🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Muhâcir-Ensar Kardeşliği (Muâhât) Nedir, Nasıl Kuruldu?

Siyer ve İslam TarihiGüncelleme: 21 Eylül 20268 dk okuma

Muhâcir-Ensar Kardeşliği (Muâhât) Nedir, Nasıl Kuruldu?

Muâhât nedir? Peygamberimizin Medine’de Muhâcirler ile Ensar arasında kurduğu kardeşlik nasıl işledi, hangi sorunları çözdü, bugüne ne söylüyor?

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Muâhâta Neden İhtiyaç Duyuldu?
  • Kardeşlik Nasıl Kuruldu?
  • Abdurrahman b. Avf Örneği: İzzet ve Cömertlik Bir Arada

Kısa cevap: Muâhât, “kardeşleştirme” demektir. Hz. Peygamber (s.a.v.) hicretten birkaç ay sonra, Mekke’den her şeyini bırakıp gelen Muhâcirler ile onlara kucak açan Medineli Ensar’ı birer birer eşleştirerek kardeş ilan etmiştir. Bu uygulama, göçmenlerin barınma ve geçim sorununu çözmüş, kabile bağının yerine iman bağını koymuş ve Medine toplumunun harcı olmuştur.

Muâhâta Neden İhtiyaç Duyuldu?

Muhâcirler Mekke’de evlerini, mallarını, işlerini ve akrabalarını geride bırakmışlardı. Çoğu ticaretle uğraşan insanlardı; Medine ise ağırlıklı olarak hurma ziraatine dayalı bir ekonomiye sahipti. İklimi de farklıydı; hicretin ilk aylarında Hz. Ebû Bekir ve Hz. Bilâl gibi sahabilerin sıtmaya yakalandığı, Mekke’ye özlem dolu beyitler söyledikleri nakledilir. Bunun üzerine Resûlullah, “Allah’ım! Bize Mekke’yi sevdirdiğin gibi Medine’yi de sevdir” diye dua etmiştir (Buhârî, Fezâilü’l-Medîne; Müslim, Hac).

Böyle bir ortamda göçmenlerin kendilerini yabancı ve yük gibi hissetmeleri, ev sahiplerinin de zamanla yorulması mümkündü. Muâhât, bu muhtemel gerilimi daha doğmadan ortadan kaldıran sosyal bir tedbirdi.

Kardeşlik Nasıl Kuruldu?

Enes b. Mâlik’in naklettiğine göre Resûlullah, Muhâcirler ile Ensar arasındaki kardeşliği Enes’in ailesinin evinde kurmuştur (Buhârî, Edeb; Müslim, Fezâilü’s-Sahâbe). Kaynaklarda kardeş ilan edilenlerin sayısı kırk beşer veya ellişer kişi olmak üzere doksan ile yüz arasında gösterilir. Eşleştirmelerde kişilerin mizacı, mesleği ve ihtiyacı gözetilmiştir. Bilinen bazı eşleşmeler şunlardır:

  • Hz. Ebû Bekir ile Hârice b. Zeyd
  • Hz. Ömer ile Itbân b. Mâlik
  • Abdurrahman b. Avf ile Sa’d b. Rebî’
  • Selmân-ı Fârisî ile Ebü’d-Derdâ
  • Mus’ab b. Umeyr ile Ebû Eyyûb el-Ensârî
  • Ammâr b. Yâsir ile Huzeyfe b. Yemân

Hz. Ömer ile kardeşi Itbân’ın nöbetleşe çalıştıkları; biri bahçede çalışırken diğerinin Resûlullah’ın meclisinde bulunduğu, akşam da öğrendiklerini birbirine aktardıkları bilinir (Buhârî, İlim). Yani kardeşlik yalnızca ekmek paylaşmak değil, ilmi de paylaşmaktı.

Abdurrahman b. Avf Örneği: İzzet ve Cömertlik Bir Arada

Muâhâtın en bilinen sahnesi Sa’d b. Rebî’ ile Abdurrahman b. Avf arasında geçer. Sa’d, kardeşine malının yarısını teklif etmiştir. Abdurrahman’ın cevabı ise tarihe geçmiştir: “Allah ailene ve malına bereket versin. Sen bana çarşının yolunu göster.” Kaynuka çarşısına gitmiş, yağ ve peynir alıp satarak kısa sürede kendi geçimini sağlamış, hatta evlenecek duruma gelmiştir (Buhârî, Büyû’; Buhârî, Menâkıbü’l-Ensâr).

Bu olayda iki güzel ahlak yan yanadır: Ensar’ın sınır tanımayan cömertliği ve Muhâcir’in kimseye yük olmama gayreti. Sağlıklı bir yardımlaşma da tam olarak budur: veren minnet etmez, alan fırsat bilip sömürmez.

