Bağdat’ın Moğollarca Yağmalanması ve Kayıp Kitaplar
1258'de Hülâgû komutasındaki Moğolların Bağdat'ı ele geçirmesi, Abbâsî hilafetinin sonu, kütüphanelerin kaderi, Dicle'ye atılan kitaplar rivayeti ve tarihçilerin değerlendirmeleri.
- Siyasi Arka Plan
- Kuşatma ve Düşüş
- Kitapların Kurtarılması: Merâga Örneği
Bağdat, 1258 yılının Şubat ayında Hülâgû Han komutasındaki Moğol ordusu tarafından kuşatılıp ele geçirilmiş, Abbâsî Halifesi el-Müstasım öldürülmüş, şehir yağmalanmış ve çok sayıda kütüphane ile ilim kurumu büyük zarar görmüştür. Kayıp kitapların kesin sayısı ise kaynaklara göre tartışmalıdır. Olay İslam ilim tarihinin en acı olaylarındandır.
Siyasi Arka Plan
XIII. yüzyılın başlarında Cengiz Han önderliğinde birleşen Moğollar, Orta Asya’dan Doğu Avrupa’ya kadar büyük bir imparatorluk kurdu. 1219-1221 yıllarında Harezmşahlar Devleti’ni yıkan Moğollar, Semerkand, Buhara, Merv ve Nişabur gibi şehirleri yağmalayıp nüfusunun önemli bir bölümünü yok etti. Bu şehirlerdeki medreseler, kütüphaneler ve ilim kurumları büyük hasar gördü. Hülâgû, kardeşi Möngke’nin emriyle 1250’li yıllarda İran ve Irak’a yönelmiş, önce Alamut’taki İsmâilîleri sonra Abbâsîleri hedef almıştır.
Abbâsî Devleti o dönemde zayıflamış, siyasi parçalanma ve iç çekişmeler yüzünden savunma zayıflamıştı. Halife el-Müstasım (1242-1258) ile veziri İbnü’l-Alkamî arasındaki ilişkiler, ordunun küçültülmesi ve Moğollarla müzakere meseleleri hakkında kaynaklarda farklı anlatılar vardır. İbnü’l-Alkamî’nin ihaneti iddiası tarihçiler arasında tartışmalıdır; bazı tarihçiler bunu sonraki dönem anlatımlarının abartısı olarak değerlendirir.
Kuşatma ve Düşüş
Moğol ordusu 1258 yılının Ocak ayı sonlarında Bağdat’ı kuşatmış, yaklaşık iki hafta içinde şehir ele geçirilmiştir. Şubat ayının ortalarında (10 Şubat 1258 civarı) şehir teslim olmuş, ardından yağma ve katliam yaşanmıştır. Halifenin akıbeti konusunda farklı rivayetler vardır: bir kısım kaynaklara göre halife bir halıya sarılarak at üzerinde çiğnenerek öldürülmüştür. Katliamda ölen insan sayısı için kaynaklarda yüz binlerce rakamlar geçer; modern araştırmacılar bu rakamların abartılı olabileceğini düşünür. Yine de şehrin ağır yıkıma uğradığı ve büyük can kaybı yaşandığı kabul edilir.
Bu olay, Abbâsî halifeliğinin Bağdat’taki yaklaşık beş asırlık hakimiyetinin sonu olmuştur. Daha sonra Abbâsî hanedanından biri Memlûk sultanlığı himayesinde Kahire’de sembolik bir halifelik kurmuştur. Bağdat ise İlhanlılar’ın yönetimine geçmiştir.
Kütüphanelerin kaybı
Bağdat’ta o dönemde birçok kütüphane, medrese ve ilim merkezi vardı. Mustansiriyye Medresesi, Nizamiye ve Beytü’l-Hikme geleneğinin mirası burada yaşıyordu. Kaynaklarda Moğolların kitapları Dicle Nehri’ne attığı ve suyun mürekkepten kararıp günlerce siyah aktığı rivayet edilir. Bu anlatı çok yaygındır; ancak tarihçiler ayrıntılarının ne kadar gerçek, ne kadar edebi abartı olduğunu tartışır. Kitapların bir kısmının yakılması, yağmalanması ya da atılması muhtemeldir; fakat bazı kütüphanelerin yıkımın tamamen sonuçsuz kaldığına dair de bilgiler vardır.
Kitapların Kurtarılması: Merâga Örneği
Moğol hükümdarlarının bilime tamamen düşman olmadığı, bazı dönemlerde âlimleri himaye ettikleri bilinir. Hülâgû, ünlü bilim insanı Nasîrüddîn-i Tûsî’yi yanına almış ve onun öncülüğünde Merâga’da (Azerbaycan) büyük bir rasathane ve kütüphane kurulmuştur (1259). Rivayete göre Bağdat ve diğer şehirlerden toplanan kitaplar bu kütüphanede biriktirilmiştir. Kaynaklarda kütüphanedeki kitap sayısı için yüz binlerce rakam verilir; bu rakamlar büyük olasılıkla abartılıdır. Yine de bu örnek, yıkımın yanında bilimsel faaliyetlerin devam ettiğini gösterir. Bu bağlamda Tûsî’nin çalışmaları astronomi ve matematikte önemli bir iz bırakmıştır.
