🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Hicaz Arapları Tarihi: Müslüman Kimliğinin Oluşumu ve Gelişimi

Araplar, Farslar ve KürtlerGüncelleme: 20 Haziran 20269 dk okuma

Hicaz'ın Hulefâ-yi Râşidîn'den Osmanlı'ya, Şerifler yönetiminden Suudi Arabistan'a kadar siyasi ve dinî tarihi; Haremeyn'in rolü ve hac organizasyonu.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Râşid Halifeler ve Emevîler Dönemi
  • Abbasîler, Fatımîler ve Şerifler Dönemi
  • Osmanlı Dönemi: Haremeyn Hizmeti (1517-1916)

Hicaz’ın tarihi, Hz. Peygamber ve Hulefâ-yi Râşidîn dönemi sonrasında siyasi merkezin Şam ve Bağdat’a kaymasına rağmen, Mekke ve Medine’nin dinî merkez olma özelliğini sürdürdüğü bir tarihtir. Bölge Osmanlı döneminde Haremeyn hizmetleriyle öne çıkmış, 1925’ten sonra Suud yönetimine girmiştir.

Râşid Halifeler ve Emevîler Dönemi

Hz. Peygamber’in vefatından sonra Medine, Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman dönemlerinde İslam devletinin başkentiydi. Hz. Ali’nin halifeliği sırasında başkent Kûfe’ye taşındı (656). Bu tarihten itibaren siyasi gücün merkezi Hicaz’ın dışına çıktı. Emevîler (661-750) döneminde başkent Şam’dı; fakat Hicaz, ilim ve nesep açısından saygın yerini korudu. Abdullah b. Zübeyr, Mekke’de kendi halifeliğini ilan etti (683) ve 692’de Haccâc’ın kuşatması sonunda mağlup edildi; bu olay sırasında Kâbe zarar gördü ve yeniden inşa edildi. Medine’de “yedi fakih” geleneği gelişti; bu hukuk geleneği sonraki Mâlikî mezhebine zemin hazırladı. İlk dönemin ilim hayatı için Hicaz Arapları âlimleri yazısına bakılabilir.

Abbasîler, Fatımîler ve Şerifler Dönemi

Abbasîler döneminde (750-1258) Hicaz hac yollarına, su kanallarına (Zübeyde Ayn’ı) ve ihsan geleneğine yatırım yapılan bir bölge oldu. Bölgedeki yerel güçler arasında Mekke ve Medine’nin yönetimi, Peygamberimiz’in soyundan geldiği kabul edilen Hasanî ve Hüseynî sülalelere geçti. X. yüzyıl sonrasında Mekke’de “Şerifler” yönetimi güç kazandı; Haşimî Şerifleri, Katâde b. İdris’in soyundan gelen Katâdeoğulları, Osmanlı’ya kadar çeşitli güçlerin üstünlüğünü tanıyarak Mekke emirliğini sürdürdü. Fatımîler (Kahire merkezli) dönemin kısa süreli nüfuz mücadelelerinde Hicaz üzerinde siyasi etki kurdu; Eyyûbîler ve Memlükler ise Hicaz’ın hac güvenliğini ve hizmetlerini üstlendi, Mekke emirlerini onayladı. Mekke emirleri çoğu zaman güçlü devletlerin gölgesinde iç yönetimde özerk kaldı.

Osmanlı Dönemi: Haremeyn Hizmeti (1517-1916)

Yavuz Sultan Selim, 1517’de Memlükleri yenince Mekke Şerifi Berekât, Osmanlı hâkimiyetini tanıdı; Hicaz Osmanlı’ya bağlandı. Osmanlı padişahları “Hâdimü’l-Haremeyn” (iki haremin hizmetkârı) unvanını kullandı. Hicaz’a düzenli yardım gönderildi (“Surre Alayı”), Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevî onarım ve genişletme çalışmaları yapıldı, vakıf ve ihsan sistemiyle ilim adamları desteklendi. Kâbe’nin bugünkü yapısının 1630’lardaki IV. Murad dönemi onarımına dayandığı bilinir; Mescid-i Haram’ın revakları ve kubbeleri de Osmanlı döneminde yenilenmiştir. Hac kafileleri Şam ve Kahire’den çıkan kervanlarla gelir, Osmanlı yönetimi hac yolu güvenliğini sağlardı. Hicaz Demiryolu (1900-1908) bu çabaların son büyük örneğiydi ve halkın bağışlarıyla finanse edildi. Bu dönemin sosyal yapısı için Hicaz Arapları kültür ve gelenekleri yazısı faydalıdır.

