Osmanlı’da Matbaanın Gecikmesi Gerçeği ve Tartışmalar
Osmanlı'da matbaa neden 1727'de kuruldu? İbrahim Müteferrika'nın girişimi, hattatların rolü, fetva meselesi ve gecikmeyi açıklayan farklı tarihçi görüşleri.
- Matbaanın Osmanlı'ya ilk girişi
- "Yasak" tezi ve sorunları
- Müteferrika'nın girişimi
Osmanlı’da Arapça harflerle ilk resmî matbaa 1727’de İbrahim Müteferrika tarafından kuruldu. Bu tarih Avrupa’dan yaklaşık üç yüzyıl sonradır; gecikmenin nedenleri konusunda “yasak” tezinden hat sanatının ağırlığına, ekonomik koşullardan talep eksikliğine kadar çok sayıda açıklama ileri sürülmüştür.
Matbaanın Osmanlı’ya ilk girişi
Matbaa İstanbul’a Osmanlı Müslümanlarından önce gayrimüslim cemaatlerle girdi. 1493’te Sefarad Yahudileri İbranice basımlar yapmaya başladı; Ermeniler 1567 civarında, Rumlar ise 17. yüzyılda basımevi kurdu. Bu cemaatler kendi dillerinde ve harfleriyle kitap bastı. Yani matbaa teknolojisi Osmanlı topraklarında bilinmekteydi; asıl soru, Müslüman nüfusun kullandığı Arapça harfli kitaplarda neden daha geç yaygınlaştığıdır.
Avrupalı seyyahlar ve elçiler de Osmanlı sarayına matbaa fikrini aktarmış olabilir. Bununla birlikte, hangi tarihte kimin bu fikri ilk kez önerdiği belirsizdir. Bu süreç, tercüme hareketi ve kâğıt kültürü gibi önceki bilgi altyapılarıyla birlikte değerlendirilmelidir.
“Yasak” tezi ve sorunları
Yaygın anlatıya göre II. Bayezid ya da Yavuz Sultan Selim döneminde Müslümanların basım yapmasını yasaklayan bir ferman çıktı. Bu anlatının başlıca dayanağı bir Avrupalı yazarın aktardığı bilgidir ve Osmanlı arşivlerinde böyle bir fermana rastlanmamıştır. Modern araştırmacılar bu “yasak” fermanını kesin bir belgeyle gösteremez. Bu nedenle tez zayıf kabul edilir.
Bu tezin güçlü olmamasına rağmen, bazı ulemanın yeni bir teknolojiye ihtiyatlı yaklaşmış olabileceği, özellikle Kur’an ve dinî kitapların basımı konusunda duyarlılıklar bulunduğu düşünülür. Müteferrika’nın ilk basımlarında dinî kitap yerine sözlük, tarih ve coğrafya eserlerini seçmesi de bu duyarlılığı yansıtıyor olabilir. Ancak bu yorumlar varsayımdır.
Müteferrika’nın girişimi
İbrahim Müteferrika (1670-1745 civarı), Macar asıllı olduğu kabul edilen ve Müslüman olduktan sonra Osmanlı hizmetine giren bir devlet adamı ve yayıncıdır. Matbaa kurma isteğini Vesîletü’t-tıbâa adlı risalesinde savunur. Bu risalede matbaanın faydalarını sıralar: Kitapların daha ucuz ve hatasız çoğaltılması, bilgilerin yayılması ve devletin güç kazanması. Sadrazam Nevşehirli Damad İbrahim Paşa’nın desteğini aldı ve şeyhülislam Abdullah Efendi’nin fetvası ile padişah III. Ahmed’in iradesini elde etti.
İlk basılan eser 1729’da Vankulu Lügati oldu (Cevherî’nin es-Sıhâh adlı Arapça sözlüğünün Türkçe çevirisi). Ardından tarih, coğrafya, askerî bilgi ve dil ile ilgili eserler çıktı. Kâtip Çelebi’nin Cihannümâ‘sı da bunlar arasındadır. Müteferrika’nın basım programı, bilim ve ansiklopedik içerikli eserlere ağırlık vermiştir.
Hat sanatı ve müstensihler
Osmanlı’da yazma kitap kültürü yüksek bir sanat ve ekonomi alanıydı. Hattatlar, müstensihler (kitap istinsah edenler), cilt ustaları ve kâğıt satıcıları geniş bir meslek grubuydu. Matbaa, bu geçim kaynağını tehdit ettiği için bu grupların direnç gösterebileceği düşünülür. Ancak araştırmacılar bu iddiayı da kanıta dayandırmakta zorlanır; müstensih sınıfının matbaaya karşı örgütlü bir direnişi belgelenmiş değildir.
Arap harfleri bitişik yazıldığı için hurufat tasarımı, Latin harfine göre zordu. Çok sayıda harf biçimi, bağlantı ve işaret gerekiyordu. Bu teknik zorluk, matbaanın yayılmasını geciktirmiş olabilir. Ayrıca okuyucu kitlesinin sınırlı olması ve yazma kitap fiyatlarının düşük kalması, matbaanın ekonomik cazibesini azaltmış olabilir.
