Hamrâülesed Seferi: Uhud’un Ertesi Günü Neden Yola Çıkıldı?
Hamrâülesed seferi nedir? Uhud’dan hemen sonra yaralı sahabilerle düşmanın takip edilmesinin sebebi, seyri ve Kur’an’daki yansıması sade bir dille.
Kısa cevap: Hamrâülesed seferi, Uhud Savaşı’nın hemen ertesi günü (hicretin 3. yılı, Şevval ayı) Hz. Peygamber’in (s.a.v.) yaralı ashabıyla birlikte Mekke’ye dönmekte olan Kureyş ordusunu takip etmek için Medine’nin yaklaşık on iki kilometre güneyindeki Hamrâülesed mevkiine kadar gitmesidir. Amaç, Müslümanların Uhud’daki kayıplara rağmen dağılmadığını göstermek ve Kureyş’in Medine’ye yeniden saldırı fikrinden vazgeçmesini sağlamaktı. Sefer çatışma olmadan sona ermiş, fakat moral ve siyasi açıdan büyük bir kazanım sağlamıştır.
Uhud’un Hemen Ardından Medine’deki Durum
Uhud’da yetmiş kadar sahabi şehit olmuş, pek çoğu da yaralanmıştı. Resûlullah’ın kendisi de mübarek yüzünden ve dişinden yara almıştı. Medine’de hem yas hem de endişe vardı. Münafıklar ve çevredeki bazı kabileler, Müslümanların zayıfladığı düşüncesiyle cesaretlenebilirdi. Öte yandan Kureyş ordusu savaş alanından ayrılmış, ancak yolda “İşi yarım bıraktık, geri dönüp Medine’yi de ele geçirelim” diye tartışmaya başlamıştı.
Takip Emri ve Katılım Şartı
Hz. Peygamber, Uhud’un ertesi sabahı düşmanı takip etmek üzere hazırlanılmasını emretti. Dikkat çekici olan, bu sefere yalnızca bir gün önce Uhud’a katılanların çıkabileceğini bildirmesidir. Böylece yaralı ve yorgun olmalarına rağmen savaşın asıl yükünü taşıyan sahabiler yeniden yola çıktı. Kaynaklarda, yaralı iki kardeşin birbirine destek olarak orduya yetiştiği gibi fedakârlık örnekleri anlatılır.
- Tarih: Hicrî 3. yıl, Şevval ayı; Uhud’un ertesi günü.
- Mekân: Medine’nin güneyinde, Mekke yolu üzerindeki Hamrâülesed.
- Süre: Ordu burada üç gün kadar kalmış, geceleri çok sayıda ateş yakmıştır.
- Sonuç: Çatışma olmamış, Kureyş Mekke’ye dönmüştür.
Ma‘bed el-Huzâî ve Ebû Süfyân
Siyer kaynaklarına göre Huzâa kabilesinden Ma‘bed, o sırada henüz Müslüman olmamasına rağmen Müslümanlara yakınlık duyan biriydi. Resûlullah’ın ordusunu gördükten sonra Ebû Süfyân’a ulaşmış ve Müslümanların öfkeyle, kalabalık bir şekilde peşlerinde olduğunu anlatmıştı. Geceleri yakılan ateşler de bu izlenimi güçlendirdi. Bunun üzerine Kureyş, Medine’ye dönme fikrinden vazgeçip Mekke’ye yöneldi.
Kur’an’da Hamrâülesed
Âl-i İmrân Suresi’nin Uhud’u anlatan bölümünde bu seferle ilişkilendirilen ayetler vardır. Allah Teâlâ, yara aldıktan sonra bile Allah’ın ve Resûlü’nün çağrısına uyanları över:
“Yara aldıktan sonra da Allah’ın ve Resûlü’nün çağrısına uyanlar; içlerinden iyilik yapanlar ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için büyük bir mükâfat vardır.” (Âl-i İmrân Suresi, 3/172)
Devamında, “İnsanlar size karşı toplandı, onlardan korkun” denildiğinde imanları artan ve “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir” diyen müminlerden söz edilir (Âl-i İmrân Suresi, 3/173). Buhârî’nin Tefsîr bölümünde İbn Abbas’tan, “Hasbünallâhu ve ni‘me’l-vekîl” sözünü Hz. İbrahim’in ateşe atılırken, Hz. Muhammed’in de bu durumda söylediği nakledilir.
