🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Mezhep Değiştirmek ve Telfik Caiz mi?

Dört Sünnî Fıkıh MezhebiGüncelleme: 1 Temmuz 20269 dk okuma

Mezhep değiştirmek ve telfik caiz mi? Mezhep değiştirme hükmü, telfik tartışması, ruhsatları toplama, zaruret hâlleri ve klasik ile çağdaş fıkıh âlimlerinin görüşleri tarihî ve akademik bakışla anlatılıyor.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Mezhep değiştirmenin hükmü
  • Telfik: tanım ve örnekler
  • Ruhsat takibi ve hevâ

Mezhep değiştirmek, bir Müslümanın daha önce uyduğu fıkıh mezhebinden başka bir mezhebe geçmesidir. Telfik ise farklı mezheplerin hükümlerini birleştirerek hiçbir mezhebe göre geçerli olmayan bir uygulama ortaya çıkarmaktır. Âlimlerin çoğu, haklı sebeple mezhep değiştirmeyi caiz görür; keyfî ruhsat toplama ve telfiki ise eleştirir.

Mezhep değiştirmenin hükmü

Klasik fıkıh kaynaklarında mezhep değiştirme (tekallüd-i mezhep veya intikal) iki farklı bakışla ele alınır. Bir görüşe göre, müctehid olmayan kişi bir mezhebe bağlanmakla ona uymak zorunda kalmaz; çünkü bağlılık ancak ictihad ehline vaciptir. Diğer görüşe göre ise, bir kez bir mezhebe bağlandıktan sonra, sebepsiz yere diğerine geçmek hevâya uymak anlamına gelebilir. Bu iki görüş arasında dengeli bir yaklaşım benimseyen âlimler, geçerli bir sebep (örneğin yerleşilen yerde farklı mezhebin hâkim olması, evlilik, bir meselede ciddi güçlük) olduğunda mezhep değiştirmeyi caiz görür.

Mezhep değiştirmenin şartı, geçilen mezhebin ibadetle ilgili tüm şartlarını yerine getirmektir. Örneğin Hanefî iken Şâfiî mezhebine geçen kişi, abdest, namaz ve diğer konularda Şâfiî şartlarına uymalıdır. Mezhebe bağlanmanın genel çerçevesi Mezhep taklidi şart mı? yazısında anlatılır.

Telfik: tanım ve örnekler

Telfik, “birleştirme” anlamına gelir. Tipik bir örnek: Hanefî mezhebine göre abdestte bir uzvun silinmesi gerektiği hâlde yıkama gerektiren kısımda Şâfiî görüşüne uyup, namazda ise Hanefî ruhsatına başvurarak, her iki mezhebe göre de eksik kalan bir ibadet ortaya çıkarmaktır. Bu durumda ibadet iki mezhebin hiçbirine göre sahih sayılmayabilir. Telfik konusunda ulemâ üç farklı görüşte toplanmıştır: bazıları mutlak men eder, bazıları belli şartlarla caiz görür, bazıları ise ihtiyaç ve kolaylık gerektirdiğinde müsamaha gösterir.

Çağdaş bazı fıkıhçılar, günümüzün zorlukları (örneğin sağlık, seyahat, çalışma şartları) göz önüne alındığında telfike belirli ölçüde izin vermeyi savunur. Bu görüşün sınırları ve gerekçeleri tartışmalıdır.

Ruhsat takibi ve hevâ

Bütün mezheplerin en kolay hükümlerini seçmek, yani “ruhsatları toplamak” (tetebbu’ur-ruhas) birçok âlim tarafından eleştirilmiştir. Süleyman et-Teymî’nin “Her âlimin ruhsatını alırsan, içinde şerr toplanır” sözü bu konuda sıkça anılır (ifadenin kesin nispeti konusunda kaynaklara bakılmalıdır). Bu eleştiri, dinin kolaylığını reddetmek değil; dinin hevâ ve istek karşısında tutarlılığını korumak amacını güder. Nitekim “Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez” (Bakara 2/185) ayeti dinin kolaylığına işaret eder; denge, kolaylık ile keyfîlik arasındaki çizgidir.

Zaruret ve ihtiyaç hâlleri

Osmanlı fetva geleneğinde ve Mecelle’de, belirli durumlarda Hanefî mezhebi dışındaki görüşlere göre hüküm verildiği görülür. Örneğin 1917 tarihli Hukûk-ı Âile Kararnamesi’nde bazı hükümler Hanefî mezhebi dışındaki mezheplerden alınmıştır. Mecelle’nin hazırlanma süreci ve fıkıh kaideleri Mecelle: Osmanlı’da Hanefî fıkhının kanunlaşması yazısında anlatılır. Başka mezhebe göre amel etmenin zaruret ve kolaylık boyutu için Başka mezhebe göre amel etmek yazısı okunabilir.

