🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Kötülüğe İyilikle Karşılık Vermek

İslam Ahlakı ve ErdemlerGüncelleme: 11 Ekim 20268 dk okuma

Kötülüğe iyilikle karşılık vermek: Fussilet 34, Mü'minûn 96, affın ve güzel davranışın gücü, Peygamber'in örnekleri, sınırlar, zulme boyun eğmeme.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Fussilet 34-35
  • Peygamber'in uygulamaları
  • Bu ilke nasıl uygulanır?

Kur’an müminlere kötülüğü en güzel olanla savmayı öğütler. Fussilet 34’e göre bunu başaran kişi, düşmanını bile dost yapabilir. Bu ilke zulme boyun eğmek değil, öfke ve intikam duygusunu yenerek gönül kazanmaya çalışmaktır; hak arama yolları da açıktır.

Fussilet 34-35

Fussilet 34: “İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel olanla sav. O zaman bir de bakarsın seninle aranda düşmanlık bulunan kimse sanki yakın bir dost olmuştur.” 35. ayet ise “Bu (yüksek ahlak) ancak sabredenlere verilir; ona ancak büyük pay sahibi olanlar kavuşturulur” der. Mü’minûn 96’da da “Sen kötülüğü en güzel olanla sav” buyrulur. Ra’d 22’de takva sahiplerinin özelliklerinden biri “kötülüğü iyilikle savmaları” olarak sayılır. Bu ayetler, kötülüğü kötülükle çoğaltmak yerine iyilikle azaltmanın etkili bir ahlaki strateji olduğunu bildirir. Şûrâ 40 ise adaletle karşılık vermeyi meşru kılar ancak affı ve barışmayı daha faziletli bulur.

Peygamber’in uygulamaları

Buhârî ve Müslim’de Taif olayı anlatılır: Peygamber taşlanarak yaralandığında dağlar meleği ona “İstersen iki dağı onların üzerine kapatayım” der; Peygamber “Hayır, ben Allah’ın onların neslinden sadece Allah’a ibadet eden ve O’na ortak koşmayan kimseler çıkarmasını umuyorum” buyurur. Mekke fethinde Kureyş’e “Bugün size kınama yoktur; gidin hepiniz serbestsiniz” dediği rivayet edilir (İbn Hişâm, es-Sîre; ayrıntılarda farklı anlatımlar vardır). Yahudi bir komşunun kapısına her gün pislik atması ve hasta olduğunda Peygamber’in onu ziyaret etmesi şeklindeki anlatılar halk arasında yaygın olsa da, kaynak değeri tartışmalıdır; bu nedenle sağlam delillere dayanan Taif ve fetih örnekleri öne çıkarılmalıdır. Hz. Âişe’nin ifadesiyle Peygamber kötülüğe kötülükle karşılık vermez, affeder ve bağışlardı (Tirmizî, Birr).

Bu ilke nasıl uygulanır?

Pratikte kötülüğe iyilikle karşılık vermek şu şekillerde olur: Kaba söze yumuşak cevap vermek, hakarete sabırla karşılık vermek, haksızlık yapanı affetmek, kırgınlığın ardından ilk adımı atıp selam vermek, akrabanın bağını kesmesine rağmen sıla yapmak. Bu davranışlar kişiyi güçlü kılar; çünkü karşılığında öfke ve kin beslemek insanın kendi ruh sağlığını da bozar. Hadiste “Sıla yapana sıla yapan değil, akrabası bağını kopardığında sıla yapandır gerçek sıla yapan” buyrulur (Buhârî, Edeb). Bu ilke akrabalık ilişkilerinde özellikle önemlidir.

  • Öfkelendiğinde cevap vermeyi geciktirmek, sakinleşince konuşmak.
  • Kendisine kötülük edenin iyiliğini dilemek, ona dua etmek.
  • Kırılan ilişkide ilk adımı atmak (ıslah).
  • Bir haksızlık karşısında hukuki hakkını aramak ama kinle yaşamamak.
  • Kendisine kötülük edeni tövbeye ve iyiliğe çağırmak.