Gecikmeyi açıklayan görüşler
Tarihçilerin açıklamaları genellikle şu başlıklarda toplanır: Dinî ve kültürel çekinceler, hat sanatının yüksek değeri, ekonomik yapı, okuma yazma oranı, devletin ilgisizliği ve teknik zorluklar. Son yıllardaki bazı çalışmalar, “geç kalma” kavramının kendisini sorgular. Çünkü yazma kitap üretimi, Osmanlı’da 18. yüzyıla kadar bilginin dolaşımı için yeterli olabiliyordu. Kathryn Schwartz gibi araştırmacılar, Müslüman toplulukların basılı kitaba karşı tavrının sanıldığı kadar olumsuz olmadığını gösteren örnekler sunar.
Bu tartışma İslam biliminin neden duraksadığı sorusuna da bağlanır. Ancak matbaanın gecikmesini bilimin duraksamasının ana nedeni saymak iddialı olur; çünkü bilimsel üretim, matbaanın yaygınlaştığı dönemde de farklı nedenlerle çeşitli sorunlar yaşadı.
Müteferrika’nın basım ilkeleri
Müteferrika, basılan kitapların doğruluğunu sağlamak için düzeltmenlerden yararlandı. Basımlarda sayfa düzeni, kenar notları ve haritalar özenle hazırlandı; Cihannümâ gibi eserlerde gravür haritalar yer aldı. Kitabın baş tarafında matbaa heyetinin ve şeyhülislamın verdiği izin belirtilir. Ayrıca basılan kitaplarda hatalara karşı öneriler ve yazım düzeltmeleri bulunur. Bu özen, basılı kitabın yazma kitaba kıyasla daha güvenilir ve standart bir metin sunması amacını taşıyordu. Yine de baskı sayıları sınırlıydı; tirajlar birkaç yüz nüshayı geçmedi ve bu sayı büyük bir okur kitlesine ulaşmaya yetmedi.
Sonraki gelişmeler
Müteferrika matbaası 1742 civarında basımı durdurdu ve ardından ciddi bir kesinti yaşandı. 19. yüzyılda Bulak Matbaası (Mısır, 1820’lerde), Takvimhane-i Âmire ve diğer devlet matbaaları ile özel girişimler gelişti. Bu dönem, Osmanlı’da basın ve gazete kültürünün de başlangıcıdır. Mühendishane gibi kurumlarda ders kitaplarının basılması, yeni bilim eğitiminin yayılmasına katkı sağladı; bu konuya Osmanlı Mühendishaneleri ve modern bilim yazısında değinilir.
Kuran-ı Kerim’in basımı konusunda ise farklı tutumlar uzun süre devam etti. Zamanla matbu mushaflar yaygınlaştı ve bu uygulama kabul gördü. Diyanet ve Kur’an kurumlarının bugün yaptığı basım ve kontrol çalışmaları bu sürecin devamıdır. İlmî eserlerin yayılmasındaki bu değişim, ilim öğrenmeyi teşvik eden ayet ve hadislerin toplumsal hayata nasıl yansıdığını da gösterir.
Sıkça Sorulan Sorular
Osmanlı’da matbaa yasak mıydı?
Genel anlatıya göre Müslümanların Arapça harflerle basım yapması yasaklanmıştı. Ancak bu iddia tartışmalıdır; yasağı gösteren sağlam belge yoktur. Gayrimüslim cemaatlerin İstanbul’da basım yaptığı bilinir.
İlk Türk matbaası ne zaman kuruldu?
İbrahim Müteferrika, Sadrazam Nevşehirli Damad İbrahim Paşa’nın desteği ve şeyhülislam fetvasıyla 1727’de matbaayı kurdu. İlk kitap 1729’da basılan Vankulu Lügati’dir.
Müteferrika kaç kitap bastı?
1729-1742 arasında 17 eser, yaklaşık 23 cilt basıldığı kabul edilir. Konular sözlük, tarih, coğrafya ve askerî bilgiler gibi alanlardan seçilmiştir.
Gecikmeyi tek bir nedene bağlamak doğru mu?
Hayır. Hat sanatının ve müstensih mesleğinin ağırlığı, Arapça harfin matbaaya uyum sorunları, okur sayısı ve ekonomik şartlar gibi çok sayıda etken tartışılır.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Matbaa" ve "İbrahim Müteferrika" maddeleri; Orlin Sabev, Waiting for Müteferrika, 2006; Kathryn Schwartz, "Did Ottoman Muslims Embrace Print?", 2017; Ekmeleddin İhsanoğlu (ed.), Osmanlı Bilim Tarihi Literatürü
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Matbaa" ve "İbrahim Müteferrika" maddeleri
- Orlin Sabev, Waiting for Müteferrika, 2006
- Kathryn Schwartz, "Did Ottoman Muslims Embrace Print?", 2017
- Ekmeleddin İhsanoğlu (ed.), Osmanlı Bilim Tarihi Literatürü
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.