🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Hz. Îsâ Göğe mi Yükseltildi? Ref’ ve Nüzul Meselesi

Hz. ÎsâGüncelleme: 9 Ağustos 20269 dk okuma

Nisâ Suresi 157-158. ayetler ışığında Hz. Îsâ'nın öldürülmediği, Allah katına yükseltildiği görüşü ve âlimlerin ref' ile nüzul konusundaki yaklaşımları.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Nisâ Suresi'ndeki Ayetler
  • Âl-i İmrân 55 ve "Teveffî" Meselesi
  • Nüzul Rivayetleri

Kur’an, Hz. Îsâ’nın öldürülmediğini ve asılmadığını, Allah’ın onu kendi katına yükselttiğini bildirir (Nisâ, 4/157-158). Ehl-i Sünnet âlimlerinin çoğunluğuna göre Îsâ diri olarak yükseltilmiş ve ahir zamanda yeryüzüne inecektir; farklı yorumlar da vardır.

Nisâ Suresi’ndeki Ayetler

İlgili ayetler şöyledir: “Ve ‘Biz Allah’ın elçisi Meryemoğlu Îsâ Mesîh’i öldürdük’ demelerinden dolayı… Oysa onu öldürmediler, asmadılar; fakat onlara öyle gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, onun hakkında şüphe içindedirler; zanna uymaktan başka bir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler. Hayır, Allah onu kendi katına yükseltti. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir” (4/157-158). Bu ayetler, çarmıh inancına Kur’an’ın cevabıdır. Ayetteki “şübbihe lehüm” (onlara öyle gösterildi/benzetildi) ifadesi, müfessirlerce farklı biçimlerde yorumlanmıştır: Çoğuna göre Allah, Îsâ’ya benzer bir kişiyi onun yerine koymuştur. Bu kişi için tefsirlerde farklı rivayetler vardır (bir havâri, Îsâ’yı ihbar eden kişi gibi) ve kesin bilgi verilmez. Bazı müfessirler ise olayın nasıl olduğuna dair detay vermeyi gereksiz bulmuştur.

Âl-i İmrân 55 ve “Teveffî” Meselesi

Âl-i İmrân Suresi’nde Allah şöyle buyurur: “Ey Îsâ! Ben seni teveffî edeceğim (müteveffîke), seni kendime yükselteceğim, seni inkâr edenlerden temizleyeceğim” (3/55). “Teveffî” kelimesi Arapça’da “tam olarak almak” anlamına gelir; uyku için de (En’âm, 6/60), ölüm için de kullanılır. Âlimlerin bir kısmı kelimeyi “seni tam olarak alacağım, göğe yükselteceğim” biçiminde, bir kısmı “ruhunu alacağım” biçiminde anlamıştır. Bir görüş de ayetteki sıralamanın takdim-tehir içerdiğini, yani önce yükseltme, sonra ahirde ölüm anlamına geldiğini söyler. İbn Abbas’tan gelen bazı rivayetler “teveffî”nin ölüm anlamında olduğunu aktarır; bu rivayetin senedi tartışmalıdır. Çağdaş bazı müelliflerin (örneğin Muhammed Abduh çizgisi ve sonraki yazarlar) Îsâ’nın doğal ölümle vefat ettiği yönündeki görüşleri vardır; ancak klasik çoğunluk, ayetin Nisâ 158 ile birlikte okunduğunda diri yükseltmeyi ifade ettiği yönündedir.

Nüzul Rivayetleri

Ahir zamanda Îsâ’nın yeryüzüne ineceğine dair rivayetler hadis kaynaklarında yaygındır. Buhârî ve Müslim’de Ebû Hüreyre’den gelen bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurur: “Nefsim kudret elinde olana yemin olsun, yakında aranızda Meryemoğlu adil bir hakem olarak inecek; haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracak, mal o kadar çoğalacak ki kimse kabul etmeyecektir” (Buhârî, Enbiyâ; Müslim, Îmân). Birçok hadis, Îsâ’nın Şam’da bir minarenin yanında ineceğini ve Deccâl’i öldüreceğini bildirir (Müslim, Fiten). Bu rivayetlerin sayıca çok olması, âlimlerce mütevatir manevî kabul edilmesine yol açmıştır. Bu nedenle Ehl-i Sünnet itikadında nüzul-i Îsâ, ahir zaman alametlerinden biri olarak kabul edilir. Ayrıca Zuhruf Suresi’nde Îsâ’nın “kıyamet için bir alamet” olduğu belirtilir (43/61); bazı kıraatlerde “ilim” ifadesiyle farklı okunsa da müfessirlerin çoğu bunu nüzule işaret olarak yorumlar. Nisâ 159’daki “Ehl-i Kitap’tan hiç kimse yoktur ki ölümünden önce ona iman etmesin” ayeti de aynı bağlamda yorumlanır.

