Ölüm Anı: Sekerat Hâli ve Ölüm Döşeğindeki Kişiye Yapılacaklar
Sekerat hâli nedir, ölüm döşeğindeki kişiye neler yapılır? Kelime-i şehadet telkini, Yâsîn okumak ve kıbleye çevirme konusunda ayet, hadis ve fıkıh bilgisi.
- Sekerat kelimesi ve Kur'an'daki ifadesi
- Hadislerde ölüm anı
- Ölüm döşeğindeki kişiye yapılacaklar
Ölüm anında insanın yaşadığı hâle sekerat denir. Kur’an’da “ölüm sarhoşluğu” diye anılan bu an, ruhun bedenden ayrılırken duyulan şiddetli sıkıntıyı anlatır. Ölüm döşeğindeki kişiye telkin yapılır, yanında Kur’an okunur, hastayı üzmeden dua edilir ve sakin davranılır.
Sekerat kelimesi ve Kur’an’daki ifadesi
Arapçada “sekr” sarhoşluk, aklın perdelenmesi anlamına gelir. Sekerat ise bunun çoğuludur ve ölüm anında insanı saran şiddetli sıkıntıyı anlatmak için kullanılır. Kâf Suresi’nin 19. ayetinde “Ölüm sarhoşluğu hak olarak geldi; işte bu, kaçıp durduğun şeydir” buyrulur. Âyetin tefsirinde müfessirler, ölümün insana kendisinden kaçtığı bir gerçeği hatırlattığını belirtirler.
Kur’an, ölüm anını başka yerlerde de anar. Vakıa Suresi’nde (56/83-87) can boğaza dayandığında yakınların hastaya bakıp çaresiz kaldığı, Kıyâme Suresi’nde (75/26-30) ruh köprücük kemiklerine ulaştığında “kim şifa verecek?” denildiği anlatılır. Bu ayetler, ölüm anının insanın iradesi dışında yaşanan ve kimsenin kaçamayacağı bir gerçek olduğunu vurgular.
Hadislerde ölüm anı
Hz. Âişe’den nakledilen rivayete göre Peygamberimiz (s.a.v.) vefatından önce yanındaki su kabına elini daldırıp yüzünü siler ve “Allah’tan başka ilah yoktur; ölümün gerçekten sekeratı vardır” derdi (Buhârî, Megâzî; Rikāk). Bu rivayet, ölümün en seçkin insanlar için bile bir zorluk içerdiğini gösterir. Aynı zamanda sekerat hâlinin imanın eksikliği ya da günahkârlığın delili olarak görülmemesi gerektiğini anlatır.
Hadislerde müminin ruhunun gönül rahatlığıyla, kâfirin ve günahkârın ruhunun ise zorlukla alındığını bildiren uzun bir rivayet de bulunur (Ahmed b. Hanbel, Müsned; Ebû Dâvûd, Sünnet). Bu rivayetin gaybî ayrıntıları sahih ve zayıf yönleriyle tartışılmıştır. Bu nedenle ölüm anındaki görünüşe bakarak kişinin sonu hakkında hüküm vermek doğru değildir. Bu konuyu Hüsn-i hatime alametleri yazımızda ayrıca ele aldık.
Ölüm döşeğindeki kişiye yapılacaklar
Hadis literatüründe en bilinen tavsiye, ölmek üzere olanlara “lâ ilâhe illallah”ı telkin etmektir. Müslim’in Sahîh’inde “Ölülerinize lâ ilâhe illallahı telkin edin” hadisi geçer (Müslim, Cenâiz). Hadiste geçen “ölü” kelimesini âlimler, ölümü yaklaşmış kişi olarak yorumlar. Telkin ısrarla ve hastayı sıkıntıya sokacak biçimde yapılmaz; kişi bir kez kelime-i şehadet getirdiğinde yeniden tekrarı istenmez, ta ki başka bir söz söyleyinceye kadar.