Sınırlar: Zulme boyun eğmek yoktur

Bu ilke, zulme sessiz kalmak veya mazlum olmaya razı olmak anlamına gelmez. Şûrâ 41: “Kim zulme uğradıktan sonra hakkını alırsa, onlar aleyhine bir yol yoktur.” Mazlumun hakkını araması, devletin hukuku işletmesi ve toplumun mağduru koruması dinen meşrudur. Aile içi şiddet, taciz ve istismar gibi durumlarda kişinin kendisini koruması, yardım araması ve hukuki yollara başvurması esastır; “sabır” adı altında şiddete maruz kalmaya devam etmek öğütlenmez. İyilikle karşılık vermek daha çok kişisel kırgınlık, söz ve davranış düzeyinde, kalıcı zararın olmadığı durumlarda uygulanan bir ahlaki tercihtir. Hukukun ve adaletin yerine geçmez (zulüm ve zalime yardım yazısına bakınız).

Bu ilkenin getirdiği faydalar

Kötülüğe iyilikle karşılık vermek; ilişkileri onarır, kinin zehrini azaltır, kişinin iç huzurunu korur ve toplumda iyiliği yayar. Hadiste “Kimse Allah için bir şeyi bırakmaz ki Allah ona daha hayırlısını vermesin” buyrulur (Ahmed b. Hanbel, Müsned). Sabır ve güzel ahlak, kişiyi öfkeye esir olmaktan korur. Psikoloji araştırmaları da affetmenin stres ve kaygıyı azalttığını göstermektedir. Gülümsemek ve güler yüz (gülümseme ve güler yüz), başkalarının kusurlarını örtmek (settarlık) ve ihtiyaç sahibine yardım (ihtiyacını gidermenin fazileti) bu ilkeyi tamamlayan davranışlardır. Bu ahlak bir gecede kazanılmaz; sürekli çaba ve dua ile gelişir. Hayırlı bir çığır açan kişi, kötülüğe iyilikle karşılık vermekle toplumsal barışa katkı sağlar.

Bu ilkeyi çocuklara öğretmek için de evdeki örnek önemlidir: Bir kardeşin kötü davranışına karşı sakin kalmak, özür dileyene hemen güler yüzle karşılık vermek ve öfke anında susmayı öğretmek gibi küçük pratikler, çocuğun karakterinde kalıcı iz bırakır. Ebeveynlerin birbirlerine ve çevrelerine karşı bu ahlakı göstermesi, “dediğini yapma, yaptığımı yap” yerine tutarlı bir örnek sunar.

Sıkça Sorulan Sorular

Fussilet 34 ne diyor?

“İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel olanla sav; bir de bakarsın seninle aranda düşmanlık bulunan kimse sanki yakın bir dost olmuş.”

Kötülüğe iyilikle karşılık vermek zorunlu mu?

Hayır. Şûrâ 40’a göre kötülüğün karşılığı misliyle kötülüktür; ancak affeden ve barışanın ecri Allah’a aittir. İyilikle karşılık vermek daha faziletli kabul edilir.

Zulme boyun eğmek mi demek?

Hayır. Hak aramak, mazlumu korumak ve hukuki yolları kullanmak meşrudur. İyilikle karşılık vermek, haksızlığı onaylamak anlamına gelmez; kişisel kırgınlıklar için geçerli bir ahlaki yöntemdir.

Bu ilke ailede nasıl işler?

Eş ve kardeşler arasında tepkiye karşılık sabır, sert söze yumuşak cevap ve kırgınlıkta ilk adım atmak ilişkiyi kurtarabilir.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Kur'an-ı Kerîm, Fussilet Suresi (41/34-35), Mü'minûn Suresi (23/96), Ra'd Suresi (13/22); Buhârî, Edeb ve Meğâzî; Müslim, Birr ve Cihâd; Tirmizî, Birr

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. Kur'an-ı Kerîm, Fussilet Suresi (41/34-35), Mü'minûn Suresi (23/96), Ra'd Suresi (13/22)
  2. Buhârî, Edeb ve Meğâzî
  3. Müslim, Birr ve Cihâd
  4. Tirmizî, Birr

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.