🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Kelamcıların Felsefeyle İlişkisi: Müteahhirîn Dönemi

İtikadi MezheplerGüncelleme: 18 Temmuz 20269 dk okuma

Kelam ile felsefe nasıl birleşti? Gazzâlî ve Fahreddin Râzî sonrası müteahhirîn kelamının felsefe ile ilişkisi, Beyzâvî, Îcî ve Taftazânî ile bu dönemin özellikleri akademik biçimde anlatılıyor.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Önceki Dönem: Mütekaddimîn Kelamı
  • Gazzâlî'nin Dönüştürücü Rolü
  • Fahreddin er-Râzî ve Felsefenin Kelama Girişi

Müteahhirîn dönemi kelamı, Gazzâlî ve Fahreddin er-Râzî sonrasında kelam kitaplarının mantık ve felsefe bölümlerini de içerecek biçimde genişlediği, kelam ile felsefenin kavramsal olarak iç içe geçtiği dönemdir. Bu süreç hem kelamı güçlendirdiği hem de eleştirildiği için tarihî bir tartışma konusudur.

Önceki Dönem: Mütekaddimîn Kelamı

Erken dönem kelam (mütekaddimîn), Mu’tezile, Eş’arî ve Matüridî kelamcılarının atomculuk, araz teorisi ve âlemin hâdis oluşu gibi konularda geliştirdiği özgün bir sistemi içeriyordu. Yunan felsefesi ile temas olsa da kelamın yöntemi yine de özgündü. Kelamcılar daha çok sıfatlar, kader ve ahiret gibi dinî meselelere odaklanıyor, felsefî meselelerle ancak savunma amacıyla ilgileniyordu. Bu dönemin sonunda Gazzâlî, felsefe ile kelamın ilişkisini yeniden tanımlayan bir isim olarak ortaya çıktı (Gazzâlî ve Tehâfütü’l-Felâsife).

Gazzâlî’nin Dönüştürücü Rolü

Gazzâlî, filozofların bazı görüşlerini (âlemin ezeliliği, Allah’ın cüzileri bilmemesi, bedenî haşrin inkârı) tekfir edici ifadelerle eleştirdi; ancak mantığı dinî ilimler için faydalı bir alet olarak kabul etti. Mi’yârü’l-İlm ve el-Mustasfâ gibi eserlerinde mantığı fıkıh usulü ve kelama dâhil etti. Böylece kelam kitaplarına mantık bölümü girmesinin yolu açıldı. Bu yaklaşım, filozofların yöntemini alıp sonuçlarını eleştirme stratejisi olarak da yorumlanır.

Fahreddin er-Râzî ve Felsefenin Kelama Girişi

Râzî (ö. 606/1210), kelam ve felsefe arasında köprü kuran bir isimdir. el-Muhassal, el-Metâlibü’l-Âliye ve el-Erbaîn gibi eserlerinde İbn Sînâ’nın felsefesini ayrıntılı biçimde tartıştı. Bazı konularda filozofların görüşlerini kabul etti, bazılarında Eş’arî çizgide cevap verdi. Bu yaklaşım kelamın kapsamını genişletti ve ilâhiyat, tabiiyat gibi bölümlerin kelam kitaplarında yer almasına yol açtı (Fahreddin Râzî).

Müteahhirîn Eserleri

  • Beyzâvî, Tavâliu’l-Envâr: Kısa ve sistemli bir müteahhirîn kelam metni.
  • Adudüddin el-Îcî, el-Mevâkıf: Kelamın temel konularını geniş felsefî tartışmalarla işleyen kapsamlı eser (Osmanlı medreselerinde okutulmuştur).
  • Seyyid Şerîf el-Cürcânî, Şerhu’l-Mevâkıf: Îcî’nin eserine yazılan ve yüzyıllarca ders kitabı olan şerh.
  • Taftazânî, Şerhu’l-Makāsıd: Kelam ve felsefe arasındaki ilişkiyi ayrıntılı ele alan eser.

Eleştiriler

Müteahhirîn kelamı, özellikle Selef çizgisinden eleştirildi. İbn Teymiyye, kelamcıların filozofların kavram ve yöntemlerini aldığı için vahyin açıklığını gölgelediğini söyledi. İbn Haldun da Mukaddime‘de müteahhirîn kelamının felsefeyle karışmasından şikâyet ederek, kelam ile felsefenin ayrı tutulması gerektiğini vurguladı (İbn Haldun). Diğer yandan kelamcılar bu yaklaşımı, dinin aklî savunması için gerekli ve yararlı bir yöntem olarak görüyordu. Bu iki bakış kelam tarihinin merkezi tartışmalarındandır (akıl ve nakil meselesi).