Fıkıh kitaplarında şu uygulamalar sıralanır:
- Hasta mümkünse sağ yanına, mümkün değilse sırtüstü uzatılarak yüzü kıbleye çevrilir. Hastayı rahatsız edecekse bu uygulamadan vazgeçilir.
- Yanında yüksek sesle ağlanmaz, bağırılmaz; sakin bir ortam oluşturulur.
- Hastanın alacak ve verecekleri, emanetleri varsa vasiyeti yazılır ya da yetkili birine bildirilir.
- Yakınları güzel sözler söyler, hasta için Allah’tan rahmet ve kolaylık dilenir.
- Hastanın yanında Kur’an okunur; Yâsîn ve Ra’d surelerinin okunmasını müstehap sayan görüşler vardır.
Yâsîn okunması hakkındaki rivayet (“Ölülerinize Yâsîn okuyun”, Ebû Dâvûd, Cenâiz; İbn Mâce) senedi bakımından tartışmalıdır. Bazı muhaddisler rivayeti zayıf kabul eder. Buna rağmen birçok fıkıhçı, Kur’an okumanın zaten sevaplı ve teselli verici olduğunu belirterek bu uygulamaya cevaz verir.
Allah’a güzel zan ve ümit
Hastanın kalbini ümitle doldurmak hadislerle desteklenir. Peygamberimiz vefatından üç gün önce şöyle buyurmuştur: “Sizden hiçbiriniz, ancak Allah’a karşı güzel zan besler vaziyette iken ölsün” (Müslim, Cennet). Bu nedenle yakınlar, hastaya Allah’ın rahmetinin genişliğini hatırlatmalı, korku ile ümit arasında dengeli konuşmalıdır.
Dengeli yaklaşım şudur: Hasta kul hakkı borcu olan biriyse hakkını ödemesi ya da helalleşmesi için kolaylaştırılır. Tövbe isteyen kişiye tövbenin kapısının açık olduğu söylenir. Tövbenin ölüm gargarasına kadar kabul edileceğini bildiren hadis de vardır: “Allah, kulun tövbesini ruhu gırtlağa gelmedikçe kabul eder” (Tirmizî, Daavât; İbn Mâce, Zühd). Gargara halinde, yani ruhun boğaza geldiği anda tövbenin geçerli olmadığı belirtilir; Nisâ Suresi’nin 18. ayeti de bu çerçevededir. Bu konuda daha geniş bilgi için Sû-i hatime ve korunma yolları yazımıza bakılabilir.
Ölüm anında yapılmaması gerekenler
Ölüm döşeğinde bulunanların uyması gereken bazı edep kuralları vardır. Hastanın yanında yüksek sesle ağlayıp feryat etmek, kederi aşırı biçimde göstermek ve dövünmek hoş karşılanmaz. Peygamberimiz oğlu İbrahim’in vefatında gözyaşı dökmüş, ancak “Gözler yaşarır, kalp hüzünlenir; biz Rabbimizi razı eden sözden başkasını söylemeyiz” buyurmuştur (Buhârî, Cenâiz). Yas ve gözyaşı konusu ölünün arkasından ağlamak ve yas tutmanın hükmü başlığında anlatılmıştır.
Ayrıca ölmek üzere olan kişiye “Şunu söyle, bunu söyle” diye çok baskı yapılmaz, yanında tartışma çıkarılmaz. Hastaya ölümü ima eden sert sözler söylenmez. Telkin kelimesinin yanlış anlaşılmasıyla hastanın sıkıştırılması, dinin ruhuna ters düşer.
Ölümden sonrası: gözleri kapamak ve dua
Ruh çekildikten sonra gözlerinin kapatılması, çenenin bağlanması ve cenazeye güzel dua edilmesi sünnettir. Ümmü Seleme’den nakledilen rivayete göre Peygamberimiz, Ebû Seleme’nin vefatında yanına girip gözlerini kapatmış ve “Allah’ım, Ebû Seleme’yi bağışla, derecesini hidayet edenler içinde yükselt” diye dua etmiştir (Müslim, Cenâiz). Yakınların bu sırada “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn” demesi ve sabır göstermesi tavsiye edilir (Bakara, 2/155-156).
