Avrupa’daki Müslüman Mülteciler: Kısa İslam Tarihi ve Önemli Dönemleri
Avrupa'ya Müslüman sığınmacı akışlarının kısa tarihi: Soğuk Savaş dönemi, Bosna ve Kosova, Afganistan, Suriye krizi ve 2015'in dönüm noktası.
- Cenevre sonrası düzen
- 1950-1980: Soğuk Savaş ve işgücü göçü
- 1980'ler: Irak, Kürt ve Afgan akımları
Avrupa’ya Müslüman sığınmacıların akışı, tek bir dalga değil, farklı savaş ve krizlerin ardı ardına getirdiği birden çok göç hikâyesidir. Osmanlı sonrası Balkan muhacirlerinden Soğuk Savaş dönemi göçmenlerine, Bosna’dan Suriye’ye kadar her kriz Avrupa’daki Müslüman toplulukların bileşimini, dilini ve kurumlarını ayrı ayrı değiştirmiştir.
Cenevre sonrası düzen
İkinci Dünya Savaşı sonrasında, 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesi mültecileri tanımlayan ve geri göndermemeyi ilke edinen bir hukuk düzeni kurdu. Sözleşme başlangıçta Avrupalı mültecilere yönelikti; 1967 Protokolü ile coğrafi ve zamansal sınırlama kaldırıldı. Böylece Avrupa dışından gelen Müslüman sığınmacılar da bu korumadan yararlanabildi. Bununla birlikte Avrupa ülkeleri sığınma kabulünde farklı politikalar izledi; bazıları geniş, bazıları sıkı tutum benimsedi.
1950-1980: Soğuk Savaş ve işgücü göçü
Soğuk Savaş yıllarında Avrupa’ya gelen Müslümanların büyük bölümü sığınmacı değil, işçi olarak geldi. Ancak 1970’lerde Lübnan İç Savaşı, Kıbrıs olayları ve 1979’da İran’daki devrim ile birlikte mülteci sayısı arttı. İran Devrimi’nin ardından bazı İranlılar Almanya, İsveç ve Hollanda’ya sığındı. Aynı dönemde Filistinli mülteciler de Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yeni topluluklar kurdu. Tarihî bir ayrım olarak “işçi göçü” ile “sığınma” bu yıllarda ayrıldı; 1973 petrol krizinden sonra işçi alımının durdurulması, aile birleşmeleri ve sığınma yollarını öne çıkardı.
1980’ler: Irak, Kürt ve Afgan akımları
İran-Irak Savaşı, Saddam rejiminin Kürtlere yönelik saldırıları ve Afganistan’ın Sovyet işgali (1979-1989), yeni bir mülteci akımını doğurdu. 1988’deki Halepçe saldırısı sonrasında binlerce Iraklı Kürt Avrupa’ya sığındı. Türkiye’den de siyasî nedenlerle sığınanlar oldu. Bu dönemde İsveç, Almanya ve Hollanda en çok mülteci kabul eden ülkeler arasındaydı. Topluluklar, kendi camilerini ve dernekleri kurmaya başladı.
1990’lar: Balkanlar ve Somali
Yugoslavya’nın dağılmasıyla başlayan savaşlar, Avrupa’nın ortasında yeni bir mülteci krizi yarattı. Bosna Savaşı’nda (1992-1995) yüz binlerce Müslüman yerinden edildi; 1995’te Srebrenitsa’da yaşanan katliam, Avrupa’nın kolektif hafızasına yerleşen en ağır olaylardan biridir. Kosova krizi (1998-1999) yeni bir göç dalgası yarattı. Aynı dönemde Somali’deki devlet çöküşü, çok sayıda Somalinin İskandinav ülkeleri ve İngiltere’ye yerleşmesini sağladı. Bosnalılar ve Kosovalıların Avrupa’daki varlığı Avusturya Müslümanları tarihi yazısında anlatılan Balkan bağlantısının bir parçasıdır.
2001 sonrası: Afganistan, Irak ve güvenlik söylemi
11 Eylül saldırıları ve ardından gelen savaşlar, Müslüman sığınmacılara bakışı değiştirdi. Güvenlik kaygıları, sığınma politikalarının sıkılaşmasına ve sınır denetimlerinin güçlenmesine yol açtı. Afganistan (2001) ve Irak (2003) savaşlarının ardından yeni mülteciler geldi. Aynı süreçte Avrupa Birliği ortak sığınma sistemi (Dublin Düzenlemesi) güçlendirildi; bu düzenleme sığınma talebinin ilk girilen üye devlette incelenmesini öngörür.
