Hicri Takvim Neden Hicretle Başlatıldı? Hz. Ömer’in İstişaresi
Hicri takvimin başlangıcı neden doğum veya vahiy değil de hicret seçildi, yıl neden Muharrem ile başlar? Hz. Ömer döneminde yapılan istişareyi ve gerekçelerini anlatıyoruz.
- Takvime Neden İhtiyaç Duyuldu?
- İstişarede Öne Sürülen Görüşler
- Neden Hicret Seçildi?
Hicri takvim, Hz. Ömer’in halifeliği döneminde, hicretin on yedinci yılı civarında (miladî 637-638) yapılan bir istişare sonucunda resmî olarak başlatılmıştır. Başlangıç noktası olarak Peygamber Efendimizin doğumu, peygamberliğin başlangıcı veya vefatı yerine hicret seçilmiştir; çünkü hicret, hak ile batılın ayrıldığı ve İslam toplumunun bağımsız bir devlet olarak kurulduğu dönüm noktasıdır. Yılın ilk ayı olarak ise hicretin gerçekleştiği Rebîülevvel değil, Muharrem kabul edilmiştir.
Takvime Neden İhtiyaç Duyuldu?
İslam öncesi Araplar belirli bir takvim başlangıcı kullanmıyor, yılları önemli olaylarla adlandırıyordu. Örneğin Peygamberimizin doğduğu yıl, Yemen valisi Ebrehe’nin fillerle Kâbe’ye saldırdığı için “Fil Yılı” olarak anılırdı. Asr-ı saadette de yıllar, o yıl yaşanan olaylara göre isimlendiriliyordu.
Hz. Ömer döneminde İslam devletinin sınırları hızla genişlemiş, farklı eyaletlerle yazışmalar artmıştı. Rivayetlere göre Basra valisi Ebû Mûsâ el-Eş’arî, halifeden gelen mektupların tarihsiz olduğunu, hangi emrin önce hangisinin sonra geldiğini ayırt etmekte zorlandıklarını bildirmişti. Bir başka rivayette ise üzerinde sadece “Şaban” yazan bir borç senedi getirildiği ve bunun hangi yılın Şaban’ı olduğunun anlaşılamadığı nakledilir. Bu gibi sorunlar, ortak bir takvim başlangıcına duyulan ihtiyacı açıkça göstermiştir.
İstişarede Öne Sürülen Görüşler
Hz. Ömer, sahabenin önde gelenlerini toplayarak takvimin başlangıcını istişare etti. Tarih kaynaklarında bu toplantıda farklı görüşlerin dile getirildiği anlatılır:
- Peygamberimizin doğumu: Bazıları mevlidi başlangıç olarak önerdi. Ancak doğum tarihinin kesin olarak bilinmemesi ve Hristiyanların Hz. İsa’nın doğumunu esas almasına benzeyeceği düşüncesiyle bu görüş tercih edilmedi.
- Peygamberliğin başlangıcı (bi’set): İlk vahyin geldiği yıl önerildi; fakat bunun da kesin tarihi konusunda farklı görüşler vardı.
- Peygamberimizin vefatı: Bu öneri, üzüntü verici bir olayı başlangıç yapmak uygun görülmediği için kabul edilmedi.
- Hicret: Hz. Ali’nin önerdiği rivayet edilen bu görüş, sahabenin ittifakıyla kabul edildi.
Neden Hicret Seçildi?
Hicretin başlangıç olarak seçilmesinin birkaç önemli sebebi vardır:
- Kesin bir tarih olması: Hicret, tüm sahabenin bizzat şahit olduğu ve yılı hakkında görüş ayrılığı bulunmayan bir olaydı.
- Hak ile batılın ayrılması: Hicret, Müslümanların baskı altında yaşadığı dönemin sona erip dinlerini özgürce yaşayabildikleri bir dönemin başlangıcıydı.
- Devletleşme: Medine’de ilk İslam toplumu ve devleti kuruldu; cuma, ezan, zekât, oruç gibi pek çok ibadet ve kurum bu dönemde şekillendi.
- Fedakârlık ve teslimiyet: Hicret, Allah için yurdu, malı ve akrabayı terk etmenin sembolüdür. Kur’an-ı Kerim, hicret edenleri pek çok ayette övmüştür (Enfâl Suresi, 8/74).
Yıl Neden Muharrem ile Başlar?
Peygamberimizin Medine’ye varışı, çoğunluk tarihçiye göre Rebîülevvel ayındadır. Buna rağmen yılın başlangıcı olarak Muharrem seçilmiştir. Rivayetlere göre Hz. Osman ve diğer bazı sahabiler, Muharrem’in haram aylardan biri olduğunu, hac ibadetinin tamamlanıp insanların memleketlerine döndüğü ay olduğunu ve Araplar arasında da yılın başlangıcı olarak zaten bilindiğini belirterek bu ayı önermiştir.
Ayrıca hicretin kararlaştırıldığı İkinci Akabe Biati’nin Zilhicce ayında gerçekleştiği, hicret azminin de Muharrem’in başında şekillendiği şeklinde bir değerlendirme de yapılmıştır. Böylece hicri yıl, hicret olayından yaklaşık iki ay önce, Muharrem’in birinci gününden başlatılmıştır. Bu gün, miladî takvimle 16 Temmuz 622 tarihine denk gelir.
