🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Erzurum Çifte Minareli Medrese: Tarihi ve Mimarisi

Medreseler ve Eğitim KurumlarıGüncelleme: 23 Nisan 20269 dk okuma

Erzurum'daki Çifte Minareli Medrese'nin XIII. yüzyıldaki yapımı, banisi hakkındaki tartışmalar, taçkapısı, minareleri, eğitim işlevi ve bugünkü durumu.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Kuruluş ve Banisi Tartışması
  • Mimari Özellikler
  • Eğitim İşlevi

Erzurum Çifte Minareli Medrese, XIII. yüzyılda Anadolu Selçuklu ve İlhanlı çağının geçiş döneminde inşa edilen, iki tuğla minareli taçkapısı ve iki katlı açık avlulu planıyla tanınan, Erzurum’un en bilinen tarihî yapılarından biri olan, banisi hakkında tartışma sürdüren medresedir. Yapı bugün müze olarak ziyarete açıktır.

Kuruluş ve Banisi Tartışması

Medresenin kitabesi günümüze ulaşmadığı için yapım tarihi ve banisi kesin olarak bilinmez. Halk arasında yapının Selçuklu sultanı I. Alâeddin Keykubad’ın kızı Hundi Hatun (Hüand Hatun) tarafından yaptırıldığı söylenir; bu nedenle “Hatuniye Medresesi” adı da kullanılır. Bazı araştırmacılar yapının XIII. yüzyılın ikinci yarısında, yani Moğol (İlhanlı) hâkimiyeti sırasında inşa edildiğini ileri sürer ve bani olarak İlhanlı döneminin bir devlet adamını gösterir. Bu görüş ayrılığı tarihçiler arasında sürmektedir. Bu nedenle bilgi verilirken “rivayete göre”, “yaklaşık” ifadelerini kullanmak gerekir.

Erzurum, Selçuklular için doğu sınırında stratejik bir şehirdi. Saltuklu Beyliği’nin merkezi olan şehir, daha sonra Selçuklu hâkimiyetine girmiş, Moğol istilasıyla (1242) büyük zarar görmüştür. Bu çalkantılı dönemde medresenin yapılması, ilme verilen değerin devam ettiğini gösterir.

Mimari Özellikler

Yapı, dikdörtgen planlı, iki katlı ve açık avlulu medrese tipindedir. Avlunun etrafında dört eyvan ve revaklı bölümler bulunur. Üst katta hücreler yer alır. Girişteki taçkapı, taş süslemelerin yoğun olduğu, mukarnaslı ve geometrik desenli bir kapıdır. Kapının iki yanında yükselen iki tuğla minare, yapıya adını vermiştir. Minareler, firuze ve turkuaz renkli çini kaplamalarıyla süslü olup, zamanla bu çinilerin bir kısmı dökülmüştür.

Medresenin arka bölümünde bulunan kubbeli türbe benzeri mekânın bir mezar odası olabileceği düşünülür, ancak kimin için yapıldığı bilinmez. Bu belirsizlik yapının banisi hakkındaki tartışmaları da besler. Erzurum Çifte Minareli Medrese’nin mimarisi, Sivas Gök Medrese ile benzerlikler taşır; iki yapı da açık avlulu ve dört eyvanlı plana sahiptir.

Taçkapıdaki süslemeler

Taçkapıdaki taş işçiliği, Selçuklu dönemi taş süsleme anlayışının örnekleri arasında sayılır. Bitkisel kıvrımlar, geometrik geçmeler ve yıldız motifleri birlikte kullanılmıştır. Bu süslemelerde hayat ağacı, palmet ve rumi motifleri dikkat çeker. Taş ustalarının hangi bölgelerden geldiği ise tartışmalıdır.

Eğitim İşlevi

Medrese Erzurum’da Kur’an, hadis, fıkıh, kelam, Arap dili gibi derslerin okutulduğu bir kurum olarak hizmet vermiştir. Medrese eğitimi hakkında genel bilgiye Medrese nedir? yazısından ulaşılabilir. Erzurum, doğu Anadolu’nun ilim ve ticaret şehri olarak medrese, cami ve han gibi pek çok yapıya ev sahipliği yapmıştır. Özellikle Konya Karatay Medresesi ve Kayseri’deki eserlerle birlikte düşünüldüğünde, Selçuklu eğitim anlayışının Anadolu’ya yayılışı görülür.

Öğrencilerin masrafları vakıf gelirleriyle karşılanırdı. Medresenin vakfiyesi günümüze ulaşmadığı için ayrıntılı bilgi azdır; ancak aynı dönemin diğer medreselerinden benzer bir işleyiş olduğu çıkarılabilir. Kayseri’deki sağlık yapıları için Gevher Nesibe Darüşşifası yazısına bakılabilir.

