🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

İslam Dünyasında Hikâye Anlatıcılığı ve Meddahlar

Musiki ve EdebiyatGüncelleme: 15 Ağustos 20269 dk okuma

Kıssacılıktan meddahlığa İslam dünyasında hikâye anlatıcılığı: erken dönemdeki kıssacılar, Osmanlı kahvehanelerinde meddahlar ve geleneğin günümüzdeki yeri.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Erken dönem: Kıssacılar
  • Meddah kelimesi ve doğuşu
  • Kahvehane kültürü ve Osmanlı'da meddahlık

Hikâye anlatıcılığı, İslam dünyasında hem dinî kıssaları hem halk hikâyelerini sözlü olarak aktaran bir gelenektir. Erken dönemde “kāss” (kıssacı) olarak anılan anlatıcılar, Osmanlı’da kahvehanelerde ve ramazan gecelerinde “meddah” adıyla tek kişilik gösteriler yapmıştır. Meddah, hikâye anlatırken taklit ve ses oyunlarından yararlanan sanatçıdır.

Erken dönem: Kıssacılar

İslam’ın ilk yüzyıllarında camilerde kıssa anlatan kişiler görülür. Bunların bir bölümü Kur’an’daki peygamber kıssalarını halka anlatır, öğüt verirdi. Rivayetlere göre Temîm ed-Dârî, bu işi yapan ilk kişilerden biri sayılır; ancak ayrıntılar kaynaklarda tartışmalıdır.

Kıssacılık zamanla sorun da doğurdu. Kimi anlatıcılar dinleyeni etkilemek için uydurma rivayetlere ve israiliyyata yönelince âlimler eleştirdi. İbnü’l-Cevzî’nin kıssacılar hakkındaki eseri, bu itirazların en bilinen örneklerindendir. Bu yüzden İslam geleneğinde kıssa anlatıcılığı hem sevilen hem de denetim altında tutulması gereken bir alan olmuştur.

Meddah kelimesi ve doğuşu

Meddah, “övgü” anlamındaki medh kökünden gelir; asıl anlamı övücü, methiye söyleyen kişidir. Önceleri Hz. Peygamber’i, ehl-i beyti ve kahramanları öven kişiler için kullanıldı, sonra hikâyecilikle birleşti. Osmanlı döneminde meddah, halka açık mekânlarda tek başına birçok kişiyi canlandıran anlatıcıya dönüştü.

Meddahın ayırıcı özellikleri şunlardır:

  • Tek kişilik sahne: Sahne düzeni yoktur, elinde mendil ve sopa gibi sınırlı malzeme bulunur.
  • Taklit: Ses, aksan ve hareketle farklı karakterleri canlandırır.
  • Doğaçlama: Dinleyiciye göre hikâyeyi uzatıp kısaltır.
  • Mizah ve nasihat: Güldürürken ahlâkî bir ders de çıkarır.

Kahvehane kültürü ve Osmanlı’da meddahlık

16. yüzyıldan itibaren İstanbul ve diğer şehirlerde kahvehaneler çoğaldıkça meddahlar için yeni bir mekân doğdu. Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde meddahlar ve oyuncu esnafı hakkında bilgiler yer alır. Kahvehanelerde ramazan geceleri özellikle canlı olurdu; sahur öncesi sohbet ve hikâye geleneği ramazan kültürüyle iç içeydi (bkz. Ramazan Manileri ve Davulcu Geleneği).

Meddah hikâyeleri halk hayatından alınan tiplere dayanır: kurnaz esnaf, saf köylü, sahtekâr hekim, züppe genç. Bu tipler üzerinden toplumun aksayan yönleri hoşgörülü bir mizahla anlatılırdı. Karagöz ile meddahlık aynı kültürel havzanın iki dalıdır; biri gölge oyunu, diğeri sözlü anlatımdır.

Dinî ve milli destanların anlatımı

Hikâye anlatıcılığı yalnızca mizahtan ibaret değildi. Anadolu ve Orta Asya’da Dede Korkut hikâyeleri, Battalnâme, Danişmendnâme, Hamzanâme ve Ebû Müslimnâme gibi kahramanlık anlatıları sözlü olarak aktarılmıştır. Bu anlatılarda İslamî değerler, gazâ ve adalet fikri destan kahramanlarıyla birleşir. Oğuzların destan geleneği için Oğuzlar: Dinî Gelenekler, Bayramlar ve Gündelik Hayat yazısına da bakılabilir.

Mevlid okuma geleneği de başka bir anlatıcılık kolu sayılabilir. Süleyman Çelebi’nin Mevlid’i (15. yüzyıl başı) nağme ve hikâyeyi birleştirir; mevlid okuyan hafızlar, dinleyiciyi hem duygulandırır hem de siyer bilgisi aktarır.