2011-2016: Arap Baharı ve Suriye krizi
2011’de başlayan Arap Baharı ve ardından Suriye’deki savaş, tarihin en büyük mülteci hareketlerinden birini yarattı. Suriye’den milyonlarca insan çevre ülkelere, yüz binlercesi Avrupa’ya ulaştı. 2015 yazında Almanya’nın Suriyeli sığınmacılara kapısını açan kararı ve Macaristan ile Balkan rotası üzerindeki gerilimler dünya gündemine oturdu. Mart 2016’da imzalanan AB-Türkiye mutabakatı, Ege’deki düzensiz geçişleri azaltmayı hedefledi. Sonraki yıllarda sığınma politikaları birçok Avrupa ülkesinde sıkılaştırıldı.
Dönüm noktalarının bırakdığı miras
Mülteci dalgaları, Avrupa’nın Müslüman nüfusunu çeşitlendirdi: Arap, Kürt, Afgan, Bosnalı, Somali, Eritre ve Suriyeli toplulukların varlığı, camilerin dilini ve işlevini değiştirdi. Aynı zamanda mülteci karşıtı söylemlerin yükselişi, popülist partilerin güçlenmesi ve kültürel kimlik tartışmaları gibi sonuçlar doğurdu. Bu çerçeveyi sağlıklı okumak için Avrupa’daki Müslüman mültecilerin hikâyesi, dinî kültür ve gelenekleri ve bugünkü durumları yazıları birlikte incelenebilir. Endülüs sonrası zorla göçler için ise Endülüs Müslümanları tarihi yazısına bakılabilir.
Çocuklar, eğitim ve ikinci kuşak
Mülteci çocukların okula uyumu, bütün dönemlerin ortak sorunu olmuştur. Bosnalı çocuklar 1990’larda Almanca ve İsveççeyi hızla öğrenirken, 2010’larda gelen Suriyeli ve Afgan çocuklar okullarda “karşılama sınıfları”nda dil eğitimi aldı. Aileler çocuklarının din eğitimi için camilerdeki hafta sonu kurslara başvurdu. Bu çocukların ikinci kuşağı bugün Avrupa vatandaşı olarak Müslüman kimliğini yeniden tanımlamaktadır. Avrupa’daki tüm Müslüman topluluklar gibi, onların da dil, din ve kimlik arasındaki dengeyi kurma çabası sürmektedir.
Mültecilerin hikâyesi aynı zamanda yardım kuruluşlarının tarihidir. Uluslararası ve yerel Müslüman yardım dernekleri, gıda, barınma ve eğitim programlarıyla devletin yetersiz kaldığı noktalarda devreye girdi.
Bu dalgaların ortak yönü, mültecilerin kısa sürede değil, yıllar içinde yerleşik topluluklara dönüşmesidir; geçici sanılan sığınma çoğu zaman kalıcı vatandaşlığa evrilmiştir.
Sonuç olarak Avrupa’daki Müslüman mültecilerin tarihi tek bir hikâye değil, farklı kuşakların, ülkelerin ve hukuk rejimlerinin iç içe geçtiği çok katmanlı bir süreçtir.
Sıkça Sorulan Sorular
1951 Cenevre Sözleşmesi ne getirdi?
Mülteci tanımını yapan ve geri göndermeme ilkesini (non-refoulement) güvence altına alan uluslararası belgedir; Avrupa devletlerinin sığınma hukukunun temelini oluşturur.
2015 mülteci krizi nedir?
2015’te Suriye, Irak ve Afganistan’dan Avrupa’ya yaklaşık bir milyon kişinin Ege ve Akdeniz yoluyla varması sonucu yaşanan göç ve sığınma krizidir.
AB-Türkiye mutabakatı nedir?
Mart 2016’da AB ile Türkiye arasında yapılan, Yunan adalarına düzensiz geçişleri azaltmayı hedefleyen ve Türkiye’deki Suriyelilere mali destek içeren anlaşmadır.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Muhâcir" maddesi; BMMYK (UNHCR), unhcr.org; Cenevre Mülteci Sözleşmesi (1951)
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Muhâcir" maddesi
- BMMYK (UNHCR), unhcr.org
- Cenevre Mülteci Sözleşmesi (1951)
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.