Kabre Konduktan Sonra Telkin Vermek Caiz mi?
Kabre konduktan sonra telkin vermek caiz mi? Telkin rivayetinin sıhhati, mezheplerin görüşleri, telkinin nasıl yapıldığı ve Diyanet çizgisinde uygulama.
- Telkin nedir?
- Telkin rivayeti ve sıhhati
- Mezheplerin görüşleri
Kabre konduktan sonra telkin vermek, âlimler arasında farklı görüşlere konu olmuştur. Telkin rivayetlerinin senetleri zayıf bulunduğundan bazı mezhepler müstehap görür, bazıları ise sünnet saymaz. Sahih olarak sabit olan uygulama, defin sonrası ölü için dua ve sebat dilemektir.
Telkin nedir?
Telkin, sözlükte öğretmek, hatırlatmak ve birine bir sözü tekrarlatmak demektir. Dinî terim olarak iki yerde kullanılır: Ölmek üzere olan kişiye kelime-i şehadeti hatırlatmak ve defin sonrasında ölüye kabirdeki sorgu için cevapları hatırlatmak. Bu yazıda ikincisi ele alınır. Birinci telkin için ölüm anı ve sekerat hâli yazısına bakılabilir.
Telkinin amacı, ölünün kabirdeki sorguya hazırlanmasına yardımcı olmaktır. Kabirde sorulacak sorular için kabirde sorulacak sorular ve cevapları yazısı okunabilir.
Telkin rivayeti ve sıhhati
Telkinin dayanağı olarak gösterilen en meşhur rivayet, Ebû Ümâme el-Bâhilî’den nakledilir. Rivayete göre Ebû Ümâme, “Biriniz öldüğünde onu defnettiğinizde, kabrin başında biri durup ‘Ey falan oğlu falan’ desin… Ölü onu işitir ama cevap vermez…” şeklinde bir tavsiye aktarır (Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr). Hadisin senedinde zayıflık olduğu muhaddislerce belirtilmiştir. Nevevî, el-Mecmû’da bu hadisin zayıf olduğunu, ancak fazilet konularında amel edilebileceğini ve bunun yanında diğer şahit rivayetlerin bulunduğunu söyler.
İbn Salâh ve diğer muhaddisler, telkin uygulamasının Şam ehli arasında yaygın olduğunu, bunun da rivayeti desteklediğini belirtmiştir. Buna karşılık İbn Teymiyye gibi âlimler telkin uygulamasını sahih bir sünnete dayanmadığı için bid’at olarak değerlendirmiştir. Dolayısıyla meselede ihtilaf vardır.
Sahih olarak sabit olan uygulama ise Osman b. Affân’dan gelen rivayettir: “Peygamberimiz defin bittikten sonra kabrin başında durur ve ‘Kardeşiniz için mağfiret isteyin, ona sebat dileyin; çünkü şimdi sorguya çekilmektedir’ derdi” (Ebû Dâvûd, Cenâiz). Bu hadis hasen derecesinde kabul edilmiştir.
Mezheplerin görüşleri
- Şâfiî mezhebi: Telkin müstehap kabul edilir. Nevevî, el-Mecmû’da bu görüşü benimser.
- Hanbelî mezhebi: Bazı Hanbelî âlimleri müstehap görürken, İbn Teymiyye ve takipçileri bid’at kabul eder.
- Hanefî mezhebi: Hanefî kaynaklarında görüşler farklıdır. İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr’da telkini cenazeden sonra yapmayı bazı âlimlerin kabul ettiğini, bazılarının ise “Ölüye telkin yoktur” dediğini aktarır. Hanefî mezhebinin geneline göre, telkin ölünün kabirde sorguya hazırlanmasına vesile olabilir ancak kesin bir sünnet değildir.
- Mâlikî mezhebi: Genel olarak yapılması gerekli görülmez; bazı Mâlikî âlimleri mekruh kabul eder.
Bu ihtilaf, dinî uygulamada hoşgörüyü gerektirir. Telkin yapan kimse hatalı sayılmamalı, yapmayan kimse de kınanmamalıdır.
Telkin nasıl yapılır?
Telkini uygulayan topluluklarda şöyle bir şekil bulunur: Defin işlemi bittikten ve kabir üzerine toprak atıldıktan sonra, kabrin başında oturularak veya ayakta durularak ölüye hitap edilir. Hitapta ölenin adı ve annesinin adı anılır; ardından “Dünyadan ayrılırken üzerinde olduğun inancı hatırla: Allah’tan başka ilah olmadığına, Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna, Allah’ı Rab, İslam’ı din, Muhammed’i peygamber, Kur’an’ı imam ve Kâbe’yi kıble olarak seçtiğine şahitlik et” şeklinde söz söylenir. Ardından “Münker ve Nekir sana gelince korkma” gibi ifadeler eklenebilir. Bu metin, rivayetlerin farklı varyantlarına dayanır.
Telkin yerine veya telkinle birlikte yapılabilecek sahih uygulama, ölü için dua ve istiğfardır: “Allah’ım, onu bağışla, ona rahmet et, sebat ver.” Bu dua, sünnete uygun olup herkes tarafından kabul edilir.
