Safevîler: Kuruluşu, Şah İsmail ve Osmanlı ile İlişkiler
Safevîler: Şeyh Safiyyüddin'in tarikatından Şah İsmail'in devletine, Çaldıran, Şah Abbas dönemi, Osmanlı ile mücadele ve 1736'da sona erişi hakkında tarafsız bilgi.
- Safeviyye Tarikatı
- Şah İsmail ve Devletin Kuruluşu
- Çaldıran ve Osmanlı ile Mücadele
Safevîler (1501-1736), Erdebil’de Şeyh Safiyyüddin’in kurduğu tarikat çevresinden doğan ve Şah İsmail’in 1501’de Tebriz’de kurduğu İran hanedanıdır. Oniki İmam Şiîliğini devletin resmî mezhebi yaptı. Osmanlı ile Çaldıran (1514) ve sonraki savaşlarla rekabet etti. Şah Abbas döneminde zirveye çıktı; 1722 Afgan istilasıyla yıkılıp 1736’da sona erdi.
Safeviyye Tarikatı
Hanedanın kökeni, Erdebil’de yaşamış Şeyh Safiyyüddin İshak’a (1252-1334) dayanır. Safeviyye adlı tarikat başlangıçta Sünnî Şâfiî çizgide bir sufi yoludur. 15. yüzyılda şeyhleri Cüneyd ve Haydar döneminde tarikat siyasallaştı ve Türkmen boyları arasında müridler kazandı. Özellikle Anadolu ve Azerbaycan’daki Türkmen gruplar, kırmızı sarık (on iki dilimli tâc) taktıkları için “Kızılbaş” adıyla anıldı. Bu dönemde tarikatın Şiî eğilimleri güçlendi; hanedan Seyyid soyundan geldiğini iddia etti, bu iddia tarihçiler arasında tartışmalıdır.
Şah İsmail ve Devletin Kuruluşu
İsmail, 1487’de doğdu; babası Haydar’ın Akkoyunlu ve Şirvanşah mücadelesinde ölmesinden sonra Gîlân’da saklanarak yetişti. 1500’de Erdebil’den çıkıp Kızılbaş Türkmen boylarıyla Şirvanşahlara ve Akkoyunlulara karşı savaştı. 1501’de Tebriz’e girdi ve tahta çıkarak şah unvanını aldı. Oniki İmam Şiîliğini resmî mezhep ilan etti; bu karar İran’ın dinî yapısını kalıcı biçimde değiştirdi. Bunun için Lübnan’ın Cebel-i Âmil bölgesinden Şiî âlimler getirildi. Halkın Sünnî kesimleri üzerinde baskı uygulandığı kaynaklarda yer alır. Safevî devleti kısa sürede İran, Azerbaycan ve Irak’ın bir kısmına yayıldı. Şah İsmail “Hatâî” mahlasıyla Türkçe şiirler yazdı.
Çaldıran ve Osmanlı ile Mücadele
Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim, Safevî yayılmasını ve Anadolu’daki Kızılbaş etkisini tehdit olarak gördü. 23 Ağustos 1514’te Çaldıran Ovası’nda Osmanlı ordusu, topçu ve yeniçeri tüfekleri sayesinde Safevî ordusunu yendi; Tebriz kısa süreliğine alındı. Şah İsmail’in eşi esir düştü. Bu yenilgi Şah İsmail’in moral ve otoritesini sarstı. Osmanlı, Doğu Anadolu’nun büyük kısmını sonradan aldı. Çatışma Kanunî Sultan Süleyman döneminde sürdü; Amasya Antlaşması (1555) Osmanlı-Safevî sınırını belirledi ve bir süre barış sağladı. Şah Tahmasb’ın (1524-1576) uzun saltanatı bu dönemin merkezindedir.
Şah Abbas Dönemi (1588-1629)
I. Şah Abbas, devleti yeniden toparladı. Kızılbaş boy emirlerinin gücünü kırmak için Gürcü, Çerkes ve Ermeni kökenli “gulam” birliklerini (kapıkulu benzeri) kurdu. Ordu yenilendi; topçu ve tüfekçi birlikleri güçlendirildi. İngiliz Robert Sherley kardeşlerin yardımı alındı. Başkent 1598’de İsfahan’a taşındı ve şehir bir ihtişam dönemi yaşadı: Nakş-ı Cihan Meydanı (İmam Meydanı), Şah Camii, Şeyh Lütfullah Camii, Ali Kapı Sarayı ve Hâcû Köprüsü bu dönemde yapıldı. Şah Abbas, Osmanlılardan Tebriz, Bağdat ve Azerbaycan’ı geri aldı; Hürmüz’ü Portekizlilerden aldı (1622). Ticaret ve ipek üretimi teşvik edildi, Ermeni tüccarlar (Yeni Culfa) önemli rol oynadı.
Din, Kültür ve Düşünce
Safevî devleti İran’da Şiî ulema kurumunu şekillendirdi. Mir Damad, Şeyh Behâî, Molla Sadra (Sadreddin Şîrâzî) ve Allâme Meclisî gibi düşünürler dönemin dinî-felsefi hayatına yön verdi. Edebiyat, minyatür ve halı sanatları çok gelişti; Tebriz ve İsfahan okulları ortaya çıktı. İsfahan’ın gösterişi “Nısf-ı Cihan” (dünyanın yarısı) sözüyle anılır. Sünnî toplulukların durumu ve mezhep gerilimleri, dönemin hassas konularıdır. Osmanlı ve Özbek devletleri ile karşılıklı mezhep söylemleri siyasetin parçası hâline geldi.
