Camera Obscura ve Görme Teorisi Tartışması
Camera obscura ve görme kuramları: Mozi, Aristoteles ve İbnü'l-Heysem, gönderim ve alım kuramı, Kemâleddin el-Fârisî'nin deneyleri ve Kepler'in retina görüntüsü.
- Olay ve ilk gözlemler
- İbnü'l-Heysem ve deneysel kullanım
- Görme kuramı tartışması
Camera obscura (karanlık oda), küçük bir delikten giren ışığın karşı yüzeyde dış dünyanın ters bir görüntüsünü oluşturması olayıdır. Eski çağlardan beri bilinen bu olay, İbnü’l-Heysem’in Kitâbü’l-Menâzır’ında ışığın doğrusal yayılması ve görmenin nasıl oluştuğuna dair deneysel bir kanıt olarak sistemli biçimde incelenmiştir.
Olay ve ilk gözlemler
Güneşli bir günde kapalı bir odanın duvarında küçük bir delik açılırsa, karşı duvarda dışarıdaki nesnelerin ters çevrilmiş ve küçülmüş bir görüntüsü belirir. Bu olay, ağaç yaprakları arasından geçen ışığın zemindeki yarım ay şekilli gölgeler (güneş tutulması sırasında) oluşturmasında da görülür. Çin’de Mozi (M.Ö. V. yüzyıl), Yunan dünyasında Aristoteles ve Öklid bu tür gözlemleri aktardı. Aristoteles’in Problemata adlı eserinde, güneş tutulması sırasında ağaç altındaki hilal şeklindeki ışık lekelerine dikkat çektiği anlatılır. Bu gözlemler daha çok merak konusuydu ve kuramsal açıklaması sınırlıydı.
İbnü’l-Heysem ve deneysel kullanım
İbnü’l-Heysem (yaklaşık 965-1040), Kitâbü’l-Menâzır‘ında karanlık oda düzeneğini bilinçli deney aracı olarak kullandı. Birkaç mum yakılan bir odada, delik açılmış bir levhanın arkasındaki ekranda her mumun ışığının ayrı ve ters bir görüntü oluşturduğunu gösterdi. Mum önüne bir engel konulduğunda yalnızca o mumun görüntüsünün kaybolduğunu, bunun ışığın doğrusal yayıldığının kanıtı olduğunu savundu. Deliğin boyutunun görüntünün netliğini etkilediğini ve çok küçük bir delikten daha net, ancak daha sönük görüntü elde edildiğini de belirtti. Ayrıca güneş tutulmasında hilal şeklindeki görüntüleri ışığın doğrusal yayılımıyla açıkladı. Bu deneyler, camera obscura’yı ışık biliminin temel bir aracı hâline getirdi. İbnü’l-Heysem’in genel optik çalışması için optik biliminin kurucusu İbnü’l-Heysem ve Kitâbü’l-Menâzır yazısına bakılabilir.
Görme kuramı tartışması
Antik dünyada görme olayını açıklayan üç yaklaşım vardı. Gönderim (ekstromisyon) kuramına göre göz bir ışın yayar (Öklid, Batlamyus, Galenos); alım (intromisyon) kuramına göre nesneden bir şey göze gelir (Aristoteles ve atomcular); üçüncü yaklaşımda ise ikisi birleştirilirdi. İslam dünyasında Kindî (ö. 873) ve Huneyn b. İshak gönderim kuramına yakındı; İbn Sînâ alım kuramını savundu. İbnü’l-Heysem ise deneysel ve matematiksel gerekçelerle alım kuramının üstün olduğunu ortaya koydu: görüntü her noktadan göze gelen ışınlarla oluşur. Karanlık oda, bu fikri gösteren bir model hâline geldi; ancak İbnü’l-Heysem gözün kendisini bir karanlık odaya benzeterek tam çözemedi. Gözün ışığı nasıl topladığı sorusu, göz anatomisi ve hekimliği ile de ilgilidir; bu bağlamda göz hekimliği (kehhâlîn) yazısına bakılabilir.
