🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

eş-Şifâ Nedir? Kadı İyâz’ın Eseri, Yöntemi ve Önemi

Hadis ÂlimleriGüncelleme: 20 Haziran 20269 dk okuma

eş-Şifâ bi-Ta'rîfi Hukūki'l-Mustafâ nedir? Kadı İyâz'ın eserinin dört bölümü, içeriği, yöntemi, şerhleri ve Osmanlı'da okunuşu hakkında bilgi.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Eserin adı ve amacı
  • Birinci bölüm: Allah'ın Peygamber'i yüceltmesi
  • İkinci bölüm: Peygamber'e karşı yükümlülükler

eş-Şifâ bi-Ta’rîfi Hukūki’l-Mustafâ, Kadı İyâz’ın Hz. Peygamber’in şahsiyeti, faziletleri, hakları ve ona karşı yükümlülükleri hakkında yazdığı eserdir. İslam dünyasında asırlar boyunca okunmuş, şerhler ve haşiyeler yazılmıştır.

Eserin adı ve amacı

Eserin adı “Mustafâ’nın (Hz. Muhammed’in) haklarının tanıtımıyla şifa” şeklinde çevrilebilir. Kadı İyâz, mukaddimede kendisinden Hz. Peygamber’in haklarını açıklayan bir kitap yazmasının istendiğini, bu hakların bilinmesinin imanı güçlendireceğini ve kalpteki hastalıklara şifa olacağını belirtir. Kitap bir tür Peygamber biyografisi değil; Hz. Peygamber’in yaratılış, ahlak, mucize ve hak konularını ele alan itikadî-ahlâkî bir çalışmadır. Bu yönüyle siyer, kelâm ve fıkıh arasında kendine özgü bir türü temsil eder. Kadı İyâz’ın hayatı yazısı müellifi daha ayrıntılı anlatır.

Birinci bölüm: Allah’ın Peygamber’i yüceltmesi

İlk bölüm, Allah’ın Hz. Peygamber’i nasıl yücelttiğini Kur’an ve hadislerle ele alır. Peygamber’in nesebi, doğumu, çocukluğu, risaleti, mucizeleri ve diğer peygamberlerden farklı özellikleri anlatılır. Bu bölümde ayrıca Hz. Peygamber’in ahlakı ve şemâili (fizikî ve manevî nitelikleri) ayrıntılı biçimde verilir. İyâz burada sahih hadislerin yanı sıra bazı zayıf rivayetlere de yer verir; bu durum, sonraki hadis âlimlerince tenkit edilen noktalardandır. Mucize bahsinde ise Kur’an’ın mucizeliği başta olmak üzere hissî mucizeler de zikredilir.

İkinci bölüm: Peygamber’e karşı yükümlülükler

İkinci bölümde Müslümanların Hz. Peygamber’e karşı sorumlulukları sıralanır: ona iman etmek, itaat etmek, sünnetine uymak, onu sevmek, saygı göstermek, salât ve selâm getirmek, Ehl-i Beyt’i ve sahabeyi sevmek gibi konular işlenir. Peygamber sevgisinin imanın gereği olduğu, onun sünnetine bağlılığın sevgi ile ölçüleceği vurgulanır. Bu bölüm, eserin tasavvufî ve ahlâkî yönünü güçlendirir. Salavat getirmenin faziletleri ve Hz. Peygamber’in huzurunda gösterilecek edep gibi konular da bu bölümde yer alır. Nevevî gibi âlimlerin Ezkâr ve Riyâzü’s-Sâlihîn’deki sevgi ve saygı bahisleri de bu çizgiyle uyumludur.

Üçüncü bölüm: Hz. Peygamber hakkında caiz ve vacip olanlar

Üçüncü bölüm, peygamberlerin ismet (günahtan korunma) özellikleri, beşerî hâller ve bazı dünyevi konulardaki durumları gibi kelâmî meseleleri ele alır. Hz. Peygamber’in yeme-içme, uyku, evlilik, hastalık gibi beşerî yönlerinin onun makamına halel getirmediği, aksine insanî yönünü gösterdiği anlatılır. Ayrıca peygamberlerin yalan, hıyanet ve gizlilik gibi eksikliklerden korunmuş olduğu belirtilir. Bu bölümde Eş’arî kelâmına yakın bir yaklaşım görülür. Bu kelâmî tartışmalar, eserin yalnızca duygusal bir kitap olmadığını, aynı zamanda sistematik bir itikat metni olduğunu gösterir.

