🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Başka Mezhebe Göre Amel Etmek: Zaruret ve Kolaylık

Dört Sünnî Fıkıh MezhebiGüncelleme: 24 Mayıs 20269 dk okuma

Başka mezhebe göre amel etmek caiz mi? Zaruret ve kolaylık hâllerinde mezhep dışı görüşle amel, şartları, Osmanlı fetva uygulamaları ve çağdaş âlimlerin yaklaşımları tarihî ve akademik bakışla anlatılıyor.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Kolaylık ilkesi ve dayanakları
  • Klasik fıkıhtaki yaklaşımlar
  • Şartlar ve sınırlar

Başka mezhebin görüşüne göre amel etmek, çoğunluk ulemâya göre zaruret ve ağır güçlük hâllerinde, ilgili mezhebin şartlarına uyulması kaydıyla caizdir. Dinin kolaylık ilkesi bu esnekliğin temelini oluşturur; ancak keyfî ruhsat toplama ve telfik ise genellikle tasvip edilmemiştir.

Kolaylık ilkesi ve dayanakları

Kur’an’da “Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez” (Bakara 2/185) ve “Allah dinde size bir güçlük yüklemedi” (Hac 22/78) buyrulur. Hadislerde de “Dini kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız” mealinde rivayetler bulunur (Buhârî, Îmân; Müslim). Fıkıh kaideleri arasında “Meşakkat kolaylığı celbeder” ve “Zaruretler memnû olan şeyleri mübah kılar” ilkeleri yer alır. Bu kaideler Mecelle’nin külli kaideleri arasında da anlatılır. Mecelle ve kaideler için Fıkıh kaideleri: Mecelle’nin külli kaideleri yazısı okunabilir.

Bu ilkeler mezhepler arası geçişlerde de dikkate alınmıştır. Müctehid imamların farklı sonuçlara ulaşması, ümmet için bir genişlik olarak görülmüş; “ihtilafın rahmet olması” sözü bu bağlamda anılmıştır, ancak bu ifadenin hadis olarak sıhhati tartışmalıdır. Konu Mezhep taassubu ve ihtilafın rahmet olması yazısında ele alınmıştır.

Klasik fıkıhtaki yaklaşımlar

Klasik kaynaklarda bu konuda üç temel görüş vardır. Birinci görüşe göre kişi, bağlı olduğu mezhebin dışına hiçbir şekilde çıkamaz. İkinci görüşe göre kişi mezhep seçmekte serbesttir, her meselede ehil bir âlimi taklit edebilir. Üçüncü ve çoğunluğun benimsediği orta yol ise genelde bir mezhebe bağlı kalmak ama zaruret ve güçlük hâllerinde başka mezhebin görüşüne göre amel etmektir. Bu orta yol Osmanlı fetva geleneğinde de uygulanmıştır. Bu görüşlerin tarihçesi ve tartışması Mezhep taklidi şart mı? yazısında ayrıntılı ele alınır.

İbn Âbidîn gibi Hanefî âlimler, belirli şartlarla başka mezhebin görüşüne göre amel etmeyi caiz görür. Bu şartlar arasında kişinin o meselede zorlanması, başka mezhebin ilgili hükmü tam olarak yerine getirmesi ve keyfî ruhsat peşinde olmaması yer alır. Osmanlı dönemi fetva kitaplarında ve aile hukuku düzenlemelerinde bazı konularda Hanefî mezhebi dışındaki görüşlerin tercih edildiği örnekler görülür. İbn Âbidîn hakkında ayrıntı için İbn Âbidîn ve Reddü’l-Muhtâr yazısı okunabilir.

Şartlar ve sınırlar

Âlimlerin dile getirdiği başlıca şartlar şunlardır: Birincisi, gerçek bir zaruret veya ağır güçlük bulunmalıdır; sadece kolaylık arzusu yeterli sayılmaz. İkincisi, geçilen mezhebin o meselede tüm şartlarına ve rükünlerine riayet edilmelidir. Üçüncüsü, kişinin ilgili mezhebin hükmünü bilen güvenilir bir kaynaktan öğrenmesi gerekir. Dördüncüsü, bu ruhsat bir alışkanlık hâline gelmemeli, dini hafife alma ya da oyuncak etme sonucunu doğurmamalıdır. Beşincisi, hükümleri birleştirerek hiçbir mezhebe göre sahih olmayan bir ibadet ortaya çıkarılmamalıdır; bu konu telfik başlığında incelenir. Ayrıntı için Mezhep değiştirmek ve telfik yazısına bakılabilir.