Farklı Görüşler ve Tarafsız Değerlendirme

Konuda üç temel yaklaşım vardır:

  • Çoğunluk (Ehl-i Sünnet): Îsâ diri olarak göğe alınmıştır ve ahir zamanda inecektir.
  • Tevil edenler: Bazı kelâmcı ve çağdaş yazarlar, rafa’nın manevî bir yükselme olduğunu, nüzulün ise Îsâ’nın ruh ve ahlakının tekrar canlanması anlamına geldiğini savunmuştur.
  • Kesin bilgi yok diyenler: Bu konunun imanın temel esaslarından değil, ahir zamana ilişkin bir haber olduğunu belirtenler.

Hanefî-Mâturidî ve Eş’arî kelâm geleneğinde nüzul-i Îsâ, “naklî” bir konu olarak sahih haberlere dayanılarak kabul edilir. Bu kabul, bir amelî hüküm değil, bir inanç konusudur; ancak mütevatir nitelikteki rivayetleri inkâr etmek bazı âlimlerce ciddi bir kusur olarak değerlendirilmiştir. Farklı görüş sahiplerine karşı hakaretten ve tekfirden kaçınmak ise ilmî edebin gereğidir.

Çarmıh İnancı ve Kur’an’ın Cevabı

Hristiyan geleneğinin merkezinde Îsâ’nın çarmıhta ölmesi ve üç gün sonra dirilmesi yer alır. Kur’an bu anlatıma karşı çıkar ve olayın ayrıntısında “zanna uyma” tespitini yapar. Bu, Müslümanların Hristiyanlara saygısızca yaklaşması gerektiği anlamına gelmez; Kur’an, Ehl-i Kitap ile “en güzel şekilde” tartışmayı emreder (Ankebût, 29/46). Tarihsel açıdan Îsâ’nın çarmıhla idam edildiği Romalı ve Yahudi tarihçilerin eserlerinde geçer; Kur’an ise bu olayın hakikatini farklı bildirir. Bu iki bakış arasındaki fark, vahyin tarih kitaplarına üstünlüğü ile ilgili imanî bir konudur ve karşılıklı saygı ile tartışılabilir.

Konunun Önemi ve Edebi

Hz. Îsâ’nın nüzulü, ahir zaman hadisleri içinde Mehdi, Deccâl ve Ye’cûc-Me’cûc ile birlikte anılır. Bu konularda abartılı yorumlardan, tarih tahminlerinden ve siyasi sömürüden kaçınmak gerekir. Hadislerde bu olayların tam zamanı bildirilmez; Peygamberimiz kıyametin vaktini yalnızca Allah’ın bildiğini söylemiştir (Lokmân, 31/34). Müminin görevi, ahir zaman haberlerini korku ve spekülasyon aracı yapmak yerine, her an Allah’a hazırlıklı olma bilinci için bir uyarı olarak almaktır.

Daha geniş çerçeve için Hz. Îsâ’nın doğumu, Hz. Îsâ hadislerde nasıl anılır? ve Ülü’l-azm peygamberler yazıları okunabilir. Ayrıca kurban kıssasındaki isim tartışması da Kur’an’ın isim vermediği konularda ihtiyatlı yorum örneği sunar.

Sıkça Sorulan Sorular

Müslümanlar Hz. Îsâ’nın çarmıha gerildiğine inanır mı?

Hayır. Kur’an “Onu ne öldürdüler ne de astılar; fakat onlara öyle gösterildi” der (Nisâ, 4/157).

Hz. Îsâ yeryüzüne dönecek mi?

Ehl-i Sünnet’in genel kabulüne göre ahir zamanda yeryüzüne inecektir; bu, sahih hadislere dayanır (Buhârî, Müslim). Ayet metninde doğrudan geri dönüş açık değil, yorumla anlaşılır.

“Teveffî” kelimesi ne anlama gelir?

Âl-i İmrân 55’te geçen kelime hem “almak” hem “ruhunu almak (vefat ettirmek)” anlamına gelir; âlimler farklı yorumlar yapmıştır.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Kur'an-ı Kerîm: Nisâ (4/157-159), Âl-i İmrân (3/55), Zuhruf (43/61); Buhârî, Enbiyâ; Müslim, Îmân; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Îsâ" ve "Nüzûl-i Îsâ" md.

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR1 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. Kur'an-ı Kerîm: Nisâ (4/157-159), Âl-i İmrân (3/55), Zuhruf (43/61)
  2. Buhârî, Enbiyâ; Müslim, Îmân
  3. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Îsâ" ve "Nüzûl-i Îsâ" md.

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.