🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Tarih Yazıcılığı ve İbn Haldûn’un Mukaddime’si

Bilim Dalları ve BuluşlarGüncelleme: 29 Haziran 202610 dk okuma

İslam tarih yazıcılığının gelişimi, Taberî ve Mes'ûdî'den İbn Haldûn'un Mukaddime'sine: haber eleştirisi, umran ilmi ve tarih yöntemi anlatılıyor.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Erken dönem: Sîre, megâzî ve hadis
  • Taberî ve Mes'ûdî
  • İbn Haldûn ve Mukaddime

İslam tarih yazıcılığı, hadis ilminin isnad geleneğinden doğup Taberî’nin geniş kronolojisinden İbn Haldûn’un toplumsal analizine uzanan zengin bir gelişim gösterdi. İbn Haldûn’un Mukaddime’si, tarihi olaylar zinciri olarak değil, sebep-sonuç ilişkileriyle açıklanan bir araştırma alanı olarak ele almasıyla bu geleneğin zirvelerinden biridir.

Erken dönem: Sîre, megâzî ve hadis

İslam tarih yazıcılığı Hz. Peygamber’in hayatını konu alan sîre ve megâzî (savaşlar) literatüründen doğdu. Urve b. Zübeyr, Zührî ve İbn İshak gibi isimler, hadis rivayet yöntemiyle olayları kaydetti. İbn Hişâm’ın düzenlediği es-Sîre bu geleneğin tanınmış ürünlerinden biridir. Bu dönemde isnad, yani haberi aktaranların zinciri, güvenirlik ölçütüydü; rivayetin kaynağı bilinmeden metin kabul edilmezdi.

Zamanla tarih yazımı yalnızca Peygamber dönemiyle sınırlı kalmadı. Halifelerin, fetihlerin, hanedanların ve şehirlerin tarihi de yazılmaya başlandı. Belâzürî’nin Fütûhu’l-büldân eseri fetih tarihini, İbn Sa’d’ın Tabakāt eseri sahâbe ve tâbiûn biyografilerini toplar.

Taberî ve Mes’ûdî

Taberî (839-923), Târîhu’r-rusul ve’l-mülûk adlı geniş tarihinde dünyanın yaratılışından kendi dönemine kadar olayları yıl yıl sıralar. Rivayetleri birbirinden ayrı biçimde, farklı isnadlarla verir ve çoğu zaman aralarında tercih yapmaz; bu nedenle eseri hem değerli hem de eleştirel okuma gerektiren bir kaynaktır. Mes’ûdî (öl. 956) ise Mürûcü’z-zeheb adlı eserinde olayları konulara ve coğrafyaya göre anlatır, farklı halkların tarihini ve kültürünü de içine alır. Böylece kronolojik yöntem ile konu merkezli yöntem yan yana gelişti. Mes’ûdî’nin coğrafya ve tarih alanındaki çalışmaları için ilgili biyografi yazısına bakılabilir.

İbn Haldûn ve Mukaddime

İbn Haldûn (1332-1406), Tunus’ta doğdu, Endülüs, Kuzey Afrika ve Mısır’da çeşitli görevlerde bulundu. Siyasi karışıklıklar içinde edindiği tecrübe, eserinin oluşumunda etkiliydi. 1377’de Kitâbü’l-İber’in Mukaddime bölümünü tamamladı. Mukaddime’de tarih yazıcılarının hatalarını sıralar: Mezhep taassubu, kaynakları eleştirmeden aktarma, abartılı sayılar, toplum şartlarını bilmeme gibi. Bu hatalardan korunmak için haberin makul olup olmadığını toplumsal olağan düzene göre sınamak gerektiğini söyler.

İbn Haldûn’un temel kavramı umrandır; insanların bir araya gelerek oluşturduğu toplumsal yaşamı anlatır. Bedevî ve hadarî umran ayrımı, göçebe ve yerleşik toplum arasındaki farkı gösterir. Asabiyet, yani dayanışma bağı, devletin kuruluşunu sağlar. Devlet zamanla lüks ve rahata düşünce asabiyet zayıflar, vergiler ağırlaşır ve çöküş başlar. İbn Haldûn bu süreci yaklaşık üç kuşaklık, yani yüz yirmi yıl civarında bir döngü olarak tarif eder.

Yöntemsel katkılar

İbn Haldûn’un yöntemi, tarihi yalnızca anlatı olmaktan çıkarıp açıklayıcı bir alan hâline getirmeyi hedefler. Ekonomi, coğrafya, iklim, eğitim ve siyaset gibi etkenleri tarihî olayların nedenleri arasında sayar. Bu yaklaşım, 19. yüzyılda Avrupa’da keşfedildiğinde onu sosyolojinin ya da tarih felsefesinin öncüsü ilan eden görüşleri doğurdu. Bu konudaki değerlendirmeler sosyolojinin öncüsü sayılan İbn Haldûn yazısında incelenmiştir. Burada ayrıca vurgulanması gereken, İbn Haldûn’un kendi geleneği içinde kaldığı ve fıkıh, hadis ve kelâm bilgisinden beslendiğidir.