Günümüzden örnekler

Günümüzde seyahat, hastalık, iş koşulları ve farklı mezhepten insanların bir arada yaşaması, bu konuyu sık gündeme getirir. Örneğin Hanefî bir kişinin Şâfiî mezhebine mensup bir cemaatte namaz kılması, hac ve umrede farklı mezhep uygulamalarıyla karşılaşması veya bir sağlık sorunu nedeniyle ibadetin şeklini kolaylaştırması gibi durumlar vardır. Bu gibi durumlarda kişinin kendi başına karar vermek yerine, Diyanet’in fetva hizmetlerine ya da güvenilir bir müftüye danışması en güvenli yoldur. Bu kurumsal yapı Diyanet Din İşleri Yüksek Kurulu ve fetva kurumu yazısında anlatılmıştır.

Hac ve umre gibi ibadetlerde mezheplerin farklı uygulamaları da bu konuyu ilgilendirir; ayrıntılar Hac ve umrede mezheplerin farklı uygulamaları yazısında verilmiştir.

Fetva makamının rolü

Fetva verirken müftünün sorumluluğu, soruyu soran kişinin durumunu iyi anlamak ve gerçek bir zaruret olup olmadığını tespit etmektir. Müftü, kolaylık ile keyfîlik arasındaki dengeyi gözetmelidir. Fetva usulü ve müftünün nitelikleri Fetva nasıl verilir? Müftünün nitelikleri yazısında anlatılır. Osmanlı şeyhülislamlarının fetvalarında, ihtiyaç duyulduğunda diğer mezhep görüşlerine başvurulması, bu uygulamanın kurumsal bir örneğidir; bkz. Osmanlı şeyhülislamları ve fetvaları.

Mezhepler arası saygı ve genel değerlendirme

Başka mezhebe göre amel etme imkânı, mezheplerin birbirini yok saymadığını, aksine hepsinin meşru ictihad çeşitliliği olarak görüldüğünü gösterir. Bu, dört mezhebin ortak zeminini ve birbirine saygısını vurgulayan geniş bir anlayışın parçasıdır. Dört mezhebin birlikte kabul ettiği esaslar için Dört mezhebin ortak noktaları yazısı okunabilir. Mezheplerin ortaya çıkışı için Neden dört mezhep var? yazısına bakılabilir.

Özetle, zorluk ve ihtiyaç hâllerinde başka mezhebin görüşüne göre amel etmek mümkün ve meşrudur; bunun ölçüsü ilim, samimiyet ve ehil kişilere danışmaktır. Ancak bu esneklik, ibadeti ciddiye almamak veya dini dilediği gibi şekillendirmek anlamına gelmez; samimi bir sorumluluk bilinci gerektirir.

Sıkça Sorulan Sorular

Başka bir mezhebe göre amel etmek caiz midir?

Çoğunluğa göre, geçerli bir mazeret ve zaruret bulunduğunda, o mezhebin şartlarına uymak koşuluyla caizdir. Keyfî olarak hep kolay olanı seçmek ise tasvip edilmez.

Zaruret ve hâcet arasındaki fark nedir?

Zaruret, can, mal, nesil, akıl ve din gibi temel değerlerin korunması için kaçınılmaz durumları ifade eder. Hâcet ise ağır güçlüğü gidermek için ihtiyaç duyulan, zarurete göre daha hafif bir durumdur.

Bir örnek verilebilir mi?

Hanefî bir kişinin seyahatte veya kalabalıkta abdestinin bozulup bozulmadığı konusunda güçlük yaşaması gibi durumlarda diğer mezhebin ruhsatına başvurması ve ibadetini o mezhebin şartlarına göre tamamlaması buna örnek gösterilir. Bu tür durumlarda ehil bir müftüye danışılmalıdır.

Bu uygulama telfik sayılır mı?

İbadet bir mezhebin bütün şartlarına göre bütün olarak yerine getiriliyorsa telfik sayılmaz. İki mezhebin hükümlerinin her ikisine göre de geçersiz bir bileşim oluşturulması durumunda telfik gündeme gelir.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Taklid", "Telfik" ve "Zaruret" maddeleri; İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr (tekallüd ve şerhu'l-menzûme bölümleri); Vehbe ez-Zühaylî, el-Fıkhu'l-İslâmî ve Edilletüh; Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye (külli kaideler)

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Taklid", "Telfik" ve "Zaruret" maddeleri
  2. İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr (tekallüd ve şerhu'l-menzûme bölümleri)
  3. Vehbe ez-Zühaylî, el-Fıkhu'l-İslâmî ve Edilletüh
  4. Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye (külli kaideler)

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.