Kemâleddin el-Fârisî ve gökkuşağı
İbnü’l-Heysem’in Menâzır eserinin şerhini yapan Kemâleddin el-Fârisî (ö. 1319), Tenkîhu’l-Menâzır adlı eserinde karanlık oda modelini geliştirdi. Gökkuşağını açıklamak için içi su dolu cam küre kullanarak ışığın yağmur damlalarında iki kırılma ve bir yansımayla oluşturduğu renkleri gösterdi. Bu deney, gökkuşağının modern açıklamasına çok yakındır. Ayrıca gözün işleyişini karanlık odayla benzeştirdi ve görmeyi merceğin ışığı odaklamasıyla ilişkilendirdi. Kemâleddin’in çalışması, bilimsel yöntemde model kurmanın önemli bir örneğidir. Bu çalışma tarzının genel çerçevesi bilimsel yöntemin gelişiminde Müslüman bilginler yazısında ele alınmıştır.
Latin dünyası ve Kepler
Kitâbü’l-Menâzır, XIII. yüzyılda Latinceye çevrilince Roger Bacon, Witelo ve John Pecham gibi düşünürler camera obscura’yı güneş gözlemi ve optik incelemeleri için kullandı. Leonardo da Vinci, karanlık oda ile gözü karşılaştırdı. XVI. yüzyılda Giambattista della Porta ve diğerleri odaya mercek ekleyerek görüntü netliğini artırdı. 1604’te Johannes Kepler, gözün merceğin ışığı retinaya odaklayarak ters bir görüntü oluşturduğunu ileri sürdü; böylece görme kuramı fiziksel ve geometrik bir temele oturdu. Kepler, İbnü’l-Heysem’in eserlerinden yararlandığını açıkça belirtti.
Güneş gözlemi ve sanat
Camera obscura, güneş tutulmalarını doğrudan bakmadan gözlemek için güvenli bir yöntem sağlar; astronomlar bu yöntemi yüzyıllarca kullandı. Rönesans’tan sonra ressamlar, perspektif çalışmalarında camera obscura’dan yararlandı; XIX. yüzyılda fotoğraf makinesinin gelişmesi de aynı ilkeye dayanır. Modern fotoğraf makinesi, karanlık oda ve ışığa duyarlı yüzeyin birleşimidir.
Bağlantılı yazılar
Bilim ve alet geleneği için su saatleri ve mekanik saatler yazısı okunabilir.
Neden bir tartışma?
Görme kuramı tartışması, yalnızca fiziksel bir sorunun çözümü değil, bilginin nasıl edinileceğine dair felsefî bir tartışmaydı. Gönderim kuramının savunucuları geometrik tutarlılığa, alım kuramının savunucuları ise görme olayının fiziksel olarak nesneden gelen bir etkiyle açıklanmasına önem verdi. İbnü’l-Heysem’in katkısı, geometrik ve fiziksel yaklaşımı birleştirmesi ve deneyle desteklemesidir. Tartışma, XVII. yüzyılda Kepler ve Descartes’ın çalışmalarıyla farklı bir noktaya taşındı.
Okuma notu
Camera obscura’nın “kim buldu” sorusu, tarih yazımında sık yinelenen bir tuzaktır. Doğru ifade, olayın çok eski çağlardan beri bilindiği, İbnü’l-Heysem’in ise onu sistemli deneysel inceleme aracına dönüştürdüğü ve açıklamasını geliştirdiğidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Camera obscura nedir?
Karanlık bir odanın duvarındaki küçük bir delikten giren ışığın karşı duvarda dışarıdaki manzaranın ters ve küçük bir görüntüsünü oluşturması olayıdır; ‘karanlık oda’ anlamına gelir.
Camera obscura’yı kim buldu?
Olay çok eski çağlardan beri biliniyordu (Mozi, Aristoteles); İbnü’l-Heysem onu deneysel ve matematiksel olarak sistemli biçimde inceledi, Latince çeviriler yoluyla Avrupa’ya aktardı.
Göz ile camera obscura benzer mi?
Benzerlik vardır ancak tam eşdeğer değildir; Kepler 1604’te gözün mercek aracılığıyla retinada ters bir görüntü oluşturduğunu ortaya koydu, İbnü’l-Heysem ise bunu tam olarak açıklayamadı.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "İbnü'l-Heysem" maddesi; A. I. Sabra, The Optics of Ibn al-Haytham; Johannes Kepler, Ad Vitellionem Paralipomena (1604)
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "İbnü'l-Heysem" maddesi
- A. I. Sabra, The Optics of Ibn al-Haytham
- Johannes Kepler, Ad Vitellionem Paralipomena (1604)
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.