🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Muâhât: Ensar ile Muhacirlerin Kardeşleştirilmesi ve Önemi

Medine DönemiGüncelleme: 9 Eylül 20269 dk okuma

Muâhât nedir? Peygamberimizin Ensar ile Muhacirleri kardeşleştirmesi, Abdurrahman b. Avf ile Sa'd b. Rebî' örneği, miras hükmü ve uygulamanın toplumsal anlamı.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Muâhâtın Gerekçesi
  • Uygulamanın Zamanı ve Şekli
  • Meşhur Örnekler

Muâhât, Peygamberimizin hicretten sonra Medine’de Muhacirlerle Ensar arasında kurduğu kardeşlik bağıdır. Mekke’den mallarını bırakıp gelen Muhacirlerin barınma ve geçim sorununu çözen bu uygulama, Ensarın cömertliğiyle birlikte İslam toplumunun dayanışma modelini oluşturdu.

Muâhâtın Gerekçesi

Muhacirlerin çoğu Mekke’de evini, ticaretini ve malını bırakarak Medine’ye gelmişti. Medine’nin ekonomisi tarıma dayanıyordu ve kentin imkânları sınırlıydı. Peygamberimiz hem bu insanların ihtiyaçlarını gidermek hem de Mekkeli ile Medineli arasındaki bağı güçlendirmek için kardeşleştirme uyguladı. Ensar ile Evs ve Hazrec arasındaki eski husumetin ardından, yeni kardeşlik bağı kabile asabiyetinin yerine iman kardeşliğini koyuyordu. Hucurât 10, “Müminler ancak kardeştirler” ilkesini bildirir. Haşr Suresi 9. ayet ise Ensarı övür: “Kendilerine ihtiyaç olsa bile onları kendilerine tercih ederler.”

Uygulamanın Zamanı ve Şekli

Siyer kaynaklarına göre kardeşleştirme hicretten yaklaşık beş ay sonra (veya mescidin tamamlanmasından sonra) yapıldı. İbn İshak, Enes b. Mâlik’in evinde toplanıldığını ve 90 kişinin (45 Muhacir, 45 Ensar) kardeşleştirildiğini aktarır; başka rivayetlerde sayı 100’dür. Eşleşmeler genellikle yaş, meslek ve karakter benzerliğine göre yapıldı. Ayrıca Mekke döneminde de Muhacirler arasında bir kardeşleştirme yapıldığı rivayet edilir. Peygamberimizin Hz. Ali ile kardeşleştiği anlatımı bazı kaynaklarda geçer; Sünnî hadisçiler bu rivayetin senedini zayıf bulmuş, Şiî çizgi ise önemle vurgulamıştır. Bu konuda farklı değerlendirmeler vardır.

Meşhur Örnekler

  • Abdurrahman b. Avf – Sa’d b. er-Rebî’: Sa’d, malının yarısını ve iki eşinden birini boşayıp vermeyi teklif etti. Abdurrahman “Allah malına ve ailene bereket versin; bana çarşıyı göster” dedi ve ticarete başlayıp kısa sürede zengin oldu (Buhârî, Menâkıb-ı Ensâr 3).
  • Ebû Bekir – Hârice b. Zeyd: Hz. Ebû Bekir, Mekke’de ev ve ticareti bırakmış, Medine’de Sünh mahallesinde Hârice’nin yanında kalmıştır.
  • Selmân-ı Fârisî – Ebü’d-Derdâ: Selmân’ın Ebü’d-Derdâ’yı ziyaretinde eşinin ihmal edildiğini fark edip uyardığı, Peygamberimizin “Selmân doğru söylemiştir” dediği hadis bu eşleşmeye dayanır (Buhârî, Savm 51).
  • Ömer b. Hattâb – İtbân b. Mâlik: Rivayet edilen eşleşmelerden biridir.

Miras Hükmü

İbn Abbâs’tan Buhârî’de nakledilen rivayete göre başlangıçta kardeşleştirilen kişiler birbirine mirasçı oluyordu. Sonra Enfâl 75’te “Akrabalık bağı olanlar birbirine daha yakındır” ayetinin inmesiyle miras hükmü akrabalara bırakıldı; kardeşlik yardımlaşma, nasihat ve dayanışma olarak kaldı (Buhârî, Tefsir). Bu değişiklik, miras hukukunun nesep esasına bağlandığını gösterir. Fıkıhçılar bu hükmü neshin örneği olarak anar.