Bu aşamadan sonra gasil, kefen ve cenaze namazı süreci başlar. Hazırlığın acele edilmeden ve usulüne uygun biçimde yürütülmesi istenir. Ölümün ardından kabirdeki süreçle ilgili inanç meseleleri için kabir azabı konusundaki deliller ve tartışmalar yazısı da okunabilir.
Ölüm hazırlığı ve ibret
Sekerat konusunun asıl amacı korkutmaktan ziyade ölüm gerçeğine hazırlık bilinci kazandırmaktır. İslam âlimleri, ölümün zorluğunu hatırlamayı kalbi yumuşatan ve dünyaya aşırı bağlanmayı azaltan bir ibret vesilesi sayar. Bu sebeple kişinin sağlığında tövbe, kul hakkı helalleşmesi ve vasiyetini yazması önerilir. Ölümden sonra ruhların durumuna dair rivayetleri merak edenler ölümden sonra ruhların buluşması rivayetleri yazısına başvurabilir.
Son olarak, ölümün bir son değil, ahiret yolculuğunun ilk durağı olduğu Kur’an’ın temel mesajıdır. “Her nefis ölümü tadacaktır” (Âl-i İmrân, 3/185) ayeti hem teselli hem uyarıdır. Müminin görevi, ölüme güzel bir hazırlıkla ve Allah’a güvenle bakmaktır. Cehennemde sonsuza kadar kalacakların kimler olduğuna dair görüşler ise cehennemde ebedi kalacaklar kimlerdir? başlığında özetlenmiştir.
Sıkça Sorulan Sorular
Sekerat hâli ne demektir?
Sözlükte baygınlık, sarhoşluk ve şaşkınlık anlamına gelen sekerat, ölüm anında insanın yaşadığı şiddetli sıkıntı ve ruhun bedenden ayrılırken duyulan zorluk için kullanılır. Kâf Suresi’nin 19. ayetinde “ölüm sarhoşluğu” ifadesiyle anılır.
Ölmek üzere olan kişiye kelime-i şehadet nasıl telkin edilir?
Yanında ısrar edilmeden, yumuşak bir sesle “lâ ilâhe illallah” denilir; kişi söyleyince konuşma kesilir. Hastayı sıkıştırmamak ve ona söyletmeye zorlamamak esastır.
Ölüm döşeğindeki kişinin yanında Yâsîn Suresi okunur mu?
Yâsîn okunması konusunda Ebû Dâvûd ve İbn Mâce’de nakledilen bir rivayet vardır; ancak senedi hakkında âlimler arasında tartışma bulunur. Birçok fıkıh kaynağı, Kur’an okunmasını ve dua edilmesini müstehap sayar.
Sekerat hâlindeki kişi kıbleye mi çevrilir?
Hanefî kaynaklarda kişi sağ yanı üzerine ya da sırtüstü kıbleye yöneltilebilir; hastayı rahatsız edecekse zorlanmaz. Esas olan hastanın rahatı ve yakınlarının sükûnetidir.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Kur'an-ı Kerîm, Kâf Suresi (50/19); Buhârî, Rikāk; Müslim, Cenâiz; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Ölüm" ve "Telkin" maddeleri; Diyanet İşleri Başkanlığı, İlmihal (Cenaze ile ilgili bölümler)
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Kur'an-ı Kerîm, Kâf Suresi (50/19)
- Buhârî, Rikāk
- Müslim, Cenâiz
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Ölüm" ve "Telkin" maddeleri
- Diyanet İşleri Başkanlığı, İlmihal (Cenaze ile ilgili bölümler)
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.