Devir ve İskat Nedir? Hükmü ve Tartışmaları
Devir ve iskat nedir? Ölenin namaz ve oruç borcu için fidye, devir uygulaması, Hanefî fıkhındaki dayanakları, eleştiriler ve Diyanet'in yaklaşımı hakkında bilgiler.
- Fıkıhtaki Temel Mesele
- Oruç Konusundaki Rivayetler
- Devir Uygulaması
Devir ve iskat, ölen kişinin namaz ve oruç borçlarının, malından veya mirasçıların bağışıyla ödenen fidyeyle kapatılması düşüncesine dayanan bir Hanefî uygulamasıdır. Bu uygulamanın Kur’an ve sahih hadislerde açık bir dayanağı bulunmamaktadır; bu yüzden birçok âlim tarafından tartışmalı kabul edilir. Asıl olan, kişinin borçlarını sağlığında ödemesidir.
Fıkıhtaki Temel Mesele
Namaz ve oruç bedenî ibadetlerdir. Bir kimse bunları yapamadan ölürse, ibadetin yerine geçecek bir başkası yapamaz; bu konuda çoğunluk âlimlerin görüşü budur. Hanefî mezhebinde ölünün kılmadığı namazlar için fidye ödenebileceği görüşü ortaya çıkmıştır. Fidye miktarı bir namaz için bir fitre bedeli (yaklaşık yarım sa’ buğday) kabul edilir. Vasiyet etmiş olan ölü için malın üçte birinden ödenir. Vasiyet etmemişse mirasçılar gönüllü olarak ödeyebilir. Bakara 184. ayetinde oruca gücü yetmeyenler için fidye bildirilmiştir.
Oruç Konusundaki Rivayetler
Müslim’de bir kadının annesinin ölümü üzerine bir aylık oruç borcu bulunduğunu söyleyerek, onun yerine oruç tutup tutamayacağını sorması ve Hz. Peygamber’in “Annenin borcu olsaydı onu öder miydin? Allah’ın borcu daha çok ödenmeye layıktır” demesi anlatılır (Müslim, Sıyâm 154). Bu hadise dayanarak Hanbelî ve bazı âlimler, adak orucu için mirasçının oruç tutabileceğini söylemiştir. Hanefî ve Şâfiîlerin çoğu ise bu hadisi fidye şeklinde yorumlamıştır. İbn Ömer’den gelen bir rivayette “Kimin ölüm anında oruç borcu varsa, yerine her gün için bir yoksul doyurulur” denir (Tirmizî, Savm 23); bu rivayet senedi bakımından tartışmalıdır. Bu rivayetler oruç için fidyeyi desteklerken namaz için doğrudan hadis bulunmamaktadır.
Devir Uygulaması
Ölünün namaz borcu yüzlerce hatta binlerce vakit olabilir. Fidye miktarı toplandığında yüksek bir meblağ çıkar. Devir uygulaması, fakirin kendisine verilen malı iade etmesi esasına dayanır: mirasçı fidye değerinde bir malı fakire verir, fakir bunu mirasçıya hibe eder ve böylece aynı mal tekrar tekrar fidye olarak devredilerek ölünün borcuna denk hâle getirilir. Bu işlem bazı yörelerde tören hâline gelmiştir; cemaatle halka şeklinde otururken mal veya Kur’an elden ele dolaştırılır. Uygulama özellikle Osmanlı döneminde yaygınlaştı.
Eleştiriler
İskat ve devir hakkında şu eleştiriler yapılır: Hz. Peygamber’in veya sahabenin uygulamasında bu işlemin geçmediği, fidyenin hakiki bir yoksulun ihtiyacını karşılamak için olduğu ve geri alınmasının bu amaca aykırı olduğu, namaz gibi bedenî ibadetlerin yerine para verilmesinin ibadetin ruhuna uymadığı. Diyanet de bu konuda, kişinin ibadetlerini sağlığında yerine getirmesi gerektiğini, devir uygulamasının ölenin sorumluluğunu ortadan kaldıracağı şeklinde yanlış anlaşılmaması gerektiğini ifade eder. Bazı âlimler, devir hilesini bu yüzden doğru bulmaz ve gerçek bir sadaka verilmesini önerir.
