🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

İmam Şafii’nin Hayatı ve Er-Risale Eseri

Dört Sünnî Fıkıh MezhebiGüncelleme: 31 Mayıs 202610 dk okuma

İmam Şâfiî'nin hayatı ve er-Risâle eseri. Gazze'de doğuşu, Mekke ve Medine'deki eğitimi, Mısır yılları, fıkıh usulünü sistemleştirmesi ve er-Risâle'nin içeriği tarihî ve akademik bakışla anlatılıyor.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Doğumu ve çocukluğu
  • Medine'de Mâlik ile
  • Yemen, Irak ve görüşlerin olgunlaşması

İmam Şâfiî (Muhammed b. İdris, 150-204/767-820), Şâfiî mezhebinin kurucusu ve fıkıh usulünün sistemleştiricisidir. Hadis ve re’y ekollerini birleştirmiş, er-Risâle adlı eserinde Kur’an, sünnet, icmâ ve kıyas delillerinin ilkelerini açıklamış, Mısır’da el-Umm adlı geniş fıkıh eserini dikte ettirmiştir.

Doğumu ve çocukluğu

Muhammed b. İdris, 150 (767) yılında Gazze’de doğdu. Soyu, Hz. Peygamber’in büyük dedesi Haşim’in kardeşi Muttalib’e dayanan Kureyşli bir aileden gelmekteydi. Çocukken babasını kaybetti; annesi onu Mekke’ye götürdü. Yoksulluk içinde büyüdüğü, kâğıt alamadığı için kemik ve çömlek parçalarına ders notları yazdığı anlatılır. Çok küçük yaşta Kur’an’ı ezberledi ve yedi yaşında hıfzı tamamladığı rivayet edilir. Bu anlatılar menâkıb kitaplarında yer alır ve bazı ayrıntıları kaynaklara göre değişir.

Mekke’de Müslim b. Hâlid ez-Zencî ve Süfyân b. Uyeyne gibi hocalardan fıkıh ve hadis öğrendi. Dil bilgisini geliştirmek için bir süre Hüzeyl kabilesi arasında bulundu; bu nedenle Arapçasının fasih olduğu belirtilir.

Medine’de Mâlik ile

Şâfiî, yaklaşık yirmi yaşlarında Medine’ye giderek Mâlik b. Enes’ten ders aldı ve Muvatta’yı ezberledi. Mâlik’in vefatına kadar (179/795) onun yanında kaldı. Hocasına saygısı büyüktü; ancak daha sonra bazı konularda ondan ayrı görüşler geliştirdi. Mâlik’in ilmî mirası için İmam Mâlik ve Muvatta yazısı okunabilir. Medine dönemi, Şâfiî’nin hadis rivayeti ve sünnete verdiği önemi pekiştirdi.

Yemen, Irak ve görüşlerin olgunlaşması

Medine’den sonra Yemen’e gitti ve Necran’da bir görev üstlendi. Burada Abbasi yönetimi aleyhine hareket eden Alevî bir gruba yakınlıkla suçlanarak Bağdat’a getirildi; Hârûnürreşîd huzurunda yargılandığı ve Muhammed eş-Şeybânî’nin yardımıyla beraat ettiği rivayet edilir. Bağdat’ta Şeybânî’nin kitaplarını okuyup tartıştı. Hanefî ekolünü yakından tanımak, onun usul anlayışının gelişmesinde etkili oldu. Muhammed eş-Şeybânî ile ilişkisi için Şeybânî ve Zâhirü’r-Rivâye yazısı okunabilir.

Bağdat’ta bulunduğu dönemde ilk fıkhî görüşlerini yazıya geçirdi; bu dönemin görüşleri “kavl-i kadîm” olarak adlandırılır. Daha sonra Mısır’a gidişiyle görüşlerinin bir kısmını değiştirdi; bu konu Kavl-i kadîm ve kavl-i cedîd yazısında ele alınmıştır.

er-Risâle: fıkıh usulünün temeli

er-Risâle, Abdurrahman b. Mehdî’nin isteği üzerine yazıldığı rivayet edilen bir eserdir. Eserin Bağdat döneminde yazılan ilk şekline “er-Risâle el-Kadîme” denir, Mısır’da ise yeniden düzenlenmiştir. Kitapta Şâfiî; beyân kavramını, Kur’an’ın âm ve hâs ifadelerini, nesih meselesini, sünnetin Kur’an’la ilişkisini, haber-i vâhidin delil değerini, icmâ’yı ve kıyası sistematik biçimde ele alır. Böylece fıkıh usulü, bağımsız bir ilim dalı olarak tarih sahnesine çıkmış olur.

Şâfiî’nin bu eseri, hadis ile kıyas arasında bir denge arayışını gösterir. Ona göre hadis, Kur’an’ı açıklayan ve hüküm koyan bir delildir; sahih sünnet karşısında kıyasa yer yoktur. Bu yaklaşım, mezhebin hadis anlayışını ve diğer mezheplerle farkını belirler. Konuyla ilgili olarak Mezheplerin hadis kullanım yöntemleri yazısına bakılabilir.