Seferden Çıkarılan Dersler
- Yenilgi sonrası toparlanma: Bir kayıp, pes etmek için değil, yeniden ayağa kalkmak için vesile yapılabilir.
- Caydırıcılık: Güç göstermek, bazen savaşmadan çatışmayı önler.
- Tevekkül ve gayret birlikte: Sahabiler hem yola çıkıp tedbir aldı hem de “Allah bize yeter” diyerek tevekkül etti.
- Liderlik: Resûlullah, yaralı olmasına rağmen ordunun başında bizzat bulundu.
Sık Sorulan Sorular
Hamrâülesed bir savaş mıdır?
Hayır. Bir gazve (Hz. Peygamber’in katıldığı sefer) sayılır; ancak düşmanla karşılaşılmadığı için savaş yaşanmamıştır.
“Hasbünallâhu ve ni‘me’l-vekîl” bu olayla mı ilgilidir?
Evet. Âl-i İmrân 173. ayette geçen bu söz, müfessirlerin çoğunluğuna göre Hamrâülesed bağlamında inmiştir; Buhârî’de İbn Abbas’tan gelen rivayet de bunu destekler.
Bu sefere neden sadece Uhud’a katılanlar alındı?
Kaynaklar sebebini açıkça belirtmez; âlimler bunu Uhud’da sebat edenlere bir onur verme ve Uhud’a katılmayan münafıkların ordu içinde yer almasını engelleme şeklinde yorumlar.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Âl-i İmrân Suresi (3/172-175); Buhârî, Tefsîr (Âl-i İmrân); Buhârî, Megâzî; İbn Hişâm, es-Sîre; Vâkıdî, el-Megâzî; TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hamrâülesed Gazvesi” maddesi
Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Âl-i İmrân Suresi (3/172-175)
- Buhârî, Tefsîr (Âl-i İmrân); Buhârî, Megâzî
- İbn Hişâm, es-Sîre; Vâkıdî, el-Megâzî
- TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hamrâülesed Gazvesi” maddesi
İlgili Yazılar
Siyer ve İslam TarihiHeyetler Yılı (Senetü’l-Vüfûd): Arap Kabileleri Nasıl Müslüman Oldu?
Heyetler yılı nedir? Hicretin 9-10. yıllarında Medine’ye gelen kabile heyetleri, Sakīf, Necran Hristiyanları ve Temîm heyetleriyle yapılan görüşmeler.
Siyer ve İslam TarihiHuneyn Gazvesi ve Tâif Kuşatması: Çokluğa Güvenmenin Dersi
Huneyn Gazvesi nasıl geçti, Tâif neden kuşatıldı? Hevâzin pususu, dağılan ordunun toparlanması, Ci‘râne’de ganimet taksimi ve Ensar’a hitap.
Siyer ve İslam TarihiBenî Mustalik Gazvesi ve İfk Hadisesi: Hz. Âişe’ye Atılan İftira
Benî Mustalik Gazvesi nasıl geçti, İfk hadisesi nedir? Hz. Âişe’ye atılan iftira, Nûr Suresi’ndeki beraat ayetleri ve dedikoduya…
Siyer ve İslam TarihiUhud Gazvesi’nde Ne Oldu? Okçular Tepesi ve Alınacak Dersler
Uhud Gazvesi nasıl gelişti, savaşın seyri neden değişti? Okçular tepesi olayı, Âl-i İmrân Suresi’ndeki değerlendirme ve günümüze uzanan…
Siyer ve İslam TarihiBedir Esirlerine Nasıl Davranıldı? İslam’da Esir Hukuku Örneği
Bedir’de alınan yetmiş esire nasıl davranıldı? Fidye kararı, okuma yazma öğretme şartı, esirlere ikram ve İslam’ın esir hukukuna…
Siyer ve İslam TarihiSahabe Döneminde Kadınlar: İlim, Ticaret ve Toplumdaki Rolleri
Sahabe döneminde kadınlar toplumda hangi rolleri üstlendi? Ümmü Seleme, Ümmü Umâre, Şifâ bint Abdullah ve Rufeyde gibi örneklerle…