Kur’an’ın Ensar’a Övgüsü

Ensar, hurma bahçelerini Muhâcirlerle paylaşmayı teklif etmiş; Resûlullah ise mülkiyetin Ensar’da kalmasını, Muhâcirlerin emekleriyle ortak olup ürünü paylaşmalarını uygun görmüştür (Buhârî, Hars ve’l-Müzâraa). Kur’an-ı Kerim bu fedakârlığı şöyle anar: “Onlardan önce o yurda yerleşmiş ve imanı gönüllerine yerleştirmiş olanlar, kendilerine hicret edenleri severler… Kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile onları kendilerine tercih ederler” (Haşr Suresi, 59/9).

Miras Hükmü ve Sonradan Kaldırılması

Başlangıçta muâhât kardeşleri, kan bağı olmasa bile birbirlerine mirasçı oluyorlardı. Müslümanların durumu düzelip toplum yerine oturunca bu hüküm kaldırıldı ve mirasın akrabalık esasına göre paylaşılacağı bildirildi: “Akraba olanlar, Allah’ın kitabında birbirlerine daha yakındırlar” (Enfâl Suresi, 8/75; ayrıca bk. Ahzâb Suresi, 33/6). Miras hükmü kalksa da yardımlaşma, öğütleşme ve dostluk bağı devam etti (Buhârî, Ferâiz).

Ensar’ın Vefası ve Resûlullah’ın Onlara Sevgisi

Ensar’ın fedakârlığı ilk günlerin heyecanıyla sınırlı kalmamış, yıllarca sürmüştür. Bahreyn’den gelen mallardan kendilerine pay ayrılmak istendiğinde, “Muhâcir kardeşlerimize de aynısı verilmedikçe almayız” dedikleri nakledilir (Buhârî, Menâkıbü’l-Ensâr). Resûlullah da bu vefayı karşılıksız bırakmamış, “Ensar’ı sevmek imanın alametidir” buyurmuş (Buhârî, Îmân; Müslim, Îmân), Mekke fethedildikten sonra bile doğduğu şehre yerleşmeyip Medine’ye, Ensar’ın arasına dönmüştür. Muhâcirler de kendilerine yapılan iyiliği unutmamış, bir gün Resûlullah’a gelerek “Bütün sevabı onlar alıp götürecek diye korkuyoruz” demişlerdir. Hz. Peygamber, onlara dua ettikleri ve iyiliklerini andıkları sürece bunun böyle olmayacağını bildirmiştir (Ebû Dâvûd, Edeb; Tirmizî, Sıfatü’l-Kıyâme). Teşekkür etmeyi bilmek de kardeşliğin bir parçasıdır.

Muâhâtın Bugüne Mesajı

Göç, günümüzün de en büyük insani meselelerinden biridir. Muâhât bize şunu öğretir: Göçmene yapılacak en kalıcı iyilik, onu sürekli yardıma muhtaç bırakmak değil, onurunu koruyarak üretken hâle gelmesine imkân tanımaktır. Ev sahibi toplum için ise ölçü, “Mümin kardeşi için de kendisi için istediğini istemedikçe kişi gerçek anlamda iman etmiş olmaz” hadisidir (Buhârî, Îmân; Müslim, Îmân).

Sık Sorulan Sorular

Muâhât yalnızca Medine’de mi yapıldı?

Bazı kaynaklar, Mekke döneminde de Muhâcirlerin kendi aralarında kardeşleştirildiğini nakleder. Ancak meşhur ve toplumsal sonuçları bakımından en etkili olan, Medine’de Ensar ile Muhâcirler arasında kurulan kardeşliktir.

Hz. Peygamber kimi kendine kardeş seçti?

Bazı rivayetlerde Resûlullah’ın Hz. Ali’yi kendisine kardeş ilan ettiği nakledilir (Tirmizî, Menâkıb). Hadis âlimleri bu rivayetin senedi üzerinde farklı değerlendirmeler yapmış, bir kısmı zayıf bulmuştur. Hz. Ali’nin Resûlullah’a yakınlığı ise başka pek çok sahih rivayetle sabittir.

Muâhâttaki miras hükmü bugün geçerli midir?

Hayır. Kardeşleştirilenlerin birbirine mirasçı olması geçici bir hükümdü ve Enfâl Suresi’nin 75. ayetiyle kaldırılmıştır. Bugün miras, Kur’an’da belirlenen akrabalık esaslarına göre paylaştırılır.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Haşr Suresi (59/9); Enfâl Suresi (8/75); Buhârî, Menâkıbü’l-Ensâr; Buhârî, Büyû’; Buhârî, Edeb; Müslim, Fezâilü’s-Sahâbe; TDV İslâm Ansiklopedisi, “Muâhât” maddesi

YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Kaynakça

  1. Haşr Suresi (59/9)
  2. Enfâl Suresi (8/75)
  3. Buhârî, Menâkıbü’l-Ensâr; Buhârî, Büyû’
  4. Buhârî, Edeb; Müslim, Fezâilü’s-Sahâbe
  5. TDV İslâm Ansiklopedisi, “Muâhât” maddesi

İlgili Yazılar