🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Kıyamet Ne Zaman Kopacak? Kıyametin Vakti Bilinir mi?

Ahiret, Kıyamet ve AlametleriGüncelleme: 26 Temmuz 202610 dk okuma

Kıyamet ne zaman kopacak? Kur'an ve hadislere göre kıyametin vaktini yalnızca Allah bilir. Cebrail hadisi, vakit hesabı yapanlara dair uyarılar ve doğru tutum.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Kur'an'da kıyametin vakti
  • Cebrail hadisi
  • Tarih verme girişimleri ve yanlışlığı

Kıyametin vaktini yalnızca Allah bilir. Kur’an, meleklerin ve peygamberlerin dahi bu bilgiye sahip olmadığını bildirir. Cebrail hadisinde de Hz. Peygamber, bu konuda soran kimseden daha bilgili olmadığını söylemiştir. Müminin görevi tarih aramak değil, her an hazırlıklı olmaktır.

Kur’an’da kıyametin vakti

Kur’an, kıyametin vaktinin gaybî bir mesele olduğunu birçok yerde bildirir. A’râf Suresi’nin 187. ayetinde “Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onun vaktini ondan başkası açığa çıkaramaz” buyrulur. Lokmân Suresi’nin 34. ayeti de kıyamet bilgisinin Allah’a ait olduğunu, yağmurun ne zaman ineceğini ve rahimlerdeki cenini bildiğini vurgular.

Nâziât Suresi’nin 42-44. ayetlerinde müşriklerin “Kıyamet ne zaman?” sorusuna şu cevap verilir: “Sen onun zamanını bildirecek değilsin. Onun nihai bilgisi Rabbine aittir.” Bu ayetler, Peygamberimizin dahi bu bilgiye sahip olmadığını açıkça gösterir. Ahzâb Suresi’nin 63. ayeti ise “Kıyamet belki de yakındır” diyerek, insanın bu konuda kesin bir iddiada bulunamayacağını anlatır.

Cebrail hadisi

Hz. Ömer’den rivayet edilen meşhur Cebrail hadisinde, bir yabancı gelip Peygamberimize iman, İslam ve ihsan hakkında sorular sorar. Sonra “Kıyamet ne zaman?” diye sorar. Peygamberimiz “Kendisine sorulan, soran kimseden daha bilgili değildir” cevabını verir ve ardından alametlerinden bahseder (Müslim, Îmân; Buhârî, Îmân). Hadis sonunda gelenin Cebrail olduğu ve dini öğretmek için geldiği bildirilir.

Bu rivayet, bir yandan kıyametin vaktinin bilinemeyeceğini; diğer yandan kıyametin alametlerine dair bilgi verilebileceğini ortaya koyar. Yani kıyametin vakti gaybdır, alametleri ise bilgi olarak aktarılmıştır. Alametlerle ilgili ayrıntılar için kıyametin küçük alametleri ve büyük alametleri yazılarına bakılabilir.

Tarih verme girişimleri ve yanlışlığı

İslam tarihinde ve çağdaş dönemde kıyamet için tarih belirleme girişimleri olmuştur. Bu tür tahminler, ebced hesapları, yıldız ve sayı yorumlarına ya da bazı rivayetlerin zorlama yorumlarına dayanır. İslam âlimleri bu tür hesapları kesin biçimde reddeder; çünkü açık nasla çelişmektedir. Geçmişte verilen tarihlerin gerçekleşmemiş olması, bu yaklaşımın güvenilmezliğini ortaya koymuştur.

Kıyamet tarihleri üzerinden yürütülen spekülasyonlar toplumda korku, endişe ve istismara yol açabilir. Güncel bir olayı kıyamet alameti diye sunmak veya belirli yılları işaret etmek de aynı sorumsuz tutuma girer. Bu konuda ayrıntı için kıyamet kehanetlerine dinî bakış yazısını okuyabilirsiniz.

Kıyametin ani gelişi

Kur’an kıyametin birdenbire geleceğini bildirir: “Kıyamet size ancak ansızın gelir” (A’râf, 7/187). Hadislerde de insanların günlük işleriyle meşgulken kıyametin kopacağı anlatılır. Peygamberimiz, iki adamın alışveriş için kumaşı açtığını, ancak satışı tamamlayamadan kıyametin kopacağını bildirir (Buhârî, Rikāk). Bu ani oluş vurgusu, insanın hazırlığını ertelememesi için bir uyarıdır.

Ayrıca ilk sur’a üfürüldüğünde olacak olaylar sur’a üfürülmesi başlığında anlatılmıştır. Büyük alametlerden olan Deccal hakkında da ayrı bir yazı bulunmaktadır.

Müminin doğru tavrı

Kıyametin vaktini bilmenin imkânsız olduğunu kabul etmek, müminin ahiret hazırlığından kaçınması anlamına gelmez. Bir hadiste, bir bedevi “Kıyamet ne zaman?” diye sorunca Peygamberimiz, “Ona ne hazırladın?” karşılığını verir; adam “Allah ve Resûlü’nü sevmekten başka bir şey hazırlamadım” der, Peygamberimiz de “Sen sevdiğinle beraber olacaksın” buyurur (Buhârî, Edeb; Müslim, Birr). Bu cevap, öğreti açısından çok önemlidir: Vakti sormak yerine hazırlığa odaklanmak.

