🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Ezan İlk Ne Zaman ve Nasıl Okundu? Ezanın Medine’deki Başlangıcı

Siyer ve İslam TarihiGüncelleme: 21 Eylül 20268 dk okuma

Dârülerkam Nedir? İslam’ın İlk Eğitim ve Davet Merkezi

Ezan ilk kez ne zaman okundu, sözleri nasıl belirlendi? Abdullah b. Zeyd’in rüyası, Hz. Bilâl’in ilk ezanı ve namaza çağrının Medine’deki hikâyesi.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Ezandan Önce Namaza Nasıl Çağrılıyordu?
  • İstişare: Çan mı, Boru mu, Ateş mi?
  • Abdullah b. Zeyd’in Rüyası

Kısa cevap: Ezan, hicretin birinci yılında Medine’de meşru kılınmıştır. Mescid-i Nebevî yapıldıktan sonra Müslümanları namaza nasıl çağıracaklarını istişare ederken, sahabeden Abdullah b. Zeyd rüyasında ezanın sözlerini öğrenmiş, Hz. Peygamber (s.a.v.) bu rüyanın hak olduğunu bildirmiş ve sesi gür olduğu için sözleri Hz. Bilâl’e öğretmesini istemiştir. Böylece ilk ezanı Bilâl-i Habeşî okumuştur.

Ezandan Önce Namaza Nasıl Çağrılıyordu?

Mekke döneminde Müslümanlar sayıca azdı ve ibadetlerini çoğu zaman gizlice yapıyorlardı; açıktan bir çağrıya imkân da ihtiyaç da yoktu. Medine’de ise durum değişti. Mescid inşa edilmiş, cemaat çoğalmıştı. İbn Ömer’in anlattığına göre Müslümanlar ilk zamanlar namaz vaktini tahmin ederek mescide toplanıyor, çağrı yapan kimse bulunmuyordu (Buhârî, Ezân; Müslim, Salât). Bu durum, kimilerinin erken gelip beklemesine, kimilerinin cemaate yetişememesine yol açıyordu. Bazı rivayetlerde bir süre sokaklarda “es-salâtü câmiaten” (namaz toplayıcıdır, namaza buyurun) diye seslenildiği de aktarılır.

İstişare: Çan mı, Boru mu, Ateş mi?

Hz. Peygamber konuyu ashabıyla istişare etti. Çeşitli teklifler geldi:

  • Hristiyanların yaptığı gibi çan (nâkûs) çalınması,
  • Yahudilerin kullandığı gibi boru üflenmesi,
  • Mecûsîlerin âdeti olan ateş yakılması,
  • Yüksek bir yere bayrak dikilmesi.

Bu tekliflerin hiçbiri tam olarak benimsenmedi; çünkü her biri başka bir dinin alameti hâline gelmişti. Buhârî’deki rivayete göre Hz. Ömer, “Namaza çağıracak bir adam gönderseniz ya!” demiş, Resûlullah da “Ey Bilâl, kalk namaza çağır” buyurmuştur (Buhârî, Ezân). Bu olay, İslam’ın ibadet hayatında kendine özgü bir kimlik inşa ettiğini gösterir: Çağrı bir alet sesiyle değil, insan sesiyle ve tevhid cümleleriyle yapılacaktır.

Abdullah b. Zeyd’in Rüyası

Ezanın bugün bildiğimiz sözleri, Ensar’dan Abdullah b. Zeyd b. Abdirabbih’in gördüğü rüyayla bağlantılı olarak nakledilir. Kendisinin anlattığına göre, zihni bu meseleyle meşgulken uyku ile uyanıklık arasında bir hâlde, elinde çan taşıyan yeşil elbiseli bir adam görmüştür. Çanı namaza çağırmak için satın almak istediğini söyleyince adam, “Sana bundan daha hayırlısını öğreteyim mi?” demiş ve ezanın cümlelerini, ardından da kametin cümlelerini saymıştır.

Abdullah sabah olunca Resûlullah’a gelip rüyasını anlatmış, Hz. Peygamber de şöyle buyurmuştur: “İnşallah bu hak bir rüyadır. Kalk, gördüklerini Bilâl’e öğret, o okusun; çünkü onun sesi seninkinden daha gür ve güzeldir” (Ebû Dâvûd, Salât; Tirmizî, Salât; İbn Mâce, Ezân). Bilâl’in sesini evinden duyan Hz. Ömer, ridasını sürüyerek mescide koşmuş ve aynı rüyayı kendisinin de gördüğünü haber vermiştir. Resûlullah bunun üzerine Allah’a hamd etmiştir.

Ezanın dayanağı yalnızca rüya mıdır?

Bu nokta önemlidir. Sıradan insanların rüyası dinde delil değildir. Ezanı dinin bir şiarı hâline getiren, rüyanın kendisi değil, Hz. Peygamber’in onu onaylaması ve uygulamaya koymasıdır. Nitekim Kur’an-ı Kerim de namaza çağrıdan söz ederek ezanın meşruiyetini teyit eder: “Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında Allah’ı anmaya koşun” (Cum’a Suresi, 62/9); “Siz namaza çağırdığınızda onu alay ve eğlence konusu yaparlar” (Mâide Suresi, 5/58).