Günümüzde seyahat, hastalık, çalışma saatleri gibi nedenlerle bazı insanlar zorlanabilir. Bu durumlarda güvenilir bir âlime veya Diyanet’in fetva mekanizmasına başvurmak, hem keyfîliği hem aşırı sıkıntıyı önler.

Fetva ve sorumluluk

Mezhep değiştirme ve telfik gibi konularda bireysel karar vermek yerine, ehil bir âlime danışmak tavsiye edilir. Fetva makamı, kişinin durumunu dinleyip ona uygun hükmü bildirir. Fetvanın şartları ve müftünün nitelikleri için Fetva nasıl verilir? Müftünün nitelikleri yazısı okunabilir. Mezhepler arası saygı ve ortak zemin konusunda ise Dört mezhebin ortak noktaları yazısı bir çerçeve sunar.

Özetle: mezhep değiştirmek caiz görülebilir, ancak keyfî ve hevâya dayalı olmamalıdır; telfik ise çoğunlukla sakıncalı bulunur, zaruret hâllerinde ise müsamaha edilebilir.

Tarihî uygulamalar

Tarihte pek çok âlim ve yönetici, mezhep geçişi yapmıştır. Bazı Şâfiî âlimlerin Hanefî, bazı Hanefî âlimlerin Şâfiî mezhebine geçtiği kaynaklarda anlatılır. Mısır’da dört mezhepten kadıların bulunması, toplumun ihtiyaçlarına göre mezhepler arası geçişi kolaylaştırıyordu. Ancak bazı dönemlerde mezhep değiştirenlere karşı toplumsal tepkiler olduğu da bilinir. Mezhepler arası ilişkilerde bu tür değişiklikler genellikle ilmî tartışma konusu olmuş, çoğunlukla ayrı bir fitneye dönüşmemiştir.

Modern dönemde ise göçler, evlilikler ve eğitim nedeniyle farklı mezhep mensuplarının bir arada yaşaması, mezhep geçişlerini ve farklı görüşlere göre amel etme ihtiyacını artırmıştır. Bu çerçevede güvenilir kaynaklardan öğrenerek ve gerektiğinde ehil bir müftüye danışarak hareket etmek en sağlıklı yoldur.

Sıkça Sorulan Sorular

Telfik nedir?

Telfik, bir ibadet veya muamelede farklı mezheplerin hükümlerini birleştirerek, hiçbir mezhebe göre geçerli olmayan yeni bir şekil ortaya çıkarmaktır. Örneğin abdestte bir mezhebin, namazda başka mezhebin hükmünü öyle birleştirmek ki ibadet iki mezhebe göre de sahih olmasın.

Bir Müslüman mezhebini değiştirebilir mi?

Çoğunluk ulemâya göre, geçerli bir sebep olması hâlinde ve ibadetin her bir meselesinde o mezhebin şartlarına uyulmak koşuluyla mezhep değiştirilebilir. Bazı klasik Hanefî ve Şâfiî âlimleri ise keyfî değişikliği hoş görmemiştir.

Zorunlu hâllerde başka mezhebin hükmüyle amel edilir mi?

Evet. Pek çok âlim, zaruret ve ihtiyaç hâllerinde başka bir mezhebin görüşüne göre amel etmeyi caiz kabul eder. Osmanlı’da bazı fetvalarda Hanefî mezhebinde zorluk olduğunda Şâfiî veya Mâlikî görüşüne başvurulmuştur.

“Ruhsatları toplamak” neden eleştirilir?

Her mezhebin en kolay hükmünü arayıp seçmek, dini keyfe tabi kılmak olarak görüldüğü için eleştirilir. İbn Abdilber ve Şâtıbî gibi âlimler, hevâya uymanın dinî hükmü zayıflatacağını belirtir.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Telfik" ve "Tekallüd-i mezhep" maddeleri; İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr; Vehbe ez-Zühaylî, el-Fıkhu'l-İslâmî ve Edilletüh; Hayreddin Karaman, İslam Hukukunda İctihad

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Telfik" ve "Tekallüd-i mezhep" maddeleri
  2. İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr
  3. Vehbe ez-Zühaylî, el-Fıkhu'l-İslâmî ve Edilletüh
  4. Hayreddin Karaman, İslam Hukukunda İctihad

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.