Ezan-ı Muhammedî ve Türkçe Ezan Dönemi Tarihi
Ezan-ı Muhammedî nedir? Ezanın başlangıcı ve Hz. Bilâl'in okuyuşu, ezanın lafızları, Türkiye'de 1932-1950 arasındaki Türkçe ezan uygulaması ve ezanın yeniden Arapça okunması tarihi tarafsız biçimde anlatılıyor.
- Ezanın başlangıcı
- Ezanın lafızları
- Ezan-ı Muhammedî tabiri
Ezan, namaz vakitlerinin girdiğini ilan eden ve Müslümanları namaza çağıran Arapça çağrıdır. Halk arasında Arapça aslına uygun ezana Ezan-ı Muhammedî denir. Türkiye’de 1932’den 1950’ye kadar ezan Türkçe okunmuş, 1950’de yeniden Arapça okunmaya başlanmıştır. Konu, Türkiye’de din ve devlet ilişkilerinin tartışıldığı hassas tarihî başlıklardan biridir ve burada tarafsız bir tarihçe sunulmaktadır.
Ezanın başlangıcı
İslam’ın ilk yıllarında Mekke’de namaz için ayrı bir çağrı yoktu. Medine’ye hicretten sonra Müslümanlar namaz vakitlerini duyurmak için farklı yöntemler tartıştı: Çan, boru, ateş yakma gibi öneriler ortaya çıktı; ancak Hıristiyanların çanı ve Yahudilerin borusu hatırlandığı için bunlar benimsenmedi. Bu sırada Abdullah b. Zeyd, rüyasında ezanın lafızlarını öğrendiğini anlattı. Peygamberimiz bu rüyayı doğru bularak Hz. Bilâl-i Habeşî’ye ezan okumasını emretti. Hz. Bilâl’in sesi güzel olduğu için ilk müezzin oldu (Ebû Dâvûd, Salât; Tirmizî, Salât). Böylece ezan, Medine’de hicretin ilk yılında ortaya çıkmıştır. Ezan, Müslümanların ortak kimliğinin işitsel bir ifadesidir.
Ezanın lafızları
Ezan şu cümlelerden oluşur: “Allahu ekber” (dört kez), “Eşhedü en lâ ilâhe illallah” (iki kez), “Eşhedü enne Muhammeden resûlullah” (iki kez), “Hayye ale’s-salâh” (iki kez), “Hayye ale’l-felâh” (iki kez), “Allahu ekber” (iki kez), “Lâ ilâhe illallah” (bir kez). Sabah ezanında “es-salâtü hayrun mine’n-nevm” cümlesi eklenir. Ezanın okunuşunda mezhepler arasında cüzi farklar bulunabilir, örneğin tercî’ (şehadet cümlelerinin tekrar yüksek sesle okunması) Şâfiî ve Mâlikîlerde vardır, Hanefîlerde yoktur. Ezanın anlamı: Allah’ın en büyük olduğunu, Allah’tan başka ilah olmadığını, Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğunu ilan etmek ve namaza ve kurtuluşa çağırmaktır. Ezan okunurken müezzine mukabele etmek ve sonunda “Allahümme rabbe hâzihi’d-da’veti’t-tâmme…” duasını okumak sünnettir (Buhârî, Ezan).
Ezan-ı Muhammedî tabiri
“Ezan-ı Muhammedî”, ezanın Peygamberimiz zamanında bildirilen aslî şekliyle, yani Arapça olarak okunması için halk arasında kullanılan bir tabirdir. Bu tabir özellikle ezanın Türkçe okunduğu dönemin ardından yaygınlaşmış ve geleneksel ezan anlamında kullanılmıştır. Müslümanlar için ezan ibadetin bir parçası olduğundan, lafızların orijinal Arapçasıyla okunması mezheplerin ortak görüşüdür. Ezanın Arapça okunmasının fıkhî dayanağı, Peygamberimizin bildirdiği lafızlara bağlı kalma esasıdır. Fıkıh kaynaklarında genel kabul, ezanın Peygamberimizden gelen lafızlarıyla, yani Arapça okunması yönündedir.
Türkçe ezan dönemi (1932-1950)
- 1932: Cumhuriyet döneminde dinî uygulamaların Türkçeleştirilmesi çalışmaları kapsamında Kur’an’ın, hutbenin ve ezanın Türkçe okunması gündeme geldi. Ocak 1932’de İstanbul’da Türkçe Kur’an tilaveti ve ilk Türkçe ezan denemeleri yapıldı.
- 1932-1941: Ezan, Türkçe okunması için uygulanan ve uygulama sürecinde farklı çevrelerce tartışılan bir düzenlemeyle okundu; Diyanet’in bu doğrultuda genelgeleri çıkarıldı.
- 1941: Türkçe ezan uygulaması bir kanunla resmî bir zorunluluk haline getirildi.
- 1950: Demokrat Parti’nin iktidara gelmesinden sonra çıkarılan bir yasa ile Arapça ezan okunmasına izin verildi (Haziran 1950). Aynı gün Türkiye Radyosu Arapça ezan yayını yaptı.
