayılır.

İmaret Nedir?

İmaret kelimesi Arapça “imar etmek, bayındır hale getirmek” kökünden gelir. Osmanlı döneminde külliyelerin yemek hizmeti veren bölümüne imaret denmiştir. İmaret, mutfak, yemekhane, kiler, fırın ve ambarlardan oluşur. Genellikle bir caminin veya medresenin yanında yer alır, külliye vakfının gelirleriyle işletilirdi. Osmanlı’da “imaret”, “aşevi” ve “tâmhane” gibi kelimeler benzer anlamlarda kullanılmıştır.

İmaretlerin işleyişi vakfiyede ayrıntılı tarif edilirdi: Kaç kişiye yemek çıkarılacağı, yemeklerin çeşidi, miktarı, hangi günler ne pişeceği, aşçıların ve yardımcı personelin sayısı ve ücretleri vakfiyede belirlenirdi. Böylece vakfın devamlılığı sağlanırdı. Vakfiye geleneği için ilgili yazıya bakılabilir.

Dinî Dayanak ve Anlayış

İslam’da yemek yedirmek büyük bir hayırdır. Kur’an’da iyilerin özelliklerinden biri olarak “yemeği sevmelerine rağmen yoksula, yetime ve esire yedirmeleri” anılır (İnsan Suresi, 76/8). Hz. Peygamber’e “İslam’ın hangi işi daha hayırlıdır?” diye sorulduğunda, “Yemek yedirmen ve tanıdığına da tanımadığına da selam vermendir” buyurduğu rivayet edilir (Buhârî, Îmân; Müslim, Îmân). İmaretler bu anlayışın kurumsallaşmış hali olarak değerlendirilebilir. Aynı zamanda misafirperverlik, İbrahim (a.s.) geleneğiyle de ilişkilendirilir: Hz. İbrahim’in meşhur sofra adabı ve “Halîlullah” olması, yemek ikramının manevi önemini hatırlatır.

Osmanlı’da yemek vermek, aynı zamanda hükümdarın ve vakıf kurucusunun toplumun refahına duyduğu sorumluluğu temsil ederdi. Padişah ve ileri gelenler imaretler yaptırarak toplumsal destek kazanır, bu arada manevi olarak da sadaka-i câriye sevabı umardı.

İlk imaretler

Kaynaklarda ilk Osmanlı imaretinin Orhan Gazi döneminde İznik’te (1331 dolayları) kurulduğu belirtilir. Bursa’da da Orhan Gazi’nin yaptırdığı imaret ve külliye bilinir. Bu yapılar, Osmanlı’nın erken dönemlerinde imaretlerin hem sosyal hizmet hem de yerleşim yerlerini imar etme aracı olduğunu gösterir. Zamanla büyük külliyeler imaretleriyle anılmaya başlamıştır: Fatih İmareti, Süleymaniye İmareti, Haseki İmareti gibi.

Kimlere Hizmet Edilirdi?

İmaretlerde yemek alabilen kişiler arasında medrese öğrencileri, müderrisler, külliye çalışanları, fakirler, yolcular, hacılar ve misafirler vardı. Bazı vakfiyelerde yemek yiyebilecek kişi kategorileri ve her kategoriye verilecek miktar yazılıydı. Örneğin Fatih İmareti’nde öğrencilere verilen yemeğin dışında, belirli saatlerde şehir halkına da yemek çıkarıldığı bilinir. Dinî ve etnik ayrım yapılmaksızın yolculara hizmet verildiği kaynaklarda belirtilir; Gayrimüslim yolcuların da misafir edildiği kayıtlar vardır.

Yemek menüsü dönemin yemek kültürünü yansıtır: çorba, pirinç pilavı, buğday ya da bulgur yemeği, et yemekleri, zerde, hoşaf gibi çeşitler servis edilirdi. Cuma geceleri, bayramlar, Ramazan ve kandil günlerinde ek ikramlar yapılırdı. Ramazan’da iftar vakti yemek dağıtımı ayrıca önem taşırdı.

