Haricilik: Ortaya Çıkışı ve Temel Görüşleri
Haricilik nedir? Sıffîn'deki hakem olayı, Nehrevan, "hüküm yalnız Allah'ındır" şiarı, büyük günah ve imamet anlayışları ile Haricî kollar hakkında tarihî ve akademik değerlendirme.
- Tarihî arka plan: Sıffîn ve hakem olayı
- Temel görüşler
- Haricî kollar
Haricilik, 37/657’deki Sıffîn Savaşı’nda Hz. Ali’nin hakem tayinini kabul etmesine tepki olarak ortaya çıkan, ilk siyasi-dinî ayrılıkçı harekettir. Adı “çıkanlar” anlamına gelen “hâricîler”den gelir. “Hüküm ancak Allah’ındır” şiarını benimseyen bu grup, büyük günah işleyenin durumu ve imamet konusunda farklı görüşler geliştirmiştir. Sonraki dönemlerde birçok alt kola ayrılmıştır.
Tarihî arka plan: Sıffîn ve hakem olayı
Hz. Osman’ın şehadetinden sonra halife seçilen Hz. Ali ile Şam valisi Muâviye arasında 37/657’de Sıffîn Savaşı yaşanmıştır. Savaşın bir noktasında Muâviye tarafı, mızrakların uçlarına Kur’an sayfaları takarak Kur’an’ın hakemliğine başvurmayı teklif etmiştir. Hz. Ali’nin ordusunun bir kısmı bu teklifi kabul ederek savaşın durmasını istemiş ve hakem tayini kabul edilmiştir. Bu karar, ordudaki bazı kişiler tarafından, hükmün Allah’a ait olduğu ve insanların hakem olamayacağı gerekçesiyle reddedilmiştir.
Hz. Ali’nin ordusunu terk eden bu gruba “Hâricîler” denmiştir. Taberî ve diğer kaynaklar, bu grubun ilk olarak Harûrâ’da topladığını (bu nedenle “Harûriyye” de denir) ve sayılarının binlerle ifade edildiğini nakleder. Hz. Ali bu grupla önce diyalog kurmaya çalışmış, İbn Abbâs’ı müzakereye göndermiş ve bir kısmı geri dönmüştür. Ancak diğerleri direnince 38/658’de Nehrevan Savaşı yaşanmış ve Hâricîlerin büyük bölümü yenilmiştir. Bu olayın ardından Hâricî bir kişi olan Abdurrahman b. Mülcem, 40/661’de Hz. Ali’ye suikast düzenlemiştir.
Temel görüşler
Erken dönem Hâricîlerin ortak yönleri şu şekilde özetlenir:
- “Lâ hükme illâ lillâh”: Hükmün yalnız Allah’a ait olduğu şiarı; hakem tayininin Kur’an’a aykırı olduğu iddiası.
- Büyük günah işleyen: Hâricîlerin çoğuna göre büyük günah işleyen kişi imandan çıkar. Bazı gruplar onu kâfir, bazıları ise müşrik veya nankör (küfr-i nimet) olarak niteler. Sünnî kelâm ise günahkâr mümini mümin olarak kabul eder; Mu’tezile ise “iki konum arası bir konum” (menzile beyne’l-menzileteyn) görüşünü savunmuştur.
- İmamet: İmamın Kureyşli olması şartı aranmaz; imam, ümmetin seçimiyle ve en erdemli kişi olarak belirlenir. Yanlış yapan imam azledilir. Bu yönüyle Hâricî görüş Şiî nass anlayışından ve Sünnî Kureyş şartından farklıdır.
- Amel ve iman: Amel imanın bir parçası kabul edilir; ibadetleri ihmal eden kişi için ağır hükümler söz konusudur.
- Zulme karşı çıkma: Adaletsiz yönetime karşı isyan etmeyi meşru, hatta bazı gruplarda vacip sayma eğilimi vardır.
Hâricîler genellikle zühd ve ibadet hayatına düşkünlükleriyle tanınmış; ancak tekfir anlayışı ve isyan eğilimleri nedeniyle tarih boyunca tartışmalı olmuşlardır. Bu görüşler için akademik literatür, onların tarihî ve siyasi bağlamını da göz önünde bulundurmayı önerir.
Haricî kollar
Hâricîler tarihte birçok alt kola ayrılmıştır. Başlıca olanlar şunlardır:
- Ezârika: Nâfi’ b. el-Ezrak’a nispet edilen, en aşırı kol. Muhaliflerini müşrik sayıp onlarla savaşmayı ve kadınları, çocukları dahi hedef almayı caiz gören, sert bir çizgi.
- Necedât: Necde b. Âmir el-Hanefî’ye nispet edilen, Ezârika’ya göre daha ılımlı kol.
- Sufriyye: Ziyâd b. el-Asfar’a nispet edilen, orta çizgideki kol.
- İbâdiyye: Abdullah b. İbâd’a nispet edilen, en ılımlı ve bugüne ulaşan kol.
