🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Tûr Dağı ve Tevrat’ın Verilmesi: Mûsâ’nın Mîkâtı

Ülü'l-Azm PeygamberlerGüncelleme: 20 Nisan 20269 dk okuma

Hz. Mûsâ'nın Tûr Dağı'nda Allah ile konuşması, kırk gecelik mîkât, levhaların verilmesi, buzağıya tapma fitnesi ve Tevrat'ın Kur'an'daki yeri.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Mîkât ve Allah ile Konuşma
  • Levhalar ve Tevrat
  • Buzağı Fitnesi

Hz. Mûsâ, Allah’ın çağrısı üzerine otuz geceyi, ardından on geceyi tamamlayarak toplam kırk gece Tûr’da kalmış, Allah onunla konuşmuş ve ona levhalar halinde Tevrat vermiştir. Bu sırada kavmi Sâmirî’nin yaptığı buzağıya tapmış, Mûsâ döndüğünde bu fitne giderilmiştir.

Mîkât ve Allah ile Konuşma

A’râf Suresi’nde: “Mûsâ’ya otuz gece vaat ettik, ona on gece daha ekledik; böylece Rabbinin vakti kırk gece tamamlandı” (7/142). Mûsâ, ayrılırken kardeşi Hârûn’a “Kavmim içinde benim yerime geç, ıslah et, bozguncuların yoluna uyma” der. Vaktinde gelip Rabbiyle konuşunca “Rabbim, bana kendini göster ki sana bakayım” der. Allah: “Beni asla göremezsin; fakat şu dağa bak, yerinde durabilirse sen de beni göreceksin” der. Rabbi dağa tecelli edince dağ paramparça olur, Mûsâ bayılıp düşer (7/143). Ayık gelince “Sana tevbe ettim, ben müminlerin ilkiyim” der. Bu olay, Allah’ın yaratılmışlara benzemediğini ve dünyada görülmesinin mümkün olmadığını öğretir. Ehl-i Sünnet’in ahiretteki rü’yetullah (Allah’ı görme) inancı ise ayrı bir konudur; müminlerin ahirette Rablerini göreceğine dair ayet ve hadisler vardır (Kıyâme, 75/22-23).

Levhalar ve Tevrat

Allah buyurur: “Ey Mûsâ! Sana verdiğim risaletlerle ve kelâmımla seni insanlar üzerine seçtim; sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol. Levhalarda onun için her şeyden öğüt ve her şeyin açıklamasını yazdık” (7/144-145). Tevrat’ın Kur’an’da “levhalar” (elvâh) halinde verildiği vurgulanır. Tevrat, İsrâiloğulları için hidayet ve nur olarak indirilmiş, peygamberler ve âlimler onunla hükmetmiştir (Mâide, 5/44). İslâm inancına göre Tevrat’ın orijinal vahiy özü gerçektir; fakat elimizdeki metinlerin tamamı aynı nitelikte kabul edilmez. Bu ayrım Hz. Mûsâ Tevrat ve İncil’de yazısında daha ayrıntılı işlenmiştir.

Buzağı Fitnesi

Mûsâ kavmini bırakıp Tûr’a çıktığında Sâmirî, kavmin zinet eşyalarından bir buzağı heykeli yapar; heykelden “böğürme” benzeri bir ses çıkar (Tâhâ, 20/87-88). Kavmin bir kısmı “Bu, sizin de Mûsâ’nın da ilâhıdır” der. Hârûn onları uyarır: “Rabbiniz Rahmân’dır, bana uyun ve emrime itaat edin.” Ancak “Mûsâ dönene kadar buna tapmaya devam edeceğiz” derler (20/90-91). Tevrat’taki anlatıda Hârûn’un buzağıyı kendisinin yaptığı yazılıdır; Kur’an ise bu isnadı reddeder ve Hârûn’u masum kılar. Bu fark, İslâm’ın peygamberlerin günahsızlığı (ismet) ilkesini yansıtır.

Mûsâ öfke ve üzüntüyle döner, levhaları atar, kardeşinin başından tutar. Hârûn: “Anamın oğlu! Bu kavim beni zayıf buldu, öldürmeye yeltendi” der (7/150). Mûsâ hem kendisi hem kardeşi için bağışlanma diler. Sâmirî’ye ise yaptığı işin hesabını sorar ve o toplumdan dışlanır (20/95-97). Buzağı yakılıp denize savrulur.