Neden Hz. Bilâl?

Bilâl-i Habeşî, Mekke’de kızgın kumlar üzerinde göğsüne kaya konularak işkence edilirken “Ehad, Ehad” (Allah birdir) demekten vazgeçmeyen bir köleydi. Tevhidi işkence altında haykıran bu ses, şimdi Medine’nin üzerinde aynı tevhidi özgürce ilan ediyordu. Resûlullah’ın tercihindeki ölçü ise açıktı: ses gürlüğü ve güzelliği. Soy, renk veya toplumsal statü hiçbir rol oynamamıştı. Bir zamanlar köle olan Bilâl, Mekke’nin fethi günü Kâbe’nin damına çıkıp ezan okuyacak; bu manzara İslam’ın insanlara bakışının en güçlü sembollerinden biri olacaktı.

Resûlullah’ın Medine’deki diğer müezzini âmâ sahabi Abdullah İbn Ümmü Mektûm’du; Mekke’de ise fetihten sonra Ebû Mahzûre bu görevi üstlendi.

Sabah Ezanındaki İlave ve Kamet

Sabah ezanına eklenen “es-salâtü hayrun mine’n-nevm” (namaz uykudan hayırlıdır) cümlesi de Hz. Peygamber’in onayıyla ezana dâhil olmuştur; Resûlullah bu cümleyi Ebû Mahzûre’ye ezanı öğretirken sabah ezanı için tarif etmiştir (Ebû Dâvûd, Salât; Nesâî, Ezân). Kamet ise farz namaza başlanacağını bildiren ikinci çağrıdır ve ezanın cümlelerine “kad kâmeti’s-salâh” ifadesinin eklenmesiyle okunur. Enes b. Mâlik’in rivayetine göre Bilâl’e ezanı çift, kameti tek okuması emredilmiştir (Buhârî, Ezân; Müslim, Salât). Hanefi mezhebi ise Abdullah b. Zeyd ve Ebû Mahzûre rivayetlerindeki başka lafızlara dayanarak kametin cümlelerini de ezan gibi ikişer okur; her iki uygulama da sünnete dayanır.

Ezanın Fazileti ve Ezanı Duyanın Yapacakları

Resûlullah, “İnsanlar ezan okumanın ve ilk safta bulunmanın sevabını bilselerdi, bunun için kura çekmekten başka yol bulamasalar kura çekerlerdi” buyurmuştur (Buhârî, Ezân; Müslim, Salât). Ezanı duyan kişinin müezzinin söylediklerini tekrar etmesi, “hayye ale’s-salâh” ve “hayye ale’l-felâh” cümlelerinde ise “lâ havle velâ kuvvete illâ billâh” demesi sünnettir (Müslim, Salât). Ezan bitince Resûlullah’a salavat getirilir ve ezan duası okunur; bu duayı okuyana Peygamber Efendimiz’in şefaatinin hak olacağı müjdelenmiştir (Buhârî, Ezân).

Sık Sorulan Sorular

İlk ezan hangi namaz için okundu?

Kaynaklarda Abdullah b. Zeyd’in rüyasını sabah vakti anlattığı ve Bilâl’in hemen ardından ezan okuduğu nakledilir; bu sebeple ilk ezanın sabah namazı için okunduğu görüşü yaygındır. Ancak bu konuda kesin bir rivayet bulunmamaktadır.

Ezan Mekke’de mi, Medine’de mi meşru kılındı?

Sahih rivayetler ezanın hicretten sonra Medine’de, hicrî birinci yılda başladığını gösterir. Ezanın Mi’rac gecesinde öğretildiğine dair rivayetler ise hadis âlimlerince zayıf bulunmuştur.

Ezan okunurken konuşmak günah mıdır?

Günah değildir; ancak edebe uygun olan, ezan okunurken konuşmayı ve meşguliyeti bırakıp müezzinin sözlerini içinden tekrar etmektir. “Ezan okunurken konuşanın son nefeste dili tutulur” gibi halk arasında dolaşan sözlerin sahih bir kaynağı yoktur.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Cum’a Suresi (62/9); Mâide Suresi (5/58); Buhârî, Ezân; Müslim, Salât; Ebû Dâvûd, Salât; Tirmizî, Salât; İbn Mâce, Ezân (Abdullah b. Zeyd rivayeti); İbn Hişâm, es-Sîre; TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ezan” maddesi

YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 7 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Kaynakça

  1. Cum’a Suresi (62/9); Mâide Suresi (5/58)
  2. Buhârî, Ezân; Müslim, Salât
  3. Ebû Dâvûd, Salât; Tirmizî, Salât; İbn Mâce, Ezân (Abdullah b. Zeyd rivayeti)
  4. İbn Hişâm, es-Sîre
  5. TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ezan” maddesi

İlgili Yazılar