Mikroorganizma Fikri ve Akşemseddin’in Görüşü
Akşemseddin hastalıkların küçük canlılardan kaynaklandığını mı söyledi? Maddetü'l-Hayât metnindeki ifade, eserin kaynak sorunları ve bulaşıcı hastalık fikrinin tarihi.
- Akşemseddin kimdir?
- Maddetü'l-Hayât ve ilgili ifade
- Eserin kaynak sorunları
Akşemseddin’e atfedilen Maddetü’l-Hayât adlı eserde, hastalıkların gözle görülmeyen küçük canlılar ya da tohumlar aracılığıyla yayılabileceğine işaret eden bir ifade bulunduğu söylenir. Bu ifade, mikrobiyoloji öncesi dönemde bulaşıcılık fikrinin tarihini ilgilendirir; ancak ne kadar modern mikrop kavramına denk geldiği tartışmalıdır.
Akşemseddin kimdir?
Akşemseddin (Şemseddin Muhammed b. Hamza, 1389-1459), Şam’da doğduğu belirtilen, Osmanlı topraklarında yetişmiş bir âlim ve Bayramiyye tarikatı mensubudur. Eğitimini Amasya ve Osmancık çevresinde aldı. Daha sonra Hacı Bayram-ı Velî’nin müridi oldu ve Ankara’da onunla birlikte bulundu. II. Murad ve Fatih Sultan Mehmed dönemlerinde saray çevresiyle ilişki kurdu. Rivayetlere göre İstanbul kuşatması sırasında askerin manevi desteği için yanındaydı ve fetihten sonra Ayasofya’da hutbe okuyan âlimdir.
Akşemseddin yalnızca bir mutasavvıf değil, tıp ve bitki bilgisiyle de ilgilenen bir isimdir. Göynük’te yaşadığı yıllarda hastalara şifa dağıttığı, bitkilerle tedavi yöntemlerini bildiği anlatılır. Onun hayatı hakkındaki bilgilerin önemli bir kısmı menkıbevi kaynaklara dayanır; bu yüzden tarihî ayrıntılar kaynak eleştirisiyle değerlendirilmelidir.
Maddetü’l-Hayât ve ilgili ifade
Maddetü’l-Hayât (Hayatın Maddesi), Akşemseddin’e atfedilen, hastalık, sağlık ve bedenin işleyişi konularındaki bir risaledir. Bu risalede hastalıkların bazılarının sebebi hakkında şöyle bir fikir geçtiği aktarılır: Müslümanlar, hastalıkların kendiliğinden ortaya çıktığını sanır, oysa onlar gözle görülmeyen çok küçük tohumların bir bedenden diğerine geçmesiyle yayılır. Bu ifadenin metindeki tam sözcükleri ve bağlamı, nüshalar ve çeviriler arasında farklılık gösterir.
Bu nedenle ifadeyi “Akşemseddin mikrobu buldu” şeklinde özetlemek doğru olmaz. Doğrusu, Orta Çağ’da hastalıkların bir bedenden diğerine geçtiğine dair gözlemlerin ve bunu açıklamak için “tohum”, “koku”, “bulaşıcı madde” gibi kavramların kullanıldığıdır. Modern mikrop teorisi ise 19. yüzyılda Pasteur ve Koch’un deneyleriyle kuruldu.
Eserin kaynak sorunları
Maddetü’l-Hayât’ın Akşemseddin’e aidiyeti ve ifadenin özgünlüğü konusunda araştırmacılar farklı görüşlere sahiptir. Eserin bilinen nüshalarının yazım tarihleri sonradandır; bu da metne ekleme yapılmış olabileceği ihtimalini doğurur. Bazı akademisyenler ifadeyi 20. yüzyılda yapılan yorumların etkisiyle öne çıkarılmış bir bölüm olarak değerlendirir. Metnin eleştirel neşri ve nüshalar arası karşılaştırma yapılmadan kesin hüküm vermek zordur.
Dolayısıyla bu konuda sağlıklı yaklaşım, Akşemseddin’in tıbbi ilgisine saygı gösterirken, tek bir ifadeye dayanarak modern bir keşif iddiası kurmamaktır. Aynı dikkat, Hezârfen ve Lagari anlatıları gibi diğer popüler iddialar için de geçerlidir.
Orta Çağ tıbbında bulaşıcılık
İslam tıbbında bulaşıcılık konusu tartışmalıydı. Hadislerde “bulaşma yoktur” anlamına gelen bir rivayet (Buhârî, Tıb) bulunur; ancak “cüzzamlıdan aslandan kaçar gibi kaç” ifadesi de nakledilir. Âlimler bu iki rivayeti uzlaştırmak için farklı yorumlar yaptı: Hastalığın kendiliğinden değil, Allah’ın izniyle yayıldığı, ama tedbir almanın da meşru olduğu şeklinde. Dinî çerçeve tedbir almayı yasaklamadı. Karantina ve hasta bakım kurumları (bimarhaneler) Osmanlı döneminde yaygındı.
14. yüzyılda Endülüslü İbnü’l-Hatîb ve İbn Hâtime, veba salgını sırasında hastalığın temasla bulaştığını gözlemlerine dayanarak yazdı. İbnü’l-Hatîb’in bu yöndeki sözü, dini otoriteyle çelişkiyi sezmesine rağmen, deneyim ve duyu verilerinin delil olduğunu savunur. Bu gelenek, Osmanlı hekimlerine de ulaştı. Osmanlı tıbbı için Sabuncuoğlu Şerefeddin’in hayatı ve mantık ilminin yeri yazıları ek bağlam sunar.