Tövbe ve Yetmiş Kişi

Bakara Suresi’nde buzağıya tapanların tövbesi için “nefislerinizi öldürün” emrinin geldiği (2/54) belirtilir. Tefsirlerde bunun nasıl uygulandığı konusunda farklı yorumlar vardır; bazıları kelimenin mecazen “nefsi terbiye etmek” anlamına geldiğini, bazıları ise cezanın kişilerin birbirini öldürmesiyle gerçekleştiğini aktarır. Ayrıca Mûsâ, kavminden yetmiş kişiyi seçip Tûr’a götürür; yetmiş kişi “Allah’ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız” deyince sarsıntı onları yakalar, Mûsâ’nın duasıyla affedilirler (A’râf, 7/155-156). Bu olay, imanın gözle görmeye bağlanmasının yanlışlığını gösterir. İsrâiloğulları’nın tarih boyunca sınanması da kıssanın devamında geçer.

Tûr’un Anlamı ve Kur’an’daki Yeri

Kur’an’da “Tûr” adı birkaç yerde geçer: Mûsâ’nın ateşi gördüğü “Tûr’un sağ tarafı” (Meryem, 19/52), Allah’ın yemin ettiği “Tûr” (Tûr, 52/1) ve “Tîn ve Zeytin ile Tûr-i Sînîn’e andolsun” (95/2). Müfessirlerin çoğu Tûr’u Sina Yarımadası’ndaki Sinâ Dağı olarak gösterir. Sina’daki Câbal Mûsâ (Mûsâ Dağı) ve Aziz Katerina Manastırı çevresi, Hristiyan ve Yahudi geleneğinde Horeb/Sinay olarak anılır; ancak Tevrat’ta dağın kesin yeri hakkında modern araştırmalarda farklı görüşler bulunur. Dolayısıyla “Tûr” kelimesi dağ anlamında genel bir ad olabileceği için coğrafi tespitlerde kesinlik aranmamalıdır.

Kıssadan Çıkarılacak Dersler

  • Kulluk makamı: En büyük peygamberler bile Allah’ı dünyada görmeyi talep ettiğinde sınırlarını öğrenir.
  • Liderliğin sorumluluğu: Hârûn’un duruşu, fitne anında dengeyi korumaya çalışmanın zorluğunu gösterir.
  • Somut ilâh arayışı: İnsan nefsi görünür bir şeye tapma eğilimindedir; tevhid bunu aşmayı öğretir.
  • Tövbenin kapısı açık: Büyük günahtan sonra bile samimi dönüş kabul edilir.

Mûsâ’nın hayatındaki önceki aşamalar için Mûsâ ve Firavun ve Kızıldeniz’in yarılması; Tevrat’ın akıbetini ve ardından gelen Îsâ’nın doğumunu anlatan Hz. Îsâ’nın doğumu yazıları ilgili bağlamı tamamlar. Ülü’l-azm peygamberlerin bu çizgideki yeri için Ülü’l-azm peygamberler yazısına bakılabilir.

Buzağı Olayının İslâm Ümmeti İçin Anlamı

Müfessirler, buzağı kıssasının Müslümanlar için bir uyarı olduğunu belirtir. İnsan, kendi elleriyle yaptığı bir şeye değer atfedebilir; ister maddi bir put, ister servet, makam veya şöhret olsun, Allah’ın yerine geçen her şey manen bir buzağıdır. Bu tespit, Kur’an’ın “Hevasını ilâh edineni gördün mü?” (Furkân, 25/43) ayetiyle uyumludur. Ancak buradaki yorum, ahlaki bir derinlik katmak amacıyla yapılır; ayetin sınırlarını aşarak tekfir amacıyla kullanılmamalıdır. Müslüman, kıssadan kendi nefsini sorgulamayı öğrenmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Mûsâ Allah ile nasıl konuştu?

Kur’an, Allah’ın Mûsâ ile “doğrudan konuştuğunu” bildirir (Nisâ, 4/164). Bu yüzden Mûsâ’ya “Kelîmullah” denir; konuşmanın keyfiyeti bilinmez.

Mûsâ Allah’ı gördü mü?

Mûsâ “Bana kendini göster” der; Allah “Beni göremezsin” der ve dağ paramparça olur (A’râf, 7/143). Bu dünyada görülmediği ayetle bildirilir.

Buzağıyı kim yaptı?

Kur’an Sâmirî’nin yaptığı bildirir (Tâhâ, 20/85-87); Hârûn engellemeye çalışmış, Mûsâ döndüğünde durumu düzeltmiştir.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Kur'an-ı Kerîm: A'râf (7/142-156), Tâhâ (20/80-98), Bakara (2/51-54); TDV İslâm Ansiklopedisi, "Tûr" ve "Tevrat" md.; Taberî, Câmiu'l-beyân

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. Kur'an-ı Kerîm: A'râf (7/142-156), Tâhâ (20/80-98), Bakara (2/51-54)
  2. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Tûr" ve "Tevrat" md.
  3. Taberî, Câmiu'l-beyân

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.