Uygulamanın Toplumsal Anlamı

Muâhât, Medine’de aile ve kabile bağlarının ötesinde yeni bir toplum kimliği oluşturdu. Muhacirler çalışma hayatına girdi: Bazıları ticarete, bazıları ziraate başladı. Ensar, hurma bahçelerini paylaşma teklifinde bulundu; Peygamberimiz bunun yerine Muhacirlerin çalışıp kazancı paylaşmasını önerdi (Buhârî, Hars 5). Ashâb-ı Suffe örneği gösterir ki, ihtiyaç sahibi herkes bu yapıya dahil edilmişti (Ashâb-ı Suffe). Muâhât, Mescid-i Nebevî’nin inşasıyla (Mescid-i Nebevî’nin inşası) birlikte Medine toplumunun iki kurucu uygulamasıdır.

Medine Vesikası ile İlişkisi

Muâhât Müslümanlar arasındaki iç bağı kurarken, Medine Vesikası Müslümanlar, Yahudiler ve müşrikler arasındaki ortak yaşam ilkelerini düzenledi. İki uygulama birbirini tamamladı: Biri imana dayalı kardeşlik, diğeri siyasi-hukuki sözleşme. Medine’ye varış sürecinin başlangıcı için Medine’ye varış yazısına bakılabilir. Bu uygulamaların bütünü, Asr-ı Saadet toplumunun karakteristik özelliklerini anlamamızı sağlar.

Günümüze Mesajı

Muâhât, modern dönemde göçmen ve mülteci yardımlaşması konusunda sıkça örnek gösterilir. Bu örnek, yardımın bir lütuf değil kardeşlik sorumluluğu olarak görülmesini; yardım alanın da yük olmak yerine çalışarak üretmesini ve onurunu korumasını öğretir. Abdurrahman b. Avf’ın “çarşıyı göster” demesi bu ilkenin simgesi hâline gelmiştir.

Ensarın Cömertliği ve Hurma Bahçeleri

Buhârî’de Ebû Hureyre’den gelen rivayete göre Ensar, Peygamberimize “Hurma bahçelerimizi bizimle kardeşlerimiz arasında paylaştır” dedi. Peygamberimiz kabul etmedi. Ensar bu kez “Siz bize iş yapın, biz de size ürünü paylaşalım” dedi; Muhacirler “İşittik ve itaat ettik” cevabını verdi (Buhârî, Hars 5). Bu usul, ortakçılık (müzâraa ve müsâkât) esasına dayanır. Böylece Muhacirler emek verecek, Ensar toprak sağlayacak, ürün paylaşılacaktı. Bu düzen sonradan Hayber topraklarında da uygulandı. Fıkıh kitaplarında müsâkât ve müzâraa akitlerinin delillerinden biri olarak anılır.

Ensar, yardımda gösterdiği ihlas nedeniyle Kur’an’da övüldü. Aynı zamanda Muhacirler de yük olmamaya çalıştı. Bazı Muhacirlerin Suffe’de kalması, yardımın sürekli ihtiyaç hâlinde devam ettiğini gösterir. Peygamberimiz Hayber ve Benî Nadîr ganimetlerinden Muhacirlere pay verince, Muhacirler Ensar’a evlerini ve bahçelerini geri verdi (Buhârî, Hibe). Bu tutum, kardeşliğin menfaat değil vefaya dayandığını gösterir.

Kaynak Değeri

Muâhât’ın ayrıntıları İbn İshak ve İbn Sa’d’ın aktardığı eşleşme listelerine dayanır. Liste uzunluğu ve isimler rivayetlere göre farklılık gösterdiğinden, tek tek çiftlerin kesin tespiti güç olur. Buna karşılık Abdurrahman b. Avf ve Sa’d b. Rebî’ örneği Buhârî’de sahih senetle geldiği için güvenle aktarılır.

Sıkça Sorulan Sorular

Muâhât ne zaman yapıldı?

Hicretten yaklaşık beş ay sonra, Medine’de yapıldığı rivayet edilir.

Kardeşleştirilenler birbirine mirasçı oldu mu?

Başlangıçta miras bağı oluştu; Enfâl 75 ile bu hüküm akrabalara bırakıldı.

Abdurrahman b. Avf nasıl zengin oldu?

Sa’d’ın teklifini kabul etmeyip ticaretle uğraştı ve kısa sürede kazanç sağladı.

Muâhâtın amacı neydi?

Muhacirlerin ihtiyaçlarını gidermek ve toplumda iman kardeşliğini güçlendirmekti.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: İbn Hişâm, es-Sîretü'n-nebeviyye; Buhârî, Menâkıb-ı Ensâr 3, Büyû' 1; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Muâhât" md.; Haşr 9, Enfâl 72-75 (kuran.diyanet.gov.tr)

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR1 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. İbn Hişâm, es-Sîretü'n-nebeviyye
  2. Buhârî, Menâkıb-ı Ensâr 3, Büyû' 1
  3. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Muâhât" md.
  4. Haşr 9, Enfâl 72-75 (kuran.diyanet.gov.tr)

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.