Mikroskop öncesi hastalık kuramları
Antik ve Orta Çağ tıbbında egemen kuram, dört hılt (kan, balgam, sarı safra, kara safra) dengesine dayanıyordu. Hastalık bu dengenin bozulmasıyla açıklanırdı. Ayrıca “miasma” yani kötü hava kuramı vardı; bu kuram hastalığın kirli hava ve çürüyen maddelerden yayıldığını savunurdu. Bulaşma fikri ise bunlarla yan yana yaşadı. Bu çerçevede “tohum” benzetmesi, hastalığa neden olan gözle görünmeyen bir maddeye işaret eden tasvir olarak okunabilir.
Modern mikrop teorisine geçiş, mikroskobun icadı (17. yüzyıl), Leeuwenhoek’in gözlemleri ve 19. yüzyıldaki deneylerle gerçekleşti. Bu yüzden eski metinlerde “mikrop” arayışı çoğu zaman tarihsel olarak yanıltıcıdır; onları kendi kavramsal çerçevelerinde değerlendirmek gerekir. Bilim tarihinde yöntem tartışmaları için bilim tarihinde unutulan Müslüman buluşları yazısı da okunabilir.
Akşemseddin’in eserleri ve çevresi
Akşemseddin’e atfedilen eserler arasında tasavvufî risaleler, dua ve nasihat metinleri ile Maddetü’l-Hayât yer alır. Oğlu Hamdullah Hamdi ve müritleri aracılığıyla düşünceleri sonraki kuşaklara aktarıldı. Göynük’teki türbesi bugün ziyaret edilen bir mekândır. Kaynaklar onun Fatih’e yönelik tavsiyelerini, şehirleri korumaya, halka adil davranmaya ve ilme önem vermeye dair öğütler olarak aktarır. Bu anlatılar çoğunlukla menkıbe kaynaklıdır ve tarihî belgelerle doğrulanması güçtür; yine de Akşemseddin’in Osmanlı kültüründe önemli bir temsil gücü olduğu açıktır.
Fetih sonrası Fatih Sultan Mehmed’in ilme verdiği önem, medrese kurumlarının genişletilmesi ve tıp eğitiminin desteklenmesi gibi uygulamalarla da ilişkilendirilir. Fatih’in kurduğu Sahn-ı Semân medreseleri, Osmanlı ilim hayatının önemli bir aşamasıdır. Bu bağlamda Osmanlı bilim kurumları için Osmanlı mühendishaneleri ve Lâle Devri ve Osmanlı bilim hayatı yazılarına bakılabilir.
Sonuç
Akşemseddin, Osmanlı kültüründe hem manevi hem bilgisel yönüyle önemli bir şahsiyettir. Mikroorganizma meselesi ise onun mirasının tartışmalı ve abartıya açık bir yönüdür. Dengeli bir değerlendirme, ifadenin varlığını kaynak sorunlarıyla birlikte ele almayı ve bunu modern bilimsel keşiflerle özdeşleştirmemeyi gerektirir. Böylece hem tarihî şahsiyete saygı gösterilir hem de bilim tarihi doğruluk ilkesine uygun yazılmış olur.
Sıkça Sorulan Sorular
Akşemseddin mikrobu keşfetti mi?
Hayır, modern anlamda mikrop keşfi mikroskop çağında yapıldı. Maddetü’l-Hayât’ta geçtiği söylenen ifade, hastalıkların gözle görülmeyen “tohumlarla” bulaşabileceği fikrine işaret eder, ancak yorumu tartışmalıdır.
Akşemseddin kimdir?
1389’da Şam’da doğduğu aktarılan, Fatih Sultan Mehmed’in hocası ve İstanbul’un fethinde manevi etkisiyle bilinen bir âlim ve mutasavvıftır. 1459’da Göynük’te vefat etmiştir.
Eserin Akşemseddin’e aidiyeti kesin mi?
Maddetü’l-Hayât’ın Akşemseddin’e nispeti ve bazı ifadelerin metne sonradan eklenmiş olma ihtimali akademik tartışmalara konu olmuştur. Bu nedenle ifadeler dikkatli yorumlanmalıdır.
Orta Çağ’da bulaşıcılık fikri var mıydı?
Evet. Ortaçağ İslam hekimleri taun gibi hastalıklarda bulaşıcılığın bazı biçimlerini gözlemledi. İbnü’l-Hatîb gibi Endülüslü yazarlar 14. yüzyılda veba salgınında bulaşmanın temasla olabileceğini yazdı.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Akşemseddin" maddesi; Akşemseddin, Maddetü'l-Hayât (Risâle-i Nûriyye); Ahmed Güner Sayar vd., Akşemseddin üzerine çalışmalar; Nil Sarı, Osmanlı Tıp Tarihi çalışmaları
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Akşemseddin" maddesi
- Akşemseddin, Maddetü'l-Hayât (Risâle-i Nûriyye)
- Ahmed Güner Sayar vd., Akşemseddin üzerine çalışmalar
- Nil Sarı, Osmanlı Tıp Tarihi çalışmaları
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.