🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Beytü’l-Hikme: Kuruluşu, Tarihi ve İslam İlmindeki Yeri

Medreseler, Kütüphaneler ve VakıflarGüncelleme: 20 Eylül 20269 dk okuma

Abbâsî Bağdat'ında Beytü'l-Hikme'nin kuruluşu, Me'mun dönemi tercüme hareketi, çalışan âlimler, bilimsel katkıları ve tarihî tartışmalar.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Kuruluş ve Gelişim
  • Tercüme Hareketi
  • Bilim İnsanları ve Katkıları

Beytü’l-Hikme, Abbâsî Bağdat’ında Halife Hârûnürreşîd ve özellikle oğlu Me’mun döneminde gelişen, kitap toplama, çeviri ve araştırma faaliyetlerinin yürütüldüğü ilim merkezidir. Kurumun kesin yapısı tarihçilerce tartışılsa da İslam medeniyetinde bilimsel birikimin ve tercüme faaliyetinin simgesi olarak anılır ve çeviri faaliyetinin merkezî örneği sayılır.

Kuruluş ve Gelişim

Abbâsî Devleti’nin başkenti Bağdat, 762’de Halife Mansûr tarafından kurulmuştur. Hârûnürreşîd (786-809) döneminde saray kütüphanesi (Hizânetü’l-hikme) genişletilmiştir. Oğlu Me’mun (813-833) döneminde ise bu yapı daha geniş bir araştırma ve çeviri merkezine dönüşmüştür. Kaynaklar, Me’mun’un bilim ve felsefeye özel ilgi duyduğunu, Bizans’tan kitap temin ettiğini aktarır. Rivayete göre Me’mun bir rüyada Aristoteles’i görmüş ve bunun üzerine felsefî eserlerin tercümesine ağırlık vermiştir; bu anlatı tarihî olarak tartışmalıdır.

Beytü’l-Hikme’nin kurumsal yapısı hakkında kesin bilgi azdır. Bazı araştırmacılar bunu bir kütüphane, bazıları bir akademi, bazıları ise saray bünyesinde bir kitap koleksiyonu ve tercüme bürosu olarak görmektedir. Dimitri Gutas gibi modern araştırmacılar, tercüme hareketinin yalnızca bu kurumla sınırlı olmadığını, zengin Bağdatlı tüccarların, bürokratların ve âlimlerin de destek verdiğini ileri sürmüştür.

Tercüme Hareketi

Abbâsî çağında Yunanca, Süryanice, Farsça ve Sanskritçe eserler Arapçaya çevrilmiştir. Bu hareket yaklaşık VIII. yüzyılın ortasından X. yüzyıla kadar sürmüştür. Çevirmenler arasında Nasturî Hristiyan Hüneyn b. İshak (809-873), oğlu İshak b. Hüneyn, Sâbit b. Kurra gibi isimler öne çıkar. Hüneyn b. İshak’ın Galen ve Hipokrat gibi tıp eserlerini çevirdiği bilinir. Çevirinin yalnızca kelime kelime değil, anlam odaklı yapıldığı kaynaklarda geçer.

Çevrilen alanlar arasında tıp, felsefe, matematik, astronomi, kimya, mekanik ve mantık yer alır. Böylece Arapça, bilim dili haline gelmiş ve Yunan mirası yaklaşık iki yüzyıl boyunca Arapça üzerinden aktarılıp geliştirilmiştir. Müslümanlar bu birikimi bir kopya olarak değil, eleştirip geliştirerek kullanmışlardır.

Bilim İnsanları ve Katkıları

Beytü’l-Hikme çevresiyle anılan isimler arasında Harezmî (yaklaşık 780-850), Kindî (yaklaşık 801-873) ve Benû Mûsâ kardeşler bulunur. Harezmî’nin cebir ve hesap kitapları (el-Cebr ve’l-Mukābele) Avrupa’ya Latince çevirilerle ulaşmış, “algoritma” kelimesi onun adından türemiştir. Kindî felsefe, optik ve müzik alanlarında eserler vermiştir. Benû Mûsâ ise mekanik ve geometri alanında önemli katkılar sunmuştur. Me’mun döneminde Bağdat ve Şam’da gözlemevleri kurularak yer ölçümleri yapılmıştır.

Tartışmalı noktalar

Me’mun dönemi, aynı zamanda Mihne olayıyla (Kur’an’ın yaratılmışlığı meselesi) siyasi-dinî tartışmaların yaşandığı bir dönemdir. Ahmed b. Hanbel gibi âlimler bu dönemde baskıya uğramıştır. Bu yönüyle Beytü’l-Hikme dönemi sadece “altın çağ” olarak idealize edilmemeli, olumlu ve olumsuz yönleriyle birlikte ele alınmalıdır.