Mutfak ve İşleyiş

İmaretin mutfağında aşçıbaşı, aşçılar, kazancılar, fırıncılar, erzak sorumluları ve yardımcılar çalışırdı. Büyük kazanlar, tencereler ve dev bakır kaplar kullanılırdı. Mutfak yapılarının dumanını çıkarmak için bacalar ve havalandırma sistemleri tasarlanırdı. İmaret binalarında kiler ve ambar bölümleri bulunur, erzaklar vakıf gelirleriyle satın alınırdı. Aşevinde yemek dağıtımı genellikle düzenli kuyruk ve sırayla yapılır, kimsenin onuru zedelenmeden hizmet verilirdi. Yemeği yerinde yiyenler olduğu gibi, evine götürenler için kap hazırlayan uygulamalar da vardı.

İmaret sistemi sıklıkla kötüye kullanımla da karşılaşmıştır. Bazı dönemlerde imaretlerin kadroları şişmiş, vakıf gelirleri azalmış, yemek kalitesi düşmüştür. Kaynaklarda imaret görevlilerinin yolsuzluklarına ilişkin şikâyetlere de rastlanır. Bu nedenle devlet müfettişleri ve kadılar vakıfları denetlemiştir.

İmaretlerin Bugünkü Karşılığı

Günümüzde belediyelerin aşevleri, Kızılay’ın aşevleri, Diyanet ve vakıfların iftar çadırları, sosyal yardımlaşma kuruluşları imaret geleneğinin çağdaş uzantıları olarak anılır. İstanbul’daki Fatih, Süleymaniye ve Haseki imaretlerinin binaları bazı yerlerde müze, restoran ya da kültür merkezi olarak hizmet vermektedir. Örneğin Edirne ve Bursa’daki bazı eski imaret yapıları bugün müzedir.

Ayrıca imaret, külliyenin önemli bir bölümüdür. Külliyenin diğer birimleri için Külliye nedir? yazısına, Edirne’deki örnek için Edirne Sultan II. Bayezid Külliyesi yazısına, vakıf sisteminin genel işleyişi için Vakıf nedir? yazısına bakılabilir. Gizli yardım gelenekleri için sadaka taşı, hayvanlara yönelik vakıflar için kuşlar ve hayvanlar için vakıflar yazıları ilgili olabilir.

Haseki Sultan İmareti ve Kadın Vakıfçılar

İstanbul’daki Haseki Külliyesi (1538-1539 dolayları), Hürrem Sultan tarafından yaptırılmış ve içindeki imaret kentin ihtiyaç sahiplerine yemek veren bir kuruluş olmuştur. Bu külliye, Osmanlı’da kadınların vakıf kurucusu olarak ne kadar etkili olduğunu gösterir. Daha sonra Mihrimah Sultan, Nurbanu Sultan ve diğer hanım sultanlar da külliyeler yaptırmıştır. Kadınların kurduğu vakıflar, özellikle yoksullara, çocuklara ve dullara yönelik hizmetlere ağırlık verirdi. Bazı külliyelerde imaretin yanı sıra sıbyan mektebi ve çeşme de bulunurdu.

İmaretlerde yemek dağıtımı yalnızca bir yardım değil, toplumsal bir ritüeldi. Özellikle Ramazan’da iftar sofraları kurulur, mahalle halkı bir araya gelirdi. Bayram sabahları ise bayramlaşma sonrasında yoksullara yemek ikram edilirdi. Bu uygulamalar, toplumsal dayanışmayı güçlendiren bir kültür oluşturmuştur.

Sıkça Sorulan Sorular

İmaret nedir?

Osmanlı’da vakıf gelirleriyle yoksullara, öğrencilere ve yolculara ücretsiz yemek veren aşevidir.

İlk imaret nerede kuruldu?

Kaynaklarda Orhan Gazi döneminde İznik’te kurulduğu anlatılır (XIV. yüzyıl).

İmaretlerde kimler yemek yerdi?

Öğrenciler, müderrisler, külliye çalışanları, yoksullar, yolcular ve misafirler yemek yiyebilirdi.

Bugün imaretlerin karşılığı nedir?

Belediye ve vakıf aşevleri, iftar çadırları gibi yardım kuruluşları bu geleneği sürdürmektedir.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "İmâret" maddesi; Ömer Lütfi Barkan, İmaret Sistemi çalışmaları; İnsan Suresi (76/8-9) ve Buhârî, Îmân (yemek yedirme hadisi)

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi, "İmâret" maddesi
  2. Ömer Lütfi Barkan, İmaret Sistemi çalışmaları
  3. İnsan Suresi (76/8-9) ve Buhârî, Îmân (yemek yedirme hadisi)

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.