Mısır yılları ve el-Umm

198/814 civarında Mısır’a giden Şâfiî, burada görüşlerini yeniden gözden geçirdi. Mısır’ın örfü, hadis rivayetleri ve yeni karşılaşılan meseleler bazı hükümlerini değiştirmesine sebep oldu. Öğrencileri el-Müzenî, er-Rebî’ b. Süleyman ve el-Buveytî onun derslerini yazıya geçirdi. el-Umm, bu derslerin ve yazıların derlenmesiyle oluşan geniş bir eserdir. Eserin Şâfiî’ye aidiyeti ve öğrenci rivayetlerinin katkısı akademik olarak tartışılmıştır. Hicri 204’te Mısır’da vefat etti ve Karâfe’de defnedildi.

Şâfiî’nin ilmî kişiliği ve övgüler

Ahmed b. Hanbel’in Şâfiî hakkında çok olumlu sözleri nakledilir; onun adına dua ettiği ve hadis ehline fıkhı öğrettiği belirtilir. Mezhep imamlarının birbirine saygısı bağlamında bu ilişki sıkça örnek gösterilir; Mezhep imamlarının birbirine saygısı yazısı bu konuyu işler. Şâfiî aynı zamanda şairdi; şiirleri ve nasihatleri Dîvân adıyla toplanmıştır, ancak bunların bazılarının ona aidiyeti tartışmalıdır.

Mezhebin kuruluşu, yayılışı ve özellikleri için Şâfiî mezhebi yazısı okunabilir. Şâfiî’nin mirasını sürdüren büyük âlimler için Büyük Şâfiî âlimleri ve İmam Nevevî yazıları devam niteliğindedir.

Diğer eserleri ve öğrencileri

Şâfiî’ye nispet edilen diğer eserler arasında İhtilâfü’l-Hadîs, Ahkâmü’l-Kur’ân ve Câmiu’l-İlm sayılır; bunların bir kısmının aidiyeti akademik olarak ayrıca incelenmiştir. İhtilâfü’l-Hadîs, birbiriyle çelişir görünen hadislerin nasıl uzlaştırılacağını anlatan öncü bir çalışmadır. Öğrencileri arasında Ahmed b. Hanbel, el-Müzenî, el-Buveytî, er-Rebî’ b. Süleyman ve el-Humeydî gibi isimler bulunur. Bu geniş öğrenci halkası sayesinde görüşleri hem Irak hem Mısır’da yayıldı ve mezhep kuruldu.

Fıkıh usulüne katkısının önemi

Şâfiî’nin en kalıcı katkısı, fıkıh delillerini düzenli bir hiyerarşi içinde ele alması ve her delilin şartlarını tartışması olmuştur. Kur’an ve sünnetin birbirini tamamlaması, haber-i vâhidin delil olarak kabulü ve kıyasın ölçüleri bu çerçevenin temel taşlarıdır. Sonraki bütün mezhepler, usul tartışmalarında er-Risâle’ye ya doğrudan ya da dolaylı biçimde cevap vermiştir. Bu nedenle usul tarihi çalışmalarında Şâfiî, hemen her zaman bir başlangıç noktası olarak anılır.

Sıkça Sorulan Sorular

İmam Şâfiî ne zaman ve nerede yaşadı?

150/767 yılında Gazze’de doğdu; Mekke’de büyüdü, Medine, Yemen, Irak ve Mısır’da bulundu. 204/820’de Mısır’ın Fustat şehrinde vefat etti.

er-Risâle nedir?

İmam Şâfiî’nin fıkıh usulüne dair yazdığı ilk sistematik eser olarak kabul edilir. Kur’an’ın âm-hâs yapısı, sünnetin yeri, nesih, icmâ, kıyas ve haber-i vâhid gibi konuları işler.

el-Umm hangi eserdir?

Şâfiî’nin Mısır’da öğrencilerine dikte ettirdiği ve fıkıh konularını ayrıntılı olarak işleyen eseridir. Mezhebin ana kaynaklarından sayılır.

Şâfiî’ye “nasırü’s-sünne” lakabı niçin verilmiştir?

Hadisin delil değerini güçlü biçimde savunduğu ve ehl-i hadisle ehl-i rey arasında bir denge kurduğu için “sünnetin yardımcısı” anlamında bu lakapla anılmıştır.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Şâfiî, Muhammed b. İdris" ve "er-Risâle" maddeleri; Şâfiî, er-Risâle ve el-Umm; Beyhakī, Menâkıbü'ş-Şâfiî; İbn Ebî Hâtim er-Râzî, Âdâbü'ş-Şâfiî ve Menâkıbüh

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 7 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Şâfiî, Muhammed b. İdris" ve "er-Risâle" maddeleri
  2. Şâfiî, er-Risâle ve el-Umm
  3. Beyhakī, Menâkıbü'ş-Şâfiî
  4. İbn Ebî Hâtim er-Râzî, Âdâbü'ş-Şâfiî ve Menâkıbüh

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.