Sonu: Moğol İstilası

Abbâsî Devleti zayıflayarak Moğol Hülâgû’nun saldırısıyla 1258’de Bağdat’ın düşmesine ve yağmalanmasına yol açmıştır. Kaynaklar kitapların Dicle’ye atıldığını ve suyun mürekkepten renk değiştirdiğini aktarır; rakamlar abartılı olabilir. Ayrıntılar Bağdat’ın Moğollarca yağmalanması yazısında ele alınmıştır.

Önemi ve Benzer Merkezler

Beytü’l-Hikme, İslam medeniyetinde bilgi üretimine ve kütüphane kültürüne verilen değerin simgesi sayılır. Daha sonra Endülüs’te Kurtuba Kütüphanesi, Mısır’da Ezher ve Mağrib’de Karaviyyin ile Zeytûne bu geleneğin devamı olan merkezlerdir. Osmanlı döneminde ise Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi bugün bu mirasın korunmasında kritik rol üstlenmektedir.

Kütüphane Kültürü ve Kâğıt

Tercüme faaliyetinin yayılmasında kâğıdın önemi büyüktür. Müslümanlar kâğıt yapımını Orta Asya’da öğrenmiş, 751’deki Talas Savaşı sonrası Çinli esirlerden bu tekniğin alındığı yönündeki anlatı yaygın olsa da modern araştırmalar sürecin daha uzun ve karmaşık olduğunu belirtir. Bağdat’ta IX. yüzyılda kâğıt fabrikaları kurulmuş, böylece parşömene göre çok daha ucuz bir yazı malzemesi elde edilmiştir. Bu durum kitap üretimini ve okur sayısını artırmış, sahaflar ve kitapçılar (verrâklar) çarşısının gelişmesine yol açmıştır. Bu konu için Sahaflar Çarşısı ve kitap ticareti yazısı okunabilir.

İbnü’n-Nedîm’in X. yüzyılda yazdığı el-Fihrist, dönemin kitap dünyasını anlatan eşsiz bir kaynaktır ve yazarlar, kitap adları ve konular hakkında bilgi verir. Bu eser sayesinde Abbâsî çağındaki entelektüel çeşitlilik hakkında fikir edinmek mümkündür.

Bilimsel Mirasın Aktarımı

Beytü’l-Hikme çevresinde çevrilen ve geliştirilen eserler, sonradan Endülüs ve Sicilya üzerinden Latince’ye aktarılmış, XII. yüzyılda Toledo çeviri okulunda yoğun bir şekilde çalışılmıştır. Böylece İslam dünyasındaki bilimsel birikim Avrupa’ya ulaşmıştır. Bu aktarımın Rönesans’ı doğrudan başlattığı gibi abartılı yorumlardan kaçınmak, bunun yalnızca bir katkı ve zincir halkası olduğunu bilmek gerekir. Dini açıdan bakıldığında ise ilim talebini teşvik eden “İlim Çin’de de olsa onu arayın” benzeri sözler hadis olarak şöhret bulmuş, ancak isnad yönünden zayıf kabul edilmiştir. Bunun yerine, “İlim öğrenmek her Müslümana farzdır” anlamındaki rivayet (İbn Mâce, Mukaddime) çeşitli tarikleri sebebiyle hadis âlimlerince önemsenen bir rivayet olarak aktarılır. Ayrıca Kur’an’ın ilk emri olan “Oku!” (Alak Suresi, 96/1) ilim hayatının dinî temelini oluşturur.

Sıkça Sorulan Sorular

Beytü’l-Hikme nedir?

Abbâsî Bağdat’ında kitap toplama, çeviri ve ilim faaliyetlerinin yürütüldüğü saray bağlantılı kütüphane ve araştırma merkezidir.

Beytü’l-Hikme’yi kim kurdu?

Temelleri Hârûnürreşîd döneminde atılmış, asıl gelişimini Halife Me’mun döneminde tamamlamıştır.

Harezmî Beytü’l-Hikme ile ilişkili midir?

Kaynaklarda Harezmî, Me’mun’un himaye ettiği âlimlerden biri olarak geçer.

Beytü’l-Hikme nasıl yok oldu?

1258’de Moğolların Bağdat’ı yağmalamasıyla kitapların büyük bölümü yok olmuştur.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Beytülhikme" maddesi; Dimitri Gutas, Greek Thought, Arabic Culture; İbnü'n-Nedîm, el-Fihrist

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR1 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Beytülhikme" maddesi
  2. Dimitri Gutas, Greek Thought, Arabic Culture
  3. İbnü'n-Nedîm, el-Fihrist

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.