Kamu Malı ve Devlet Malını Korumak
Kamu malı ve devlet malını korumak neden önemlidir? Gulûl, rüşvet, zimmet, emanet bilinci ve kamu kaynaklarının kul hakkı boyutu hakkında ayet.
- Kamu malı bir emanettir
- Gulûl: Kamu malından çalmak
- Rüşvet ve kayırma
Kamu malı, toplumun ortak sahibi olduğu mal ve hizmetlerdir. İslam, bu malların korunmasını bir emanet ve kul hakkı sorumluluğu olarak görür. Devlet malından haksız yararlanmak, gulûl ve rüşvet gibi büyük günahlar arasında anılır; kıyamette hesabı ağırdır.
Kamu malı bir emanettir
Nisâ Suresi’nin 58. ayeti “Allah size emanetleri ehline vermenizi emreder” buyurur. Kamu görevi de bir emanettir. Görev yapan kişi, kendisine verilen yetki, mal ve imkânları kendi çıkarı için kullanamaz. Hz. Ömer’in devlet hazinesinden kendi payı dışında alınan şeylere karşı titizliği, İslam tarihinde sıkça anılan bir örnektir. Rivayete göre Hz. Ömer, halifelik makamında iken hazine malından kendisine ve ailesine yalnızca geçimlik kadar pay almış, hastalandığında ilaç için bile bal almak için halktan izin istemiştir. Bu tür anlatılar, kamu malına karşı duyulan hassasiyeti vurgular.
Gulûl: Kamu malından çalmak
Âl-i İmrân Suresi’nin 161. ayeti, “Bir peygamberin hıyanet etmesi (gulûl) olmaz. Kim hıyanet ederse, kıyamet günü hıyanet ettiği şeyle gelir” der. Gulûl, başta ganimet olmak üzere ortak malın haksızca alınması anlamına gelir. Müslim’de geçen bir hadiste, Peygamber Efendimiz görevlendirdiği kişiye “Birimizi bir işe tayin ettiğimizde, bir iğne ya da daha küçük bir şey gizlese, bu gulûldür ve kıyamet günü onunla gelir” buyurur. Bu ifade, küçük miktarların bile ciddiye alınması gerektiğini gösterir. Başka bir hadiste, görevli kişinin hediye kabul etmesinin de sorgulandığı bildirilir: Aynı hediyeyi evinde otururken de alır mıydı? (Buhârî, Hiyel).
Rüşvet ve kayırma
Bakara Suresi’nin 188. ayeti, insanların mallarını haksız yere yememeyi ve yöneticilere rüşvet vermeyi yasaklar. Ebû Dâvûd ve Tirmizî’de rüşvet verenin ve alanın lanetlendiği bildirilir. Rüşvet, kamu hizmetinin adil işleyişini bozar; yetkisiz kişilere imkân sağlar. Torpil ve kayırmacılık da aynı çerçevede değerlendirilir: Hak sahibi olmayanı, ehliyetsiz birini göreve getirmek ya da yakınına haksız avantaj sağlamak, emanete ihanet sayılır. Buhârî’de “iş ehline verilmeyince kıyameti bekle” uyarısı bulunur.
Kamu malına zarar vermek
Kamu malına zarar vermenin sadece çalmak olmadığını bilmek gerekir. Şunlar da kul hakkı kapsamında değerlendirilir:
- Kamu araçlarını, binalarını ve ortak mekânları tahrip etmek.
- İş yerinde kamu kaynaklarını (elektrik, su, kâğıt, telefon) özel işlerde kullanmak.
- Görev saatlerini kişisel işlere ayırmak.
- Vergi kaçırmak, kamu hizmetlerinden haksız yararlanmak.
- Park, yol, çeşme ve camilere zarar vermek.
Bu davranışlar çoğu zaman “kimsenin malı değil” bahanesiyle hafife alınır; oysa kamu malı herkesin ortak hakkıdır. Bir kişi zarar verdiğinde, milyonlarca insanın hakkına girmiş olur. Bu nedenle kamu malına zarar vermek adalet ilkesine aykırıdır.