İslam dünyasının diğer coğrafyalarında anlatıcılık

Fars edebiyatında “nakkâl” ve “şâhnâmehân” gibi anlatıcılar Şehnâme’den bölümler okurdu. Arap dünyasında “hakawati” denen hikâye anlatıcıları kahvehanelerde Bin Bir Gece, Antere ve Süleyman Âl-i Beyt gibi anlatıları okur, bu gelenek özellikle Şam ve Kahire’de uzun süre yaşadı. Hindistan’da dâstângo adı verilen anlatıcılar vardı. Bu çeşitlilik, hikâye sevgisinin İslam coğrafyasında ortak bir kültür unsuru olduğunu gösterir.

Dinî açıdan değerlendirme

Güldürüye ve anlatıya dinen bakış genellikle şudur: Doğru söylemek, gıybet ve iftiradan kaçınmak, insanları küçük düşürmemek şartıyla ölçülü mizah mubahtır. Hz. Peygamber’in de ölçülü şaka yaptığı, ancak yalan söylemediği rivayet edilir. Meddahların nüktelerinde çoğu zaman sınır bu ölçüye göre belirlenir; sınırı aşan anlatılar eleştirilmiştir.

Günümüzde meddahlık

20. yüzyılda radyo, sinema ve televizyonun yaygınlaşmasıyla meddahlık gerilemiş, son meddahlardan Sururi gibi isimler geleneği devam ettirmiştir. Bugün meddahlık kültür festivallerinde ve tiyatro projelerinde yeniden canlandırılmaktadır. UNESCO, ülkemizin bu alandaki unsurlarını somut olmayan kültürel miras listelerinde değerlendirmiştir; meddahlığın kapsamı ve kayıtları hakkında güncel bilgi için resmî kaynaklara bakmak gerekir.

Atasözleri ve öğütlerle zenginleşen halk anlatımı için Hikemiyat ve Atasözlerinde İslami Öğütler yazısı, Peygamber sevgisini şiirle ifade eden başka bir gelenek için Hilye Edebiyatı ve Hâkânî Mehmed Bey yazısı faydalı olabilir.

Meddahın hikâye kurgusu ve dili

Bir meddah gösterisi çoğu zaman bir giriş (başlangıç duası ve selâm), asıl hikâye ve bir kapanış öğüdünden oluşur. Anlatıcı hikâyeye “Hikâye budur ki” benzeri kalıplarla başlar, dinleyiciyi merakta tutacak biçimde sahneleri ard arda getirir. Dil, İstanbul ağzı, Rumeli, Anadolu, Arap ve Acem şivelerinin taklidiyle zenginleşirdi. Bu taklitler bazen eleştirilse de dönemin toplum yapısının kozmopolit karakterini yansıtırdı.

Meddah, hikâyeye ahlâkî bir mesaj yerleştirmeyi gelenek sayardı: açgözlülüğün cezası, dürüstlüğün kazancı, komşuluk hakkı gibi. Bu özelliği, onu salt eğlence değil, gayriresmî bir halk eğitimi aracı yapar. Anlatıcılık geleneğindeki “kıssadan hisse” anlayışı, Kur’an’daki kıssaların amacıyla örtüşür: Olaydan ders çıkarmak.

Sıkça Sorulan Sorular

Meddah kelimesi ne anlama gelir?

Arapça “medh” (övme) kökünden gelir; önceleri övgü söyleyenler, sonra hikâye anlatan sahne sanatçıları için kullanılmıştır.

Kıssacılar neden eleştirilmiştir?

Bazı kıssacıların uydurma ve asılsız rivayetler anlatması yüzünden; İbnü’l-Cevzî gibi âlimler bu konuda uyarılar yapmıştır.

Meddah ile Karagöz aynı şey midir?

Hayır. Meddah tek kişilik sözlü anlatıdır, Karagöz ise perde arkasından oynatılan gölge oyunudur; ikisi aynı kültür çevresinde gelişmiştir.

Meddahlık bugün yaşıyor mu?

Gündelik hayatta nadir görülür; ancak festivallerde, tiyatro ve kültür etkinliklerinde yeniden canlandırılmaktadır.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: İbnü'l-Cevzî, Kitâbü'l-Kussâs ve'l-Müzekkirîn; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Kıssa" ve "Meddah" maddeleri; Evliya Çelebi, Seyahatname; Dede Korkut Kitabı (yayımlanmış nüshalar)

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR1 görüntülenme · 7 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. İbnü'l-Cevzî, Kitâbü'l-Kussâs ve'l-Müzekkirîn
  2. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Kıssa" ve "Meddah" maddeleri
  3. Evliya Çelebi, Seyahatname
  4. Dede Korkut Kitabı (yayımlanmış nüshalar)

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.