Gerileme ve Son
Şah Abbas’tan sonra gelen şahlar daha zayıf kaldı. 1639 Kasr-ı Şirin Antlaşması Osmanlı–Safevî sınırını uzun süre belirledi. Son Safevî şahı Sultan Hüseyin döneminde (1694-1722) saray entrikaları ve Sünnî Afgan bölgelerindeki huzursuzluk arttı. 1722’de Afgan Mahmud Hotakî İsfahan’ı kuşatıp aldı; Safevî hâkimiyeti fiilen sona erdi. Nadir Şah Afşar önce Safevî adına hareket etti; 1736’da kendini şah ilan ederek hanedanı resmen sonlandırdı.
Tarafsız Değerlendirme
Tarihçiler Safevîleri hem İran’ın ulusal ve dinî kimliğini şekillendiren bir devlet hem de bölgesel gerilimlerin tarafı olarak görür. Şiî devlet kurmanın siyasi nedenleri (Osmanlı ve Özbeklerden ayrışma) ve kültürel sonuçları (İran kimliği) ayrı ayrı tartışılır. Bu mücadele sırasında Müslüman toplumlar arasında yaşanan acılar da kaynaklarda yer alır. Aynı çağın diğer İslam devletleri olarak Babürlüler ve onların öncülü Delhi Sultanlığı ve Timurlular yazıları bağlamı tamamlar; Anadolu bağlamı için Anadolu Beylikleri yazısına bakılabilir.
Askerî ve İdari Yapı
Safevî ordusu başlangıçta Kızılbaş Türkmen süvarilerine dayanıyordu. Kızılbaş emirlerin güçlenmesi merkezi otoriteyi sınırladı; Şah Abbas bu yapıyı gulam birlikleriyle dengeledi. Ordu, ateşli silahlara önem vermeye başladı. İdari bölünme, eyaletler (beylerbeyilikler) ve hassa toprakları şeklindeydi. Devletin hukuk düzeni şeriat ve örf karışımıydı; sadr makamı dinî işleri yönetirdi. Safevî diplomasisi Avrupa ile Osmanlı karşıtı ittifak arayışlarını içeriyordu ve Venedik, İspanya, Portekiz ve İngiltere ile temas kurdu.
Ticaret ve Ekonomi
İran ipeği Safevî ekonomisinin ana ihraç ürünüydü. Şah Abbas ipek ticaretini devlet tekeline aldı ve Ermeni tüccarlar aracılığıyla Avrupa’ya sattı. Halı dokuma, çini, metal işçiliği ve tekstil önemli sektörlerdi. İsfahan’da kervansaraylar, çarşılar ve köprüler yapıldı. Ticaret yolları Basra Körfezi’ne ve Hindistan’a bağlandı. Hürmüz’ün alınması (1622) Portekiz denetimini kırdı. Kısa süre içinde İngiliz ve Hollanda şirketleri bölgede etkili olmaya başladı.
Şiîleşme Sürecine Dair Tartışmalar
İran’ın Şiîleşmesi sürecinin hızı ve nedenleri akademik tartışmaların konusudur. Bazı tarihçiler bunu Şah İsmail’in siyasi kararıyla başlayan ve devlet baskısıyla ilerleyen hızlı bir dönüşüm olarak görür; bazıları ise İran’da Şiî eğilimlerin daha önce var olduğunu ve Safevîlerin bunu devletleştirdiğini belirtir. Her iki durumda da, 16.-17. yüzyıllar boyunca ulema, medrese ve vakıflar yoluyla Şiî kimlik yerleşti. Sünnî ahali ve topluluklar zamanla azalmıştır. Bu tartışmalar, dinî kimliğin siyaset ile ilişkisini anlamak için önemli bir örnek sunar.
Kısa Kronoloji
1252-1334 Şeyh Safiyyüddin; 1501 Şah İsmail’in Tebriz’de şah ilanı; 1514 Çaldıran; 1524-1576 Şah Tahmasb; 1555 Amasya Antlaşması; 1588-1629 Şah Abbas; 1598 İsfahan’ın başkent oluşu; 1622 Hürmüz; 1639 Kasr-ı Şirin; 1722 İsfahan’ın Afganlarca alınışı; 1736 Nadir Şah’ın şah ilanı. Bu çizelge hanedanın 235 yıllık seyrini özetler. Dönemi anlamak için Roger Savory’nin İran under the Safavids eseri ve İskender Bey Münşî’nin Târîh-i Âlemârâ-yı Abbâsî’si temel kaynaklardır.
Sıkça Sorulan Sorular
Safevî Devleti’ni kim kurdu?
Şah İsmail, 1501’de Tebriz’de kurdu.
Çaldıran Savaşı ne zaman oldu?
23 Ağustos 1514’te Yavuz Sultan Selim, Şah İsmail’i yendi.
Safevîler hangi mezhebi resmî yaptı?
Oniki İmam Şiîliği, 1501’den itibaren devlet mezhebi oldu.
Safevî başkenti İsfahan ne zaman oldu?
Şah Abbas döneminde, 1598’de.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Safevîler" md.; İskender Bey Münşî, Târîh-i Âlemârâ-yı Abbâsî; Roger Savory, Iran under the Safavids; Colin P. Mitchell (ed.), New Perspectives on Safavid Iran
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Safevîler" md.
- İskender Bey Münşî, Târîh-i Âlemârâ-yı Abbâsî
- Roger Savory, Iran under the Safavids
- Colin P. Mitchell (ed.), New Perspectives on Safavid Iran
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.