Erzurum’un Diğer Tarihî Yapıları

Çifte Minareli Medrese’nin yakınında Ulu Cami (Saltuklu dönemi), Yakutiye Medresesi (1310, İlhanlı dönemi) ve Üç Kümbetler gibi önemli yapılar bulunur. Yakutiye Medresesi, tek minareli, kapalı avlulu ve kubbeli planıyla Çifte Minareli’den farklı bir tipi temsil eder. Bu yapıların birlikte incelenmesi, Erzurum’un XIII-XIV. yüzyıllardaki mimari çeşitliliğini gösterir.

Bugünkü Durum

Çifte Minareli Medrese, Erzurum’un sembollerinden biridir ve şehir logosunda da kullanılır. Yapı müze olarak ziyarete açıktır; avlusunda el sanatları ve hediyelik eşya satılan bölümler bulunur. Restorasyon çalışmaları zaman zaman yapılmakta, çinilerin korunması öncelikli konulardandır. Erzurum’un sert iklimi (donma-çözülme döngüsü) taş yapılar için ciddi bir tehdit oluşturur.

Bu yapı hem mimari hem tarihî açıdan Anadolu’nun medrese geleneğini temsil eder. Daha geniş bir okuma için Topkapı Sarayı Kütüphanesi, Uluğ Bey Medresesi ve Mustansiriyye Medresesi yazıları incelenebilir.

Ortak Mimari Dil ve Ustalar

Doğu Anadolu’daki bu yapılar, Selçuklu ve İlhanlı sanatının kesiştiği noktada duran örneklerdir. Tuğla minare yapımı, Orta Asya ve İran geleneğinin Anadolu’ya taşınmış bir özelliğidir; bu nedenle araştırmacılar Erzurum yapıları ile İran’daki Azerbaycan ve Horasan mimarisi arasında bağlantılar kurar. Çinili tuğla süsleme tekniği, taş ustalığı ile birleştirilerek bölgeye özgü bir üslup ortaya çıkmıştır. Sivas, Erzurum, Divriği gibi şehirlerdeki taş kapı süslemeleri, Selçuklu taş işçiliğinin zirve noktalarını oluşturur.

Şehrin iklim şartları, yapı malzemesi seçimini de etkilemiştir. Erzurum’da kış ayları uzun ve sert geçtiği için kalın taş duvarlar, küçük pencereler ve kapalı mekânlar tercih edilmiştir. Açık avluların yaz ayları için ayrıldığı, kış eğitiminin kapalı eyvanlarda yapıldığı düşünülür. Bu tür uyum, medresenin yalnızca bir mimari eser değil, yaşanan bir mekân olduğunu da anlatır.

Gezginlerin ve Tarihçilerin Gözüyle

Evliya Çelebi gibi seyyahlar Erzurum’u anlatırken şehirdeki medreseleri, camileri ve hamamları sıralamıştır. XIX. yüzyılda şehre gelen Avrupalı gezginler ise Çifte Minareli’nin taçkapısındaki taş işçiliğini hayranlıkla anlatmışlardır. Şehir 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı’nda ve 1877-1878 savaşında zarar görmüş, bazı tarihî yapılar bu savaşlardan etkilenmiştir. Medresenin ayakta kalması, çok sayıda onarım ve toplumun koruma çabası sayesindedir.

Sıkça Sorulan Sorular

Çifte Minareli Medrese’yi kim yaptırdı?

Kitabesi olmadığı için kesin olarak bilinmez; bir görüşe göre Hundi Hatun, bir diğerine göre İlhanlı dönemi bir devlet adamı tarafından yaptırılmıştır.

Neden “Çifte Minareli” deniyor?

Taçkapının iki yanında yükselen iki minareden dolayı bu adla anılır.

Medresenin planı nasıldır?

İki katlı, açık avlulu ve dört eyvanlı bir plana sahiptir.

Medrese bugün ziyarete açık mı?

Evet, müze olarak ziyaret edilebilir; saatler ve koşullar resmî duyurulardan öğrenilmelidir.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Çifte Minareli Medrese (Erzurum)" maddesi; Kültür ve Turizm Bakanlığı Erzurum tanıtım belgeleri; Anadolu Selçuklu ve İlhanlı mimarisi üzerine akademik çalışmalar

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR1 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Çifte Minareli Medrese (Erzurum)" maddesi
  2. Kültür ve Turizm Bakanlığı Erzurum tanıtım belgeleri
  3. Anadolu Selçuklu ve İlhanlı mimarisi üzerine akademik çalışmalar

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.