Selçuklu Sultanı I. İzzeddin Keykavus: Hayatı, Seferleri ve Eserleri
Selçuklu Sultanı I. İzzeddin Keykavus: 1211-1220 saltanatı, Sinop'un fethi, Antalya ve Karadeniz siyaseti, Sivas Dârüşşifâsı, Kilikya ile mücadele ve vefatı.
- Hanedan ve Tahta Çıkış
- Sinop'un Fethi (1214)
- Kıbrıs, Antalya ve Akdeniz Ticareti
I. İzzeddin Keykavus (1211-1220), Anadolu Selçuklu Devleti sultanıdır. I. Gıyaseddin Keyhüsrev’in oğludur. 1214’te Sinop’u fethederek Selçuklu’yu Karadeniz’e çıkardı, Antalya ve Akdeniz ticaretini düzenledi, Sivas’ta Dârüşşifâ yaptırdı ve Ermeni Kilikya ile mücadele etti. Verem hastalığından 1220’de öldü, yerine kardeşi Alâeddin Keykubad geçti.
Hanedan ve Tahta Çıkış
Keykavus, Gıyaseddin Keyhüsrev’in büyük oğludur. Babasının 1211’de Alaşehir yakınında Lascaris ordusuyla yaptığı savaşta ölmesi üzerine tahta çıktı. Devleti dirayetle yönetmek zorundaydı; çünkü kardeşi Alâeddin Keykubad, Malatya veya Tokat çevresinde melik olarak bulunuyordu ve tahtta gözü olduğu anlaşılıyordu. Kaynaklarda Keykavus ile Keykubad arasında rekabet olduğu, hatta Keykavus’un kardeşini hapsettiği aktarılır. Bu iç çekişme dönemin kırılgan siyasi dengesini gösterir (Alâeddin Keykubad).
Sinop’un Fethi (1214)
Karadeniz kıyısındaki Sinop, Trabzon Rum İmparatorluğu’nun elindeydi. 1214’te Keykavus, Sinop’a kuşatma düzenledi; şehir, surları ve limanıyla stratejik öneme sahipti. Şehri aldı ve Trabzon imparatoru Aleksios Komnenos’u esir ederek ağır bir antlaşmaya zorladı. Sinop’un fethi ile Anadolu Selçuklu Devleti ilk kez Karadeniz’e çıkış elde etti ve Kırım, Kıpçak bozkırı ve Rus topraklarıyla ticaret yolu açıldı. Tarihçiler, bu fethin Selçuklu ekonomisine sağladığı katkıyı vurgular. Sinop’taki Alâeddin Camii ve tersane çalışmaları bu dönemden sonra gelişti.
Kıbrıs, Antalya ve Akdeniz Ticareti
Babası Keyhüsrev’in 1207’de aldığı Antalya, Keykavus döneminde ticaret limanı olarak güçlendi. İtalyan şehir devletleriyle (Venedik, Cenova) ticari ayrıcalık antlaşmaları yapıldı. Venediklilerle yapılan 1220 civarı antlaşma Selçuklu limanlarında vergi ve ticaret güvenliği düzenledi. Bu dönemde Konya–Antalya yolu üzerinde hanlar kuruldu. Selçuklu sikkelerinin farklı dillerde ve sembollerle basılması ticari bağlantıları da gösterir. Antalya, ticari bir merkez olarak Kıbrıs Haçlı krallığı ile temas alanıydı (Selçuklu mimarisi ve kervansaraylar).
Ermeni Kilikya ve Güney Sınırı
Keykavus, Ermeni Kilikya Krallığı ile sınır mücadelelerine devam etti. Kilikya hükümdarı Leon (II), Haçlılarla iş birliği içindeydi. Selçuklu orduları Toroslarda Ermeni kalelerine seferler düzenledi. Bu çatışmalar, daha sonra Alâeddin Keykubad zamanında Ermeni krallığının vergi vermeye zorlanmasıyla sonuçlandı. Keykavus, Halep Eyyûbî hükümdarı ile de ilişkilere girdi ve Antakya Haçlı prensliğinin durumunu takip etti. Bu dönemde Eyyûbîler ile Selçuklu arasındaki ilişkiler çatışmadan ittifaka evrilmeye başladı (Eyyûbîler).
Sivas Dârüşşifâsı (1217)
Keykavus’un en kalıcı eseri Sivas’taki Keykavus Dârüşşifâsı’dır (1217). Dört eyvanlı, avlulu bir plana sahip bu yapı hem hastane hem tıp medresesi olarak hizmet verdi. Kitabede sultanın adı ve yapım yılı yazılıdır; Keykavus bu şifahanenin içindeki kümbete gömüldü. Hastane müzik terapi, hastalara bakım, ilaç ve yemek sağlama gibi hizmetler sunar. Bu yönüyle Anadolu Selçuklu tıp geleneğinin önemli örneğidir. Sivas’ta Gök Medrese ve Çifte Minareli Medrese gibi sonraki yapılar da aynı gelişmenin parçasıdır.
Ölümü ve Halefiyet
Keykavus, 1220’de (Haziran) Malatya’da verem hastalığından öldü. Çocuğu olmadığı veya küçük olduğu için yerine kardeşi Alâeddin Keykubad geçti. Keykavus’un cenazesi Sivas’a götürülerek kendi yaptırdığı şifahaneye gömüldü. Bu olay, hanedan içi gerginliğin geçici çözüme kavuşmasını sağladı. Selçuklu tarihçisi İbn Bîbî, Keykavus’u ihtişam sever, bilgili ve cömert fakat sertliğiyle bilinen bir hükümdar olarak tarif eder.