Ayrıca birçok âlim, kitaplarını ve notlarını alıp başka şehirlere kaçırmıştır. Kahire, Şam, Anadolu ve Endülüs’e göç eden âlimler ilim hayatının devamını sağlamıştır. Konya’daki Mevlânâ ailesi gibi Moğol istilasından önce Anadolu’ya gelen birçok aile de bu göç hareketinin parçasıdır. Anadolu’daki medreselerin yükselişi için Karatay Medresesi ve Gök Medrese yazılarına bakılabilir.
Tarihî Değerlendirme ve Ders
Bağdat’ın yıkımı İslam tarihinin en travmatik olaylarından biri olarak anılır. Ancak olayın bilimsel etkileri konusunda tarihçiler farklı görüşlere sahiptir: Bir kısım araştırmacı bu olayın İslam dünyasındaki ilmî gerilemenin başlıca sebeplerinden biri olduğunu savunurken, bir kısmı gerilemenin tek sebebe bağlanmasına karşı çıkar ve XIII. yüzyıldan sonra da Kahire, Şam, Merâga, Semerkand ve Anadolu’da ilmî faaliyetin sürdüğünü belirtir. Bu çeşitliliği görmek tarihsel değerlendirmede önemlidir.
Bu olay, kitapların ve kütüphanelerin korunmasının önemini de hatırlatır. Kültürel mirasın korunması için vakıf, kütüphane ve arşiv kurumlarının işlevi büyüktür. Osmanlı saray kütüphaneleri, Türkiye’deki yazma eser kütüphaneleri ve kitap ticareti yazıları bu mirasın nasıl taşındığını anlatır. Ayrıca hafızlık geleneği, kitap yok olsa bile ilmin sözlü aktarımla yaşayabildiğini gösteren önemli bir örnektir.
Rakamlar ve Anlatılar Üzerine Bir Not
Orta Çağ tarihçiliğinde nüfus ve kitap sayısı gibi rakamlar sıklıkla abartılı biçimde aktarılır. Kayıtlarda Bağdat’ta öldürülenlerin sayısının 200 bin ile iki milyon arasında değiştiği görülür; bu kadar farklı rakam bu tür sayıların güvenilir hesaplamalardan çok izlenimlere dayandığını gösterir. Kitaplarla ilgili anlatılar da benzer biçimde yorumlanmalıdır. Dicle’nin mürekkeple kararması imgesi edebi bir anlatım olabileceği gibi, gerçekten çok sayıda kitabın suya atılmış olmasının bir yansıması da olabilir. Bu nedenle ihtiyatlı bir dil kullanmak, “en az”, “yaklaşık”, “kaynaklarda anlatıldığına göre” gibi ifadeler tercih etmek gerekir.
Kayıp kitaplar arasında yalnızca ünlü eserlerin tek nüshaları değil, aynı zamanda tarihi belgeler, özel mektuplar, şiir mecmuaları ve ders notları da bulunur. Bugün bazı büyük âlimlerin eserlerinden yalnızca adı bilinir; metni kaybolmuştur. Bu durum, kitap koruma çabalarının önemini bir kez daha gösterir. Çağdaş savaşlarda da kütüphane ve müzelerin yağmalanması ve tahrip edilmesi (örneğin 2003 Irak savaşı sırasında Bağdat’taki müze ve kütüphanelerin yaşadığı kayıplar) aynı derdin güncel yansımalarıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Bağdat ne zaman Moğollara düştü?
1258 yılının Şubat ayında Hülâgû komutasındaki Moğol ordusu şehri ele geçirmiştir.
Kitaplar gerçekten Dicle’ye atıldı mı?
Kaynaklarda bu rivayet yaygındır; ancak ayrıntıları ve ölçeği tarihçilerce tartışılır.
Abbâsî hilafeti bu olayla mı sona erdi?
Bağdat’taki Abbâsî hilafeti sona ermiş, Kahire’de Memlûk himayesinde sembolik bir halifelik devam etmiştir.
Merâga Rasathanesi nedir?
Hülâgû döneminde Nasîrüddîn-i Tûsî öncülüğünde kurulan rasathane ve kütüphane kompleksidir.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Bağdat" ve "Hülâgû" maddeleri; İbnü'l-Esîr, el-Kâmil fi't-Târîh (Moğol akınları); Reşîdüddîn Fazlullah, Câmiu't-Tevârîh ve diğer Moğol dönemi kaynakları
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Bağdat" ve "Hülâgû" maddeleri
- İbnü'l-Esîr, el-Kâmil fi't-Târîh (Moğol akınları)
- Reşîdüddîn Fazlullah, Câmiu't-Tevârîh ve diğer Moğol dönemi kaynakları
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.