Yöneticilerin ve çalışanların sorumluluğu
Yöneticiler halkın emanetini taşır; idarecilere verilen sorumluluk büyüktür. Hadiste “Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüğünüzden sorumlusunuz” buyrulur (Buhârî, Cum’a). Kamu görevlisi için dürüstlük, şeffaflık ve hesap verebilirlik temel ahlaki ilkelerdir. Çalışanların da kurum malına sahip çıkması, israftan kaçınması ve gördüğü yolsuzluğu uygun yollarla bildirmesi gerekir. Burada zulme ortak olmama ilkesi devreye girer: Haksızlığa göz yummak da bir sorumluluk doğurur.
Telafi ve toplumsal bilinç
Daha önce kamu malından haksız yararlanmış biri için çıkış yolu, tövbe ve haksız yararlanılan malın iadesidir. Mal sahibi belli değilse kamuya geri verilmeli, kamu yararına harcanmalıdır. Toplumsal düzeyde ise çocuklara okul, yol ve park gibi ortak alanları korumayı öğretmek, kamu bilincinin temelini oluşturur. Bu bilinç, trafik kuralları gibi ortak yaşam ilkeleri ile doğayı koruma sorumluluğuyla birlikte toplumsal ahlakı güçlendirir. İyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak ilkesi, yolsuzluğa karşı uyarıcı olmayı da kapsar.
Sonuç olarak kamu malı korumak, “bana ne” demeyen bir toplumsal sorumluluktur. Çevresindeki kamu mallarına zarar verilmesine seyirci kalmamak, yetkililere haber vermek ve çocuklara bu bilinci aşılamak her bireyin görevidir.
Vergi, hizmet ve vatandaşlık bilinci
Devletin sunduğu eğitim, sağlık, yol ve güvenlik hizmetleri, vatandaşların ortak katkısıyla finanse edilir. Vergi vermek, bu ortak hizmetlere katkı sunmak anlamına geldiğinden, vergi kaçırmanın toplumsal bir haksızlık olduğu birçok çağdaş âlim tarafından vurgulanır. Aynı şekilde kamu hizmetinden haksız yararlanmak (sahte rapor, usulsüz yardım alımı, haksız tahsisat) başkalarının hakkına tecavüzdür. Kamu görevlisinin mesai saatini verimli kullanması, kaynakları israf etmemesi ve vatandaşa adil hizmet etmesi dinî ve vicdani bir görevdir. Vatandaş da kamu hizmetlerini bilinçli kullanarak, örneğin toplu taşıma, hastane ve okul gibi ortak alanlara özen göstererek bu ahlaka katkıda bulunur. Bu bütünlük, vatan sevgisi ve vatandaşlık görevleri yazısında daha geniş ele alınmaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular
Kamu malına zarar vermek günah mıdır?
Evet. Kamu malı toplumun ortak mülkü olduğu için ona zarar vermek, birçok insanın hakkına girmek demektir ve kul hakkı kapsamında değerlendirilir.
Gulûl nedir?
Savaş ganimetinden ya da kamu malından haksız yere bir şey almak, hırsızlık yapmaktır. Âl-i İmrân Suresi 161. ayette böyle kişinin kıyamette çaldığı şeyle geleceği bildirilir.
Devlet malından küçük bir şey almak caiz mi?
Hadise göre göreve atanan bir kişi, maaşı dışında aldığı şeyin hesabını verir; iğne ya da iplik kadar bile olsa gulûl sayılır (Müslim, İmâre).
Rüşvet verenin ve alanın hükmü nedir?
Rüşvet veren ve alan lanetlenmiştir (Ebû Dâvûd, Tirmizî). Hak almak için zorunlu kaldığında verenin sorumluluğu konusunda âlimler ayrıntılı görüş belirtmiştir.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Kur'an-ı Kerîm, Âl-i İmrân Suresi (3/161), Bakara Suresi (2/188); Müslim, İmâre ve Îmân (gulûl hadisleri); Ebû Dâvûd, Harâc ve İmâre; Buhârî, Cihâd ve Ahkâm
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Kur'an-ı Kerîm, Âl-i İmrân Suresi (3/161), Bakara Suresi (2/188)
- Müslim, İmâre ve Îmân (gulûl hadisleri)
- Ebû Dâvûd, Harâc ve İmâre
- Buhârî, Cihâd ve Ahkâm
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.