Her insanın kendi kıyameti de ölüm anıdır. Bu bakımdan ölüm hazırlığı ile kıyamet hazırlığı iç içedir. Ölüm anına ilişkin bilgi için sekerat hâli ve ölüm anı, ölümden sonra gelen aşama için kabir hayatı yazıları okunabilir.

Vaktin bilinmemesinin hikmeti

Âlimler, kıyamet vaktinin gizli tutulmasında birkaç hikmet görür. Birincisi, insanın imtihanının devamıdır: Vakit bilinseydi, kişi tövbeyi son ana bırakabilir, o vakte kadar rahat davranabilirdi. İkincisi, her kuşağın kıyameti kendi dönemine yakın hissetmesi ve hazırlığını sürekli taze tutmasıdır. Üçüncüsü, ilahî ilmin sınırsızlığının bir göstergesi olmasıdır; Allah gaybı yalnızca kendisine mahsus kılmıştır. Cin Suresi’nin 26-27. ayetleri bu bağlamda “O, gaybı bilendir; gaybını hiç kimseye açmaz, ancak razı olduğu elçi müstesna” der. Ancak bu elçilere bildirilen bilgilerin de vaktin kendisini kapsamadığı, alametlerle sınırlı kaldığı görülür.

Küçük kıyamet ve büyük kıyamet

Kelâm kaynaklarında kıyamet, “kıyamet-i suğra” (küçük kıyamet) ve “kıyamet-i kübrâ” (büyük kıyamet) olmak üzere ikiye ayrılır. Küçük kıyamet, her insanın kendi ölümüdür; çünkü ölümle birlikte ahiret hayatının ilk basamağı başlar. Büyük kıyamet ise bütün kâinatın yok olması ve yeniden diriltilmesi aşamasıdır. Hadiste bir topluluğun kıyamet sorusuna Peygamberimiz, “Biriniz genç ölürse kıyameti kopmuş olur” diyerek bu manaya işaret etmiştir. Hadisin tam metni ve senedi tartışmalı olsa da, mana olarak ölümün hazırlığı kıyamet hazırlığına denk tutulur. Dolayısıyla müminin gaybî vakti merak etmesi yerine, kendi ecelini her an yakın bilmesi daha isabetlidir.

Kıyamet inancının yeri

Kıyamete iman, altı iman esasından biridir. Bakara Suresi’nde (2/177) iman edenlerin vasıfları arasında Allah’a, âhiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere iman sayılır. Bu inanç, sadece korku değil, adalet duygusunun da temelidir: Dünyada karşılığını bulmayan zulüm ve haksızlıkların ahirette hesabı görüleceğine inanmak, müminin ahlakını biçimlendirir. Ahiret inancının davranışa etkisi için ilgili yazıya bakılabilir.

Farklı kültürlerde kıyamet beklentisi

Kıyamet vaktine dair merak yalnızca Müslümanlara özgü değildir. Birçok din ve kültürde dünyanın sonuna ilişkin beklentiler ve tarih hesapları görülür. İslam, bu merakı doğal karşılar ancak sınırını çizer: Kıyamet gerçektir, yakındır, fakat vakti gizlidir. Bu çizgi, hem boş kehanetlerin hem de umursamazlığın önüne geçer. Müslümanın görevi, kıyametin ne zaman kopacağını hesaplamak yerine, her gününü ahirete hazırlıklı geçirmektir. Hz. Peygamber’in bu konudaki cevabı hep hazırlığa yönlendirmesi, öğretinin özünü gösterir.

Sıkça Sorulan Sorular

Kıyamet ne zaman kopacak?

Kur’an ve hadislere göre kıyametin vaktini yalnızca Allah bilir. Ne melekler ne peygamberler bu bilgiye sahiptir. Cebrail hadisinde Peygamberimiz “Kendisine sorulan, soran kimseden daha bilgili değildir” buyurmuştur.

Kıyamet için tarih verenlere inanılır mı?

Hayır. Tarih vermek, Kur’an ve sahih hadislerdeki açık beyana aykırıdır. Geçmişte verilen tarihlerin gerçekleşmemesi de bunun yanlışlığını göstermiştir.

Kıyamet ne kadar yakındır?

Kur’an kıyametin “yakın” olabileceğini bildirir (Ahzâb, 33/63) ve gözün açıp kapanması gibi bir zamanda gelebileceğini belirtir (Nahl, 16/77). Kesin süre bilinmez.

Kıyametin geleceğini bilmek ne işe yarar?

Kıyamete iman, imanın şartlarındandır ve kişiyi sorumluluk bilincine yöneltir. Vakti bilinmediği için müminin her an hazırlıklı olması öğütlenir.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Kur'an-ı Kerîm, A'râf Suresi (7/187), Lokmân Suresi (31/34), Nâziât Suresi (79/42-44); Buhârî, Îmân; Müslim, Îmân; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Kıyâmet" maddesi; Diyanet İşleri Başkanlığı, İlmihal

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 7 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. Kur'an-ı Kerîm, A'râf Suresi (7/187), Lokmân Suresi (31/34), Nâziât Suresi (79/42-44)
  2. Buhârî, Îmân
  3. Müslim, Îmân
  4. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Kıyâmet" maddesi
  5. Diyanet İşleri Başkanlığı, İlmihal

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.