Dördüncü bölüm: Peygamber’e hakaret edenin hükmü

Son bölüm, Hz. Peygamber’e sövenin veya ona eksiklik isnat edenin hükmünü fıkhî açıdan inceler. Mâlikî fıkhına göre bu fiilin cezası ve tövbesinin kabul edilip edilmeyeceği konusunda geniş tartışmalar nakledilir. Bu bölüm, eserin en tartışmalı kısmıdır; çünkü farklı mezhepler farklı hükümler verir. Hanefî fakihler, Müslüman olmayan kimsenin sövmesi hâlinde ahit bozulmaz görüşünü savunurken, Mâlikî ve Şâfiî fakihler daha ağır hükümler öngörür. Bu hükümlerin günümüzde uygulanması konusunda ise çağdaş fıkıh çevrelerinde ihtiyatlı ve şartlara bağlı değerlendirmeler yapılır.

Şerhler ve haşiyeler

Eş-Şifâ’ya yazılan şerhler arasında Aliyyülkārî’nin Şerhu’ş-Şifâ’sı, Şihâbüddîn el-Hafâcî’nin Nesîmü’r-Riyâz’ı, Münâvî’nin Şerhu’ş-Şifâ’sı, Şümünnî’nin Muzîlü’l-Hafâ’sı ve Kudsî Efendi’nin çalışmaları öne çıkar. Bu şerhler hadislerin tahrîcini yapar, kelime anlamlarını açıklar ve eserin fıkhî ve itikadî tartışmalarını genişletir. Osmanlı medreselerinde de okutulan kitap, “Şifâ-i Şerif” adıyla halk arasında saygı görmüş, bereket niyetiyle okunmuştur. Bu yaygınlık, eserin Peygamber sevgisinin edebî ve ilmî ifadesi olarak görülmesinden kaynaklanır.

Eleştiriler ve değerlendirme

Eş-Şifâ’daki bazı hadislerin senedi zayıf veya mevzû olduğu için eser hadis âlimlerince eleştirilmiştir. Süyûtî, Mennâvî ve Aliyyülkārî gibi âlimler bu rivayetleri tek tek incelemiştir. Bu nedenle kitabı okurken hadislerin tahrîcini içeren şerhlerle birlikte okumak önerilir. Hatîb el-Bağdâdî gibi hadis tenkitçilerinin yöntemi, Şifâ’nın hadislerini değerlendirirken yol gösterici olabilir. Buna rağmen eş-Şifâ, Hz. Peygamber’in şahsiyetini ve hakkını anlatan en etkili eserlerden biri olarak kabul edilir.

Eserin Türkiye’deki yeri

Osmanlı döneminde eş-Şifâ, medrese programlarında doğrudan ders kitabı olmasa da kitap kültürünün önemli bir parçası idi. Birçok Osmanlı kütüphanesinde Şifâ nüshalarına rastlanır; bazı nüshalar tezhipli ve cilt süslemeli olarak yapılmıştır. Halk arasında Şifâ-i Şerif okumak, mevlid ve dua meclislerinin bir parçası olarak görülmüştür. Bu gelenek, Peygamber sevgisinin yazılı kültürdeki yansıması olarak değerlendirilir. Günümüzde Türkçeye çevrilen nüshalar ve akademik çalışmalar, eserin Türkiye’deki yaygınlığını sürdürdüğünü gösterir. Eserin Hz. Peygamber’in şemâilini anlatan bölümleri, Tirmizî‘nin Şemâil’iyle karşılaştırmalı olarak da okunur.

Sıkça Sorulan Sorular

eş-Şifâ ne anlama gelir?

“Şifâ” kelimesi iyileştirme, derman anlamına gelir. Eser, Hz. Peygamber’in hakkını bilmenin kalbi hastalıklardan arındırıp şifa vereceği fikrine dayanır.

Eser kaç bölümden oluşur?

Dört ana bölümden oluşur: Allah’ın Peygamberi’ni yüceltmesi, Peygamber’e karşı yükümlülükler, Peygamber hakkında bilinmesi gereken hükümler ve ona hakaret edenin hükmü.

Eş-Şifâ’nın şerhleri var mı?

Evet. Aliyyülkārî’nin Şerhu’ş-Şifâ’sı, Hafâcî’nin Nesîmü’r-Riyâz’ı ve Münâvî’nin şerhi en meşhurlarıdır.

Eser Osmanlı’da okunur muydu?

Evet. Osmanlı döneminde “Şifâ-i Şerif” adıyla camilerde ve medreselerde okunmuş, bereket için de ayrı bir saygı görmüştür.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "eş-Şifâ" maddesi; Kadı İyâz, eş-Şifâ bi-Ta'rîfi Hukūki'l-Mustafâ; Aliyyülkārî, Şerhu'ş-Şifâ; Şihâbüddîn el-Hafâcî, Nesîmü'r-Riyâz; Münâvî, Şerhu'ş-Şifâ

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi, "eş-Şifâ" maddesi
  2. Kadı İyâz, eş-Şifâ bi-Ta'rîfi Hukūki'l-Mustafâ
  3. Aliyyülkārî, Şerhu'ş-Şifâ
  4. Şihâbüddîn el-Hafâcî, Nesîmü'r-Riyâz
  5. Münâvî, Şerhu'ş-Şifâ

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.