Bu dönemde müezzinler ve halk uygulamaya farklı tepkiler verdi. Türkçe ezanın sözleri (“Tanrı uludur…” gibi) Türkçeye çevrildi; ancak halkın büyük kesimi bu uygulamayı benimsemedi. Bazı müezzinlere yaptırımlar uygulandığı da kaynaklarda anlatılır. Bu dönem Türkiye’de din-devlet ilişkisi tartışmalarında önemli bir yer tutar ve farklı siyasi yorumlara konu olur. Tarafsız bir bakış, hem dönemin laikleşme siyasetini hem de halkın dinî hassasiyetlerini birlikte hesaba katmalıdır.
1950 sonrası ve günümüz
1950’den sonra ezan Türkiye’de tekrar Arapça okunmaya başladı. Bu geri dönüş halk arasında büyük sevinçle karşılandı. Günümüzde ezan, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın düzenlemeleriyle okunur. Büyük şehirlerde “ezan sesi” ve hoparlör kullanımı konusunda ses seviyesi düzenlemeleri bulunur. Ayrıca bazı camilerde “merkezî ezan” uygulamasıyla ezanlar tek merkezden yayınlanır. Ezan, şehir yaşamı içinde zamanın ritmini belirleyen bir unsur olarak varlığını sürdürür. Ramazan‘da ise ezan iftar ve sahur vakitlerinin ilanı demektir; Osmanlı’da Ramazan yazısı bu konuyu tarihî çerçevede anlatır.
Ezanın okunuş geleneği ve musiki
Ezan, Osmanlı döneminde makamla okunur ve müezzinlik bir sanat dalı olarak gelişmiştir. Hâfızlar ve müezzinler güzel sesli kişiler arasından seçilir, çeşitli makamlarda ezan okurlardı. Ezan okuyanlara “müezzin”, camiye göre “baş müezzin” denirdi. Ezan okurken parmakları kulakta tutmak, kıbleye dönmek ve yüksek yerden okumak sünnettir. Ezan ve selâ, kandil gecelerinde ve cenazelerde de okunur. Müezzinlik ve hafızlık eğitimi için hafızlık icazet töreni yazısına bakılabilir. Selam ve esenlik temaları açısından ezan, selamlaşma adabı ile aynı kültürel ortamda yer alır.
Ezanla ilgili sünnetler ve dua
Ezanı duyan kimsenin müezzinin söylediklerini tekrar etmesi, “hayye ale’s-salâh” ve “hayye ale’l-felâh” cümlelerinde “lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh” demesi sünnettir (Buhârî, Ezan; Müslim, Salât). Ezan sonunda okunan duayı okuyana Peygamberimizin şefaatinin hak olacağı bildirilir (Buhârî, Ezan). Ezan ile kamet arasında yapılan duanın reddedilmediği de hadislerde geçer (Ebû Dâvûd, Salât; Tirmizî, Salât). Bu nedenle ezan vakti dua için değerli bir fırsat olarak görülür. Kandil gecelerinde ve Ramazan’da okunan ezan ve salâlar da bu sesin manevi yönünü artırır. Bu konuda kandil geceleri tarihçesi yazısına da bakılabilir.
Ezanın toplumsal anlamı
Ezan, Müslümanlar için günün ritmini ve ibadet vakitlerini belirleyen bir çağrıdır. Gayrimüslim toplumlar arasında da ezan, kentlerin ses kimliğinin bir parçası olarak tanınır. Ezanın sesinin şehir hayatına uyumu, ses düzeyi ve saatleri, komşuluk hukuku bakımından düzenlenir. Ezan dinî bir ibadet çağrısıdır ve ezanın saygıyla dinlenmesi tavsiye edilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Ezan-ı Muhammedî ne demektir?
Halk arasında ezanın Peygamberimiz zamanında bildirilen aslî Arapça şekliyle okunmasını ifade eden tabirdir.
Türkçe ezan ne zaman okundu?
Türkiye’de 1932’den 1950’ye kadar ezan Türkçe okundu; 1950’de yeniden Arapça okunmasına izin verildi.
İlk müezzin kimdir?
Rivayetlere göre Hz. Bilâl-i Habeşî ilk müezzindir.
Ezanın lafızları nelerdir?
Allahu ekber, şehadet cümleleri, hayye ale’s-salâh ve hayye ale’l-felâh ifadeleri ile sabah ezanına özgü “es-salâtü hayrun mine’n-nevm” eklenir.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Buhârî, Ezan; Müslim, Salât; Ebû Dâvûd, Salât (ezanın meşrulaşması); TDV İslâm Ansiklopedisi, "Ezan" md.; Diyanet İşleri Başkanlığı, Ezan yayınları
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Buhârî, Ezan; Müslim, Salât
- Ebû Dâvûd, Salât (ezanın meşrulaşması)
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Ezan" md.
- Diyanet İşleri Başkanlığı, Ezan yayınları
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.