Arap İsyanı ve Suud Dönemine Geçiş

I. Dünya Savaşı sırasında Mekke Şerifi Hüseyin b. Ali, 1916’da Osmanlı’ya karşı ayaklandı ve İngiltere ile ilişki kurdu. Savaştan sonra Hicaz Krallığı kuruldu (1916-1925). Orta Arabistan’daki Suud hanedanından Abdülaziz b. Suud, 1924-1925’te Taif, Mekke, Cidde ve Medine’yi ele geçirdi; Hicaz Suud yönetimine girdi. 1932’de Suudi Arabistan Krallığı ilan edildi. Bu geçiş, bölgede dinî yaşamı etkileyen önemli değişiklikler getirdi: Türbe ve kabir kubbelerinin yıkılması gibi uygulamalar, Müslümanlar arasında farklı tepkilere yol açtı; Suudi yönetimi bunu tevhid anlayışının gereği olarak savunurken, bazı Müslümanlar tarihî mirasın kaybı olarak eleştirdi. Bu konuda iki farklı bakış bulunduğunu belirtmek doğru olacaktır.

Haremeyn ve Hac Organizasyonunun Gelişimi

Hicaz’ın tarihsel işlevlerinden en önemlisi, hac organizasyonudur. Her yıl dünyanın dört bir yanından gelen milyonlarca Müslümanı ağırlamak, ulaşım, sağlık, su ve güvenlik hizmetlerinin yönetimini gerektirir. Zemzem kuyusunun yönetimi, Kâbe örtüsü (kisve) geleneği, Medine’deki Ravza-i Mutahhara ziyareti, Mescid-i Haram’ın genişleme projeleri bu organizasyonun parçalarıdır. Çağdaş dönemde Cidde havalimanı, Haramain hızlı tren hattı (2018) ve Mescid-i Haram’ın genişletilmesi hac ve umre kapasitesini artırdı. Hacla ilgili hükümler için Diyanet İlmihali başvuru kaynağıdır. Bölgenin bugünkü durumu için Hicaz Arapları bugün yazısına bakılabilir.

Hicaz’ın Siyasi ve Dinî Mirası

  • Dinî merkezlik: Siyasi güç el değiştirse de Mekke ve Medine, Müslümanların dinî odak noktası olarak kalmıştır.
  • Yönetim ilkesi: Yöneticilerin “Haremeyn hizmeti”ni meşruiyet kaynağı sayması, tarih boyunca Hicaz’ın özel statüsünü pekiştirmiştir.
  • Kozmopolit yapı: Hac sebebiyle yerleşen Hindistan, Endonezya, Afrika ve Orta Asya kökenli aileler bölgenin kültürünü zenginleştirmiştir.
  • İlim geleneği: Haremeyn medreseleri ve ders halkaları, yüzyıllar boyunca öğrenci çekmiştir.

Bölgenin İslam’a girişi ve ilk dönemi için Hicaz Arapları İslam’la nasıl tanıştı? yazısı, komşu coğrafya olan Mısır için Mısırlılar tarihi yazısı okunabilir.

Cidde, Taif ve Yenbu: Kıyı ve Dağ Şehirleri

Hicaz tarihi yalnızca Mekke ve Medine’den ibaret değildir. Cidde, Mekke’nin limanı olarak Hint Okyanusu ve Akdeniz ticaretinin buluşma noktasıydı; hac mevsiminde Mısır, Hindistan ve Güneydoğu Asya’dan gelen gemiler burada demirlerdi. Taif, serin iklimi ve bahçeleriyle Mekke eşrafının yazlık yeri ve tarım merkeziydi; Peygamberimiz’in davetini götürdüğü Sakîf kabilesinin yurdu olarak da bilinir. Yenbu ise Medine’nin limanı olarak kullanılmıştır. Bu şehirlerin dokusu, bölgede Arap, Türk, Hint, Malay, Afrikalı ve Yemenli unsurların birlikte yaşadığı çok kültürlü bir toplum meydana getirmiştir. “Mücâvir” olarak adlandırılan, Haremeyn’de yerleşik ilim talebeleri ve hacılar da bu toplumsal dokuya katkı sağlamıştır.

Sıkça Sorulan Sorular

Hicaz yönetimi tarih boyunca kimlerin elinde kaldı?

Hulefâ-yi Râşidîn, Emevîler, Abbasîler, Eyyûbîler, Memlükler, Osmanlılar (1517-1916), Hâşimî Şerifleri ve 1925’ten sonra Suud hanedanı.

Haremeyn ne demektir?

“İki harem” anlamında Mekke ve Medine’yi ifade eder; Osmanlı padişahları “Hâdimü’l-Haremeyn” unvanını taşıdı.

Hicaz Demiryolu neden yapıldı?

II. Abdülhamid döneminde (1900-1908) Şam’dan Medine’ye hac yolculuğunu kolaylaştırmak ve bölgeyi bağlamak amacıyla yapıldı.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Hicaz", "Haremeyn" ve "Şerif" md.; Taberî, Târîh; Cevdet Paşa, Tarih-i Cevdet (Osmanlı dönemi için)

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Hicaz", "Haremeyn" ve "Şerif" md.
  2. Taberî, Târîh
  3. Cevdet Paşa, Tarih-i Cevdet (Osmanlı dönemi için)

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.