Mukaddime’nin ilgi alanları

Mukaddime’de ilim ve eğitim bahisleri de bulunur. İbn Haldûn öğretimde aşamalı yöntemi savunur, çocuklara ağır ve sert davranmayı eleştirir. Ayrıca mantık, felsefe, tıp, astronomi ve matematik gibi ilimlerin toplumsal gelişimle ilişkisini inceler. Mantık ilminin İslam düşüncesindeki yeri gibi konulara dair görüşleri de eserde yer alır. Tarım, sanat ve ticaret gibi geçim yolları, şehir hayatı ve mimarî de ele alınır. Bu çeşitlilik, eserin neden geniş bir okuyucu kitlesine hitap ettiğini açıklar.

Tarım ve ekonomi bakışı

İbn Haldûn ekonomiye de ilgi gösterir. Vergilerin aşırı artmasının üretimi azalttığını, devletin ticarete girmesinin piyasayı bozduğunu ve emeğin değer yaratmadaki rolünü anlatır. Bu fikirler, ekonomi düşüncesi tarihçileri tarafından sıklıkla anılır. Tarım ve geçim konusundaki daha geniş bağlam için İslam medeniyetinde tarım bilimi yazısı okunabilir. Hayvan ve doğa tasvirlerinin kültürel dünyasına ise Câhiz’in Kitâbü’l-Hayevân’ı örnek verilebilir.

İslam tarih yazımında türler

İslam dünyasında tarih yazıcılığı tek bir kalıba sığmaz. Evrensel tarihler (Taberî, İbnü’l-Esîr), hanedan ve şehir tarihleri (Bağdat tarihi, Dımaşk tarihi), biyografi sözlükleri (tabakāt ve terâcim), vakayinâmeler ve sultan adına yazılan şehnâmeler farklı ihtiyaçlara cevap verir. Osmanlı’da ise vakanüvislik, yani resmî tarih yazarlığı kurumsal bir meslek hâline geldi. Her türün kaynak değeri ve önyargıları farklıdır; sarayda yazılan bir kroniğin siyasi hassasiyetleri, bir şehir tarihçisinin yerel ilgilerinden ayrı okunmalıdır.

İbn Haldûn bu türlerin hepsinden haberdardı ve eleştirisini bu geniş birikim üzerine kurdu. Bu yüzden Mukaddime’nin değerini, tek başına bir kopuş olarak değil, uzun bir geleneğin kendi eleştirisini yapan bir halka olarak görmek daha isabetlidir.

Eleştiriler ve sınırlar

İbn Haldûn’un kuramı her toplum için geçerli evrensel bir yasa olarak görülemez. Kuzey Afrika’daki kabile-devlet ilişkisinden hareket eden tezler, Osmanlı gibi merkezî ve bürokratik devletlerde farklı işleyebilir. Bazı araştırmacılar, kuramı mekanik biçimde uygulamanın tarihî gerçekliği bozacağı uyarısında bulunur. Ayrıca Mukaddime’de bazı batıl itikatlar ve dönemin bilgi sınırları da yer alır. Eseri bu yüzden zamanının koşullarında değerlendirmek gerekir.

Osmanlı’da Mukaddime, 17-18. yüzyıldan itibaren ilgi görmüştür; Kâtip Çelebi, Naîmâ ve Ahmed Cevdet Paşa gibi yazarlar onun fikirlerinden yararlandı. Bu etkiler, Osmanlı tarih düşüncesinde devlet çöküşü tartışmalarında kendini gösterir. Bu tartışma İslam biliminin neden duraksadığı sorusuyla da ilişkilidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Mukaddime nedir?

Mukaddime, İbn Haldûn’un 1377’de tamamladığı Kitâbü’l-İber adlı evrensel tarih eserinin giriş kısmıdır. Toplumların yapısı, devletlerin yükseliş ve çöküşü ile ilim ve ekonomi gibi konulara dair genel bir kuram sunar.

Haber eleştirisi nasıl yapılırdı?

Hadis ilminde isnad zinciri ve ravilerin güvenirliği incelenirdi. Tarihçiler bu yöntemi tarihî haberlere uyguladı. İbn Haldûn ise haberin ayrıca olağan toplumsal şartlara uygunluğunu da ölçüt yaptı.

İbn Haldûn tarihte ilk mi?

Hayır. Ondan önce Taberî, Mes’ûdî, İbnü’l-Esîr gibi tarihçiler vardı. Ancak İbn Haldûn tarihi açıklarken toplumsal nedenleri sistemli biçimde inceleyen özgün bir çerçeve kurdu.

Asabiyet nedir?

Asabiyet, bir topluluğu birbirine bağlayan dayanışma ve aidiyet bağıdır. İbn Haldûn’a göre devletlerin kuruluşu ve çöküşü büyük ölçüde asabiyetin güçlenmesi ve zayıflamasıyla ilişkilidir.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "İbn Haldûn" ve "Tarih" maddeleri; İbn Haldûn, Mukaddime; Taberî, Târîhu'r-rusul ve'l-mülûk; Franz Rosenthal (çev.), The Muqaddimah, 1958

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR1 görüntülenme · 7 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi, "İbn Haldûn" ve "Tarih" maddeleri
  2. İbn Haldûn, Mukaddime
  3. Taberî, Târîhu'r-rusul ve'l-mülûk
  4. Franz Rosenthal (çev.), The Muqaddimah, 1958

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.