Savunanların Gerekçeleri
Hanefî fakihlerden bazıları, ölünün mirasçılarının bu şekilde hareket etmesini, ölünün borçlarını mümkün olduğunca karşılama çabası ve ihtiyat olarak görür. Onlara göre bu uygulama Allah’ın rahmetinin genişliğinden umut etmenin bir şeklidir ve kesin bir hüküm değil, bir ihtimaldir. Fakat kaynaklarında “inşallah kabul olur” ifadesi kullanılır; kesin sonuç iddia edilmez. Dolayısıyla uygulama, ibadetten kaçma vesilesi yapılmamalıdır.
Doğru Yaklaşım
Kişi hayatta iken kaza borçlarını ödemeli, tövbe etmeli ve ibadetlerini düzene sokmalıdır. Ölen kişinin ardından en güvenli yol, ona dua etmek, onun adına sadaka vermek, borçlarını ve vasiyetini yerine getirmek ve hayır eserleri bırakmaktır. Mirasçılar fidyeyi samimi bir sadaka olarak yoksullara verebilir; ancak bunu bir ritüel veya ibadetin tamamen yerine geçtiği şeklinde sunmak yanlıştır. Özel durumlar için müftülüğe veya Diyanet’in dini danışma hattına başvurulabilir.
İlgili Yazılar
Cenaze sonrasındaki uygulamalar için Cenaze sonrası yedisi, kırkı ve mevlid adetleri, Ölünün ardından lokma dağıtmak, Cenazede helallik almak ve Mezar taşı gelenekleri yazılarına bakabilirsiniz. Hayır yolları için Hayrat geleneği, kaza namazları için Kaza namazı olan nafile kılamaz mı yazısına göz atabilirsiniz.
Sonuç olarak devir ve iskat uygulaması, ölen kişinin ardından duyulan sorumluluk duygusunun bir ifadesi olarak anlaşılabilir; ancak dinî açıdan asıl belirleyici olan, kişinin sağlığında ibadetlerini yerine getirmesi ve ardından yapılacak dua, sadaka ve hayırlardır.
Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi için bölge müftülükleri ve Diyanet’in danışma kanalları başvurulabilecek kaynaklardır.
Sıkça Sorulan Sorular
İskat nedir?
Ölen kişinin kılmadığı namazlar ve tutmadığı oruçlar için mirasçıların fidye ödemesidir. Hanefî fıkhında vasiyet edilmişse malın üçte birinden, edilmemişse mirasçıların gönüllü ödemesiyle yapılır.
Devir nedir?
Fidye miktarı mal yetersizse, fidyeye denk bir miktar para veya mal bir fakire verilir, fakir bunu mirasçıya hibe eder ve işlem tekrar edilerek tüm borca denk hâle getirilir. Bu uygulamaya devir denir.
Devir ve iskat dinen kabul edilir mi?
Hanefî fakihler sınırlı şartlarla kabul etmiş, birçok âlim ise bu uygulamayı hileli bulmuştur. Diyanet, bu uygulamanın dinî dayanağının zayıf olduğunu, asıl yolun tövbe ve kazadır olduğunu belirtir.
Kaza namazını ölmeden önce ödemek mümkün mü?
Evet, ve bu en doğru yoldur. Kişi sağlığında kaza borçlarını kılarak ve oruçlarını tutarak ödemelidir. Ölümden sonra bir başkası namaz kılıp yerine geçemez.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: İbn Âbidîn, Reddü'l-muhtâr (İskât-ı salât bahsi); Kur'an-ı Kerîm, Bakara Suresi (2/184); Tirmizî, Savm 23 ve 24; Diyanet İşleri Başkanlığı, Din İşleri Yüksek Kurulu görüşleri; TDV İslâm Ansiklopedisi, "İskât" maddesi; Müslim, Sıyâm 154
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- İbn Âbidîn, Reddü'l-muhtâr (İskât-ı salât bahsi)
- Kur'an-ı Kerîm, Bakara Suresi (2/184)
- Tirmizî, Savm 23 ve 24
- Diyanet İşleri Başkanlığı, Din İşleri Yüksek Kurulu görüşleri
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "İskât" maddesi
- Müslim, Sıyâm 154
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.