Sonuç

Müteahhirîn dönemi, kelamın felsefeyle alışverişi sonucu kavramsal inceliğinin arttığı, fakat bazı çevrelerce halktan koptuğu eleştirisini aldığı bir evredir. Günümüz akademik çalışmaları bu dönemi hem düşünsel katkısı hem de tartışmalı yönleriyle birlikte inceler.

Mantığın Kelama ve Medreseye Girişi

Müteahhirîn döneminin kalıcı sonuçlarından biri, mantığın medrese eğitiminin ayrılmaz parçası olmasıdır. Eskiden mantık, bazı çevrelerce İslam’a yabancı bir ilim kabul edilirdi; İbnü’s-Salâh ve Nevevî gibi âlimlerin mantık öğrenmeye karşı fetvaları bilinir. Ancak Gazzâlî ve Râzî sonrasında mantık, kelam ve fıkıh usulünün destekleyici bir alet ilmi olarak yerleşti. Medreselerde Esîrüddîn el-Ebherî’nin İsâgûcî adlı mantık risalesi ve benzeri metinler okutuldu. Bu uygulama, Osmanlı medreselerinde de sürdürüldü ve aklî ilimlerin temel bileşeni oldu (İslam mantık geleneği).

Kavramsal Değişimler

Kelamın felsefeyle iç içe geçmesi, bazı temel kavramların da dönüşmesine neden oldu. Atomculuk yerine, bazı müteahhirîn kelamcıları hayûlâ ve suret gibi felsefî kavramlarla çalışan tabiiyat anlayışını da tartışmaya başladı. Vâcibü’l-vücûd ve mümkinü’l-vücûd ayrımı, kelam delilleri arasına girdi (imkân delili). Varlık, mahiyet ve illiyet gibi konular, kelam kitaplarının “umûr-ı âmme” bölümünde işlenmeye başladı. Bu, kelamın artık yalnızca dinî inançları savunan bir disiplin değil, genel bir varlık felsefesi sunan bir bilim olarak da tanımlanmasına neden oldu.

Bu dönüşümün ölçüsü kelamcıdan kelamcıya değişiyordu. Kimi âlimler felsefî kavramları titizlikle ayıklayarak kullanırken, kimileri bu kavramları geniş biçimde benimsedi. Taftazânî gibi âlimler filozofların bazı görüşlerine karşı eleştirel bir mesafeyi korurken, felsefenin sağladığı kavramsal imkânlardan da yararlandı.

Kelam Eğitiminde Katmanlı Yapı

Müteahhirîn dönemi ders kitapları, genellikle metin, şerh ve haşiye katmanlarıyla okutulurdu. Bir öğrenci önce kısa bir metni ezberler, sonra şerhi okur, en son haşiyelerdeki ince tartışmalara girerdi. Bu katmanlı yapı, bilginin sistemli biçimde aktarılmasını sağlarken, yeni görüşlerin ortaya konmasını da zorlaştırdığı için eleştirilmiştir. Yine de bu yapı, kelam ilminin yüzyıllarca canlı kalmasını ve geniş bir ilim topluluğu tarafından paylaşılmasını mümkün kıldı.

Sıkça Sorulan Sorular

Müteahhirîn dönemi ne zaman başlar?

Genellikle Gazzâlî ve Fahreddin er-Râzî sonrası 12-13. yüzyıldan itibaren kelamın felsefi kavram ve yöntemlerle iç içe geçtiği dönem olarak kabul edilir.

Bu dönemin temel özelliği nedir?

Kelam kitaplarında mantık, tabiiyat ve ilâhiyat bölümlerinin yer alması, felsefe terimlerinin kelama alınmasıdır.

Kelamcılar felsefeyi reddetti mi?

Tamamen reddetmediler; mantık ve bazı yöntemleri benimsediler, ancak vahyi çelişen filozof görüşlerine eleştiri yönelttiler.

Bu dönemin başlıca eserleri nelerdir?

Râzî’nin el-Muhassal’ı, Beyzâvî’nin Tavâliu’l-Envâr’ı, Îcî’nin el-Mevâkıf’ı ve Taftazânî’nin Şerhu’l-Makāsıd’ı sayılır.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Kelâm" ve "Müteahhirûn" md.; Gazzâlî, Tehâfütü'l-Felâsife; Fahreddin er-Râzî, el-Muhassal; Îcî, el-Mevâkıf

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Kelâm" ve "Müteahhirûn" md.
  2. Gazzâlî, Tehâfütü'l-Felâsife
  3. Fahreddin er-Râzî, el-Muhassal
  4. Îcî, el-Mevâkıf

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.