Ezârika ve İbâdiyye’nin farkları Ezârika ve İbâdiyye yazısında; İbâdiyye’nin günümüzdeki yeri İbâdilik: Umman’daki varlığı ve görüşleri yazısında anlatılmıştır.
Sünnî ve Şiî gelenekle karşılaştırma
Hâricîlik, erken İslam tarihinde hem Sünnî hem Şiî geleneklerin karşısında konumlanan üçüncü bir akım olarak anılır. Şiîlik Ehl-i beyt’in siyasi ve dinî önceliğini; Sünnîlik ise sahâbenin ve ümmetin istişaresini öne çıkarırken, Hâricîlik Kur’an’a mutlak bağlılığı ve imamın ümmete karşı sorumluluğunu vurgulamıştır. Bu karşılaştırma, mezhepler arası farkların anlaşılmasına yardımcı olur; ayrıntılı bir Sünnî-Şiî çerçeve için Sünnî ve Şiî arasındaki temel farklar yazısına bakılabilir.
Sünnî kelâm, Hâricîlerin tekfir anlayışına karşı geliştirilmiş bir tepkiyle de şekillenmiştir. Ehl-i Sünnet’in “kıble ehlini tekfir etmeme” ilkesi, Hâricî tekfir anlayışına karşı bir denge unsurudur. Bu nedenle kelâm tarihinde Hâricîlik, tekfir meselesinin ve iman-amel ilişkisinin tartışıldığı bir başlangıç noktası olarak önemlidir.
Akademik değerlendirme
Hâricîler hakkındaki bilgilerin büyük kısmı, onların rakipleri olan Sünnî ve Şiî müelliflerin eserlerinden gelir. Bu durum, kaynakların taraflı olma ihtimalini beraberinde getirir. Hâricî kaynakları ise sınırlıdır; özellikle İbâdî eserler (örneğin Cabir b. Zeyd, Ebû Ubeyde Müslim b. Ebî Kerîme’nin görüşleri) sonradan kaleme alınmıştır. Modern araştırmacılar, Hâricîliğin hem siyasi hem de dinî-sosyal boyutları olduğunu, bazı grupların adalet talebini ve kabilevî dinamikleri de yansıttığını belirtir.
Bu nedenle Hâricîliği tek tip bir hareket olarak tanımlamak doğru değildir. Aşırı kollar ile ılımlı kollar arasında büyük farklar bulunur. Bugün yaşayan İbâdî topluluklar, erken Hâricî aşırılıklarını reddettiklerini ifade etmekte ve kendilerini ayrı bir mezhep olarak tanımlamaktadır.
Emevî dönemi ve sonrası
Nehrevan sonrasında Hâricî hareketler Emevî dönemi boyunca Irak, İran ve Arap Yarımadası’nda çeşitli isyanlar çıkarmıştır. Bu isyanlar bazen adalet talebine, bazen kabilevî ve siyasi rekabete dayanmıştır. Zamanla Hâricîler, Emevî yönetimi tarafından bastırılmış, bir kısmı Kuzey Afrika’ya, Umman’a ve Doğu Afrika’ya yönelmiştir. Abbâsî dönemi ile birlikte açık isyan eden Hâricî gruplar azalmış, ılımlı kollar ise ilmî ve kültürel faaliyetlere yönelmiştir. Bu tarihî süreç, sonradan Şiî hareketlerin de benzer baskılarla karşılaştığı bir bağlamı hatırlatır; bu konuda Şia nedir yazısı karşılaştırma imkânı sunar. Hâricîlik bugün, erken İslam tarihinin siyasi ve dinî tartışmalarını anlamak için temel bir başlık olmaya devam etmektedir.
Hâricî şairler ve hatipler (örneğin Kutarî b. el-Fücâe ve İmrân b. Hıttân) de Arap edebiyatı tarihinde yer almış; cesaret ve zühd temalı şiirleriyle tanınmışlardır. Bu edebî miras, hareketin yalnızca siyasi değil kültürel bir boyutu olduğunu gösterir.
Sıkça Sorulan Sorular
Haricîler kimdir?
Sıffîn’de hakem tayinini reddedip Hz. Ali’nin ordusundan ayrılan ve ilk ayrılıkçı hareketi oluşturan gruptur.
Nehrevan Savaşı ne zaman olmuştur?
38/658’de Hz. Ali ile Hâricîler arasında yaşanmıştır.
Haricîlerin imamet anlayışı nedir?
İmam, Kureyşli olma şartı aranmadan ümmetin seçimiyle belirlenir ve haksızlık yaparsa azledilir.
Günümüzde Haricî bir kol var mı?
İbâdiyye kolu, başta Umman olmak üzere bazı bölgelerde varlığını sürdürmektedir.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Hâricîler" maddesi; Taberî, Târîhu'r-rüsül ve'l-mülûk; Şehristânî, el-Milel ve'n-Nihal; İbn Hişâm, es-Sîre (genel tarihî arka plan için)
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Hâricîler" maddesi
- Taberî, Târîhu'r-rüsül ve'l-mülûk
- Şehristânî, el-Milel ve'n-Nihal
- İbn Hişâm, es-Sîre (genel tarihî arka plan için)
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.