Diyanet çizgisinde yaklaşım
Diyanet İşleri Başkanlığı ilmihalinde, defin sonrası telkin verilmesinin Hanefî mezhebinde yaygın bir uygulama olduğu ve bu uygulamanın ölü için dua anlamı taşıdığı belirtilir. Ancak telkinin bir farz veya vacip olmadığı, yapılmaması durumunda günah olmayacağı da ifade edilir. Cenaze sonrası kabrin başında Kur’an okunması, dua edilmesi ve kısa bir süre durulması güzel görülür. Bu uygulama sırasında gereksiz uzatmalardan ve bid’at olacak ilavelerden kaçınılmalıdır.
Ayrıca toplu tören ve gösterişli organizasyonlar yerine, sade bir şekilde dua ve istiğfar etmek tavsiye edilir. Kabir ziyareti adabı için kabir ziyareti adabı, ölünün duyup duymaması tartışması için semâ-i mevtâ yazıları okunabilir.
Telkinin hikmeti ve dikkat
Telkinin hikmeti, ölü için bir hatırlatma ve yaşayanlar için ibret olmasıdır. Ölünün duyup duymadığı tartışmalı olsa da, topluluğa ölümü ve ahireti hatırlatır. Bununla birlikte telkine ek olarak aşırı gelenekler (örneğin kabir başında ücretli hatim, belirli günlerde zorunlu uygulamalar) dinî dayanak taşımadığı için tavsiye edilmez. Ölüye sevap bağışı için ölülere sevap bağışlamak yazısına bakılabilir. Kabirdeki sürecin genel çerçevesi için kabir hayatı yazısı faydalıdır.
Uygulamada dikkat edilecek hususlar
Defin sırasında ve sonrasında uygulanacak adabın temel hedefi, ölüye fayda sağlamak ve yakınlarına huzur vermektir. Bu yüzden telkin yapılacaksa kısa tutulmalı, dua ile desteklenmeli ve cemaat arasında tartışma konusu yapılmamalıdır. Ölüye hitap eden ifadeler, ölünün işitip işitmemesi ihtilafı sebebiyle “dua” niyetiyle yapılabilir. Ayrıca kabrin başında uzun süre beklemek, yüksek sesle okuma yarışına girmek ve ücret karşılığı hatim gibi uygulamalardan kaçınmak gerekir. Defin sonrası sade bir dua, ölünün ruhuna en sağlam hizmettir.
Sorulara kısa cevaplar
Telkinin nasıl ve ne zaman yapılacağına dair kısa bir özet: Defin tamamlandıktan sonra, insanlar dağılmadan önce kabrin başında kısa süre durulur. Ölü için dua edilir; telkin yapılacaksa kısa ve anlaşılır bir metin okunur. Bütün bu uygulamalar sünnet olan duaya ek olarak ihtiyari davranışlardır. Bu sebeple telkin yapmayanlar kınanmamalı, yapanlar da bunu zorunlu görmemelidir. Ölünün ardından asıl önemli olan, onun borçlarını ödemek, vasiyetini yerine getirmek, dua etmek ve hayır yapmaktır.
Cenaze sonrası sevap bağışlama uygulamaları da mezhebe ve örfe göre değişir. Hanefî mezhebi mevlit, hatim ve Kur’an okuyup sevabını bağışlamayı caiz görmekle birlikte, belirli günlerde ve ücretle yapılmasını tavsiye etmez. Bu ölçüler dinî hassasiyetle birlikte gözetilmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Kabirde telkin sünnet midir?
Telkinle ilgili rivayetler ağırlıklı olarak zayıf kabul edilir; bu yüzden âlimler sünnet kabul etme konusunda ayrılır. Şâfiî ve Hanbelîlerin bir kısmı müstehap görür, Hanefîlerde ve Mâlikîlerde ise görüşler farklıdır.
Defin sonrası ne yapılması sünnettir?
Ebû Dâvûd’daki hadise göre defin bittikten sonra kabrin başında durup ölü için bağışlanma ve sebat dilemek sünnettir: “Kardeşiniz için mağfiret isteyin ve sebat dileyin; şimdi sorguya çekiliyor.”
Telkin nasıl verilir?
Telkin verilecekse, ölenin ve annesinin adı anılarak “Ey falan oğlu falan, dünyadan çıkarken üzerinde olduğun şu inancı hatırla: Allah’tan başka ilah yoktur…” şeklinde bir hatırlatma yapılır.
Telkin vermeyenler günahkâr mı olur?
Hayır. Telkin vermemek günah değildir. Önemli olan ölü için dua etmek ve cenazeyi usulüne uygun gömmektir.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Ebû Dâvûd, Cenâiz; Tirmizî, Cenâiz; Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr; Nevevî, el-Mecmû'; İbn Âbidîn, Reddü'l-muhtâr; Diyanet İşleri Başkanlığı, İlmihal; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Telkin" maddesi
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Ebû Dâvûd, Cenâiz
- Tirmizî, Cenâiz
- Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr
- Nevevî, el-Mecmû'
- İbn Âbidîn, Reddü'l-muhtâr
- Diyanet İşleri Başkanlığı, İlmihal
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Telkin" maddesi
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.