Değerlendirme
Keykavus’un kısa saltanatı Karadeniz yolunun açılması ve ticaretin gelişmesi bakımından önemlidir. Kardeşi Keykubad bu zeminde Selçuklu’nun altın çağını başlattı. Keykavus’un eserleri, Anadolu’da sağlık ve eğitim kurumlarının vakıf sistemiyle desteklendiğini gösterir. Genel çerçeve için Anadolu Selçuklu Devleti, aynı hanedanın diğer sultanları için II. Kılıçarslan yazısına bakılabilir.
Gıyaseddin Keyhüsrev’den Devralınan Miras
Keykavus’un babası I. Gıyaseddin Keyhüsrev (1192-1196, 1205-1211), iki kez tahta çıkan ve iki kez tahtını kaybeden bir hükümdardı. İlk saltanatından sonra kardeşi Rükneddin Süleymanşah’a yenilip Bizans’a sığındı; İstanbul’da bulunduğu sırada Bizans sarayıyla yakın ilişki kurdu. 1205’te Konya’ya dönerek yeniden sultan oldu, 1207’de Antalya’yı aldı. 1211’de Alaşehir yakınlarında Nikaia İmparatorluğu hükümdarı Theodoros Laskaris ile yaptığı savaşta öldü. Keykavus bu ağır mirası devralırken hem Bizans kalıntı devletleriyle hem de iç rakiplerle uğraşmak zorundaydı (II. Kılıçarslan).
Selçuklu’da Sağlık Kurumları
Keykavus Dârüşşifâsı gibi hastaneler, Anadolu Selçuklu toplumunda sağlık hizmetlerinin vakıf sistemiyle yürütüldüğünü gösterir. Bu kurumlarda hekimler, eczacılar ve hizmetliler görev yapar; tıp eğitimi usta-çırak ilişkisi içinde verilirdi. Kayseri Gevher Nesibe Şifahanesi (1206, Keykavus’un kız kardeşi Gevher Nesibe için yapıldığı anlatılır), Çankırı, Amasya ve Divriği şifahaneleri Anadolu’daki diğer örneklerdir. Müzikle tedavi uygulamaları (musiki terapisi), su sesinin hastalara dinlendirici etkisi gibi yöntemlerin kaynaklarda anıldığı görülür. Bu sağlık anlayışı, Selçuklu’dan Osmanlı’ya aktarılan önemli bir miras olmuştur.
Selçuklu İktisadi Hayatı ve Karadeniz
Sinop’un alınması Selçuklu için ticaret ve diplomasi bakımından yeni bir kapı açtı. Bölgenin tahıl, kereste ve demir madenleri Selçuklu ekonomisine katkı sağladı. Kırım’daki Sudak limanı ile ticaret, Kıpçak türkleri ile ilişkiler ve kürk ticareti bu dönemde gelişti. Moğol istilasından önce Selçuklu limanları Anadolu’yu Akdeniz ve Karadeniz arasında bir ticaret köprüsü yaptı. Bu yapı, ilerleyen dönemde Kösedağ’dan sonra Moğol hâkimiyetine girmiş fakat ticaret kimliğini kısmen korumuştur.
Keykavus’un Kişiliği ve Kaynaklardaki Tasviri
İbn Bîbî, Keykavus’u ihtişam seven, okur-yazar, şiire ve musikiye meyilli, fakat öfkeli bir hükümdar olarak tarif eder. Sultan Sinop seferi sırasında şahsen komuta etti ve kuşatma teknikleri konusunda bilgisini gösterdi. Eyyûbîlerden el-Eşref ile yazışmalarında diplomatik bir dil kullandı. Sivas’ta yaptırdığı şifahane ve türbe, onun ölüm sonrası anılmak istediğine dair bilinçli bir tercih gibi görülür. Hanedan içi rekabet nedeniyle kaynaklarda onun hakkında hem övgü hem eleştiri bulunur. Bu yüzden anlatıları karşılaştırmalı okumak gerekir; Selçuklu tarihçileri çoğunlukla zaferi kazanan Keykubad taraftarı olduğundan Keykavus’un daha az anlatılmış olması da mümkündür.
Kısa Kronoloji
1207 Antalya’nın alınışı; 1211 Keykavus’un tahta çıkışı; 1214 Sinop; 1217 Sivas Dârüşşifâsı; 1220 Venedik antlaşması ve vefat. Bu kısa saltanat, Anadolu Selçuklu’nun Karadeniz ve Akdeniz’e açılışının başlangıcıdır.
Keykavus’un kısa ömürlü saltanatı, Selçuklu’nun deniz ticaretine açılışının ve sağlık vakıflarının gelişmesinin başlangıcı olarak anılır.
Sıkça Sorulan Sorular
I. İzzeddin Keykavus kimdir?
1211-1220 arasında hüküm süren Anadolu Selçuklu sultanıdır; Sinop’u fethetmiştir.
Sinop ne zaman fethedildi?
1214’te Keykavus, şehri Trabzon Rum İmparatorluğu’ndan aldı.
Keykavus Dârüşşifâsı nerededir?
Sivas’ta, 1217’de yapılmış tıp medresesi ve hastanedir; sultanın türbesi de buradadır.
Keykavus’tan sonra kim tahta çıktı?
Kardeşi I. Alâeddin Keykubad.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "İzzeddin Keykâvus I" md.; İbn Bîbî, el-Evâmirü'l-Alâ'iyye; Aksarayî, Müsâmeretü'l-ahbâr; Osman Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "İzzeddin Keykâvus I" md.
- İbn Bîbî, el-Evâmirü'l-Alâ'iyye
- Aksarayî, Müsâmeretü'l-ahbâr
- Osman Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.