Hicri Takvimin Müslümanlar İçin Önemi
Hicri takvim, ibadetlerin zamanını belirlemede temel ölçüdür. Ramazan orucu, hac, kurban, zekâtın yıl dolumu, kadınların iddet süreleri ve kandil geceleri hep kamerî aylara göre hesaplanır. Kur’an-ı Kerim, hilallerin insanlar ve hac için vakit ölçüleri olduğunu bildirir (Bakara Suresi, 2/189).
Hz. Ömer döneminde başlatılan bu takvim, yaklaşık on dört asırdır Müslümanların ortak zaman bilinci olmaya devam etmektedir. Osmanlı Devleti’nde resmî yazışmalarda uzun süre hicri takvim kullanılmış, daha sonra mali işler için güneş yılına dayalı Rumi takvim de devreye girmiştir.
Tarihten Çıkarılacak Dersler
Takvim meselesindeki istişare, Hz. Ömer’in yönetim anlayışını da yansıtır. Tek başına karar vermek yerine sahabenin görüşünü almış, farklı önerileri dinlemiş ve en isabetli olanı ortak bir kararla benimsemiştir. Kur’an-ı Kerim’de müminlerin işlerinin aralarında istişare ile yürüdüğü belirtilir (Şûrâ Suresi, 42/38). Takvimin başlangıcı gibi bir mesele bile bu ilkeyle çözülmüştür.
Hicri takvimin başlangıcının hicret olarak belirlenmesi, aynı zamanda her Müslümana hayatında bir dönüm noktası belirleme ilhamı verir. Nasıl ki sahabe, zulüm ve baskının bittiği, yeni bir hayatın başladığı anı tarihin sıfır noktası yapmışsa, mümin de kötü alışkanlıklarından ayrıldığı, Rabbine yöneldiği anı kendi hayatının yeni başlangıcı olarak görebilir. Hicri takvim, bu açıdan sadece bir tarih ölçüsü değil, sürekli yenilenen bir hicret bilincinin hatırlatıcısıdır.
Sık Sorulan Sorular
Peygamber Efendimiz döneminde hicri takvim kullanılıyor muydu?
Hayır. Peygamberimiz döneminde yıllar, yaşanan olaylarla anılırdı. Hicri takvim, onun vefatından yaklaşık altı-yedi yıl sonra Hz. Ömer döneminde resmî olarak başlatılmıştır.
Hicretin kendisi hangi ayda gerçekleşti?
Çoğunluk tarihçiye göre Peygamberimiz Mekke’den Safer ayının sonlarında çıkmış, Rebîülevvel ayında Kuba’ya ve ardından Medine’ye ulaşmıştır.
Hicri takvim neden hilal esasına dayanır?
Çünkü Kur’an, ayların sayısının on iki olduğunu ve hilallerin vakit ölçüsü olduğunu bildirmiştir. Kamerî takvim, ibadetlerin farklı mevsimlere dağılmasını da sağlar.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Bakara Suresi (2/189); Enfâl Suresi (8/74); Şûrâ Suresi (42/38); Taberî, Târîhu'r-rusül ve'l-mülûk; İbnü'l-Esîr, el-Kâmil fi't-târîh
Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Bakara Suresi (2/189)
- Enfâl Suresi (8/74)
- Şûrâ Suresi (42/38)
- Taberî, Târîhu'r-rusül ve'l-mülûk
- İbnü'l-Esîr, el-Kâmil fi't-târîh
İlgili Yazılar
Siyer ve İslam TarihiHz. Ömer Nasıl Müslüman Oldu? Tâhâ Suresi ve O Günün Hikâyesi
Hz. Ömer, kız kardeşinin evinde Tâhâ Suresi'ni okuyunca kalbi yumuşadı ve Dârülerkam'da iman etti. Rivayetlerin değerlendirmesi ve olayın…
Siyer ve İslam Tarihiİslam’da Bayramların Tarihçesi: Medine’de Başlayan İki Bayram
Ramazan ve Kurban bayramları ne zaman ve nasıl başladı, ilk bayram namazı nerede kılındı, Osmanlı’da bayramlar nasıl kutlanırdı?…
Mübarek ZamanlarEyyâm-ı Biyz Orucu Nedir? Her Ay Üç Gün Oruç Tutmanın Fazileti
Hicrî ayların 13, 14 ve 15. günlerinde tutulan eyyâm-ı biyz orucu nedir, fazileti hangi hadislere dayanır, günleri nasıl…
Siyer ve İslam TarihiKuba Mescidi ve İlk Cuma Namazı: Peygamberimiz Medine’ye Varınca
Peygamberimiz Medine’ye varınca ilk ne yaptı? Kuba’da geçen günler, İslam’ın ilk mescidi, Rânûnâ’da kılınan ilk cuma ve şehre…
Siyer ve İslam Tarihiİkinci Akabe Biatı: Hicretin Kapısını Açan Gece Buluşması
İkinci Akabe Biatı'nda 73 erkek ve 2 kadın Peygamberimizi Medine'de korumaya söz verdi. Biatın şartları, nakipler ve hicrete…
Siyer ve İslam TarihiÖmer b. Abdülazîz Kimdir? İki Buçuk Yıllık Adalet Dönemi
Ömer b. Abdülazîz kimdir, neden beşinci râşid halife diye anılır? Kısa hilafetinde yaptığı ıslahatlar, sade hayatı ve bugüne…